Martin Ford – Robotların Yükselişi (2018)

Makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla pek çok insanın nasıl işlerini kaybettiği konusunda bilgi ve deneyim sahibi olsak da, yapay zekânın bu anlamda yaratacağı sonuçları tam anlamıyla idrak ettiğimiz söylenemez.

Yapay zekâ, şimdilerde bize daha ziyade keyifli ve eğlenceli yönleriyle görünse de, aslında uygulamaya geçildiğinde, birçok kişiyi işinden edecek bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Hem de, öyle küçümsenecek bir tehlike değildir bu.

Martin Ford da ‘Robotların Yükselişi’nde, yapay zekânın istihdam alanlarını insansızlaştırması sonucunda muazzam bir işsizlik ve eşitsizlik dalgası riskiyle karşı karşıya olduğumuzu, daha da kötüsü, bizzat tüketici ekonomisinin çökebileceğini belirtiyor.

Ford’da göre, teknoloji bugün öylesine korkutucu bir boyut almıştır ki, artık yüksek eğitim ve maharet gerektiren işler dahi yapay zekânın tehdidi altındadır.

Yazar, bilgi teknolojisi sayesinde bazı şeyler ucuzlasa da, yapay zekânın, yani teknolojinin ilerlemesi nedeniyle mavi ve beyaz yakalı işlerin buharlaşacağını, orta sınıf ailelerin büyük bir krize savrulacağını söylüyor.

Ford’un kitabı, korkutucu gerçekler anlatıyor, fakat aynı zamanda, gelecekte bugünkünden de korkunç eşitsizlikler ve ekonomik güvensizlikle boğuşmamamız için neler yapılabileceğini de irdeliyor.

  • Künye: Martin Ford – Robotların Yükselişi: Yapay Zekâ ve İşsiz Bir Gelecek Tehlikesi, çeviren: Cem Duran, Kronik Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2018

Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin (2018)

Hitler’in seçkin Muhafız Birliği’nde yer almış Erwin Bartmann’ın anıları, Nazi Almanya’sında yaşananlara içerden tanıklık etmesiyle çok önemli bir tarihi belge.

Bartmann anılarında,

  • Henüz genç bir okul çocuğuyken Nazilerin propagandalarından nasıl etkilendiğini,
  • Alman ırkının üstünlüğü safsatasının halk arasında akıl almaz biçimde nasıl karşılık bulduğunu,
  • 17 yaşındayken Berlin’deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adım atışını,
  • 1941 yazının sonlarında Sovyet Cephesi’nde savaşmaya gidişini,
  • Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında yaralanarak geri hizmete çekilmesini,
  • Daha sonra Almanya’da Eğitim ve İkmal taburunda makineli tüfek eğitmeni olarak görevlendirilmesini,
  • Kızıl Ordu saldırıları karşısında Alman mevzilerinin bir bir çöküşünü,
  • Ve Hitler Almanya’sının sonunun hızla gelişini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Bartmann’ın kitabı, yalnızca bu tarihi olaylara dair tanıklığıyla değil, aynı zamanda harika bir dönem tasviri yapmasıyla da benzeri hatıratlardan ayrılıyor.

Politika ve askeri stratejiye boğulmamasıyla öne çıkan kitap; açlık, yorgunluk, çamur ve yağan mermilerle boğuşan askerlerin, kimi yerde roman tadı veren gerçekçi hikâyelerini sunmasıyla oldukça ilginç.

  • Künye: Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin: 1. SS Panter Tümeni’nden Bir Askerin Anıları, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, anı, 320 sayfa, 2018

Fahir Armaoğlu – Türk-Amerikan İlişkileri (1919-1997) (2017)

Tarihte kimi zaman inişli çıkışlı seyir izlediği zamanlar olsa da, Türk-Amerikan ilişkileri son dönemde tanık olduğumuz kadar bozulmamıştı.

Fahir Armaoğlu’nun kaleme aldığı bu kitap da, söz konusu ilişkinin tarihsel gelişimini izlemek için çok iyi bir rehber.

1919-1997 zaman aralığında iki ülke arasındaki alışverişi ayrıntılı bir bakışla izleyen eldeki çalışmada,

  • Sèvres, Lozan, Ermeni sorunu, Kıbrıs meselesi gibi temel konuların Türk-Amerikan ilişkilerine yansıması,
  • Atatürk-Roosevelt arasındaki yazışmalar,
  • Diplomatik anekdotlar,
  • Harbord Misyonu,
  • Ve 27 Mayıs olayı gibi, bu ilişkileri büyük ölçüde etkilemiş ilginç ve önemli olaylar ele alınıyor.

Kitabın en büyük katkısı ise, Armaoğlu’nun bu analizden yola çıkarak Türkiye-ABD ilişkilerinin alacağı biçimler hakkında öngörüler sunması.

  • Künye: Fahir Armaoğlu – Türk-Amerikan İlişkileri (1919-1997), Kronik Kitap, tarih, 264 sayfa, 2017

Halil İnalcık – Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler (2017)

Söz konusu Osmanlı olunca, hakikatle yalanı ayırt etmek kimi zaman zorlaşabiliyor.

Bunun tek nedeni, yalnızca bu tarihin sonraki tarihçiler tarafından yanlış aktarımı değil, bizzat Osmanlı tarihine dair temel kaynaklarda birçok olayın abartılması ve bu olaylarda rol almış aktörlerin efsaneleştirilmesidir.

Halil İnalcık da bu kitabında, şimdiye değin Osmanlı tarihine dair doğru bildiğimiz pek çok bilginin aslında birer efsane olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde Rumlarla olan irtibat,
  • İzmir’i fethedip Bizans’ı ürküten Türk komutanı Çaka Bey,
  • Ertuğrul Gazi’nin gerçek hikâyesi,
  • Çelebi Mehmed’in iktidar yolu,
  • İstanbul kuşatmasındaki kritik üç gün,
  • İstanbul’un fethi,
  • Boğazların 800 yıllık tarihi ve İstanbul,
  • Sultan II. Osman’ın katli,
  • İç savaş döneminin en merak edilen aktörü Kösem Sultan,
  • Sultan I. İbrahim’in katli,
  • Osmanlıların Avrupa’da Protestanlığın yayılmasındaki rolü…

Halil İnalcık bu ve bunun gibi özel olarak araştırdığı tam 18 olayı irdeleyerek, bize Osmanlı’ya dair gerçekler ve yanılgılarla yüzleşmeye davet ediyor.

  • Künye: Halil İnalcık – Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Kronik Kitap, tarih, 272 sayfa, 2017

 

Önder Kaya – İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar (2017)

Özellikle 19. yüzyılda Batı’da ortaya çıkan milliyetçilik rüzgârlarıyla birlikte Osmanlı’da da azınlıklar önemli bir sorun olarak kendini göstermeye başladı.

Bu soruna çözüm olarak Tanzimat döneminde bazı düzenlemeler yapılmış olsa da, sorun hem Osmanlı’da hem de Cumhuriyet dönemlerinde etkisi azalmak yerine daha da büyüyerek devam etti.

Önder Kaya bu önemli çalışmasında, azınlıklar sorununu Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte irdeliyor.

İslam hukukunda gayrimüslimlerin nasıl tanımlandığını ele alarak başlayan kitap,

  • İlk Türk-İslam devletlerinde azınlıkların durumu,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda azınlıklar konusunda yaşanan karmaşa ve çözüm girişimleri,
  • Erzurum ve Sivas kongreleriyle Amasya görüşmelerinde azınlıklar sorunu,
  • Misak-ı Milli ve Lozan Barış Konferansı’nda azınlıkların durumu,
  • Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyetle devam eden azınlık sorununun bugüne yansımaları,
  • Ve buna benzer önemli konular irdeleniyor.

Pek bilinmeyen ayrıntılar ve ilginç anekdotlarla zenginleşmiş kitap, halen tam anlamıyla aşıldı diyemeyeceğimiz azınlıklar konusunun geçmişi ve bugününü kavramak daha birebir.

  • Künye: Önder Kaya – İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar, Kronik Kitap, tarih, 296 sayfa, 2017

Larry Collins ve Dominique Lapierre – Kudüs… Ey Kudüs (2017)

Son zamanlarda Kudüs etrafındaki tartışmalar, yeniden alevlendi.

Peki, bu kadim şehir neden bu kadar önemli?

Biraz tarihe bakalım:

Mezmurlar kitabında şöyle yazar:

“Eğer seni unutursam, ey Kudüs, sağ elim hünerini unutsun. Eğer seni anmazsam, eğer Kudüs’ü en büyük sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın.” (137)

Matta İncil’inde, Kudüs’ü Zeytinlik Dağından seyreden Hz. İsa’nın şöyle dediği yazılıdır:

“Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taşlayan sen, tavuk yavrularını kanatları altına nasıl toplarsa, ben de senin çocuklarını kaç kere öyle toplamak istedim.”

Ve bir hadisinde Hz. Muhammed şunu demektedir:

“Ey Kudüs, Tanrı’nın seçtiği toprak ve onun kurallarının vatanı, senin duvarlarından dünya dünya oldu. Ey Kudüs, sana doğru inen çiy bütün hastalıkları iyi ediyor, çünkü geldiği yer Cennet’in bahçeleri.”

İşte bizde ilk baskısı 1994’te yapılan ‘Kudüs… Ey Kudüs’ adlı bu kitap, dinler tarihinde, siyaset tarihinde ve kültür tarihinde vazgeçilmez yeri olan bu şehrin kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kapsamıyla dikkat çeken kitap, 1948 Arap-İsrail savaşında iki kesim arasında parçalanan şehrin eski zamanlardan günümüze gelen dramatik hikâyesini titiz bir bakışla ele alıyor.

  • Filistin’i bölmek için Birleşmiş Milletler’de yapılan oylama,
  • Oylamanın Yahudiler arasında yarattığı sevinç ve Araplarda yarattığı keder,
  • Tel-Aviv ve Kudüs yolu boyunca yaşanan amansız savaşlar,
  • 1948 yılı Mart ayı boyunca Kudüs’ün neredeyse aç bırakılması,
  • Hurva’nın tahrip edilmesi ve eski şehrin yıkılmasıyla sonuçlanan saldırılar,
  • İsrail devletinin ilan edilişi,
  • Arap Lejyonu’nun Kudüs’e girişi,
  • Deir Yassin ve Hadassah Hastanesi katliamları,
  • Ve bunun gibi, Kudüs’ün tarihinde iz bırakmış pek çok tarihi ayrıntı, bu kitapta bizimle paylaşılıyor.

Bütün bunları, Kudüs tarihinde rol almış Arap ve Yahudi aktörler üzerinden yapan çalışma, Kudüs’ün bir şehirden çok daha ötesi olduğunu, çağlar öncesiyle bugünü buluşturan başlı başına bir medeniyet olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

  • Künye: Larry Collins ve Dominique Lapierre – Kudüs… Ey Kudüs, çeviren: Aydın Emeç, Kronik Kitap, tarih, 608 sayfa, 2017

Kolektif – Türkiye’de Akademik Tarihçilik (2017)

Bu kitapta bir araya gelen, Türkiye’de tarihçilik alanında tanınmış isimler, 19. yüzyıldan itibaren Batılı üniversitelerde bir kürsü olarak yer almaya başlamış akademik tarihçiliğin Türkiye’deki serüvenini ve bu alanda yaşanan güncel meseleleri tartışıyor.

Kitapta,

  • Başlangıcından bugüne akademik tarihçiliğin bilançosu,
  • Tarihçinin, bilgi üretme ve dağıtım süreçleri içinde ne kadar özgür olduğu,
  • Akademik tarihçilikten ne beklendiği,
  • İktidara göre pozisyon alan resmi tarihle akademik tarih arasında nasıl bir etkileşim olduğu,
  • Resmi tarih anlayışının akademik tarihçiliğe yansımaları,
  • Tarih bilgisi üretiminin sosyal ve siyasal gelişmelerle ilişkisi,
  • Akademik tarih yazıcılığıyla tarih ders kitapları yazımı arasındaki farklar,
  • Tarihçilerin geçmiş bilgisini nasıl inşa ettiği,
  • Ve proje eksenli tarih çalışmalarındaki belli başlı sorunlar gibi, alan için önemli konular tartışılıyor.

Kitap, tarih alanında eğitim gören öğrenciler kadar, tarihle ilgilenen ve düşünen her okurun ilgisini çekebilecek türden.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zafer Toprak, İlhan Tekeli, Yunus Koç, Mehmet Ö. Alkan, Hakan Kaynar, Arif Bilgin, Mehmet Yaşar Ertaş ve İbrahim Turan.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Akademik Tarihçilik, editör: Ahmet Şimşek ve Alaattin Aköz, Kronik Kitap, tarih, 192 sayfa, 2017

Fahir Armaoğlu – Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları, 1948-1988 (2017)

Arap-İsrail savaşları, yalnızca Filistin sorununu daha içinden çıkılmaz hale getirmedi, aynı zamanda yarattığı büyük dalgalanmalarla günümüz Orta Doğu’sunun tarihsel dinamiklerinde de önemli roller üstlendi.

Fahir Armaoğlu bu kapsamlı incelemesinde, yıllar geçtikçe daha yakıcı hale gelen Filistin meselesini merkeze alarak, 1948-1988 arasında yaşanmış Arap-İsrail savaşını ele alıyor.

Yaklaşık kırk yıl sürmesiyle modern çağın en uzun savaşı olarak bilinen Arap-İsrail savaşı, uluslararası niteliğiyle de bizim de içinde bulunduğumuz geniş bir coğrafyayı etkiledi.

Armaoğlu, Osmanlı’nın Orta Doğu’dan çekilmesinin, burada önemli bir boşluk yarattığını ve Filistin meselesiyle Arap-İsrail çekişmesinin de bu istikrarsız ortamın neticesi olduğunu savunuyor.

Yazar bu tezini işlerken, bölgeyi hem güncel hem de tarihsel bir perspektifle irdeliyor.

Çalışma, sadece Filistin sorunu ve Arap-İsrail savaşları için değil, en basitinden bugün Suriye’nin içinde bulunduğu durumu da daha iyi kavramak için iyi bir kaynak.

  • Künye: Fahir Armaoğlu – Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları, Kronik Kitap, tarih, 584 sayfa

Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943 (2017)

Önemli bir tarihi figür olan Kont Galeazzo Ciano’nun çok sıra dışı bir hikâyesi var.

Kendisi, Mussolini’nin damadıydı.

Fakat onu daha da dikkat çekici kılan husus, Ciano’nun Yüksek Faşist Konsey’de Mussolini’nin görevden alınması lehine oy kullandığı ve kendisinin bu yüzden kurşuna dizilmiş olması.

Ciano’nun Savaş Günlükleri ise, 2. Dünya Savaşı ve Mussolini dönemi İtalya’sı açısından en önemli kaynaklardan biri.

Burada, Ciano’nun 2. Dünya Savaşı’na yön vermiş önemli aktörlerle yaptığı görüşmeleri ve fikirleri yer alıyor.

Günlüklerde,

  • İtalya’nın Arnavutluk’u nasıl ilhak ettiği ve Hırvatistan için hangi planlarının olduğu,
  • Ülkenin savaşa nasıl hazırlıksız yakalandığı,
  • Yunanistan ve Kuzey Afrika’da yaşadığı felaketlerin nedenleri ve bunun gibi pek çok önemli bilgiyi barındırıyor.

Bu günlüklerin bizi de ayrıca ilgilendiren yönü ise, İtalya’nın Balkanlar’da Türkiye’yi nasıl izlediğini ve İtalya’daki faşist iktidarın 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Türkiye’ye karşı düşüncelerinin neler olduğunu aydınlığa kavuşturması.

  • Künye: Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, tarih, 640 sayfa

Emrah Safa Gürkan – Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları (2017)

On altıncı yüzyılda istihbarat her ne kadar henüz kurumsallaşma aşamasında olsa da, bu dönemi istihbaratın “Altın Çağı” olarak tanımlayanlar da var.

İşte Emrah Safa Gürkan da bu nitelikli çalışmasında, Osmanlı, Habsburg ve Venedik istihbarat faaliyetlerinin kapsamlı bir karşılaştırmasını yapıyor ve tüccar, korsan, asker ve denizcilerin ilginç hayat hikâyelerinin ve bunların istihbari faaliyetlerinin detaylarını sunuyor.

O dönem dünyanın iki büyük imparatorluğu olan Osmanlı ve Habsburglar arasındaki emperyal rekabetin, haber almanın ve diğer casusluk faaliyetlerinin önemini görülmemiş şekilde arttırdığını belirten Gürkan’ın kitabında öne çıkan konular şöyle:

  • Osmanlı casuslarının nasıl bir geçmişe sahip olduğu,
  • On ayrı Osmanlı casusunun birbirinden ilginç hikâyeleri,
  • Osmanlı istihbaratının sivil, askeri ve diplomatik mecraları, başka bir deyişle Osmanlı istihbaratının casuslar dışındaki belli başlı bilgi kaynakları,
  • Osmanlı ekâbirinin ve serhad idarecilerinin emrindeki istihbarat ağları ile merkezi hükümetin istihbarat içindeki rolü,
  • Osmanlıların kontrespiyonaj, yani rakip istihbarat örgütlerine karşı verdikleri mücadele faaliyetleri…

Künye: Emrah Safa Gürkan – Sultanın Casusları: 16. Yüzyılda İstihbarat, Sabotaj ve Rüşvet Ağları, Kronik Kitap, tarih, 336 sayfa