Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik (2008)

Rose Tremain, ‘Müzik ve Sessizlik’ isimli bu tarihi romanında, 17. yüzyıl Avrupa’sında yaşayan müzisyen Peter Claire’in trajik hikâyesini anlatıyor.

Peter Claire, Danimarka kralı IV. Christian’ın saray müzisyeni olarak atanır.

İçinde bulunduğu orkestra sarayın altında çalarken, kral yukarıdaki odasında müziği dinlemektedir.

Genç müzisyen, kraliçenin eşini aldattığına tanık olur.

Bu esnada kahramanımız saraydaki hizmetçilerden Emilia’ya da âşık olur.

Roman bu aşkı, sarayda kıyasıya süren iyi ile kötünün savaşı çerçevesinden tasvir eder.

“Kralın meleği” genç müzisyenin, bu kirlenmişlik içinde ruhunu kurtarma çabası, aşkı ve hayalleri arasında gidip gelişleri, romanın en iyi bölümlerini oluşturuyor.

Bu başarılı hikâyenin, 1999 yılı Whitbread Ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik, çeviren: Emre Kuzuoğlu, Can Yayınları, roman, 507 sayfa

Henning Mankel – Ayazdan Önce (2008)

Birçok kitabı Türkçeye çevrilen Henning Mankel, ‘Ayazdan Önce’ isimli bu gerilim romanında, polisliğe henüz adım atmış Linda Wallander’ın bir yandan mesleğindeki zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken, öte yandan bu esnada işlenen bir cinayeti çözme çabasını hikâye ediyor.

Babası da dedektif olan Linda Wallander, emniyet güçlerine katılmak amacıyla Ystad’a gelir.

Fakat Wallander’a babasından geçen bazı kötü özellikler, bu yeni görev yerinde bazı sıkıntılar yaşamasına neden olacaktır.

Tam bu esnada, Ystad’a yakın ormanlık alanda işlenen bir cinayet, hem Wallander’ın hem de emniyet güçlerinin teyakkuza geçirecektir.

Wallander, zorlu eğitiminin üstesinden gelmeli, ayrıca etkileri geçen zamanla daha bir artan bu cinayetin gizemini de çözmelidir.

  • Künye: Henning Mankel – Ayazdan Önce, çeviren: Fatoş Dilber, Altın Kitaplar, roman, 448 sayfa

Stuart Woods – Baş Belası (2008)

Stuart Woods, en çok, yarattığı Stone Barrington ve Holly Barker karakterleriyle ünlenen bir yazar.

Yazarın ‘Baş Belası’ isimli bu romanı da, bu iki karakterden ilkinin, mafya babası Carmine Dattila ile yaşadığı gerilimi hikâye ediyor.

Avukat Stone Barrington, müvekkili Herbie Fisher’in isteğiyle Carmine Dattila’ya dava açar.

Fakat Hun Dattila lakabıyla anılan bu isim, bölgenin en korkulan mafya babalarından biridir.

Roman, Dattila’nın adamları tarafından takip edilen avukatın, bir de kadın zaafı yüzünden başına açtığı türlü çeşitli belaları anlatıyor.

  • Künye: Stuart Woods – Baş Belası, çeviren: Dilek Kılınç, Bilge Kültür Sanat Yayınları, roman, 279 sayfa

Frances Pye – Bir Erkeği Paylaşmak (2008)

Frances Pye, ‘Bir Erkeği Paylaşmak’ta, aşk konusunda oldukça kaygılı olan ve bu nedenle de bağlılık gerektirmeyen ilişkiler isteyen dört kadının, bir erkeği paylaşma planlarını hikâye ediyor.

Kadınlardan her birinin erkekten beklentileri farklı olduğundan, erkek bir gerçeklikten ziyade, bu dört kadının hayallerinde inşa ettikleri kadar vardır.

Kadınlardan Lilly, tutkulu seks yapabilecek; Terry, oğlu için baba figürü olabilecek; anne olmak isteyen Jules, kendisine sperm verebilecek ve nihayet Mara da, elinden her işin geldiği, hamarat bir ev erkeği aramaktadır.

Roman, dört kadının, bu amaçla peşine düştükleri erkeği “ağlarına düşürme” planını anlatıyor.

  • Künye: Frances Pye – Bir Erkeği Paylaşmak, çeviren: Betül Kapıcıoğlu ve Cem Aygül, Erko Yayıncılık, roman, 447 sayfa

Roderick Gordon ve Brian Williams – Tünel (2008)

İki yazarlı ‘Tünel’, on dört yaşındaki başkahramanı Will Burrows ile en yakın arkadaşı Chester’in yer altında bir tünele rastlamasını ve bu tünelle gidilen bambaşka bir dünyaya keşfedişlerini hikâye ediyor.

Açık ten rengi yüzünden okulda herkesin alay ettiği sessiz ve yalnız bir çocuk olan Will, arkeolog babasıyla birlikte kazı yapmaktan keyif alır.

Roman, Will’in babasının günün birinde gizemli bir tünele girip bir daha geri dönemeyişini ve Will’in de arkadaşı Chester ile bu kayboluşun gizemini çözme çabalarını hikâye ediyor. Bu dünya gizemli olduğu kadar, iki arkadaşın aklına dahi gelemeyecek tehlikeler barındırmaktadır.

  • Künye: Roderick Gordon ve Brian Williams – Tünel, çeviren: Dost Körpe, Popcore Yayınları, roman, 345 sayfa

Piper Kerman – Yeni Moda Turuncu (2014)

Piper Kerman’ın kadınlar hapishanesinde geçirdiği dönemin ürünü olan ‘Yeni Moda Turuncu’, parmaklıklar ardındaki kadınların hikâyelerini anlatıyor.

İşinde başarılı, mutlu bir beraberlik yaşayan ve iyi bir aileye sahip olan Piper Kerman, on yıl önce bağışlanamayacak bir hata işler.

Bu hatanın cezasını çekmek üzere cezaevine girmek zorunda kalan Piper, hapishanenin zorluklarına ve her biri ayrı hikâyelere sahip yüzlerce kadının yaşadıklarına tanıklık edecektir.

  • Künye: Piper Kerman – Yeni Moda Turuncu, çeviren: Nihan Çevirgen, APRIL Yayıncılık, roman, 358 sayfa

Jasper Kent – Halkın İradesi (2014)

Jasper Kent ‘Halkın İradesi’nde, 1812’de Rusya’nın Napoléon tarafından işgal edildiği döneminde yaşanmış tarihi olayları bir vampir öyküsüyle harmanlıyor.

St. Petersburg’ta başvampir Zimeyeviç, kötücül emellerinin önündeki en büyük engel olan Çar II. Aleksandr’ı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Bu esnada Zimyeviç için çalışan Albay Otrepyev, Çarın ortadan kaldırılması görevinde çok önemli rol üstlenecek bir tutsağı Türkmenistan’dan Rusya’ya getirmiştir.

Fakat Çarın düşmanları Zimyeviç’le sınırlı değildir.

Nitekim Çar’a suikast düzenleyen terörist örgüt Halkın İradesi de (Narodnaya Volya), tüm dengeleri alt üst edecektir.

  • Künye: Jasper Kent – Halkın İradesi, çeviren: Samim Sakacı, Can Yayınları, roman, 511 sayfa

Nanni Balestrini – Sandokan: Camorra’nın Öyküsü (2016)

Camorra, İtalya Napoli merkezli meşhur bir mafya örgütü.

Kan ve şiddet üzerinde yükselen bu örgüt, kimilerine göre 200 yıllık bir tarihe sahip, kimilerine göreyse kökenleri 16. yüzyıla kadar uzanmakta.

İşte şair ve yazar Nanni Balestrini elimizdeki romanında, bu suç makinesinin hikâyesini anlatıyor.

Camorra’ya dair gerçek olaylara dayanan roman, suç örgütü üyelerinin şiddet eylemlerini, uyuşturucu ve silah kaçakçılığını, askeri ve siyasi kurumlarda örgütlenmelerini, rüşvet ve yolsuzluk olaylarını, dolandırıcılıklarını, hileli seçimlere karışmalarını, kısacası örgütün geniş suç paletinden pek çok ayrıntıyı karşımıza çıkarıyor.

Romanın ilgi çeken yanlarından biri de, mafyayla sıkı ilişkiler kuran siyaset kurumundaki büyük yozlaşmayı gözler önüne sermesi.

Roman, sağlam kurgusunun yanı sıra, mafya örgütünün bir nehir gibi durmamacasına akan şiddet döngüsüne uygun olması açısından, baştan sona hiçbir noktalama işareti kullanılmadan yazılmış.

  • Künye: Nanni Balestrini – Sandokan: Camorra’nın Öyküsü, çeviren: Durdu Kundakçı, Otonom Yayıncılık, roman, 160 sayfa

Halim Bahadır – Tuzağa Düşen Masumiyet (2008)

Halim Bahadır, son romanı ‘Tuzağa Düşen Masumiyet’te, Türkiye’nin acılı bir kuşağını, 1978’lileri hikâye ediyor.

Bu kuşağın mensuplarının nasıl insanlar olduğu, ne yaşadıkları, darbeden sonra hayata nasıl tutunabildikleri, romanın konusunu oluşturuyor.

Bahadır bu kuşağı, romanın başkişisi Hasan’ın hayatı çerçevesinden anlatıyor.

Türkiye’nin yakın geçmişinde, ABD’nin de dâhil olduğu darbe pazarlıkları, o dönemin devrimci kuşağının maruz kaldığı sonu gelmez işkenceler, birebir Hasan’ın gözlerinden, geçmişi anımsayışlarından okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Halim Bahadır – Tuzağa Düşen Masumiyet, Say Yayınları, roman, 228 sayfa

Jeffrey Eugenides – Middlesex (2008)

Jeffrey Eugenides, ‘Middlesex’te, Osmanlı’nın son yıllarında, Bursa’dan Amerika’nın sanayi şehri Detroit’e göç eden bir ailenin seksen yıllık hikâyesini anlatıyor.

Eugenides, bu ailenin hikâyesini de aile üyelerinin vücutlarında yaşayan ve şimdi de son kuşaktan Calliope’nin bedeninde varlığını sürdüren bir genin gözünden anlatıyor.

Osmanlı dönemindeki Bursa, Kozahan, meyhaneler, türbeler; hayatlarının ikinci durağı Detroit’in otomotiv sanayindeki zor çalışma koşulları, içki yasağı ve yükselen yeni değerler, romanın başlıca konuları.

Baba tarafından, Bursalı bir Rum aileden gelen Eugenides’in bu romanıyla, 2003 yılı Pulitzer ödülü kazandığını da hatırlatalım.

  • Künye: Jeffrey Eugenides – Middlesex, çeviren: Solmaz Kâmuran, İnkılap Kitabevi, roman, 640 sayfa