Andrei Marmor — Hukuk Felsefesi (2026)

Andrei Marmor ‘Hukuk Felsefesi’ adlı eserinde hukuk felsefesinin tarihini kronolojik biçimde anlatmak yerine, hukukun doğasına ilişkin temel sorunları çağdaş analitik hukuk felsefesinin tartışmaları üzerinden inceliyor. Kitabın odağında iki temel soru yer alıyor: Bir hukuk normunu geçerli kılan nedir ve hukuk insanlara hangi anlamda bağlayıcı nedenler sunar? Marmor, bu soruları özellikle hukuki pozitivizm perspektifinden ele alırken Hans Kelsen, H.L.A. Hart, Joseph Raz ve Ronald Dworkin gibi düşünürlerin görüşlerini karşılaştırıyor; pozitivist geleneği savunurken onu içeriden eleştirmeyi de ihmal etmez. Böylece eser, hukuk ile ahlak, otorite, yorum ve normatiflik arasındaki ilişkileri berrak bir kavramsal çözümlemeyle tartışıyor.

Kitabın ilk bölümleri hukuki geçerlilik sorununa ayrılmış. Marmor’a göre hukukun ne olduğuna ilişkin açıklamalar, hukukun geçerlilik ölçütünü toplumsal olgular temelinde açıklamak zorundadır. Bu nedenle hukuk, yalnızca egemenin buyruğuna indirgenemez; onu var eden şey, toplum içinde yerleşmiş kurallar, kurumlar ve uzlaşımlardır. Kelsen’in “Saf Hukuk Kuramı” ile temel norm kavramını yeniden değerlendiren Marmor, hukukun başka disiplinlere indirgenmesini reddederken hukuki geçerliliğin yine de toplumsal gerçeklikten bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor. Hart’ın tanıma kuralı ve Raz’ın otorite anlayışı da bu çerçevede ele alınarak hukukun kurumsal yapısı açıklanıyor.

Eserin ikinci ekseni hukukun normatifliği, yani bireyler için neden bağlayıcı sayıldığı meselesi. Hukukun insanlara eylem nedenleri sunduğunu kabul eden Marmor, bu bağlayıcılığın zorunlu olarak ahlaki olmadığını ileri sürüyor. Ronald Dworkin’in hukukun yalnızca kurallardan değil, ahlaki ilkelerden de oluştuğu yönündeki yaklaşımını ayrıntılı biçimde tartışıyor; hukuki geçerliliğin ahlaki doğrulukla belirlenemeyeceğini savunarak dışlayıcı (sert) hukuki pozitivizm çizgisini geliştiriyor. Ahlaki ilkelerin yargıçlar tarafından kullanılabileceğini kabul etse de bunların hukukun geçerlilik ölçütünü oluşturmadığını vurguluyor.

Son bölümlerde Marmor, hukuk felsefesinin kendisinin normatif olup olmadığı sorusunu ele alıyor ve hukuki pozitivizmin etik temellerini, yöntemsel varsayımlarını ve işlevsel gerekçelerini tartışıyor. Ardından hukukun dili ve yorumu üzerinde durarak her hukuki metnin sürekli yoruma ihtiyaç duymadığını, ancak belirsizlik, norm çatışmaları ve dilin semantik ya da pragmatik sınırları ortaya çıktığında yorumun kaçınılmaz hâle geldiğini gösteriyor. Böylece hukuk dilinin yapısı ile hukuki muhakeme arasındaki ilişkiyi çözümleyen eser, hukukun yalnızca kurallar bütünü değil, toplumsal kurumlar, otorite ilişkileri ve dilsel pratikler içinde işleyen karmaşık bir normatif düzen olduğunu ortaya koyuyor. Analitik üslubu ve problem merkezli yaklaşımıyla ‘Hukuk Felsefesi’ (‘Philosophy Of Law’), çağdaş hukuki pozitivizmin temel kavramlarını açıklarken, hukukun doğasını anlamaya yönelik en önemli soruları sistematik biçimde tartışan kapsamlı bir giriş kitabı niteliği taşır.

Andrei Marmor — Hukuk Felsefesi: Hukukun Doğasına Dair Pozitivist Bir Soruşturma
Çeviren: Erdoğan Önen • Vakıfbank Kültür Yayınları
Hukuk • 272 sayfa • 2026

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Bir cevap yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.