Mehmet Ata Az – Akılların Birliği (2021)

‘Akılların Birliği’, İslam felsefesiyle Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Mehmet Ata Az bu ilişkiyi, İbn Rüşd ve Thomas Aquinas’ı merkeze alarak irdeliyor.

Aristoteles’in aklın mahiyeti ve nefsle ilişkisine dair muğlaklıklar barındıran tanımı, Aristoteles yorumcuları arasında aklın mahiyetine ilişkin farklı yorumların ve ciddi tartışmaların oluşmasına zemin hazırladı.

İslam dünyasının son büyük Aristoteles yorumcusu ve Latin dünyanın meşhur “commentator”ü İbn Rüşd de ‘De Anima’ya yazdığı yorumlarda, özellikle de ‘eş-Şerhu’l-kebîr’de problemi felsefî ve teolojik yansımaları bağlamında ele aldı.

Faal aklın ayrık, değişmez ve etkilenmez niteliklerinin heyûlânî akılda da bulunduğunu ileri süren İbn Rüşd, heyûlânî aklın semavî akıllar arasında yer alan dördüncü bir varlık türünü temsil ettiğini, herkeste bulunan tek bir akıldan ibaret olduğunu iddia ederek büyük bir tartışmanın da başlamasına yol açtı.

İbn Rüşd’ün en büyük okuyucu ve eleştirmenlerinin başında gelen Thomas Aquinas, Aristoteles’in aklın mahiyeti ve fiillerine ilişkin tanımını, daha ziyade aklın ontolojik gerçekliği olup olmadığı sorunu bağlamında ele alarak İbn Rüşd’ün heyûlânî aklın ayrık, ortak ve tek bir akıl olduğu tezini, bireysel nefsin ölümsüzlüğüne, kişisel kimliğin devamına ve bireysel akletmeye imkân tanımaması gibi felsefî ve teolojik gerekçelerle eleştirmişti.

Mehmet Ata Az da, İbn Rüşd’ün akılların birliği ve müşterekliği tezini Aquinas’ın ‘Akılların Birliği Meselesinde İbn Rüşdcülere Reddiye’ adlı eserindeki eleştirileri bağlamında değerlendirerek İslam felsefesi ile Latin Ortaçağ felsefesi arasındaki sıkı ilişkiyi gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mehmet Ata Az – İbn Rüşd ve Thomas Aquinas’ta Akılların Birliği, Klasik Yayınları, felsefe, 351 sayfa, 2021