Emine Uşaklıgil – Bir Şehri Yok Etmek (2014)

AKP tarafından ısrarla yürütülegelen kentsel dönüşüm pratiklerini, şehrin neredeyse her noktasına yayılmış rant hırsını ve bu yıkımın İstanbul’un geleceğine yapacağı korkutucu etkileri adım adım izleyen bir inceleme.

Emine Uşaklıgil, çok farklı kaynaklardan beslenerek zenginleştirdiği kitabında, kentsel dönüşüm politikalarının ardındaki etkenleri kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Kitap TOKİ’nin hangi siyasi ve ekonomik aşamalardan geçerek “inşaatın efendisi” haline geldiğini; İstanbul’un Sulukule, Balat, Tarlabaşı, Süleymaniye ve Ayazma gibi mekânlarında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarının akıl almaz ve çoğu zaman pervasız boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Bir Şehri Yok Etmek, Emine Uşaklıgil, Can Yayınları, inceleme, 262 sayfa

Birol Aktaş – 100 Yasaklı Kitap (2017)‏

Geçmişten günümüze kimilerinin canını sıkıp da yasaklanmış ne çok kitap var.

Fakat yazık ki, buna dair bilgimiz bölük pörçük ve oldukça sınırlı. Tüm bu yasaklı eserlere yer veren bir çalışma olsaydı ne güzel olurdu diye düşündüğümüz bir anda, Birol Aktaş’ın kaleme aldığı bu şahane kitap çıkageldi.

Aktaş’ın gösterdiği gibi, yasaklamalara kimi zaman kitabın içeriği, kimi zamansa yazarının kişiliği bahane olmuş.

Kitaptan, tadımlık niyetine üç örnek:

‘Alice Harikalar Diyarında’: Hayvanlara haddinden fazla insan özellikleri yüklenmiş olmasının insanlara hakaret sayılacağı, ilerde çocukların, hayvanlarla insanlara eşit düzeyde yaklaşacağı gerekçeleriyle 1931’de Çin’de yasaklanır.

‘Şeker Portakalı’, Jose Mauro de Vasconcelos: Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” olarak okullarda çocuklara önerdiği kitaplardandı. Bir öğretmenin bu kitabı öğrencilerine performans ödevi olarak vermesi üzerine işler değişir. Zira bu öğrencilerden birinin velisi, kitapta küfürler ve argo sözcükler bulunduğu gerekçesiyle bakanlıktan kitabın yasaklanmasını talep eder. Bakanlık durur mu! Bakanlık “Türk örf ve âdetlerine uymadığı ve çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyecek unsurlar içerdiği” gerekçesiyle öğretmen hakkında soruşturma başlatarak kitabın sakıncalı olduğunu tesciller.

‘Tommiks’: Dünyanın en apolitik çizgiromanı, 1961’de Türkiye’de yasaklanır. Yasak, “çocukların aklını çeleceği” gibi evlere şenlik bir gerekçeye dayandırılır…

  • Künye: 100 Yasaklı Kitap, Birol Aktaş, Ağaçkakan Yayınları, inceleme, 312 sayfa

Başak Ergil – The Image of Nâzım Hikmet and His Poetry (2008)

  • THE IMAGE OF NÂZIM HİKMET AND HIS POETRY IN ANGLO-AMERICAN LITERARY SYSTEMS, Başak Ergil, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları, inceleme, 235 sayfa

‘The Image of Nâzım Hikmet and His Poetry in Anglo-American Literary Systems’, daha önce Radikal Kitap’ta gösterdiğimiz ‘İngiliz-Amerikan Yayın Dünyasında Nâzım Hikmet İmajı’ isimli kitabın İngilizce hazırlanmış baskısı. Başak Ergil, İngilizce’ye en çok şiiri çevrilen Nâzım Hikmet imajını, 1930’lardan günümüze dek İngiliz-Amerikan dergi ve kitapları üzerinden inceliyor. Çalışmanın en ilgi çeken yönü de, bu kaynaklarda, ilk etapta “Türkiye’nin komünist şairi” olarak sunulan Nâzım Hikmet’in, 2000’lere gelindiğinde romantik yönleriyle tanımlanan mistik, lirik bir kahramana nasıl dönüştüğünü saptaması.

Doğan Emrah Zıraman – Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler (2008)

  • AŞAĞILAMA İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TEZLER, Doğan Emrah Zıraman, Kavim Yayıncılık, inceleme, 140 sayfa

‘Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler’, toplumsal alanda aşağılama ve aşağılanmanın nasıl örgütlendiğini irdeliyor. Yazar, bu ilişkilerle hesaplaşıldığı ölçüde, “Günümüzde kendisini aşağılama ilişkileri dışında tanımlayabilen hiçbir insan ve insan ilişkisi yoktur. Sadece aşağılama ilişkileri içinde aşağılayan ve aşağılanan olarak taraf olma hali vardır,” diyen Zıraman, çalışmasının, bu anlamda bir sorgulamayı amaçladığını söylüyor. Zıraman, aşağılamanın sözlük kavramından başlayarak, bütün dinler ve mitolojilerin evrenin başlangıcını neden bir aşağılama hikâyesi ile başlattıklarını, sporun bir mücadele mi yoksa kavga mı olduğunu, intiharın acizlik mi yoksa güç gösterisi mi olduğunu ve bunun gibi pek çok ilginç konuyu tartışıyor.

 

Umut Yener Kara – Kimlik Oyunu (2014)

  • KİMLİK OYUNU, Umut Yener Kara, İletişim Yayınları, inceleme, 191 sayfa

Umut Yener Kara ‘Kimlik Oyunu’nda, yeni medya, teknoloji ve bilgisayar oyunlarının kuramsal çerçevelerini araştırıyor. Bunu Gilles Deleuze, Manuel de Landa, Brian Massumi, Bruno Latour ve Humberto Maturana gibi kuramcıların düşüncelerini serimleyerek yapan Kara, kitabının ilk bölümünde, kimlik konusunda yürütülen anlambilimsel tartışmaya yer veriyor. Yeni medyada kimlik konusunun nasıl kavramsallaştırıldığı; posthümanizmin insan, doğa ve teknoloji üçlüsü hakkında ne gibi kavrayışlar içerdiği ve Playstation 3’te çıkan ödüllü oyun Journey’nin kimlik sorununa ne gibi yorumlar getirdiği, kitapta ele alınan diğer konular.

Kolektif – Mucizeden Belaya Yolculuk: Tütün (2014)

  • MUCİZEDEN BELAYA YOLCULUK: TÜTÜN, editör: H. Vakıf Mercimek ve İ. Eren Akçiçek, Tarihçi Kitabevi, inceleme, 535 sayfa

‘Mucizeden Belaya Yolculuk’, geçmişten günümüze tütünün üretim ve ticaretini çok boyutlu bir şekilde ele alan makalelerden oluşuyor. Türkiye’nin tütün politikalarının eleştirel bir bakışla irdelendiği kitapta, Türkiye’de Flue Cured ve Burley tütünlerinin yetiştirilme teknikleri; Düyun-u Umumiye’nin kurulmasının Reji idaresiyle ilişkisi; tütün idaresinin Reji’den TEKEL’e dönüşümünün hikâyesi; TEKEL’in hazin sonu; sigara kaçakçılığı; milli bir ürün olan tütüne devletin dünden bugüne bakışı; sosyal kültürel faktörler ile tütün tüketimi arasındaki ilişki ve tütünle mücadelede yaşanan gelişmeler gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Bernard Benyamin ve Yohan Peres – Ester’in Şifresi (2014)

  • ESTER’İN ŞİFRESİ, Bernard Benyamin ve Yohan Peres, çeviren: Estreya Seval Vali, Gözlem Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa

Nazi Almanyası’da ideolog ve demagog Julius Streicher, savaşın bitiminde yakalanmış ve Nürnberg Mahkemesi’nin kararıyla 16 Ekim 1946’da idam edilmişti. Streitcher’i ilgi çekici bir figür kılan asıl husus ise, idam edilmeden hemen önce, “Yahudiler memnun olacak! Purim 1946!” demesiydi. Bu söz, iki bin yıllık dini bir metin olan ‘Ester’in Kitabı’nda bahsedilen bir olaya dayanıyor. Bu kitabın yazarları ise, söz konusu metnin izini sürüyor. Yazarlar, kitabın gizli bir mesaj içerdiğini ve kitapta tasvir edilen antik Pers Krallığı ile III. Reich Almanya’sı arasında büyük benzerlikler bulunduğunu savunuyor.

Bekir Şişman – Şehnamenin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri (2008)

  • ŞEHNAME’NİN TÜRK KÜLTÜR VE EDEBİYATINA ETKİLERİ, Bekir Şişman, Ötüken Yayınları, inceleme, 184 sayfa

  1. yüzyılda, Firdevsî tarafından otuz yılda yazılabilen ‘Şehname’, İran tarihine yer veren, altmış bin beyitlik bir eser. ‘Şehname’, daha sonra, Doğu yazınında Şehname türünün gelenekselleşmesini sağlaması; gerek kahramanları, gerekse konuyu işleyişiyle, daha sonraki eserler için nirengi noktaları oluşturmuş olması ve bazı şairler tarafından sık sık dönem Türkçesine aktarılmasıyla oldukça etkili olmuş eserlerden biri. Bekir Şişman bu çalışmasında, ‘Şehname’yi mitik, destansı, masalsı, efsanevi ve tarihi unsurlar çerçevesinden değerlendiriyor. Kitapta, ‘Şehname’de adı geçen kahramanların tanıtımları ile olayların gelişimi hakkında genel bilgiler yer alıyor.

 

Eray Emin Aydemir – Şeytanın Notaları (2014)

Eray Emin Aydemir ‘Şeytanın Notaları’nda, 1999 Gölcük-Yalova depreminden itibaren Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen satanizm gerçeğini araştırıyor.

Bilindiği gibi depremden hemen sonra, Şehriban Coşkunfırat isimli genç kadın, kendilerini satanist olarak tanımlayan üç kişi tarafından acımasızca öldürülmüştü.

Aydemir’in kitabı, ülkede infial yaratan söz konusu cinayeti eksen alarak, kökenleri Orta Çağ’a uzanan satanizm anlayışını, satanizmin modernizmle birlikte nasıl dönüştüğünü, Şeytan Kilisesi’nin kurucusu Anton Lavey’in çalışmalarını ve heavy metal müziğin neden satanist bir tür olarak algılandığını açıklıyor.

  • Künye: Eray Emin Aydemir – Şeytanın Notaları, Cinius Yayınları, inceleme, 132 sayfa

M. Hakan Koçak – Camın İşçileri (2014)

  • CAMIN İŞÇİLERİ, M. Hakan Koçak, İletişim Yayınları, inceleme, 581 sayfa

M. Hakan Koçak ‘Camın İşçileri’nde, Türkiye’de işçi sınıfının oluşum sürecini, İstanbul’un Paşabahçe semtinde 1935’te faaliyete geçip 2002’de kapatılan Şişecam Fabrikası işçilerinin mücadele deneyimi üzerinden inceliyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet ve sonrasına, Türkiye’deki cam eşya üretiminin tarihiyle açılan kitapta, Cumhuriyet döneminde Şişecam Fabrikası’nın kuruluş süreci; fabrikada 1947’de sendikanın kuruluşu; politik ve iktisadi alanlardaki köklü değişimlerinin Şişecam işçi hareketine yansımaları ve fabrikadaki 1966 grevinin Türkiye işçi sınıfı tarihinde neden bir dönüm noktası teşkil ettiği gibi önemli konular tartışılıyor.