Vincent Descombes – Platonculuk (2020)

Platonculuğun özlü bir tanımı ve tarihini sunduğu kadar, Platon’un suret ve ikiz, bir ve çok, aynı ve başka, oluş ve idealar teorisi gibi zorlu sorularına yanıt arayan özgün bir çalışma.

Vincent Descombes aynı zamanda, Platon’un ‘Kratylos’, ‘Parmenides’, ‘Sofist’, ‘Philebosk’ ve ‘Phaidon’ diyaloglarını derinlemesine inceleyerek Platon düşüncesini en ince ayrıntılarına kadar aydınlatıyor.

Kitap, üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde Platonculuğun tarihinden filozoflara göre Platonculuğa pek çok konu ele alınıyor.

İkinci bölüm, tümüyle Platoncu soruların yanıtlanmasına ayrılmış.

Üçüncü bölüm “oluş” ve “varlık derecesi” gibi Platoncu ayırımların, dördüncü ve son bölüm ise, “çok”, “birin sureti” ve “başkalık” gibi Platoncu argümanların sıkı bir sağlamasını yapıyor.

Platon, ‘Theaitetos’ adlı diyalogunda, “Hayret, felsefenin başlangıcıdır.” demişti.

Descombes’in çalışması ise, Batı düşüncesini derinden etkilemiş bu büyük filozofun sistemine daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Vincent Descombes – Platonculuk, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 143 sayfa, 2020

Mircea Eliade – Babil Simyası ve Kozmolojisi (2020)

Kadim Mezopotamya kültüründe simya ve kozmolojinin yeri üzerine usta işi bir antropolojik çalışma.

Mircea Eliade, yeni bir baskıyla yayımlanan kitabında, kozmos ve büyü ilişkisini; Mezopotamya’da kutsal kent algısını; yaşam ağacı anlayışını; büyü ve metalurji arasındaki ilişkiyi; yaratılış ve doğuş mitini; bitkilerin, madenlerin ve taşların cinselliğini; hekimlik ve büyü sanatlarını; Babil simyasında karşıtlıkları; doğumla ilgili kurbanları; simya ve mistisizmi ve bunun gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Kitap, ilk uygarlıklarda hayata bakışın, çalışma ve inancın, nesne ve adların bugünden farklı bir karşılığı bulunduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koymasıyla çok önemli.

  • Künye: Mircea Eliade – Babil Simyası ve Kozmolojisi, çeviren: Mehmet Emin Özcan, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 95 sayfa, 2020

Gaius Suetonius Tranquillus – On İki Caesar’ın Yaşamı (2019)

‘On İki Caesar’ın Yaşamı’, Eskiçağ Tarihi çalışmaları alanında eşsiz bir yapıttır.

Modern tarihyazımının biçimlenmesinde büyük paya sahip Suetonius bu eşsiz yapıtında, Iulius Caesar’dan Domitianus’un ölümüne dek (MÖ 100 MS 96) Roma tarihine yön veren imparatorların yaşamlarını anlatıyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek Roma devletinin yapısı, işleyiş biçimi, toplumun durumu, olaylar ve çeşitli konular hakkında pek çok aydınlatıcı bilgi de veriyor.

Tranquillus burada sırasıyla Iulius Caesar, Augustus, Tiberius, Caligula, Claudius, Nero, Galba, Otho, Vitellius, Vespasianus, Titus ve Domitianus’un hayatını anlatıyor.

Aynı zamanda bu imparatorların dış görünüşlerini, doğumları ve ölümleri ile ilgili kehanetleri, ailelerini, biyografi yazım türünün geleneğine uyarak belli bir düzen içinde aktarıyor.

Kitap bu yönüyle, Roma’daki yönetim değişikliğinin nasıl başladığı ve halkın sosyal yaşamının bundan nasıl etkilendiği konularında da bize fikir veriyor.

  • Künye: Gaius Suetonius Tranquillus – On İki Caesar’ın Yaşamı, çeviren: Gül Özaktürk ve Ü. Fato Telatar, Doğu Batı Yayınları, tarih, 494 sayfa, 2019

Mircea Eliade – Mefisto ile Erdişi (2020)

Önde gelen dinler tarihçisi Mircea Eliade, Avrupalı olmayanların belli sayıda dinsel davranışını ve manevi değerini irdelediği enfes bir kitapla karşımızda.

Eliade’ye göre, eğer bilinçaltının keşfi Batı insanını kendi gizli ve embriyo aşamasındaki “tarihiyle” yüzleşmeye zorladıysa, Batı-dışı kültürlerle karşılaşmak da onu, insan zihninin tarihine çok derinlemesine girmeye ve bu Tarihi kendi varlığının ayrılmaz bir parçası kabul etmeye zorlayacaktır.

Yazara göre Batı insanı sonsuza kadar kendi önemli bir kısmından, anlamını ve işlevini anlayamadığı bir manevi tarihin parçalarının oluşturduğu kısmından soyutlanmış olarak yaşayamayacaktır.

Ve er geç “ötekilerle” -geleneksel, Asyalı ve “ilkel” kültürlerin temsilcileriyle– diyalog başlayacaktır, ama bu diyalog artık günümüzün (toplumsal, ekonomik, siyasal, tıbbi vb. gerçekliklere ulaşamayan) deneyimsel ve faydacı diliyle değil ama insani gerçeklikleri ve manevi değerleri anlatabilen kültürel bir dille olacaktır.

İşte bu kitabın amacı da, Batılı insana gelecekte “öteki” insanla kuracağı ilişki için bir zemin hazırlamak.

Kitapta,

  • Işıklı Tanrı tezahürleri,
  • Işık-insan üzerine Tibet mitosları,
  • Hint gizemli ışık deneyimi,
  • Tanrı-şeytan ortaklığı ve kozmogonik suya dalış,
  • Bütünleşme mitos ve ayinleri,
  • yüzyılda erdişi,
  • Erdişi mitosu,
  • Tantra öğretileri ve teknikleri,
  • Ölüleri bekleme ve ritüel eylemsizlik,
  • Californialılarda yeni yıl ve dünyanın restorasyonu,
  • Yeni yıl ve kozmogoni,
  • Dünyanın belli aralıklarla yenilenmesi inanışı,
  • Yeniden dirilme ve ahiret söylemi,
  • Tibet kozmik ip mitosları,
  • Homeros’un altın zinciri,
  • Ve dinsel simgecilik gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Künye: Mircea Eliade – Mefisto ile Erdişi, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 232 sayfa, 2020

Arda Denkel – İlkçağ’da Doğa Felsefeleri (2020)

Arda Denkel’in ilkçağ felsefesini günümüz düşüncesiyle ilişkilendirdiği, aynı zamanda ilkçağ felsefesini eleştirel bir tutumla irdelediği kitabı, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kimi varlıkbilim sorunları gibi o çağın odaktaki tartışmalarını merkeze alan bir İlkçağ felsefesi tarihi sunan Denkel, felsefenin ilk üç yüz yılı içinde fiziksel varlığın doğasına ilişkin kavrayışın ne denli büyük bir derinliğe götürebildiğini betimliyor.

Kitap değişen varlık, karşıtların birliği, görünüş ve gerçek, nesnenin çözümlenmesi, varlığın sonsuz bölünebilirliği, algının değeri ve us, var olmayanın varlığı, boşluğun varlığı, atom, nitelikler, tikeller ve uzay, tözsel değişim, nesneler ve doğa, salt özdek, yüklem ve öz gibi o dönem felsefesinde ele alınmış konuları; Miletos, Parmenides, Aristoteles ve Platon gibi filozofların nasıl yaklaştığını çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

  • Künye: Arda Denkel – İlkçağ’da Doğa Felsefeleri, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 302 sayfa, 2020

Takiyettin Mengüşoğlu – Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann (2020)

Edmund Husserl fenomenolojinin kurucusu ise Nicolai Hartmann da felsefe tarihinde yeni ontolojinin kurucusu olarak kabul edilir.

Bir dönem Hartmann ile çalışmış Takiyettin Mengüşoğlu’nun bu kitabı da, bizde fenomenoloji üzerine yazılmış ilk ve en kapsamlı çalışma olmasıyla çok önemli.

Mengüşoğlu kitabına, fenomenolojiden önce felsefenin içinde bulunduğu durumu irdeleyerek başlıyor ve devamında da,

  • Husserl’in fenomenolojisini,
  • Geometri ve fenomenoloji arasındaki ilişkiyi,
  • Fenomenolojik tavır ve fenomenolojik indirgemenin ne anlama geldiğini,
  • Fenomenolojik bilgi teorisini,
  • Hartmann felsefesinin özelliklerini ve Hartmann’ın fenomenolojideki yerini,
  • Metafizik problemleri,
  • Bilgi fenomenini,
  • Apriori ve aposteriori problemini,
  • Hakikat ve kriterium sorunsalını,
  • Ontolojinin temel sorularını,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Künye: Takiyettin Mengüşoğlu – Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 284 sayfa, 2020

Michel de Certeau – Tarihyazımı (2020)

Machiavelli’den bu yana tarih, tarihi üreten politik iktidarın tarafında yer alır.

Michel de Certeau’nun bu klasik yapıtı da, dört yüz yıllık Batılı tarihyazımını eleştirel bir bakışla analiz ederek bu hakikati çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Çağlar boyunca tarihyazımını belirleyen işlemlerin özelliklerini ayrıntılarıyla gözler önüne seren Certeau’ya göre bu özellikler bir nesne üretmek, bir süre belirlemek ve bir öykü tasarlamaktır.

Tarihyazımı disiplininin hangi aşamalardan geçerek bu günlere geldiğine daha yakından bakmak isteyen her okurun edinmesi gereken çalışma, tarihyazımının tarihten dışlananları nasıl ötekileştirdiğini irdelemesiyle de ayrıca önemli.

Oğuz Adanır’ın usta işi çevirisiyle.

  • Künye: Michel de Certeau – Tarihyazımı, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, tarih, 503 sayfa, 2020

Arthur Schopenhauer – İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya (2020)

Schopenhauer’un 1818 yılında bitirdiği fakat ilk basımı 1819 yılında yapılan ‘Die Welt als Wille und Vorstellung’un Türkçe ilk tam çevirisi, ‘İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya’ başlığıyla yaklaşık iki yüzyıl sonra yayımlandı.

Bu görkemli yapıtında, dünyayı deneyimin ve bilimin nesnesi olarak irdelemeye koyulan Schopenhauer, aklın başarabileceklerinin sınırları, beden ve dünya arasındaki bağ, dünyaya arzu temelli bağların sanat aracılığıyla ifadesi konularını derinlemesine bir bakışla irdeliyor.

Düşünür bunu yaparken de, anlama, gerçeklik, akıl, idealar, sanat, varoluşun anlamı, zaman ve mekan, nedensellik, bedenin dolaysız nesne oluşu, dış dünyanın gerçekliği, yaşam için felsefe, bilimin sınırları, kendinde şey olarak isteme, doğal bilimlerin sınırları, estetik deneyim, özgürlük ve determinizm ve etik gibi pek çok kavramı tartışıyor.

Kant felsefesinin tamamının en kapsamlı eleştirisi olarak da okunabilecek yapıt, Schopenhauer’un gerçek felsefesine ve dehasına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya, çeviren: A. Onur Aktaş, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 746 sayfa, 2020

Vefa Saygın Öğütle, Ebru Açık-Turğuter ve Taylan Banguoğlu – Biyoloji Biliminden Toplumsal Dünyaya Bakmak (2020)

Biyologlar bilimi, bilim insanını, toplumu ve sosyolojiyi nasıl kavrar?

Bu sorunun yanıtını arayan eldeki çalışma, bilim sosyolojisi alanına Türkçeden yapılmış muazzam bir katkı.

Vefa Saygın Öğütle, Ebru Açık-Turğuter ve Taylan Banguoğlu’nun imzasını taşıyan kitap, biyologlara hem kendi alanları hem de sosyoloji alanına dair düşüncelerini bir bilim sosyolojisi çalışması içerisinde ortaya koyma fırsatı veriyor.

Kitapta,

  • Biyologların bilim anlayışları,
  • Bilimsel normlardan neler anladıkları,
  • Bilimsel ilerleme ve bilimsel bilginin yapısına dair anlayışları,
  • Biyologların nazarında toplum ve bilimi,
  • Biyologların toplum anlayışları,
  • Bilimi toplumla ve toplumu nasıl ilişkilendirdikleri,
  • Sosyolojik bilginin nesnelliği,
  • Sosyoloji-biyoloji ilişkisi,
  • Ve Sosyoloji ve biyoloji arasında ortak bir yaklaşım ve ortak bir çatının olanaklılığı gibi önemli konular tartışılıyor.

Tarihsel ve evrensel tartışma konuları olan bilim, bilim insanı ve bilimin nesnesiyle olan ilişki konularında iyi bir tartışma sunan kitap, biyolojiyi sosyolojiyle buluşturacak bir “sosyobiyolojinin” imkânları üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Vefa Saygın Öğütle, Ebru Açık-Turğuter ve Taylan Banguoğlu – Biyoloji Biliminden Toplumsal Dünyaya Bakmak: Bir Bilim Sosyolojisi Çalışması, Doğu Batı Yayınları, bilim, 168 sayfa, 2020

Ali Engin Oba – Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu (2020)

Türk Milliyetçiliği belli şartlar altında doğmuş, Türkçülük ve Turancılık akımlarını yaratmış, daha sonra da Anadolu’da milli bir Türk devletinin kuruluşunda en önemli etken olmuştu.

Ali Engin Oba’nın uzun zaman önce basılan, şimdi yeni baskısıyla yeniden raflardaki yerini alan bu çalışması, Türk milliyetçiliğinin doğuş döneminden tarih içinde gösterdiği gelişmelere uzanarak kapsamlı bir şekilde inceliyor.

Şerif Mardin’in yönetiminde hazırlanan bir teze dayanan çalışma, Türk milliyetçiliğinin Batı’daki ideolojik akımlardan farklı olarak tamamen kendine özgü tarihsel koşullar içinde nasıl ortaya çıkıp geliştiğini tartışıyor.

Kitapta,

  • Osmanlı devlet ve millet sisteminin iç dinamikleri,
  • Osmanlı’nın son yüzyılında imparatorlukta yaşanan çözülüşler,
  • Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve Arnavutluk’un bağımsızlık süreçleri,
  • Balkan Savaşları ve Rumeli’nin kaybı,
  • Panslavizmin Türk aydınları üzerindeki etkisi,
  • Ve Turancılık akımının gelişimi gibi, önemli konular irdeleniyor.

Oba bunun yanı sıra, Akçuraoğlu Yusuf, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp gibi Türk milliyetçiliğinin kurucu isimlerinin fikirlerini ve bunun yanı sıra Tercüman Gazetesi, Genç Kalemler, Türk Ocakları ve Türk Yurdu gibi, Türk milliyetçiliğine etki eden dergi ve kurumları ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

  • Künye: Ali Engin Oba – Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu, Doğu Batı Yayınları, tarih, 274 sayfa, 2020