Jeff Schuhrke — Mavi Yakalı Emperyalizm (2026)

Jeff Schuhrke bu çalışmasında, 20. yüzyıl Amerikan sendikacılığının görünürdeki emek mücadelesi ile perde arkasındaki emperyal işlevi arasındaki çelişkiyi inceliyor. Kitap, Amerikan işçi hareketinin yalnızca ücret artışları ve sosyal haklar için mücadele eden bir yapı olmadığını; aynı zamanda Soğuk Savaş boyunca ABD dış politikasının küresel uzantılarından biri hâline geldiğini ortaya koyuyor. AFL ve ardından AFL-CIO’nun yöneticileri, antikomünizm adına CIA, USAID ve çeşitli devlet kurumlarıyla iç içe geçerek dünyanın farklı bölgelerinde sendikal hareketleri yönlendirmeye, bölmeye ve denetim altına almaya çalışıyor.

‘Mavi Yakalı Emperyalizm’ (‘Blue-Collar Empire’), bu dönüşümün kökenlerini Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayarak izliyor. Başlangıçta enternasyonalist eğilimler taşıyan Amerikan işçi hareketi, zamanla devletle bütünleşen bir çizgiye kaydı. Özellikle George Meany, Jay Lovestone ve Irving Brown gibi isimler aracılığıyla “hür sendikacılık” adı verilen antikomünist sendikal model küresel ölçekte yaygınlaştırıldı. Fransa’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar pek çok ülkede komünist ya da bağımsız sendikaların etkisini kırmak için rakip örgütler kuruluyor, grevler destekleniyor, mali yardımlar dağıtılıyor ve eğitim programları düzenleniyordu. Kitap, bu süreçte sendikaların çoğu zaman işçi dayanışmasının değil, Amerikan jeopolitiğinin araçlarına dönüştüğünü gösteriyor.

Schuhrke, özellikle CIA ile sendikal yapılar arasındaki bağları ayrıntılı biçimde ele alıyor. Marshall Planı döneminden Guatemala darbesine, Brezilya ve Şili müdahalelerinden Vietnam Savaşı’na kadar birçok olayda AFL-CIO’nun doğrudan ya da dolaylı rol oynadığı aktarılıyor. Antikomünizm, yalnızca Sovyet etkisini sınırlandırma hedefiyle değil; aynı zamanda küresel kapitalist düzeni güvence altına alma amacıyla işlev görüyor. Bu nedenle kitap, “özgür sendikacılık” söyleminin çoğu zaman sınıf uzlaşmasını ve Amerikan çıkarlarına bağlı bir işçi hareketini meşrulaştırdığını savunuyor.

Kitabın önemli bölümlerinden biri de Türkiye’ye ayrılmış. Yazarın Türkçe baskı için kaleme aldığı önsözde, Türk-İş ile AFL-CIO arasındaki ilişkiler ve USAID destekleri ayrıntılı biçimde ele alınıyor. DİSK’in kuruluş süreci, Türk-İş yönetiminin Amerikan sendikacılığıyla kurduğu bağlar ve sol sendikal hareketlere karşı yürütülen müdahaleler, Türkiye işçi hareketinin Soğuk Savaş içindeki konumunu görünür kılıyor. Schuhrke’ye göre bu ilişkiler, yalnızca Türkiye’ye özgü değil; dünya çapında bağımsız ve sınıf temelli işçi hareketlerini etkisizleştirmeyi amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçasıydı.

Kitap aynı zamanda Amerikan sendikacılığının iç çelişkilerini de inceliyor. Vietnam Savaşı döneminde yükselen muhalefet, neoliberalizmin yükselişi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşü ve serbest ticaret politikaları, AFL-CIO’nun tarihsel çizgisini yeni krizlerle karşı karşıya bırakıyor. Antikomünist zaferin ardından gelen neoliberal dönüşüm, ironik biçimde Amerikan işçi sınıfının kendi kazanımlarını da aşındırıyor. Böylece eser, emperyalizmle kurulan ittifakın uzun vadede işçi hareketinin bağımsızlığını ve gücünü zayıflattığını ileri sürüyor.

‘Mavi Yakalı Emperyalizm’, yalnızca sendikal tarihe dair bir inceleme değil; emek hareketinin etik ve siyasal yönelimlerine dair bir hesaplaşma çağrısı niteliği taşıyor. Schuhrke, gerçek bir işçi enternasyonalizminin ancak devletlerin ve emperyal çıkarların gölgesinden bağımsız bir dayanışma anlayışıyla mümkün olabileceğini savunuyor. Bu yönüyle kitap, sendikaların tarihsel rolünü yeniden düşünmeye ve emek mücadelesini küresel ölçekte değerlendirmeye davet eden kapsamlı bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Jeff Schuhrke — Mavi Yakalı Emperyalizm: Amerikan Sendikacılığının Küresel Antikomünist Haçlı Seferi
Çeviren: Ümit Şenesen • Yordam Kitap
Siyaset • 416 sayfa • 2026

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Bir cevap yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.