Nicolas Grimal — Antik Mısır Tarihi (2026)

Nicolas Grimal’in bu eseri, Antik Mısır tarihini en eski dönemlerden Roma egemenliğine kadar kronolojik ve bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Grimal, Nil vadisinin coğrafyasının Mısır uygarlığının oluşumunda belirleyici bir rol oynadığını vurguluyor. Nil’in düzenli taşkınları tarımı mümkün kıldı ve bu verimli ortam erken yerleşimlerin gelişmesini sağladı.

Yazar, hanedanlık öncesi dönemden başlayarak siyasi birlik sürecinin nasıl oluştuğunu anlatıyor. Yukarı ve Aşağı Mısır’ın birleşmesiyle birlikte firavun merkezli güçlü bir devlet yapısı ortaya çıkıyor. Bu dönem aynı zamanda yazının, bürokrasinin ve dinsel kurumların kurumsallaşmaya başladığı bir aşamayı temsil ediyor. Grimal, bu sürecin yalnızca siyasi bir birleşme olmadığını, aynı zamanda ortak bir kültürel kimliğin oluşmasını sağladığını gösteriyor.

‘Antik Mısır Tarihi’ (‘Histoire de l’Égypte Ancienne’), Eski Krallık döneminde piramitlerin inşa edildiği güçlü merkezi devletin yükselişini inceliyor. Firavunların tanrısal otoritesi siyasal düzenin temelini oluşturuyor ve devlet büyük mimari projelerle gücünü görünür kılıyor. Ancak zamanla merkezi otorite zayıflıyor ve Birinci Ara Dönem adı verilen siyasi parçalanma süreci ortaya çıkıyor. Grimal bu kırılmanın ardından Orta Krallık döneminde yeniden güçlü bir devletin kurulduğunu anlatıyor. Bu dönemde idari reformlar, edebiyatın gelişmesi ve bölgesel yönetimlerin yeniden düzenlenmesi dikkat çekiyor. Daha sonra Yeni Krallık döneminde Mısır büyük bir imparatorluk hâline geliyor. Özellikle III. Thutmose, Akhenaton ve II. Ramses gibi hükümdarların dönemlerinde askeri seferler, diplomasi ve dinî reformlar Mısır tarihinin yönünü değiştiriyor.

Grimal eserin son bölümlerinde Mısır’ın giderek artan dış baskılarla karşılaştığını anlatıyor. Yeni Krallık’ın sonrasında Libyalılar, Nubyalılar, Asurlular ve Persler gibi güçler Mısır üzerinde hâkimiyet kuruyor. Daha sonra Büyük İskender’in fethiyle birlikte Helenistik dönem başlıyor ve Ptolemaios hanedanı Mısır’ı yönetiyor. Bu süreçte Yunan ve Mısır kültürleri iç içe geçiyor. Sonunda Roma egemenliğiyle birlikte firavunluk geleneği sona eriyor. Nicolas Grimal, bütün bu dönemleri siyasi tarih, din, sanat ve toplum yapısını birlikte ele alarak anlatıyor. Bu nedenle eser Antik Mısır tarihini kapsamlı biçimde açıklayan temel çalışmalar arasında yer alıyor ve alanın en önemli başvuru kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor.

Nicolas Grimal — Antik Mısır Tarihi
Çeviren: Özcan Doğan • Doğu Batı Yayınları
Tarih • 762 sayfa • 2026

Claude Grange, Régis Debray – Son Nefes (2023)

“Binyıllar yıl geçti ama insan ölüme alışamadı bir türlü.”

‘Son Nefes’, Malraux’nun bu sözleriyle başlıyor.

Maurice Blanchot, “Ölüm insanın olanağıdır, onun şansıdır, tamamlanmış bir dünyanın geleceği bize onun aracılığıyla kalır.” demişti.

Cioran ise, “Ölüm bir çözüm olmasaydı, faniler şöyle ya da böyle onu atlatmanın bir yolunu mutlaka bulurdu.” demişti.

Régis Debray ve Claude Grange’ın kaleme aldığı ‘Son Nefes’, çaresiz hastalıklar nedeniyle ölmekte olan insanların son anlarına odaklanıyor ve hayli çarpıcı, dramatik, yer yer trajik hikâyeler aktarıyor.

Satırlar arasında o insanların korkuları, kaygıları, çaresizlikleri, pişmanlıkları güçlü bir biçimde hissediliyor.

Bu yönüyle ‘Son Nefes’ kimi zaman ağır ve hazmedilmesi zor bir anlatıya dönüşüyor.

Fakat özellikle güncel bir eser olması itibarıyla, hassas meselelere ve onlara dair tartışmalara çok önemli katkılar sunuyor.

Ölümü olağan bulmak ile ölümden korkmamak apayrı şeyler.

Hepimiz bir gün öleceğiz demek kolay, ama yakında öleceğim, ben öleceğim demek zordur.

Grange, ölmekte olan insanlarla nasıl konuşacağımızı bilmek büyük bir meziyettir, diyor.

Yaşlılık ve yaşlılar, kitabın gündeminde önemli bir yer tutuyor.

Grange ve Debray bunlara dair algımızın zaman içinde nasıl değiştiğine dair dramatik gözlemler aktarıyorlar, modern toplumlara ciddi eleştiriler getiriyorlar.

Debray’nin ifadesiyle “hiçbir şey üretmeyen ve doğru dürüst tüketmeyen” yaşlılar her yerde birer fazlalığa dönüştüler.”

Evin bir köşesinde sessizleşip silindikçe varlığı makbul görülen kişiler oldular.

Onlar bir kez yaşlanmakla, elden ayaktan düşmekle hayatlarının hatasını yapmışlardır!

Yaşadıkları fazladan her gün için neredeyse mahcubiyet duyacak kadar sessizleşmiş, küçülmüşlerdir.

  • Künye: Claude Grange, Régis Debray – Son Nefes: Ölmekte Olanlara Eşlik Etmek, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 109 sayfa, 2023

Gabriel Tarde – Ekonomik Psikoloji (2023)

Gabriel Tarde sosyoloji, psikoloji, ekonomi, kriminoloji ve hukuk alanlarında eserler vermiş ve yaşadığı dönemdeki hâkim anlayışlardan farklı bir yaklaşımla önemli katkılar yapmış bir düşünür.

‘Ekonomik Psikoloji’ toplumu ve toplumsal evrimi (tarihi) zihinler-arası etkileşimlerin bir büyük serüveni olarak okuyan Tarde’ın eserleri arasında önemli bir yer tutuyor.

Olgunluk dönemi eseri olması ve Tarde’ın temel fikirlerini içermesi itibarıyla, bu kitap bireysel ve toplumsal psikolojilerin, algıların, deneyimlerin, fikirlerin, arzuların, duyguların, benzerliklerin veya benzemezliklerin, karşıtlıkların, sapmaların, atılımların ya da atıllıkların, kabullerin yahut itirazların ekonomik, toplumsal ve tarihsel dönüşümlerde oynadığı rollere odaklanan ve böylelikle farklı bir okuma biçimi öneren zengin ve kışkırtıcı bir zihin dünyası sunuyor.

“Ekonomistler homo economicus’u tasarlamakla çifte bir soyutlama yaptılar. Bir insanı kalbinde insancıl hiçbir şey olmadan tasarlamak büyük bir yanılgıdır… Ekonomik psikolojiye düşen görev, zenginliklerin üretiminin, dağıtımının ve tüketiminin duygusal denilen yönlerini yeniden ilk ve gerçek yerine koymaktır.”

‘Ekonomik Psikoloji’de Tarde temel yaklaşımını taklit, tekrar, adaptasyon ve karşıtlık gibi kavramlar üzerine kuruyor ve bunları varoluşların temel işleyiş tarzları olarak değerlendiriyor.

“Tekrar, yani ışık, ısı ve ses dalgaları serisi, yıldızların çekim kuvveti, moleküllerin iç dönüş hareketleri; yaşamsal döngü, beslenme, solunum, dolaşım ve hepsini kapsayan bir nesille başlayacak olan tüm organik fonksiyonlar; dil, din, bilgi, eğitim, iş, tüm sosyal aktiviteler, tek kelimeyle: taklit.”

  • Künye: Gabriel Tarde – Ekonomik Psikoloji, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 379 sayfa, 2023

R. A. Schwaller de Lubicz – Mısır Mucizesi (2023)

Bilgeliğin en önemli merkezlerinden biri olan Antik Mısır dünyası tarihe, sanata, mimariye ve bilime merak duyan herkesin ilgisini çekiyor.

Esasen bütün Antik Mısır kültürü ve firavunî gelenek, çözümlenmeyi bekleyen birçok gizemin kaynağı olarak da görüldü.

Dünyadaki sayılı Mısırbilim uzmanlarından Lubicz’in bu yapıtı ezoterizm, hermetizm, hiyeroglifler, sembol ve tasvirler, anlatı ve mitoslar, sayı ve elementler, renkler ve geometrik formlar, harfler, tapınaklar, göksel cisim ve sistemlerle ilgili günümüz insanı için epey şaşırtıcı bilgiler sunuyor.

Uzun yıllar bilgi ve verileri bizzat yerinde tespit eden yazar, tüm bunların nasıl yorumlanması gerektiğine dair öncü bir çalışmaya imza atıyor.

Antik Mısır’da Bilgi’nin yeryüzündeki temel varlık amacı ve hedefi olarak Tapınak, salt dinsel bir mabet değil, esasen Mutlak Evrensel Hakikat’in hem yeryüzündeki nihai ve biricik tezahürü hem de izdüşümü, konumu, ikametgâhı ve evidir.

İnsan tapınağı inşa ederken, tapınak da kendisini yaratacak bilgeliğe ulaşan insanı bizzat bu yaratım süreci içinde inşa eder, tamama erdirir.

Mutlak bilgiye ve dolayısıyla bilgeliğe erişen insan, dünyevi bir bedenden ibaret olmadığını, Evrensel Hakikat’in sayılar, orantılar, formlar, vasıflar ve işlevler suretindeki tecellisi olduğunu bilir: İnsan tapınaktır.

Kitaptan bir alıntı:

“Eski Mısır dünyasında her şey bir semboldür; yaşamdaki her eylem, her dinî ritüel, her dikilitaş, her anıt, her hiyeroglif, hattâ hiyeroglifin rengi ve yeri, her tasvir, kullanılan her objenin şekli, kısacası her şey Bilgelik Yasası’na riayet eder ki bu yasa her şeyi kendi kozmik doğasının ahenkli alanına yerleştirir.”

  • Künye: R. A. Schwaller de Lubicz – Mısır Mucizesi: Bilgelik, Ezoterizm ve Sayılar, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2023

Serge Gruzinski – Orada Saat Kaç? (2010)

Tarihçi Serge Gruzinski ‘Orada Saat Kaç?’ta, 16. yüzyılda, Meksikolu Heinrich Martin ile İstanbul’da yaşayan isimsiz bir yazarın, çok farklı coğrafyalarda bulunmalarına rağmen, ortak hisleri ve duyuşlarıyla dünyayı nasıl benzer biçimde algıladıklarını ortaya koyuyor.

Yazar, ele aldığı kişilerin bakış açıları aracılığıyla, başka dünyalara dair sorgulamaların temeline iniyor ve bu sorgulamaların yalnızca yakın dönemdeki iletişim teknolojilerinin yarattığı etkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda uzak geçmişte de benzer durumların yaşandığını gözler önüne seriyor.

Kitap bir yönüyle de, insanların birbirlerini anlama çabalarının ve sınırları yıkmaya yönelik girişimlerinin hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Serge Gruzinski – Orada Saat Kaç?, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 220 sayfa