Georg Bossong – Endülüs (2023)

Sekizinci yüzyılda Mağribiler Cebelitarık Boğazı’ndan kuzeye doğru ilerlediklerinde, İber Yarımadası’ndaki dokuz asır sürecek bir İslam varlığını da beraberinde getirmişlerdi.

Bu süre zarfında Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler tarihte eşi benzeri görülmemiş şekilde bir arada yaşamış; bilim ve felsefe yapmış, edebiyat ve sanat eserleri ortaya koymuşlardır.

Bugün hâlâ tüm ihtişamıyla görenleri büyüleyen Kurtuba Camii ve Granada’daki Elhamra Sarayı, yaşanan bu “altın çağ”dan geriye kalanlar.

Georg Bossong, Endülüs’ün olaylarla dolu tarihini, ihtişamıyla olduğu kadar Orta Çağ’ın sonunda yaşanan Reconquista sırasında giderek sertleşen ve Mağriplilerin sürülmesine yol açan çatışmaları da canlı bir şekilde anlatıyor, Avrupa’nın bu başka tarihine genel bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Georg Bossong – Endülüs, çeviren: Emre Karatekeli, Runik Kitap, tarih, 128 sayfa, 2023

Bastian Hain – SS (2023)

Bugün SS kısaltması tüm dünyada kötülükle eşanlamlıdır.

SS mensuplarının Avrupalı Yahudilerin ortadan kaldırılmasında oynadıkları rol hafızalara kazınmıştır.

Peki, bu “Kara Tarikat” nasıl ortaya çıktı ve ideolojisi aslında neye dayanıyordu?

Bastian Hain bu kitabında en son araştırmalara dayanarak Üçüncü Reich’ın Staatsschutzkorps’larının tarihini anlatıyor, örgütün kökenlerini, kültünü ve personel seçimini ele alıyor ve SS tarafından işlenen suçları gözler önüne seriyor.

Hem Almanya’da hem de Almanya dışında pek çok defa katliam olaylarına karışmış ve binlerce insanın ölümüne yol açmış olan SS’in tarihi ve örgütlenmesi hakkında son derece önemli bilgiler içeren kitap, SS ile ilgilenen okura doyurucu bilgiler vermenin yanında bu kanlı tarihe bilimsel bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Bastian Hain – SS: Nazi Paramiliter Örgütünün Tarihi ve Suçları, çeviren: Atilla Dirim, Runik Kitap, tarih, 122 sayfa, 2023

Paul Zanker – Roma Sanatı (2023)

Roma’nın büyük bir imparatorluğun merkezi hâline gelmesiyle birlikte Roma sanatı da kendine özgü nitelikler kazandı.

Paul Zanker’in ustaca sunumu, Yunan kültürünün benimsenmesinin oynadığı rolü ve umumi yahut hususi yerlerin sanat dünyalarının Cumhuriyet ve İmparatorluk döneminde nasıl geliştiğini gösteriyor.

Bunu yaparken, tasvirlerin kendi tarih bağlamlarında ilettikleri mesajlarla bizim için konuşmalarını sağlıyor.

Bu kitap Roma’nın sanatını, tarihi koşullarını, kamusal ve özel hayattaki işlevlerini tanıtmanın yanında, Romalıların MÖ 3. yüzyıldan itibaren Yunan kültürünü nasıl kapsamlı bir şekilde benimsediklerini ve aynı zamanda kendilerine has bir görsel dil tasarladıklarını gösteriyor.

Siyasi alan, mezar kültürü ve Roma villaları imgelerinde görüldüğü üzere ‘Roma Sanatı’ okura genel bir manzara çizip Roma İmparatorluğu’nun merkezinden periferik bölgelerine doğru bir bakış sunuyor.

  • Künye: Paul Zanker – Roma Sanatı, çeviren: Ömer İpek, Runik Kitap, sanat, 128 sayfa, 2023

Michael Stausberg – Zerdüşt ve Dini (2023)

Batı dünyasında daha çok Nietzsche’nin ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ adıyla tanınan Zerdüşt’ün kurduğu ve gerek İran’da gerekse de farklı ülkelerde günümüze dek varlığını sürdüren Zerdüştçülük, dinler tarihi literatüründe önemli bir yer edindi.

Günümüze kadar devam eden varlığı, İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlere nüfuz eden belli başlı ritüelleri ve kavramları dolayısıyla araştırmaların da odak noktası haline geldi.

Almanya’nın önde gelen dinler tarihçisi Michael Stausberg, bu kitabıyla Zerdüştçülüğün tarihine ışık tutuyor ve hangi ülkede ne şekilde alımlandığını ve yayıldığını ele alıyor.

Zerdüştçülüğün tarih içindeki gelişimi, kutsal kitapları, ritüelleri, kutsal günleri ve diğer dinlerle ilişkilerinin araştırıldığı bu kitap, Zerdüştçülüğün genel bir panoramasını çiziyor.

  • Künye: Michael Stausberg – Zerdüşt ve Dini, çeviren: Özlem Gerguş, Runik Kitap, din, 116 sayfa, 2023

Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi (2023)

Kölelik, Antik Çağ’dan bu yana dünya tarihine damgasını vurmuş, insanoğlunun gelişiminde önemli bir olgu olagelmiştir.

Hemen her medeniyet içinde görülen kölelik günümüzde de devam ediyor ve yaklaşık kırk milyon insanın “modern köle” olarak yaşadığı tahmin ediliyor.

Almanya’da kölelik tarihi konusunda akla gelen ilk isimlerden biri olan Andreas Eckert, bu kitabında dünyanın dört bir yanında ve her zaman bulunabilecek bir kurumun geçmişteki izlerini sürüyor.

Köleliğin merkezi, özellikle Afrika ile Atlantik bölgesiydi.

Eckert, bu kitabında köle tacirleriyle köle sahiplerini böylesi acımasız koşulları yaratmaya ve kölelik kurumunu sürdürmeye iten nedenleri, kölelerin mücadelelerini ve kabul gören bu kötülüğün nasıl bertaraf edildiğini ele alıyor ve bu tarihi gerçekliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi: Antik Çağ’dan 21. Yüzyıla, çeviren: Zeynep Yılmaz, Runik Kitap, tarih, 112 sayfa, 2023

Hans-Ulrich Wehler – Milliyetçilik (2023)

Milliyetçilik her türlü siyasi, toplumsal, kültürel, etnik ve dini davranışı tanımlamak için kullanılan belirsiz bir sözcük haline geldi.

Oysa milliyetçilik modern çağda siyasi iktidarı meşrulaştırmaya yarayan en önemli araçlardan biridir.

Ülkeler yıkan ve yeni sınırların çizilmesine yol açan milliyetçilik fikri, insanoğlunun kaderini değiştirmiş, çok geniş alanlara yayılan imparatorlukları parçalamış ve pek çok savaşın yaşanmasına neden olmuştur.

Modernleşme ve kapitalizmle birlikte tüm dünyaya yayılan bu düşünce, sanatçıları ve bilim insanlarını da etkileyerek birçok tartışmayı beraberinde getirmiştir.

Hans-Ulrich Wehler tüm bu gelişmeler ışığında, dünyanın hemen her yerinde görülen bu fikrin tarihini, biçimlerini ve sonuçlarını etraflıca ele alıyor, nerede ve nasıl algılandığına değiniyor, Kuzey Amerika ile Avrupa’nın yanı sıra diğer bölgelerde hangi durumlarla sonuçlandığını gösteriyor.

  • Künye: Hans-Ulrich Wehler – Milliyetçilik: Tarihi, Biçimleri ve Sonuçları, çeviren: Atilla Kurnaz, Runik Kitap, siyaset, 114 sayfa, 2023

Gerd Schwerhoff – Engizisyon (2023)

Engizisyon, Avrupa toplumunda, siyasetinde, kültüründe ve hukuk tarihinde oldukça önemli bir rol oynadı, pek çok kitaba ve filme konu oldu.

Ancak bu eserlerde engizisyon hakkında genellikle doğru bilinen yanlışlar işlenmiş ve bir engizisyon efsanesi ortaya çıkmıştır.

Dresden Teknik Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak erken modern dönem üzerine araştırmalar yapan Gerd Schwerhoff, bu çalışmasıyla bir müessese ve bir olgu olarak Engizisyonun Avrupa tarihindeki yerini sorguluyor ve gerçek ile efsaneyi birbirinden ayırıyor.

Hıristiyanlık tarihinin en karanlık çağında, zındıklık, cadılık, büyücülükle itham edilen insanların yanı sıra Yahudi ve Müslümanlar da zulme uğradı.

Bu araştırma, Yüksek Ortaçağ’da Katharlara ve Waldensianlara yapılan zulümlere, erken modern dönem İspanyol engizisyonuna, Kutsal Ofis’e ve 18. yüzyılda engizisyonun çöküşüne dair genel bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Gerd Schwerhoff – Engizisyon: Orta ve Modern Çağ’da Heretizm Sorunu, çeviren: Ömer İpek, Runik Kitap, tarih, 144 sayfa, 2023

Tonio Hölscher – Yunan Sanatı (2023)

Antik Yunan kültürü, çoğunlukla imgelerden etkilenerek gelişmiş ve görsele dayalı sanat eserleri, yaşamın her alanına dâhil edilmiştir.

Bu sanat dünyası, o dönemde yaşayan insanların hayatlarının da merkezinde yer alıyordu.

Ortaya konulan eserler mabetlerde ve tapınaklarda, meydanlarda ve mezarlarda, evlerde kullanılan kapların ve eşyaların üzerinde yer alıyordu.

Özellikle mitolojik kahramanlar ve tanrılar, resimlerde ya da heykellerde tasvir ediliyor ve tüm toplum tarafından coşkuyla benimsenerek kullanılıyordu.

Polis kültürü ve poliste yaşayan insanların hayatında bu görsel sanatların öneminin; agoralar, tapınaklar ve mezarlıklar gibi önemli yerlerde ne suretle bu görsellerden faydalanıldığının izini süren Tonio Hölscher, kaleme aldığı bu kitapta, Yunan kent kültürünün ortaya çıkışından Hellenistik döneme kadar Yunan sanatının gelişimini ele alıyor.

Bunu yaparken de resim sanatının çeşitli konu ve biçimlerinin Yunan kültüründe oynadığı rolü gösteriyor.

  • Künye: Tonio Hölscher – Yunan Sanatı, çeviren: Ömer İpek, Runik Kitap, sanat, 140 sayfa, 2023

Jeff Sharlet – The Family (2023)

Amerikan Hıristiyanlığının bir kesiminin nasıl tehlikeli bir yola girdiğini gözler önüne seren çok iyi bir çalışma.

Aynı isimli Netflix belgeseline kaynaklık eden Jeff Sharlet’in ‘The Family’ kitabı, Hıristiyan köktendinci, gizli bir topluluğun izini sürüyor.

Amerikan iktidarının kalbinde ve dünyanın pek çok noktasında ruhani bir savaş sürdüren söz konusu Aile’yi ifşa eden Sharlet, kongre üyelerinden generallere, seçilmişlerden bürokratlara büyük bir ağın varlığını ispatlıyor.

Gizli hücrelerde bir araya gelerek “Tanrı önderliğindeki liderlik” için dua eden ve “sessiz diplomasi” ile kazanılacak stratejiler geliştiren Aile, “Mesih” harici tüm toplumsal tesirleri yok etmeyi amaçlıyor.

Jeff Sharlet ise Arlington, Virginia’da Potomac Nehri’ne bakan bir malikânenin içinden Aile’nin faaliyetlerini gazeteci gözüyle aktarıyor.

Basit bir arkadaş grubu olduklarını iddia etse de, bu grup vergiden muaf şirketler aracılığıyla milyonlarca doları yönetiyor.

Siyaseti küçümsemelerine rağmen Cumhuriyetçiler ve Demokratlar’a mensup kongre üyeleri tarafından Washington’daki en etkili dini topluluk olarak tanınıyor.

Sharlet, Aile’nin izini, 1935 yılında Avrupa faşizmine sempati duyan bir iş adamı grubunu örgütleyen göçmen bir vaiz olan Abraham Vereide’ye kadar sürdürüyor.

“İncil kapitalizmi”ni, askerî gücü ve Amerikan imparatorluğunu müjdeleyen bu topluluk, Hitler, Lenin ve Mao’nun liderlik modelini örnek alıyor.

Sharlet “Fundamentalistler ne istiyor?” sorusunun değil, “Fundamentalistler şu ana kadar neler yaptı?” sorusunun sorulması gerektiğini savunuyor.

Bu sorudan hareketle, Amerikan köktendinciliğinin Amerikan gücüyle nasıl iç içe geçtiğini inceliyor.

Daha önce hiçbir araştırma Aile’nin gerçek yüzünü ve faaliyetlerinin kapsamını böyle bir çalışmayla ortaya koymadı.

Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin dokuz üyesinden altısının nasıl olup da muhafazakâr Katolik olduğunu merak ediyorsanız cevap bu kitapta.

  • Künye: Jeff Sharlet – The Family: Amerikan İktidarının Kalbindeki Gizli Fundamentalizm, çeviren: Zeynep Şüheda Başaran, Runik Kitap, inceleme, 444 sayfa, 2023

Jay Winter – Savaşı Hatırlamak (2023)

‘Savaşı Hatırlamak’, yirminci yüzyıldaki anma ve savaş hakkında ustaca kaleme alınmış özgün bir eser.

Otuz yıllık bir çalışmanın ürünü.

Jay Winter, kendine özgü güçlü ve derinlikli üslubuyla çağdaş kültür tarihi üzerine yapılan tartışmaların ve akademik görüşlerin en etkili konularından birini ele alıyor: bellek ve belleğin tarihle ilişkisi.

Yazar bellek konusuna olan ilgiyi Birinci Dünya Savaşı’na yoğunlaşan bir çizgide konumlandırıyor.

İki dünya savaşı sırasında ve sonrasında ortaya çıkan imgeler, geliştirilen diller ve ortaya konan yöntemler, savaşın kurbanlarının hakkını teslim etme ihtiyacına odaklanmış ve ileride yaşanacak çatışmaların yeniden tahayyülü ve hatırlanma biçimlerini şekillendirmiştir.

Kitap, belleğe yönelik mevcut ilginin kökenlerinin izini sürerek başlıyor, ardından özellikle yirminci yüzyılın ilk yarısında tarih ve belleği birbirine bağlayan anma pratiklerini irdeliyor.

Yazar ayrıca, film, televizyon, müzeler ve geçmişin anıların kamusal temsilleri aracılığıyla görüldüğü savaş suçları davaları gibi “hafıza tiyatrolarını” da ele alıyor.

Kitap, bu pratiklerin bir bütün olarak yirminci yüzyıl kültür tarihi için önemini ortaya koyuyor.

‘Savaşı Hatırlamak’, önde gelen Birinci Dünya Savaşı tarihçisinin bu alana yaptığı bir katkı olarak öne çıkıyor.

  • Künye: Jay Winter – Savaşı Hatırlamak: Yirminci Yüzyılda Bellek ve Tarih Arasındaki Büyük Savaş, çeviren: Petek Onur, Runik Kitap, tarih, 328 sayfa, 2023