Erol Çiydem – Modernleşme Aracı Olarak Eğitim (2022)

Osmanlı modernleşmesi, Batı dışı toplumda başlatılmış bir koşudur.

Bu koşuda ilk adımlar XVIII. yüzyılın başlarında atıldı.

On dokuzuncu yüzyıl ise Osmanlı İmparatorluğu’nda sınırlı bir alanda başlatılmış olan modernleşmenin tüm toplumu içine alacak şekilde genişletildiği bir süreci ifade etmektedir.

Bu yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi, iktisadi ve askerî açıdan olduğu kadar toplumsal açıdan da ciddi kırılmaları beraberinde getirdi.

Böylesi bir kırılımı başlatan ise yeni bir dönemin kapılarını açan ve bir döneme ismini veren Tanzimat-ı Hayriyye’nin (hayırlı düzenlemeler) ilanıydı.

1839 yılında Gülhane’de Mustafa Reşid Paşa tarafından okunan Hatt-ı Hümâyûn, hedeflenen toplumsal düzen dikkate alındığında eskiden kopuşu niteler.

Bu yönüyle Tanzimat Dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nda her alanda olduğu gibi toplumsal alanda geleneksellikten modernliğe geçiş sürecidir.

Söz konusu sürecin analiz edildiği bu kitapta Tanzimat Dönemi eğitim ıslahatı ile Osmanlı toplumsal modernleşmesi arasındaki ilişki irdeleniyor.

  • Künye: Erol Çiydem – Modernleşme Aracı Olarak Eğitim: Tanzimat Döneminde Ne Değişti?, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 2022

Ren Xiaosi – Çin Rüyası (2022)

Çin Rüyası sözü ilk kez Kasım 2012’de Xi Jinping tarafından dillendirildi.

Amacı sadece Çin’in aldığı yolu işaret etmek değil, sömürge sürecinden geçmiş ya da yarı sömürge ülkelere de ilham vermekti.

İşgale uğrayan her halk, bir aşağılanma ile karşı karşıya kalır.

Bu algı, halkın mücadele ve özgüvenini erozyona uğratır.

1840 Afyon Savaşı’ndan sonra Çin’in de yaşadığı süreç budur.

Ancak üzerinden bu ötekileştirmeyi atan Çin, mesafe kat etmek için hangi yollardan yürüdü, nasıl mücadele etti; bahsedilen rüya budur.

Çin’in özellikle son senelerde gösterdiği çıkış, doğal olarak bazı çevreleri tedirgin etti.

Çin’in bir tehdit, gelecekte batı toplumunun yerini ikame edecek bir güç olacağı algısı yaygınlaştı.

‘Çin Rüyası’ bu düşüncede olanlara cevap veriyor.

Alışılagelmiş ve sömürü üzerine kurulmuş günümüz modern dünyasına, alternatif bir yaşayış ve ilişkiler ağı sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çinlilerin her zaman büyük hayalleri olmuştur. Kağıt yapımı, barut, taşınabilir daktilo ve pusula gibi eski icatlar, yenilik, bilim ve teknolojiye yaptığı modern katkılar kendi halkına ve dünyanın geri kalanındaki halklara fayda sağlamıştır. Ulusal istikrar, barış ve halkın refahı için uğraşmanın yanında Çin Rüyası küresel barışı da aktif olarak destekliyor.”

  • Künye: Ren Xiaosi – Çin Rüyası: Çin ve Dünya’nın Geri Kalanı İçin Ne Anlama Geliyor?, çeviren: Daniyar Kassymov, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 128 sayfa, 2022

Kiraz Özdoğan – Longo Maï (2022)

Longo Maï’nin kuruluş kararı, neoliberalizmin hâkim olmaya başladığı bir dönemde 18-20 Aralık 1972 tarihlerinde, on farklı Avrupa ülkesinden gelen aktivistlerin, Bâle’da yaptıkları kongrede alındı.

Fransa’da kurulan, üyelerinin tarımla ve çeşitli zanaatsal etkinliklerle uğraştığı politik ve kolektif bir eko-tarım deneyimidir.

Kitap bu topluluktaki insanların kendi aralarındaki hiyerarşiyi en aza indirme çabalarını ve tarım için seferber edilen canlılarla olan ilişkilerini, özgürlük pratiği açısından ele alıyor.

Kitabın temel sonucu, insanların bu özyönetim deneyimlerinin, diğer canlıların yönetimine dayandığıdır.

Komünü, tarım ve zanaatkârlık yaparak politik mücadeleye devam edebilecekleri ve hiyerarşik ilişkilerin olmadığı bir yapılanma şeklinde tasavvur etmişlerdi.

Bu karardan sadece altı ay sonra, Güney Fransa’da, içinde ormanın ve yerleşim yerlerinin olduğu, iki yüz yetmiş hektarlık bir araziyi satın alarak yerleşmişlerdi.

Kiraz Özdoğan, Güney Fransa’daki komünde, bizzat yaşayarak bu pratiği deneyimlemiş.

Kurucularıyla görüşmüş, yaşamını komünde sürdürenlerle birlikte yaşamış ve gelip gidenlerin görüşlerini alarak bu özgün eseri yazmış.

Çalışma, Türkiye’deki deneyimlere büyük katkı sağlayacak ve tartışmalara geniş bir açı kazandıracak türden.

  • Künye: Kiraz Özdoğan – Longo Maï: Bir Komün Deneyimi, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 272 sayfa, 2022

Kemalettin Özden – Otorite ve Öteki (2022)

Kıtlık ve savaş, insan davranışlarında büyük travmalar yaratır.

Kemalettin Özden, yaşamı derinden etkileyen COVID-19 pandemi krizinin insan davranışlarında ne tür refleksleri ortaya çıkardığını ve insan doğasının karmaşık yapısının arkasında yatan dinamikleri tartışıyor.

Kitapta, otorite, iktidar ilişkileri, komplo teorilerinin beslendiği alanlar, antroposen çağı, maske kullanımının farklı anlamları, salgın filmlerinin belli başlı temaları ve Ötekileştirme kavramları üzerine bir tartışma gerçekleştiriyor.

Özden bununla da yetinmeyerek, günümüzde yaşananlardan esinlenerek gelecekte bizleri bekleyen muhtemel davranış kalıplarını belirliyor.

Yazara göre, salgın bağlamında ortaya çıkan davranışlar dar anlamda düşünülmemeli, diğer büyük felaketlerde de ortak temaları yansıtabileceği akılda tutulmalıdır.

  • Künye: Kemalettin Özden – Otorite ve Öteki: Salgın Çağında İnsan Doğası, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 248 sayfa, 2022

Yücel Çağlar – Yana Yakıla Tükenecek miyiz? (2022)

“Dün” on beş gün içinde en az yüz elli bin hektar orman ve maki ekosistemi yanmışken “bugün” yalnızca Marmaris’te üç gün içinde en az beş bin hektar orman ekosistemi cayır cayır yanabiliyor.

Yücel Çağlar, bu yıkımın kaydını tutuyor ve ciğerlerimizin yanışına karşı neler yapabileceğimizi anlatıyor.

Ormanlarda ne bağı, bahçesi, köşkü ne de villası olan kimi yurttaşlarımız gözyaşlarını tutamıyor.

Kimi, gencecik yaşında söndürme işçilerine su taşırken canını yitiriyor; bir yıl bile geçmeden unutulup gidiyor.

Kimileri yüzeysel bilgileriyle yalnızca uçak, helikopter ve benzeri araçların yetersizliğinden yakınırken gerçekte kimlerin değirmenine su taşıdığını ayırt edemiyor.

Kimileriyse ülkemizde orman yangınları ile yol açtığı yıkımların neden en aza indirilemediğini, dahası giderek neden ve nasıl büyüdüğünü tüm boyutlarıyla sorgulamak yerine siyasal iktidarın “küresel ısınma”, “şiddetli rüzgâr”, “çok düşük nem oranı” gibi açıklamalarıyla yetiniyor.

Ama doğal ortamları, varlıkları gerçekten de içtenlikle seven, onları sayan yurttaşlarımız da var; üstelik hem giderek bilgilenip bilinçleniyor hem sayıları artıyor hem de daha etkin çabalara giriyor.

İyi ki varlar.

  • Künye: Yücel Çağlar – Yana Yakıla Tükenecek miyiz?, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 200 sayfa, 2022

Mehmet Emin Birpınar – İklim Krizi ve Türkiye (2022)

Bu kitap, iklim krizi hakkında, konunun merkezinde yer almış bir uzmandan değerlendirmeler barındırmasıyla önemli.

Türkiye adına iklim değişikliği müzakerelerini yürütmek üzere Başmüzakereci olarak görevlendirilen Mehmet Emin Birpınar, bizzat yürüttüğü zorlu iklim değişikliği müzakerelerinin yansımalarını paylaşıyor.

İklim değişikliği üzerine uluslararası alanda tartışmalar 1970’lerin sonunda başladı.

1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin kabul edilmesiyle ile de yasal bir zemine kavuştu.

Tartışmaların başında iklim değişikliğini dünyanın doğal iklim döngüsü içinde normal bir durum gibi görenler ve bunu sadece bilim insanlarının uğraşması gereken bir konu olarak değerlendirenler bile vardı.

İnsanlar raporlardan, bilim insanlarının söylediklerinden çok günlük yaşantılarında iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başladığında bu gerçeği kabul ettiler.

Bir yanda tarihsel sorumluluğa sahip gelişmiş ülkeler, bir yanda iklim değişikliğinden en fazla etkilenen gelişmekte olan ülkeler…

Kimsenin kalkınma süreçlerinden ve yaşama biçimlerinden ödün vermediği uzun yıllar, iklim değişikliğiyle mücadelede mavi gezegene çok şey kaybettirdi.

Öyle ki, bilimsel raporlar ekosistemler üzerindeki bazı insan etkilerinin artık geri döndürülemez olduğunu söylüyor.

Mehmet Emin Birpınar 9 Nisan 2015’te resmi olarak Türkiye adına iklim değişikliği müzakerelerini yürütmek üzere Başmüzakereci olarak görevlendirilmesinden sonra yüzlerce toplantıya, zirveye katıldı, ikili görüşmelerde bulundu.

Kapılar kapandığında Türkiye’nin öncelikleri, dünü, bugünü ve geleceği için müzakere değil mücadele etti.

‘İklim Krizi ve Türkiye’, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Birpınar’ın şahit olduğu süreçlerin ve bizzat yürüttüğü zorlu iklim değişikliği müzakerelerinin yansımalarının bir derlemesi.

  • Künye: Mehmet Emin Birpınar – İklim Krizi ve Türkiye, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 280 sayfa, 2022

Cuma Yıldırım – Türkiye’de Tarım Sektörünün Yönetimi (2022)

Türkiye’nin tarımsal sorunları üzerine ufuk açıcı bir sorgulama.

Cuma Yıldırım, neoliberal politikaların tarım sektörü üzerindeki yıkımı çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Yirmi birinci yüzyılda, gıda krizinin yol açtığı açlık isyanları, kuzeyde Mısır ve Tunus’a, batıda Burkina Faso ve Senegal’e ve güneyde Madagaskar ve Mozambik’e kadar tüm kıtayı kasıp kavurdu.

2019’da Çin’in Wuhan bölgesinde başlayan ve 2020’de küresel salgına dönüşen COVID-19 hastalığı, bir yandan milyonlarca insanın ölümüne yol açarken, bir yandan da salgına karşı uygulanan kapanma, hepimize kentlerde gıda stokunun ve tarımsal üretimin önemini gösterdi.

Bir an için uluslararası ticaretin durma noktasına geldiğini ve tarımda da kuraklık ve yüksek fiyat artışı nedeniyle yeterli üretimin olmadığı bir zamanı düşünelim.

İşte tarım yönetiminin ve politikalarının önemi, böyle durumlarda daha belirgin bir biçimde hissedilmektedir.

Bu kitapta Yıldırım, Türkiye’nin tarımsal yapısını ve yönetimini masaya yatırmakta ve yıllardır tartışılagelen neoliberal politikaların tarım sektörü üzerindeki etkilerini kapsamlı bir araştırmayla incelemektedir.

Yıldırım, uygulanan tarımsal politikalar ile tarımsal yapı arasındaki nedensellik bağını titizlikle kurmuş ve analizinde kullandığı tarımsal verileri, derlediği tarihsel bilgilerle birlikte analiz ediyor.

Yıldırım’ın eseri, tarımın geleceğine, yöntemine, yönetimine, kapasitesine ilişkin verimli, heyecan verici bir tartışma başlatacak nitelikte.

  • Künye: Cuma Yıldırım – Türkiye’de Tarım Sektörünün Yönetimi, Yeni İnsan Yayınevi, tarım, 256 sayfa, 2022

Larry Korn – Fukuoka Üstat (2022)

Masanobu Fukuoka’nın Zen benzeri tarım yaklaşımı organik tarım ve bahçecilikte devrim yarattı.

O’na göre, insan doğaya hâkim olmak yerine, onunla yaşamayı öğrenmelidir.

Larry Korn, Fukuoka ile otuz beş yıldan fazla süren çalışma ve deneyimlerini burada sunuyor.

Doğa kendi hâlinde kusursuz bir denge içindeyken insanlığın doğaya ilk müdahalesi olan “tarım” faaliyetlerinin başlaması ile bu denge altüst olmuştur.

Tarımın keşfiyle toprağı işleyen ve üretime geçen insan, zamanla toprak üzerinde hâkimiyet kurmaya başlar; doğayı kendisine köle yapar.

İnsanın doğa üzerindeki etkisi ilk zamanlar şu anki gibi tehlike arz etmiyordu.

Gün geçtikçe artan nüfus yoğunluğu ile insanın icat ettiği her şey (tarım aletleri, ilaçları, vb.) doğanın tahrip olmasına neden oldu.

Bir kez müdahale edince eskisi gibi olmayan her şey gibi doğa da ona karışılmasına, özünün değiştirilmesine tepki göstermiştir.

Bu tepkiyi duyan ve muhatap alan tek insan belki de doğanın ve tarımın babası diyeceğimiz Masanobu Fukuoka’dır.

Onun felsefesinde, her şey doğanın akışına bırakılmalıdır.

Geleneksel tarım uygulamalarının aksine o, deneme yanılma yoluyla, toprağı dinleyerek ve gözlemleyerek hareket etmiştir.

Çünkü aniden hiçbir şey değiştirilemez; zamanla, doğanın sesine kulak vererek, doğayla beraber hareket ederek bu değişiminin faydalı olacağını düşünmüştür.

İnsan doğaya hâkim olmak yerine, onunla yaşamayı öğrenmelidir.

Doğanın, insanlara ihtiyacı yoktur.

Biz olsak da olmasak da “doğa” kendini yeniler.

Doğanın bize ne anlatmak istediğini anladığımız an bizler de özgürlüğümüze kavuşmuş olacağız.

  • Künye: Larry Korn – Fukuoka Üstat: Ekin Sapı Devrimcisi ve Doğal Tarımın Mucidi, çeviren: Ezgi Yıldız, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 256 sayfa, 2022

Kolektif – Dünya Senin Ellerinde (2022)

Ekolojiik yaşamın bir parçası olmak bizim ellerimizde.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu bu nitelikli derleme, dünyaya verdiğimiz zararı azaltarak daha adil bir geleceği nasıl mümkün kılabileceğimizi gösteriyor.

Öyle bir dönemdeyiz ki sürdürülebilir yaşama her zamankinden çok ihtiyacımız var.

Nüfusu gün geçtikçe artan dünyamız yeni felaketlere gebe. Salgın, savaşlar, göçler, yoksulluk, biyoçeşitliliğin yok olması ve iklim krizi bize gelecekte neler yaşayabileceğimizin haberini veriyor.

‘Dünya Senin Ellerinde’ yazarları, ekolojik farkındalığı artırıp insanları harekete geçirmek için bir araya geldiler.

Mevcut durumu değerlendirip geleceği tasarlamayı da görev bildiler.

Müberra Mızıkacı’nın editörlüğünde yaşam savunucuları, sürdürülebilirliğin çeşitli konularına dair fikir ve öngörülerini paylaşıyor.

Küresel salgının hayatımızdaki yeri, gıda hakkı, toplumsal beslenme sistemleri ve mikroplastik gibi başlıklar “sürdürülebilirlik” odağında ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mücahit Erakyol, Duygu Ağagündüz, Nejla Anul, Kübra Damla Ekenci, Z. Begüm Kalyoncu, Gizem Köse, Tuğba Küçükkasap Cömert, Meltem Şahinler Soylu, İrem Yakışıklı, Nihal Tunçer, Dilek Türközü, Damla İkbâl Ceyhan, Nihan Çakır Biçer, Merve Çapaş, Fatma Çevik, Derya Dikmen, Sedat Gündoğdu, Müberra Mızıkacı, Haluk Şener, Erkut Tutkun, Yiğit Ulukent, Ersin Yaman ve Bahar Korçan.

  • Künye: Kolektif – Dünya Senin Ellerinde, editör: Müberra Mızıkacı, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 272 sayfa, 2022

Seda Saraç ve Hülya Gülay Ogelman – Bağımsız Öğrenen Çocuklar (2022)

Dünyanın köklü biçimde dönüştüğü günümüzde, çocuklarımızı yarınlara nasıl hazırlayabiliriz?

Seda Saraç ve Hülya Gülay Ogelman’ın tam da bu amaçla kaleme aldığı eldeki kitap, çocukların bağımsız öğrenen olma becerilerini geliştirecek etkinlikler sunuyor.

Teknoloji gelişiyor, bilgi artıyor, meslekler dönüşüyor.

  • Peki, o zaman yarının yetişkinlerine bugün ne öğretmeliyiz?
  • Hangi bilgi ve becerileri kazandırmalıyız?

Aslında cevap çok basit.

Yeni nesillerin bu değişen koşullara uyum sağlayabilmesini istiyor isek onları,  tüm hayatları boyunca öğrenmeye devam edebilen yaşam boyu öğrenenler olarak yetiştirmemiz gerekiyor.

Diğer bir deyişle onları bir başkasına bağımlı olmadan (öğretmen, ebeveyn, işveren) kendi öğrenme sorumluluğunu alan bağımsız öğrenenler olarak yetiştirmemiz gerekiyor.

  • Ama nasıl?
  • Bir çocuğa hangi becerileri nasıl kazandırırsak bağımsız bir öğrenen olabilir?

Bu kitapta çocukların, bağımsız birer öğrenen olma yolunda sahip olmaları gereken beceriler ele alınmış ve sınıf içerisinde yapılabilecek etkinliklerden örnekler sunuluyor.

Kitapta yer alan bilgiler ve etkinlikler okul öncesi odaklı olmakla birlikte ilkokul öğretmenleri ve ebeveynler için de bir rehber olacak nitelikte.

  • Künye: Seda Saraç ve Hülya Gülay Ogelman – Bağımsız Öğrenen Çocuklar: Okul Öncesi Dönem Etkinlikleriyle Yürütücü İşlevler, Üst Biliş, Duygu Düzenleme, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 136 sayfa, 2022