Buket Cengiz — Edebiyatımızda Kent Hakkı Romanları (2026)

Buket Cengiz’in bu çalışması, Henri Lefebvre’in “kent hakkı” kuramını merkeze alarak 1960’lardan günümüze Türk romanında İstanbul’un nasıl temsil edildiğini inceliyor. Kitap, kenti yalnızca binalar ve sokaklardan oluşan fiziksel bir mekân olarak değil; iktidar ilişkilerinin, sınıfsal mücadelelerin, göç deneyimlerinin ve aidiyet arayışlarının kesiştiği toplumsal bir alan olarak değerlendiriyor. Kentsel dönüşüm, mekânsal eşitsizlik ve neoliberal kent politikalarının edebiyattaki yansımalarını ele alırken, “İstanbul kimin şehridir?” sorusunu romanlar üzerinden yeniden tartışmaya açıyor.

‘1960’lardan Günümüze Edebiyatımızda Kent Hakkı Romanları’ (‘Right to the City: Novels in Turkish Literature from the 1960s to the Present’), İstanbul üzerine kurulan iki baskın anlatıyı karşı karşıya getiriyor. Bir yanda kaybolan eski İstanbul’a duyulan özlem etrafında şekillenen, kente sonradan gelenleri dışlayan seçkinci nostaljiyi inceliyor; diğer yanda ise göçmenlerin, işçilerin, yoksulların ve kent çeperlerinde yaşam mücadelesi veren insanların bakış açısından gelişen alternatif anlatıları öne çıkarıyor. Cengiz, bu ikinci damarı “kent hakkı romanları” olarak adlandırıyor ve bu eserlerin, görünmez bırakılan toplulukların şehir üzerindeki hak iddialarını edebiyat aracılığıyla görünür kıldığını savunuyor.

Kitapta Orhan Kemal, Muzaffer İzgü, Latife Tekin, Ayhan Geçgin, Hatice Meryem ve Orhan Pamuk gibi farklı dönemlerden yazarların romanları karşılaştırmalı biçimde inceleniyor. Bu eserlerde göç, yoksulluk, barınma sorunu, gecekondu mahalleleri, kentsel dönüşüm ve yerinden edilme gibi olguların karakterlerin yaşamlarını nasıl biçimlendirdiği gösteriliyor. Kent hakkı kavramı yalnızca şehirde yaşama hakkını değil; kenti dönüştürme, kamusal alanı paylaşma, karar süreçlerine katılma ve kent yaşamını birlikte şekillendirme hakkını da kapsıyor. Böylece roman kahramanlarının gündelik mücadeleleri, daha geniş toplumsal adalet ve mekânsal eşitlik tartışmalarıyla ilişkilendiriliyor.

Cengiz, İstanbul’un geçirdiği dönüşümün yalnızca fiziksel çevreyi değil, hafızayı, kimliği ve aidiyet duygusunu da değiştirdiğini vurguluyor. Tarihî mahallelerin dönüşmesi, yoksulların merkezden çepere itilmesi ve kentin giderek ticarileşmesi, romanlarda bireylerin yaşam deneyimlerini belirleyen temel dinamikler olarak öne çıkıyor. Bu nedenle şehir, olayların geçtiği sıradan bir fon olmaktan çıkıyor; karakterlerin kaderini belirleyen, çatışmaları derinleştiren ve toplumsal ilişkileri yeniden kuran etkin bir özneye dönüşüyor.

Sonuç olarak eser, Türk romanını kent çalışmaları ve eleştirel şehir kuramı ışığında yeniden okuyarak, İstanbul’un yalnızca geçmişe duyulan nostaljiyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Kentin gerçek sahiplerinin yalnızca tarihî mirası temsil eden seçkin kesimler olmadığını; göçmenlerin, emekçilerin ve kent çeperlerinde yaşayan görünmez toplulukların da şehir üzerinde söz söyleme ve onu dönüştürme hakkına sahip olduğunu gösteriyor. Böylece İstanbul romanlarının, kent hakkı mücadelesini edebiyatın imkânlarıyla görünür kılan güçlü bir anlatı geleneği oluşturduğunu savunuyor.

N. Buket Cengiz — 1960’lardan Günümüze Edebiyatımızda Kent Hakkı Romanları
Çeviren: Mehmet Zeki Giritli • Koç Üniversitesi Yayınları
İnceleme • 256 sayfa • 2026