John S. Allen – Obur Zihin (2018)

John Allen, evrimsel biyoloji alanında çalışan bir antropolog.

Bu ilgi çekici kitap ise, yeme ve düşünme biçimimizin tarihsel gelişimini, başka bir deyişle, yiyeceklerle ilişkimizin evrimini zengin ayrıntılar eşliğinde araştırıyor.

Allen,

  • Fastfood kültürünün egemen olduğu Amerika’da, bugün yavaş da olsa damak tadının ve mutfak kültürünün nasıl geliştiğini,
  • Çıtır yiyecekleri yememizin altındaki nedenleri,
  • Yiyeceklerin hayatımızdaki yerinin, neden yalnızca bunların kalori ve besin değerlerinin çok ötesinde olduğunu,
  • Ve bunun gibi birçok aydınlatıcı konuyu irdeliyor.

‘Obur Zihin’, modern biyoloji ve evrimi harmanlayarak yiyeceklerin tarihsel ve kültürel olarak nasıl dönüştüğünü ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: John S. Allen – Obur Zihin: Yiyeceklerle İlişkimizin Evrimi, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, yemek kültürü, 264 sayfa, 2018

Theodor W. Adorno – Müzik Yazıları (2018)

Theodor Adorno’nun modern müzik sosyolojisi üzerine önemli saptamalar sunan yazıları her açıdan olağanüstüdür.

İşin tuhafı, bu yazılar şu ana dek Türkçeye çevrilmemişti.

İşte bu kitap, bu boşluğu dolduruyor.

“Bir dil olarak müzik katıksız bir ada, dolaysızlığı nedeniyle insan bilgisinin erişimine tamamen kapalı olan, şeyle göstergenin mutlak birliğine yönelir.” diyen Adorno burada, Bach, Wagner, Schubert, Beethoven, Schönberg gibi bestecilerle, caz ve opera gibi müzik türleri üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunların da ötesinde, müziğin toplumsal işlevi, kültür endüstrisindeki rolü ve açmazları üzerine düşünen Adorno’nun yazıları, müzik üzerine ufuk açıcı saptamalar sunmalarıyla güncelliğini koruyor.

Yukarıda yaptığımız Adorno alıntısı, şöyle devam ediyor:

“Müziğin ada yönelik ütopyacı ve aynı zamanda umutsuz çabaları onu felsefeyle ilişkilendirir ki, müzik düşüncesi tam da bu yüzden, öteki her sanat dalından daha yakındır felsefeye.

Günümüzde felsefeyle müziğin ilişkisi üzerine düşünmek müziğin zamansız esasının aslında bir kuruntudan ibaret olduğunun görülmesine yol açacaktır. Sadece tarih, bütün sıkıntıları ve çelişkileriyle gerçek tarih kurar müziğin hakikatini.”

  • Künye: Theodor W. Adorno – Müzik Yazıları, çeviren: Şeyda Öztürk, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 288 sayfa, 2018

Eugenio Borgna – Bekleyiş ve Umut (2015)

Eugenio Borgna’nın bu kitabı, uçup kaçıcı ve gizemli bir şekilde birbirini kovalayıp birbirinden uzaklaşan bekleyiş ve umudun anlamı üzerine bir yeniden düşünme girişimi.

Kalbin bekleyişlerdeki huzursuzlukları, varoluşsal bir kategori olarak umut ve psikopatolojik deneyimlerde umudun dönüşümü konularında derinleşmek isteyenlere bu çalışmayı şiddetle öneririz.

  • Künye: Eugenio Borgna – Bekleyiş ve Umut, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları

Georges Dumézil – Mit ve Destan 3 (2018)

Yirminci yüzyılın en önemli filologlarından biri olarak kabul edilen Georges Dumézil, efsanevi üçlemesi ‘Mit ve Destan’ın son cildi, ‘Roma Tarihleri’ adını taşıyor.

Karşılaştırmalı filolojinin yetkin bir örneği olan kitap, Roma mitolojisi ve destanındaki belirgin özellikleri ortaya koyduğu gibi konu hakkında sağlam bir tartışma da sunuyor.

Dumézil diğer çalışmalarında olduğu gibi burada da, birincil verileri gözlemliyor ve sonra da bu birincil verilerden bazıları arasında karşılaştırmalar yaparak onların ortak prototiplerinin oluşturduğu ikincil verilere uzanıyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mit ve Destan 3: Roma Tarihleri, çeviren: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, mitoloji, 352 sayfa, 2018

Edip Cansever – Öncesi de Kalır (2009)

Mehmet Can Doğan’ın hazırladığı ‘Öncesi de Kalır’, Edip Cansever’in kitaplarına girmeyen şiirlerinden oluşuyor.

‘Kışt’ isimli şiir şöyle:

“İlk ışıyan şey insan

Sabah kapısı önünde berberin

Sokaklar balık pazarı küpe çiçekleri

Buz gibi düşünüyorum işte

 

Kapıp koyuveriyorum kendimi

Canımsın diyorum insan oğluna

Tepemde düzlü eğrili bir bulut

Balıklar su kocaman bir iş elimin altında

 

Kışt diyorum bir karabatağa dalıp gidiyor

Elimi kesiyorum oltayla ucundan

Acısını bile duyduğum yok

Anlıyorum her şey iyice güzel

 

Gökyüzü kaya sivrileri derken bir başımayım

Öylesine bir istek içimde

atıveriyorum denize kendimi

Göğsümün altında kız gibi lüferler”

  • Künye: Edip Cansever – Öncesi de Kalır, hazırlayan: Mehmet Can Doğan, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 141 sayfa

Wilson Amos Farnsworth – Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi (2018)

Wilson Amos Farnsworth, 1853-1903 yılları arasında, yani tamı tamına 50 yıl boyunca Kapadokya bölgesinde misyonerlik yapmış bir isim.

Farnsworth bu dönemde Kayseri, Ankara, Yozgat, Nevşehir ve Niğde illerinde, ayrıca bu illere bağlı kaza ve köylerde misyonerlik yapmış, bu esnada 120 bin kilometre yol kat etmiş.

Farnsworth’un bu yıllara dair izlenimlerini barındıran bu kitap, özellikle Orta Anadolu’daki misyonerlik faaliyetleri, Osmanlı’nın son dönemi ve o yılların Orta Anadolu’sundaki toplumsal ve kültürel hayat hakkında dikkat çekici saptamalar barındırmasıyla altın değerinde bir kaynak.

Orta Anadolu, ilginç bir şekilde, Osmanlı’nın son döneminde misyonerlik faaliyetlerinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgeydi.

İşin aslı, bu misyonerlik faaliyetlerinin artışı ile Osmanlı’nın bu dönemde içine girmiş olduğu büyük bunalım birbirinden ayrı düşünülemez.

İşte bu kitap da, bölgenin merkezi olarak nitelendirilebilecek Kapadokya’da bu çalışmaların nasıl yürütüldüğünü aydınlatmasıyla önemli.

Kitabın bulunma macerası da ilginç.

Kitap taslağı, Mehmet Şahin tarafından keşfedildi.

Şahin çalışmayı, 2015 yılında Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nin misyoner arşivinde bulmuştu.

  • Künye: Wilson Amos Farnsworth – Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi (1853-1903), çeviren: Mehmet Şahin, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 316 sayfa, 2018

Esra Akcan – Çeviride Modern Olan (2009)

Esra Akcan, alt başlığı ‘Şehir ve Konutta Türk-Alman İlişkileri’ olan ‘Çeviride Modern Olan’ adlı elimizdeki eserinde, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra mimarideki Türk-Alman ilişkilerini, bir çalışma alanı olarak ele aldığı çeviri üzerinden inceliyor.

“Türkiye’de modern şehir ve konut kültürünün yaratılmasında çeviri ne derece önemli oldu?”, “Batılılaşma ve uluslaşma dengeleri her çeviri anında nasıl uzlaştırılıyordu?” ve “Alman ve Türk mimarlar çevirinin temas alanındaki gerilimlerle nasıl başa çıktılar?” sorularının yanıtlarını arayan Akcan, özgün çalışmasında, çevirinin nasıl tanımlandığını irdeliyor ve bu tanımlamadaki ideolojik dürtüleri açığa çıkarıyor.

  • Künye: Esra Akcan – Çeviride Modern Olan, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 451 sayfa

Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews – Sevgililer Çağı (2018)

Avrupa tarihçileri, Osmanlı’nın 15. yüzyılın sonlarından 17. yüzyılın başlarına uzanan dönemini, daha çok Osmanlı’nın askeri gücünün, imparatorluğun kat kat büyümesinin ve 20. yüzyılın başlarına dek geniş bir bölgeye hükmedecek bir idari sistemin ve ekonominin gelişmesi etrafında ele alır.

Oysa yine aynı dönemde Osmanlı gücünün ve nüfuzunun artması, sanatta, edebiyatta ve mimaride de eş zamanlı görülen dönüşümlere vesile oldu.

Örneğin şiirden bahsedilecekse şayet, o dönemde Osmanlılar için edebiyat sanatında önce şiir gelirdi ve şiirin neredeyse tamamı da aşk şiiriydi.

Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews bu çalışmalarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun kentlerinde ve özellikle de İstanbul’da, bu uzun 16. yüzyılın, aşkın ve sevgililerin çağı olduğunu ileri sürüyor.

Yazarlar ayrıca, bu çağın sadece Osmanlı’ya, Doğu’ya ya da İslama özgü olmadığını, geç Rönesans Avrupası’ndan seçilmiş örneklerle sergiliyor.

Yazarlar, Osmanlı aşk kültürünün estetik ve sanatsal olmasının yanı sıra siyasal, dinamik ve tarihsel de olduğunu, bunun yanı sıra aşkın, cinselliğin ve şiirin, hayatın diğer endişelerinden ayrı bir alanda durmadığını belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews – Sevgililer Çağı: Erken Modern Osmanlı-Avrupa Kültürü ve Toplumunda Aşk ve Sevgili, çeviren:  N. Zeynep Yelçe, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 420 sayfa, 2018

Christine Peltre – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlar (2015)

Christine Peltre’nin bu özenli çalışması, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde kimsenin adını göz ardı edemeyeceği koleksiyoncu Pierre de Gigord’un altın değerindeki kartpostal koleksiyonunun rehberliğinde Türkiyeli kadınların Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihini anlatıyor.

Peltre’nin değerlendirme ve analizleriyle güç kazanan bu koleksiyon, Türkiye’de kadınlığın 50 yıllık dönüşümünü gözler önüne seren nadide bir kaynak.

  • Künye: Christine Peltre – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlar, çeviren: Gülüş Arsoy, Yapı Kredi Yayınları

Ernst Breisach – Tarihyazımı (2009)

Ernst Breisach, tarihyazımı ve tarih kuramı üzerine yaptığı çalışmalarıyla bilinen bir otorite.

Breisach en önemli eserlerinden olan elimizdeki kitabında, tarihyazımını, yani tarihin tarihini anlatıyor.

Yunan tarihyazımının doğuşu; polis dönemi ve tarihçileri; Roma tarihyazımı; Hıristiyan tarihyazımı; Rönesans ve Reform devrinde tarihyazımı; on sekizinci yüzyıl tarihyazımı; modern tarihyazımı ve yeni yüzyılın başında tarihyazımı, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Breiscah, “Batı kültürü, geçmişle neden böylesine ısrarla meşgul olmuş ve tarihyazımında bu kadar çeşitli yorum üretmiştir?” sorusundan hareketle, tarihin tarihini, kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Ernst Breisach – Tarihyazımı, çeviren: Hülya Kocaoluk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 579 sayfa