Louis-Antoine de Bougainville – Dünyanın Çevresinde Yolculuk (2009)

‘Dünyanın Çevresinde Yolculuk’ta Louis-Antoine de Bougainville, 18. yüzyılda yaptığı ilginç bir deniz yolculuğunu anlatıyor. Canlı bir anlatıma ve seyre dair zengin ayrıntılara sahip eserinde Bougainville, uğradığı adalar ve onları kuşatan denizler, aşılan boğazlar ve geçitleri okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabın bu niteliğiyle, denizcilik konusunda önemli bir kılavuz olduğu söylenebilir. 18. yüzyılda denizdeki protokol kuralları, sömürge yönetimleri ve sömürge tarihi konusunda önemli bilgiler barındıran kitapta, kimi yörelerin betimlemesi, kıyının görünümü, akıntıların yönü ve rüzgâr rejimi gibi birçok zengin ayrıntı yer alıyor.

  • Künye: Louis-Antoine de Bougainville – Dünyanın Çevresinde Yolculuk, çeviren: Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, coğrafya, 350 sayfa

Elias Canetti – Marakeş’te Sesler (2015)

Batılı bir yazarın, kendisine tümüyle yabancı Doğu’yla karşılaşması ve bunun kendisinde uyandırdığı izlenimler, bu kitabın konusu.

Elias Canetti, neredeyse hiçbir görüntüyü, sesi ve kokuyu kaçırmayan bakışıyla Müslüman Arap şehri Marakeş’i sokak sokak, meydan meydan adımlıyor.

Ve bu geziden bize, çarşıların cıvıltısı, evlerin sessizliği, kafes ardındaki kadınların bakışları, öykücüler ve arzuhalciler yansıyor.

  • Künye: Elias Canetti – Marakeş’te Sesler, çeviren: Kâmuran Şipal, Sel Yayıncılık

Nursel Gülenaz ve Oya Koca – Yedikule – Samatya (2018)

İstanbul’da her geçen gün bir şeyler yok ediliyor.

Ve bu şehirde yaşayanlar olarak, geçmişin bu denli pervasızca yok edilişi karşısında sesimiz çıkmıyor.

Son zamanlarda bir başka şehri ranta dönüştürme girişimine Yedikule bostanlarında tanık olduk.

İstanbul’un mütevazı, sakin dış semtleri Yedikule-Samatya hattında bizi tarihi ve çağdaş bir yolculuğa çıkaran iki yazarlı bu kitap ise, “Bu sokak benim” demenin, kentimize sahip çıkmanın neden önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Yedikule ve Samatya, İstanbul’un fethi sonrası şenlendirme amacıyla yerleştirilen gayrimüslimlerle Müslümanların kadim ilişkisinin simge mekânlarıdır.

Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra mütevazı, ama eşsiz özgünlük ve kalitede bir sayfiye yeridir.

Denizden gelen yosun kokusudur, Türk-Ermeni-Rum kardeşliğine açılan sokaklardır.

Nursel Gülenaz ve Oya Koca nitelikli kitaplarında, Yedikule-Samatya rotasında adım adım, sokak sokak ilerliyor ve bunu yaparken şimdinin beton ormanlarında özlemi çekilen eski mahalle yaşantısının nelerin ya da kimlerin eseri olduğunun izini sürüyor.

Yazarlar ayrıca, hem kitaplarının satır aralarında hem de gezdikleri sokaklarda, yeni kuşakların gözleri önünde bu kadim yerlerin şaşırtıcı derecede kısa bir sürede silikleşmesinin sebep ve sonuçlarını da arıyor.

  • Künye: Nursel Gülenaz ve Oya Koca – Yedikule – Samatya, Remzi Kitabevi, gezi, 224 sayfa, 2018

Fikret Adil – Beyaz Yollar, Mavi Deniz (2018)

Beyoğlu’nun bohem hayatını anlatan eserleriyle bildiğimiz Fikret Adil, şimdi de bir Ege-Akdeniz yolculuğuna dair izlenimleriyle karşımızda.

Adil’e bu yolculuğunda, Halikarnas Balıkçısı ve Sabahattin Eyüboğlu da eşlik edecektir.

Adil, kendine has tarzıyla bu yolculuğu ve bu yolculukta karşılaştıklarını keyifli bir üslupla aktarıyor ve böylece gezi edebiyatının en güzel örneklerinden birini ortaya koyuyor.

Yazar bunu yaparken de, bir yandan Halikarnas Balıkçısı’nın hikâyelerine öte yandan da Sabahattin Eyüboğlu’nun yoldaşlığına uğruyor.

İstanbul’dan İzmir’e, İzmir’den Bodrum’a uzanan; doğa, çam ağaçları, yıldızlı geceler, edebiyat ve sanatın hemhal olduğu bir gezi.

  • Künye: Fikret Adil – Beyaz Yollar, Mavi Deniz, Sel Yayıncılık, gezi, 94 sayfa, 2018

Erk Acarer – % 100 İstanbul (2009)

Erk Acarer’in ilk kitabı, hatırlanacağı gibi ‘Matruşkadan Tayyare’ ismini taşıyordu.

Yazar, elimizdeki ikinci kitabı ‘% 100 İstanbul’da ise, tarihi ve gözde mekânlarıyla İstanbul’u anlatıyor.

Kitabına, İstanbul konulu yüz öyküyü alan Acarer, bu kadim kenti hem tarihi hem güncel yönleriyle işliyor.

İstanbul’un kuruluşu, Ahırkapı, Yedikule’nin kanlı tarihi, Sarayburnu’nda ilk uzay çalışmaları, Sultanahmet Meydanı, Gülhane Parkı’nda yaşananlar, İstanbul’un sarnıçları, Beyazıt hamamının zorba tellağı, Anemas Zindanı gibi farklı konuları işleyen Acarer eseri, dünyanın gözde şehirlerinden İstanbul’un bitmeyen bir tarihe ve bitmeyen öykülere sahip olduğunu göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Erk Acarer – % 100 İstanbul, İnkılap Kitabevi, şehir, 432 sayfa

Kenneth White – Mavi Yol (2009)

Kendini “göçebe bir entelektüel” olarak tanımlayan Kenneth White, kültürden kültüre yaptığı yolculukları ‘Mavi Yol’ isimli elimizdeki kitapta bir araya getiriyor.

Entelektüel göçebeliğe, “geopoetika” adını veren yazar, “geopoetika”yı, halkları bölen her türlü siyasal ve dinsel ideolojinin ötesinde bir kavram olarak tanımlıyor.

Gezip gördüğü kültürleri, ortaklaşa sahip olunan Yer’in gizemli, kırılgan ve güzel mirasının bileşenleri olarak düşünen White, bu coğrafyalardaki farklı kültürleri, kimi zaman deneme, kimi zaman anlatı ve kimi zamansa şiir aracılığıyla okuruyla paylaşıyor.

Kitap, gezi tutkunları kadar, farklı kültürleri tanımak isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Kenneth White – Mavi Yol, çeviren: Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 183 sayfa

Müjde Tönbekici ve Mutlu Tönbekici – Küçük Oteller Kitabı (2009)

İlk baskısı 1998 yılında yapılan ‘Küçük Oteller Kitabı’, alanında en güvenilir kaynak olmayı sürdürüyor.

Beş yıldızlı otellerden hoşlanmayanlar için Müjde ve Mutlu Tönbekici tarafından hazırlanan kitapta, Türkiye’nin dört bir yanından 300’e yakın küçük otel, yazarların yorumlarıyla tanıtılıyor.

Geçen yıllarda olduğu gibi, bu kitapta da, oteller seçilirken belirli bir kalite ve konfor düzeyinde olmalarına, fakat mimari ve dekorasyonda da bir özgünlük sunuyor olmalarına dikkat edilmiş.

Kitapta, otellerin oda fiyatlarından haritadaki yerlerine, oda sayılarından oda özelliklerine, çevre güzelliklerinden otellerin iletişim bilgilerine kadar her tür bilgi bulunuyor.

  • Künye: Müjde Tönbekici ve Mutlu Tönbekici – Küçük Oteller Kitabı, Boyut Yayınları, rehber, 336 sayfa

G. Ahmetcan Asena – İpek Yolu 1: Çin-Doğu Türkistan (2009)

Ahmetcan Asena ‘İpek Yolu’ dizisinin elimizdeki birinci cildinde okurlarını, doğunun en özgün coğrafyalarından olan Çin ve Doğu Türkistan’ı keşfetmeye çağırıyor.

Bu çalışmaya başlamasının dönüm noktasının, bir Çin gezisinde tanıştığı yaşlı Törüngey olduğunu söyleyen Asena, bütün dünyaya Batı’nın gözünden baktığımız için, Asya’nın zenginliğini göremediğimizi savunuyor.

Geniş bir coğrafyada, birçok şehri ve yerleşim yerini kapsayan tarihi ve kültürel bir yolculuğa çıkan kitapta, eski Türk kültüründen Hunlar ve Sakalar’a, Şamanlık’tan Budizm ve İslamiyet’e, yaşayan efsanelerden Çin’in zenginliklerine ve ABD’nin Orta Asya politikasına birçok konu yer alıyor.

  • Künye: G. Ahmetcan Asena – İpek Yolu 1: Çin-Doğu Türkistan, Pan Yayıncılık, kültür, 472 sayfa

Tristan Jones – Sıradışı Yolculuk (2009)

Hayatı denizlerde geçen Tristan Jones, çoğunlukla küçük yelkenlilerle ve tek başına, kayıtlı 450.000 mil seyir yaptı.

Dokuzu tek başına olmak üzere, on sekiz kez Atlas Okyanusu’nu geçen Jones, neredeyse dünyanın bütün denizlerini dolaşmış bir isim.

Jones’un elimizdeki kitabı, altı yıl süren zorlu bir gezisini anlatıyor.

Gezide kat ettiği mesafeyi, “insanın dayanma gücü sınırının bin kez ötesine geçerek” şeklinde tanımlayan yazar, deneyimini nüktedan bir üslupla kaleme almış.

Jones’un yetkin bir tarih algısı, eski kâşiflere dair öyküler ve denizlere dair destanlarla da zenginleştirdiği kitabı, macera severlerin ilgisini çekecek nitelikte.

  • Künye: Tristan Jones – Sıradışı Yolculuk, çeviren: Tayfun Timuçin ve Kevser Güler, Ataköy Marina Yacht Club Yayınları, anı, 456 sayfa

Henri Michaux – Asya’da Bir Barbar (2018)

“Hindistan’da görecek hiçbir şey yok, her şey yorumlanmak için.”

Fransız edebiyatının çağdaş kalemlerinden Henri Michaux, Avrupa’nın büyük bir bunalımın arifesinde bulunduğu 1930’lu yılların başında uzak Asya’ya bir gezi gerçekleştirmişti.

‘Asya’da Bir Barbar’, Michaux’nun Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya topraklarını kapsayan bu geziden izlenimlerini sunduğu güncesi.

Okura, Michaux’nun yazarlığının yanı sıra, kişiliğinin de başka bir yönünü gösteren kitap, ilk kez Türkçede.

Bu toprakları hayatı boyunca ilk kez görmenin verdiği heyecanla yazar, Doğu ile Batı arasındaki kadim farklılıkların altını kendine has bakışıyla çiziyor.

Gezisi boyunca, Doğu toplumları ve halklarıyla Batı Avrupa halklarının farkları üzerine düşünen Michaux, Avrupalıların Doğuluların kültürel pratiklerinden öğrenebilecekleri şeyler olduğunu düşünüyor.

  • Künye: Henri Michaux – Asya’da Bir Barbar, çeviren: Rahime Sarıçelik Abbasbeyli, Sel Yayıncılık, anlatı, 168 sayfa, 2018