Mevlüt Çelebi – Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa (2010)

Yaşadığı dönemde dünyanın en yaşlı adamı olarak ün salan Zaro Ağa, resmi kayıtlara göre 1777-1934 yılları arasında yaşadı.

Elimizdeki çalışmayı kaleme alan Mevlüt Çelebi, haklı olarak, Zaro Ağa’nın yakın tarihin ilk medya starı olduğunu söylüyor.

Özellikle yaşadığı son on yılda yakından takip edilen Zaro Ağa’nın, uzun yaşamının sırrı ve kadınlara ilgisine kadar hemen her şeyi merak edilmiş, bu ilgi dünya çapında yayılmış ve Zaro Ağa Avrupa ve Amerika seyatlerine dahi çıkarılmıştı.

1920 ve 1930’larda basında yer alan haberlerin derlemesinden ve bazı yabancı gazetelerde çıkan yazılardan oluşturulan çalışma, Zaro Ağa’yı yeniden ve doğru bir şekilde tanıtıyor.

  • Künye: Mevlüt Çelebi – Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa, Libra Kitap, biyografi, 338 sayfa

Cevdet Yılmaz – Risk Kapıyı Kırınca (2010)

Cevdet Yılmaz ‘Kentlerde Yoksulluk, Dayanışma, Güven ve Güvenlik’ alt başlığını taşıyan ‘Risk Kapıyı Kırınca’da, kentlerdeki risk durumunu, sistemin içinde yer almanın kurallarını ve yoksulluğu irdeliyor.

Yılmaz ilk olarak, risk kavramının tarihsel ve kavramsal kullanımlarının bir değerlendirmesini yaparak, Ulrich Beck, Zygmunt Bauman ve Anthony Giddens’in yaklaşımlarını tartışmaya açıyor.

Daha sonra, risk toplumu kuramsal çerçevesini Türkiye özelinde değerlendiren yazar, Türkiye’de göç, kentleşme ve geleneksel refah rejimini inceliyor.

Yılmaz ardından, İzmir’in Yeşilçam mahallesindeki alan araştırmalarının sonuçlarından hareketle, kentlerdeki dönüşümleri kuramsal bir çerçeveye oturtuyor.

  • Künye: Cevdet Yılmaz – Risk Kapıyı Kırınca: Kentlerde Yoksulluk, Dayanışma, Güven ve Güvenlik, Libra Kitap, sosyoloji, 303 sayfa

Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet (2019)

Kendisini laik olarak tanımlayan bir ülkede Diyanet’in ne işi var?

Diyanet kurulduğu tarihten bu yana, iktidara gelmiş sağcıların ideolojilerini meşrulaştırma işlevini üstlendi.

Özellikle 1970’lerde Diyanet Gazetesinde çıkmaya başlayan milliyetçi-muhafazakâr ve devletçi yazılarla birlikte kurumun siyasallaşma süreci başlar.

1980 öncesi süreç, aynı zamanda Diyanet’in siyasi kutuplaşma ve çatışma ortamına verdiği yanıtlarla da hatırlanır.

Sonrasında, Diyanet’i tutabilene aşk olsun.

1980 sonrası “milletçe dayanışma ve bütünleşme” rolü tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumsallaşmasını tamamlayıp toplumsal bir aktör olarak öne çıktı.

Dini alanda tek resmî otorite, başka bir deyişle tekel olan kurum, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla da ekonomik bir güç halini aldı ve böylece kamusal alanda giderek büyüdü.

Bugün Türkiye’de din ve devlet işlerinin tümüyle iç içe geçtiği bugüne baktığımızda ise, Diyanet’in AKP ile paralel söylem üreten ve giderek ona bağlı bir kurum haline geldiği görülüyor.

Bunun en iyi örneğini ise, 15 Temmuz sürecinde dinî otoritesini kolektif otorite ile birleştirmesiyle gördük.

İşte Mehmet Talha Paşaoğlu’nun bu kitabı da, kuruluşundan bugüne Diyanet’in geçirdiği dönüşümü kayda alan enfes bir çalışma.

Türkiye’de din ve siyaset ilişkisinin tarihselliğini irdeleyerek çalışmasına başlayan Paşaoğlu, devamında da,

  • Tek parti döneminin din politikası,
  • Diyanet İşleri Reisliği’nin birinci dönemi (1924-1950),
  • Çok partili dönemde din politikaları,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ikinci dönemi (1950-1965),
  • 1980 sonrası din politikası,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurumsallaşmasını tamamladığı dördüncü dönemi, (1982-2003),
  • Kurumsal söylemin sürekliliğinde hutbelerin rolü,
  • Diyanet’in özerkleşmenin alameti olarak Türkiye Diyanet Vakfı,
  • AKP iktidarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yenilenen konumu,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın beşinci dönemi (2003-2019),
  • Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü bağlamında, Diyanet’in kurumsallaşma sonrası yayın politikası,
  • Milli birlik ve beraberlik söyleminin taşıyıcısı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı,
  • Ve milli birlik ve beraberlik söyleminin uygulanma alanı olarak 15 Temmuz örneği gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Künye: Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet: Diyanet İşleri’nin 95 Yıllık Hikâyesi, Libra Kitap, din, 312 sayfa, 2019

İlyas Yazar – Kânî Dîvanı (2010)

İlyas Yazar ‘Kânî Dîvanı’nda, divan şiirinin temsilcilerinden Tokatlı Ebû Bekir Kânî’ye ait divanın tenkitli metnini ve tahlilini sunuyor.

Üç bölümden oluşan kitabın girişinde, Kânî’nin yetiştiği 18. yüzyılın tarihi, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan genel çizgileri ele alınıyor.

Kânî’nin hayatı, görevleri, Mevleviliği, edebi kişiliği, eserleri ve Divân’ın, şairin edebi kişiliğine katkısı, kitabın birinci bölümünün konusu.

Çalışmanın ikinci bölümünde, Dîvân’ın şekil özellikleri değerlendiriliyor ve bu eserden hareketle Kânî’nin sanatı dil üslup özellikleri açısından ortaya konmaya çalışılıyor.

Son bölümde ise, Dîvân’ın yazma nüshaları değerlendirilerek tenkitli metin veriliyor.

  • Künye: İlyas Yazar – Kânî Dîvanı, Libra Kitap, inceleme, 760 sayfa

Mehmet Çelik – Balkanlar’da Tanzimat (2010)

Mehmet Çelik ‘Balkanlar’da Tanzimat’ta, 1864-1868 yılları arasında Tuna Vilâyeti’nde valilik yapmış Midhat Paşa’nın reformlarını ve Rusya’nın Panislavist politikalarıyla yükselen Bulgar ihtilal hareketiyle mücadelesini analiz ediyor.

Çalışma buradan hareketle, Midhat Paşa’nın bu pilot bölgedeki imparatorluk içerisindeki diğer vilâyetlere de örnek oluşturacak reformlarını, milli ayaklanmalara karşı mücadelesiyle karşılıklı bir ilişki ekseninde ele alıyor.

Bu incelemeyi de, 19. yüzyıl Balkan dünyasının bir panoramasını çizerek yapması ise, çalışmanın en özgün katkılarından.

  • Künye: Mehmet Çelik – Balkanlar’da Tanzimat: Midhat Paşa’nın Tuna Vilâyeti Valiliği, Libra Kitap, tarih, 150 sayfa

Mehmet Yavuz Erler – Osmanlı Devleti’nde Kuraklık ve Kıtlık Olayları (2010)

Mehmet Yavuz Erler, elimizdeki çalışmasında 1800-1880 yıllarında Osmanlı coğrafyasında kıtlığa neden olan doğal afetlerin Osmanlı maliyesi ve sosyal yaşamı üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kıtlığı ortaya çıkaran sebeplerden biri olarak kuraklığı detaylı bir biçimde irdeleyen yazar, kuraklık sahası olarak Ankara, Konya ve civar vilayetleri ele alıyor.

Yazar kitabının ilk bölümünde kıtlık olaylarının sebeplerini, ikinci bölümde de Ankara ve Konya’daki kuraklığı inceliyor.

Kitabın üçüncü bölümü, Osmanlı ulaşım ağının kuraklık sahasına yapılan yardım sevkiyatındaki konumunu ve gıda sevkiyatındaki güçlükleri; son bölüm ise, kuraklığın sonuçlarını ele alıyor.

  • Künye: Mehmet Yavuz Erler – Osmanlı Devleti’nde Kuraklık ve Kıtlık Olayları, Libra Kitap, tarih, 400 sayfa

Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (2019)

Pederasti, günümüzde bir erişkinin yalnızca ya da öncelikle erkek çocuklara cinsel ilgi duyması olarak adlandırılan bir durum.

Bu durum çağlar boyunca her coğrafyada görülmüş olsa da, 12. yüzyıldan itibaren Batı dünyasında bu duruma karşı sert tedbirler alınmaya başlandı.

Yasin Özdemir de, Osmanlı’da pederastinin macerasını çok yönlü bir şekilde izliyor.

Yazar, Osmanlı’da ilk başlarda tecavüz olmadığı sürece pek karışılmasa da modernite ile birlikte bu duruma karşı her alanda tedbirli olmaya çalışıldığını, fakat toplum ve hukukun bu konuda büyük bir sessizliği büründüğünü ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Batı toplumlarında pederasti,
  • Osmanlı ve Osmanlı öncesi Doğu toplumlarda pederasti,
  • Osmanlı kanunnamelerinde, fetvalarda ve mahkemelerde pederastinin kendine nasıl bulduğu,
  • Pederasti suçları için verilen cezaların oranı,
  • Osmanlı edebiyatında pederastinin işlenişi,
  • Ve seyyahların gözünden Osmanlı’da pederasti gibi konular ele alınıyor.

Zengin belgelere dayanan çalışma, konuya dair merak edilen pek çok ayrıntıyı aydınlatmasıyla çok önemli.

  • Künye: Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (1451-1839), Libra Kitap, tarih, 208 sayfa, 2019

Oya Dağlar Macar – Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri (2010)

Oya Dağlar Macar’ın ‘Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri’ adlı bu incelemesi, bu sefer benzer çalışmalardan farklı olarak Balkan Savaşları’nın cephe gerisindeki duruma, sağlık alanındaki boyutlarıyla bakıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bu dönemdeki sağlık teşkilatı; seferberlik hazırlıkları çerçevesinde sağlık hizmetleriyle ilgili düzenlemeler; savaş sırasında, başta salgın hastalıklar olmak üzere sağlık alanında yaşanan sorunlar ve bu sorunların çözümüne ilişkin faaliyetler; sağlık hizmetlerinin savaştaki önemi, çalışmanın omurgasını oluşturuyor.

Kitap, Balkan Savaşları’ndaki bulaşıcı hastalıklar üzerinden, savaş-sağlık ilişkisini kapsamlı bir gözle değerlendiriyor.

  • Künye: Oya Dağlar Macar – Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri, Libra Kitap, tarih, 286 sayfa

Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın (2010)

Fatma Kılıç Denman bu incelemesinde, 26 Ekim 1908’de Selanik’te yayınlanmaya başlayan, İttihatçı genç erkeklerin çıkardığı ve bazen kadınların yazılarının da yer aldığı ‘Kadın’ isimli dergiye odaklanıyor.

Osmanlı kadın hareketine katkıda bulunan dergi, aynı zamanda İttihat ve Terakki Partisi’nin ilkelerini aktarmak gibi siyasi bir misyon da üstlenmişti.

İkinci Meşrutiyet döneminin bir arka planını ve Jön Türklerin ideolojik yapılarını, sosyal ve siyasî fikirlerini anlatarak çalışmasına başlayan Denman, ardından derginin karakteristik özelliklerini, misyon ve felsefesini ve dönemin kadın eksenli tartışmalarının ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

  • Künye: Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın, Libra Kitap, tarih, 272 sayfa

Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (2019)

Osmanlı-Alman ilişkileri, şu ana kadar farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, elimizdeki çalışma, söz konusu ilişkiyi erken dönem sinema perspektifinden incelemesiyle dikkat çekiyor.

Oya Kasap Ortaklan’ın 1895-1918 zaman aralığını kapsayan çalışması, Osmanlı ve Alman İmparatorlukları arasında sinemanın ilk yıllarından itibaren nasıl bir temas kurulduğunu ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri çok yönlü bir biçimde izliyor.

Dört bölümden oluşan kitapta,

  • İki imparatorluğun yakınlaşması ve sinemanın bu yakınlaşmadaki rolü,
  • İmparator II. Wilhelm’in İkinci Doğu gezisi sırasında çekilen filmler ve gösterimleri,
  • Sultan II. Abdülhamid’e önerilen filmler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sinema,
  • Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşlarının sinemadaki görünümleri,
  • Alman İmparatorluğu’nda Osmanlı üzerine gösterilen filmler,
  • Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu’nda film gösterimleri,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarında sinema,
  • Savaş boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda gösterilen Alman yapımı kurmaca filmler,
  • Savaşın sinema yoluyla seferber edilmesi,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Çalışma, erken dönem sinemanın, devletler nezdinde ve uluslararası ilişkilerdeki yerini, yarattığı yeni görme biçimleriyle seyirciyi yönlendirme gücünü, sinemanın ulusötesi yapılanmasını ve sinemanın propaganda gücünü ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (1895-1918) , Libra Kitap, tarih, 440 sayfa, 2019