C. Cengiz Çevik – Cicero’nun Devlet’i: De Re Publica Yazıları (2017)

Latin edebiyatını ve felsefesini derinden etkilemiş düşünür ve siyasetçi Cicero’nun ‘Devlet’i için, Platon’un ‘Devlet’inin tamamlayıcısı demek yanlış olmaz.

Düşünür orijinal adıyla De Re Publica olan kitabında, Platon’un tanımladığı “ideal devlet”i Roma İmparatorluğu bağlamında tartışıyor.

İşte, Latinceden yaptığı nitelikli çevirileriyle bildiğimiz Cengiz Çevik’in elimizdeki çalışması, Cicero’nun siyaset felsefesini ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

Çevik buradaki dört makalesiyle, Cicero’nun De Re Publica’sını merkeze alarak,

  • Cicero’nun Roma İmparatorluğu’nun tarihsel gelişimini nasıl izlediğini,
  • İdeal devlet teorisini,
  • Ve düşünürün devlete dair kavramsallaştırmasının kendisinden sonraki düşünürleri nasıl etkilediğini gözler önüne sermekte.

Çevik bunu yaparken, Cicero’nun yaşadığı dönemin düşünsel atmosferin bir fotoğrafını da çekiyor.

  • Künye: C. Cengiz Çevik – Cicero’nun Devlet’i: De Re Publica Yazıları, Yapı Kredi Yayınları, siyaset felsefesi, 220 sayfa

Barry Charles Tharaud – Çukurova (2017)

Çukurova deyince Yaşar Kemal’i, Yaşar Kemal deyince Çukurova’yı hatırlıyoruz. Çukurova, William Faulkner’ın hayali ülkesi Yoknapatawpha gibi, adeta Yaşar Kemal ile özdeşleşmiş, onunla bütünleşmiştir.

İşte Barry Charles Tharaud’un bu kitabı da, Yaşar Kemal’in edebiyatının temellerinin, başka bir deyişle Kemal’in edebiyatının filizlendiği coğrafya olarak Çukurova’nın peşine düşüyor.

Tharaud, Türkiye’nin bir medeniyetler kavşağında bulunduğunu ve bu kültürel zenginliğin Yaşar Kemal’in yapıtlarına yoğun bir şekilde yansıdığını belirtiyor.

Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’in ilk ve ikinci cildi, ‘Yer Demir, Gök Bakır’ ve ‘Ölmez Otu’ kitaplarını merkeze alan incelemesinde Tharaud, Yaşar Kemal’in eserlerinin arkasındaki felsefeyi, kültürel zenginliği ve başlıca yazım tekniklerini gözler önüne seriyor.

Tharaud, Yaşar Kemal edebiyatının, modern varoluşsal sorunlara yanıt verecek yetkin bir edebiyat olduğunu da belirtiyor.

Yaşar Kemal’in yapıtlarına ve bunun kaynağı olan Anadolu’nun kültürel zenginliğine dair derinlikli bir analiz.

  • Künye: Barry Charles Tharaud – Çukurova, çeviren: Tahsin Çulhaoğlu, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat inceleme, sayfa 480

Juan Carlos Ortega – Ulises İçin Evren (2017)

Çocuklar ile genç okurlara bilim dünyasında devrim yaratan gelişmeleri anlatmak, biraz meşakkatli bir konu.

Zira merak ve ilgilerini sürekli diri tutmak gerekir.

Oysa bilimsel keşiflerin kendileri birer mucizedir ve galiba asıl yapılması gereken de, buna uygun bir üslubun yakalanması.

Bu kitapta, Juan Carlos Ortega’nın yaptığı gibi örneğin.

Çocuk ve genç okurları hedefleyen kitabında Ortega, bilim tarihinin keyifle okunacak bir resmini çiziyor.

Yıldızlar,

Galaksiler,

Kara delikler,

Ve evrenin oluşumu, gibi bilimin evrene dair keşiflerini anlatan kitap, aynı zamanda bu keşifleri gerçekleştirmiş bilim insanlarına dair önemli bilgiler de sunuyor.

Cesaretiyle öncü olan Abderalı Demokritos,

Newton’ın ışık ve yerçekimine dair düşünceleri,

Einstein ve genel görelilik kuramı,

Rutherford ve Bohr’un atom modelleri,

“Büyük patlama” fikrini ilk ortaya atan din adamı Lemaitre…

Kitapta bu ve bunun gibi, çocukların aydınlanacağı pek çok bilimsel keşfin hikâyesi aydınlatılıyor.

  • Künye: Juan Carlos Ortega – Ulises İçin Evren, çeviren: Saliha Nilüfer, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 416 sayfa

Vüs’at O. Bener – Canım Tavşancığım (2017)

Vüs’at O. Bener: Türkiye edebiyatının güzel abisi…

O bize, ‘Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’, ‘Buzul Çağının Virüsü’,  ‘Dost – Yaşamasız’, ‘Ihlamur’ ve ‘Kapan’ gibi, birbirinden güzel eserler armağan etti.

Murat Yalçın’ın büyük emeğiyle karşımıza çıkan bu kitap da, Bener’in, eşi Ayşe Ilıcalı Bener’e gönderdiği 87 mektuptan oluşuyor.

1969-1987 yılları arasında yazılan bu mektuplar, Bener’in bir yazar ve bir insan olarak bir portresini sunuyor.

Bu mektuplarda, Bener’in Ayşe Hanım’a yönelen duygu ve tutkuları kadar, ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerine yönelik tavrını görmek de mümkün.

Mektuplarda, yazarın ülkesine dair endişeleriyle, yazmaya dair kaygıları izlenebiliyor.

Bir mektubunda, “Hadi can, susayım gayrı. TV. de varsa, bir Western seyreder, akşam İnegöl Köftecisi’nde zıkkımlanır, erkence yatağa girerim!” diyen Bener’in bu mektupları, hem kendisinin kişisel dünyasına hem de Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutmalarıyla önemli.

  • Künye: Vüs’at O. Bener – Canım Tavşancığım, editör: Murat Yalçın, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 252 sayfa

Kristien Dieltiens – Benjamin Okumayı Sevmiyor (2017)

Öğrenme bozukluğu üzerine, gerçek hayattan bir hikâye…

Muazzam gözlem kabiliyetine sahip Benjamin, söz konusu öğrenme olunca bocalamaya başlıyor.

Zira çok çabuk öğrenemiyor.

Arkadaşlarına göre daha yavaş…

Beri yandan küçük kahramanımız, hikâyeler uydurma konusunda tam bir usta.

Belki bu hikâyeleri her zaman istediği ifadelerle anlatamıyor, ama onları çizmeyi iyi biliyor.

Kristien Dieltins, Benjamin’in okula başladığında yaşadığı zorlukları ve bunlarla kendine has tarzıyla mücadele edişini anlatıyor.

Benjamin zorlanır zorlanmasına, ama küçük kız kardeşi, ailesi,  öğretmeni, sınıf arkadaşları ve bilhassa sınıfta en sevdiği arkadaşı olan Olivya’nın yardımları ve destekleriyle bu zorlukların üstesinden gelir.

Hem yetkin gözlemleri hem de akıcılığıyla her çocuğun sevebileceği bir hikâye.

Marjolein Pottie’nin resimleri de, kitaba ayrı bir güzellik katıyor.

  • Künye: Kristien Dieltiens – Benjamin Okumayı Sevmiyor, resimleyen: Marjolein Pottie, çeviren: Yalçın Varnalı, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 32 sayfa

Yeliz Özay Diniz – Evliyâ Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası (2017)

Evliyâ Çelebi’nin meşhur ‘Seyahatnâmesi’, kendinden sonraki gezi edebiyatını köklü bir biçimde etkilemiş, çığır açmış bir eserdi.

Evliyâ Çelebi’nin ‘Seyahatnâmesi’nde “acaip” ve “garip” kelimeleri de, yazarın sıklıkla kullandığı iki kavramdı.

İşte Yeliz Özay Diniz’in elimizdeki çalışması, sağlam bir kavramsal çerçeve ekseninde, Evliyâ Çelebi’nin neyi, neden “acayip” ve “garip”  bulduğunu ve okuru ya da dinleyiciyi hangi noktalarda böyle bir anlatıyla karşı karşıya olduğuna dair yönlendirdiğini bütünlüklü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

Evliyâ Çelebi’nin yaşamında tanık olduğu kişilerin çeşitli deneyimlerinin eserlerinde kendilerine yer bulma şekli,

Melek Ahmed Paşa ve Kaya Sultan’ın ilişkisini yansıtan rüya anlatılarının seyahatnâmedeki yeri,

Evliyâ Çelebi’nin kültürel ve fiziksel olarak “öteki”sinin kim olduğu,

Hem anlatıcının hem de okurun acayip bulabileceği uzak memleketlerin hayvanlarının, ‘Seyahatnâme’de nasıl bir anlatı yöntemiyle sunulduğu,

Evliyâ Çelebi’nin yerel rivayetlere ilgisi,

Evliyâ Çelebi’nin sanat olarak sihre olan yaklaşımı…

Diniz’den, Evliyâ Çelebi’nin görkemli hikâye anlatıcılığının derinlikli bir analizi…

  • Künye: Yeliz Özay Diniz – Evliyâ Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat inceleme, 236 sayfa

Giovanna Borradori (haz.) – Terör Günlerinde Felsefe (2008)

Giovanna Borradori’nin Jürgen Habermas ve Jacques Derrida’yla ayrı ayrı yaptığı, ufuk açıcı söyleşiler.

Kitapta ilgi çeken ayrıntılardan biri, Habermas gibi ezeli bir modernite savunucu ile Derrida gibi ateşli bir modernite karşıtının, terör ve terörizme felsefi yaklaşım konusunda, oldukça benzer düşüncelere sahip olmaları, her ikisinin de Aydınlanma’ya bağlılıklarını sunmalarıdır.

Kitapta ayrıca, Borradori’nin söyleşinin temel argümanlarını özetleyip düşünürlerin yapıtlarıyla ilişkilendirdiği bir makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Giovanna Borradori (haz.) – Terör Günlerinde Felsefe, çeviren: Emre Barca, Yapı Kredi Yayınları, söyleşi, 215 sayfa

Louis-Jean Calvet – Roland Barthes, 1915-1980 (2017)

Fransız göstergebilimci ve dilbilimci Louis-Jean Calvet’den dört dörtlük bir Roland Barthes biyografisi.

Kitap, Barthes’ın ilk ayrıntılı biyografisi olarak kabul ediliyor.

Aynı zamanda Barthes’ı François Mitterrand, Claude Lévi-Strauss, Philippe Sollers, Julia Kristeva, Edgar Morin, Algirdas Julien Greimas, Maurice Nadeau, Philippe Rebeyrol gibi pek çok ismin tanıklığında anlatıyor oluşu, kitabın önemli katkılarından bir diğeri.

Calvet, okurunu 12 Kasım 1915’e, Barthes’ın doğduğu güne götürerek, oradan düşünürün hayatını adeta adım adım izliyor.

  1. Dünya Savaşı’nda babasını kaybeden Barthes’ın annesiyle birlikte yaşamaya başladığı Bayonne günleri ve ardından taşındıkları Paris’te yoksulluk içinde geçen günler,

Barthes’a verem teşhisi konuluşu,

Kendisinin daha sonraki fikirlerine temel teşkil edecek sanatoryumdaki zengin okuma deneyimleri,

Kesintili süren eğitim yılları,

Peter Sollers ile dostluğu,

Başlıca yapıtlarını ortaya koyuşu…

Calvet’nin Barthes’ın hayat hikâyesini anlatırken, düşünürün bütün yapıtlarının üzerinden teker teker geçtiğini de ayrıca belirtmekte fayda var.

  • Künye: Louis-Jean Calvet – Roland Barthes, 1915-1980, çeviren: Sema Rifat, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 332 sayfa

Kolektif – Sanat Yönetimi Üzerine Konuşmalar (2014)

Türkiye’de sanat yönetimi, yasalarla güvence altına alınmamış ve yapılandırılmamış olması bir yana, sanat alanına işletme kültürünü aşıladığı gerekçesiyle de çokça sevimsizleştirilmiş bir alan.

Sanat yönetiminin eğitmenlik, danışmanlık ve yöneticilik gibi aşamalarında uzun yıllardır çalışmakta olan Esra A. Aysun’un yaptığı söyleşilerle ortaya çıkan elimizdeki kitap da, sanat yönetimini çok yönlü bir bakışla serimleyerek bu alandaki bilgi eksikliğini gidermeyi amaçlıyor.

Kitapta, devlet ve sanat yönetimi, yerel yönetimler ve sanat yönetimi, özel sektör ve sanat yönetimi, bağımsız yapılar ve sanat yönetimi konuları ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Sanat Yönetimi Üzerine Konuşmalar, hazırlayan: Esra A. Aysun, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 134 sayfa

 

Martin O’Brien – Jacquot ve Suyu Seven Katil (2008)‏

Martin O’Brien, ilaçla uyutup öldürdüğü kadınların çıplak cesetlerini sulara terk eden bir seri katili ve bu katilin peşindeki Jacquot’nun yaşadıklarını hikâye ediyor.

Katilin izini süren, Marsilya cinayet masası Başmüfettişi Daniel Jacquot’nun yolu, yeraltı dünyasının ürkütücü karakterleri ile dışardan sorunsuz görünen, fakat muazzam bir kirliliğin batağına saplanmış Marsilya’nın kaymak tabakasından karakterlerle kesişecektir.

Bu roman, polis müfettişi Jacquot’nun maceralarından oluşan serinin ilk kitabı.

  • Künye: Martin O’Brien – Jacquot ve Suyu Seven Katil, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 513 sayfa