Feryal Orhon Basık – Dünden Kalan Heyecanlar (2007)

  • DÜNDEN KALAN HEYECANLAR, Feryal Orhon Basık, Galata Yayınları, öykü, 158 sayfa

dunden-kalan-heyecanlar

Feryal Orhon Basık, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi eski dekanı. Bunun yanında Basık, öyküleriyle de edebiyat dünyasının aşina olduğu bir isim. Zira kendisi, daha önce öykülerini ‘Küçük Ahşap Ev’ isimli kitabında toplamıştı. Yazarın bu ilk kitabında okuru karşılayan, eski İstanbul’a duyulan özlemin, ‘Dünden Kalan Heyecanlar’ın da başlıca dokusunu oluşturduğunu söylemek lazım. İstanbul’un Fenerbahçe, Florya ve daha nice semtlerinde denizde yüzülebilen zamanlar, eski İstanbul insanlarının nezaketi ve samimiyeti, o zamanın uçak şirketi PAN AM gibi dönemin simgeleri, öykülerde karşımıza çıkan birkaç ayrıntı. Kitap, kaybedilmiş bir zamanı anımsama çabası olarak da düşünülebilir.

Jürgen Todenhöfer – Andy ve Merve (2007)

  • ANDY VE MERVE, Jürgen Todenhöfer, çeviren: Firdevs Berzeş, Erko Yayıncılık, siyaset, 194 sayfa

andy-ve-merve

Irak Savaşı, bilindiği gibi, beraberinde inanılmaz facialar getirdi. Uzun zamandır süren savaşa dönüp bakıldığında, binlerce insanın hayatını kaybettiği bu trajedinin, geçen zamanla beraber azalmak yerine, gün geçtikçe şiddetlendiği görülür. İşte Jürgen Todenhöfer’in çalışması, bu büyük trajediye kurban gitmiş, biri Iraklı, diğeri de Amerikalı iki genci anlatıyor. Irak Savaşı’nın başladığı ilk günlerde, Bağdat’ın fakir bir semtinde yaşayan on iki yaşındaki Merve’nin, saldırılar esnasında iki bacağı kopmuş, Floridalı bir öğrenci olan on yedi yaşındaki Andrew ise, yine aynı gün, yani 7 Nisan’da misket bombası saldırısıyla hayatını kaybetmişti.

Hasan Celal Güzel – Kuzey Irak (2007)

  • KUZEY IRAK, Hasan Celal Güzel, Timaş Yayınları, siyaset, 185 sayfa

kuzey-irak

Turgut Özal’a yakın isimlerden biri olan Hasan Celal Güzel’in ‘Kuzey Irak’ isimli bu kitabı, Kuzey Irak’ın Türkiye için ‘hassasiyetini’ vurgulamayı amaçlıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde çıkan ilk isyanlar, 1960-1980 döneminin ayrılıkçı örgütleri ve 1983’ten sonraki süreçte önemli bir güç olan PKK, kitapta yer alan birkaç konu. “Türkiye’de derin Barzani var” diyerek kuşkusuz tümüyle kendine has bir tespit yapan Güzel, Barzani’nin Nakşibendi Şeyhi’nin soyundan geldiğini ve bu nedenle de Türkiyeli Kürtleri kendisine bağladığını savunuyor. Turgut Özal’ın Kürt sorunu konusundaki projesi ile bu konuda neler yapmak istediği, Güzel’in kitabında dikkat çeken konulardan bir diğeri.

V. S. Naipaul – Yarım Hayat (2007)

  • YARIM HAYAT, V. S. Naipaul, çeviren: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 187 sayfa

yarim-hayat

Büyük ustalardan Naipaul’un ‘Yarım Hayat’ı, merkeze aldığı, başkahramanı Willie Chandran’ın kişisel arayış hikâyesiyle ilgi çekiyor. Hindistan’da, kötü bir evlilikten doğan Chandran, kendi kaderini çizmek, önyargıların baskısından kurtulmak için yolculuğa çıkar. Fakat bu yolculuk, asıl olarak, kendisinden kaçmasından başka bir şey değildir. Çünkü yolculukta açığa çıkarılan başlıca giz, tamı tamına bu olacaktır. Chandran’ın doğduğu yerden, ailesinden ayrılarak oldukça uzaklara, İngiltere’ye, ardından da Afrika’ya uzanan bu yolculuğu, kendisini, küçümsediği ailesini ve ülkesini tanıması ve anlayabilmesi için yepyeni bir fırsat olacaktır.

Ian Stewart – Genç Matematikçiye Mektuplar (2007)

  • GENÇ MATEMATİKÇİYE MEKTUPLAR, Ian Stewart, çeviren: Zeynep Ertan, Profil Yayınları, bilim, 176 sayfa

genc-matematikciye

Ian Stewart, Warwick Üniversitesi’nde matematik profesörü ve yine aynı üniversitedeki Matematik Bilinçlilik Merkezi’nin de yöneticisi. Kendisinin bu kitabı, matematikte öğrenim görmek ve bu alanda kariyer yapmayı planlayan gençlerin kararını etkilemeyi amaçlayan mektuplardan oluşuyor. Kitaptaki mektuplar Meg isimli bir karaktere yazılmış olup, Meg’in kariyerini liseden başlayarak üniversitede kadrolu bir göreve gelene kadar kronolojik sırayla takip ediyor. Mektuplarda temel mesleki kararlardan, profesyonel matematikçilerin iş felsefesine kadar değişen çeşitli konular ele alınıyor. Kitap bu yönüyle, gençlere dikkate değer önerilerde bulunuyor diyebiliriz.

Marc Cerasini – 24: Truva Atı (2007)

  • 24: TRUVA ATI, Marc Cerasini, çeviren: Barbaros Bostan, Artemis Yayınları, roman, 348 sayfa

24-truva-ati

’24: Truva Atı’, meşhur dizi ’24’ ve onun meşhur oyuncusu Jack Bauer’in yeni bir macerasını anlatıyor. Güçlü bir dünya liderinin, en tanınmış sinema yıldızlarının süslediği ve tüm dünyada canlı yayınlanacak bir törende Hollywood’un elit kesimleriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Tüm güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, görevliler, önceden tahmin edilemeyen bir katliam türünü tespit eder. Jack Bauer, bu aşamada, ‘Truva Atı’ olarak tanımlanan bu katliam tehdidinin üstesinden gelmesi için hemen göreve çağrılır. Yabancı bir hükümeti devirmek üzere geliştirilmiş bir proje olan bu tehdidin üstesinden gelmek için, Bauer’in 24 saatten az bir süresi kalmıştır.

İlhan Sami Çomak – Açık Deniz (2007)

  • AÇIK DENİZ, İlhan Sami Çomak, Aram Yayınları, şiir, 103 sayfa

acik-deniz

‘Açık Deniz’, İlhan Sami Çomak’ın ikinci şiir kitabı. 1994 yılından bu yana cezaevinde olan Çomak, bu mahpusluk durumuna karşıt bir biçimde, dizelerinde dışarının sıkıntılarına, aşklarına ve yaşama çabalarına yer veriyor. Kitaptaki ‘En Çok Yaralıydık’ isimli şiirden bir alıntı: “En çok yaralıydık ta ki saçlarımız tarandı. / Ben şarap hevesiyle bir Asurî / O elinde bir telekle Yezidî / Taşın tarihini öğreniyoruz kendimizden, öğrendik / Bir kuşu sezmek, ya da deniz… / Bütün diller güzeldi, biz daha da güzelledik öğrendikçe / Bıraktık ellerimizi ellerinize Aramice / Baktık yaşamak çok güzel oluyor Kürtçe / Putlar ise ölü denizlerin sabah sonrası / İlk gördüğümde gökyüzüne aşk gider. (…)”

Nazlı Eray – Sis Kelebekleri (2007)

  • SİS KELEBEKLERİ, Nazlı Eray, Merkez Kitaplar, roman, 314 sayfa

sis-kelebekleri

Nazlı Eray’ın ‘Sis Kelebekleri’ otobiyografik özellikler barındırıyor. Romanda, hastalık sürecinde yaşama ve düşlerine sarılan, iyileşme yolunda günden güne adımlar atarken yaşam serüveninden kopmayan bir kadının hikâyesi anlatılıyor. Sinop Cezaevi’nde yaşananlar, kentteki bir otel odasında geçenler ve Mamak çöplüğünden yeraltı insanlarının dünyasına açılan bir yarık, kahramanımızın hikâyesi etrafında dönen başlıca olaylar. Yine roman kahramanının, bir yandan hastalığıyla savaşırken, öte yandan da dedesi Tahir Lütfü Tokay’ın izini sürmesi, romanın sürükleyici bir diğer konusunu oluşturuyor. Roman, olay örgüsüne paralel, düşle gerçeğin iç içe geçtiği bir dünya tasavvur ediyor.

Frederick Forsyth – Afgan (2007)

  • AFGAN, Frederick Forsyth, çeviren: Suzan Cenani Alioğlu, Altın Kitaplar, roman, 382 sayfa

afgan

Frederick Forsyth’nin ‘Afgan’ı, günümüzde Taliban’ın egemenliğindeki Afganistan’da geçen bir gerilim romanı. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, ABD’nin 11 Eylül’den sonra Afganistan’a yaptığı saldırı, tarihi arka planıyla verilir. Romanın kurgu kısmı bundan sonra başlar. İki yüzüncü sayfadan itibaren başlayan bu bölümde, El-Kaide’nin yapacağı büyük bir operasyondan sonra, gizli servisin Albay Mike Martin üzerinden Taliban’a sızma planları ve bununla beraber gelişen olaylar hikâye ediliyor. Arapça’yı çok iyi bilen Albay Martin, plana göre, Taliban’ın esir komutanı İsmet Han’ın yerine geçecek ve büyük bir felaketi önlemek için Taliban’a sızacaktır.

Selahattin Küçük – Radyodaki Büyülü Ses (2007)

  • RADYODAKİ BÜYÜLÜ SES, Selahattin Küçük, Gürer Yayınları, anı, 160 sayfa

radyodaki-buyulu-ses

Selahattin Küçük, radyolu yılların önemli isimlerinden biri. Dolayısıyla kendisi, televizyon kuşakları tarafından pek bilinmez. Küçük’ün anılarından oluşan bu kitap, o dönemin ayrıntılarına indiği için ayrıca ilgiyi hak ediyor. İkinci Dünya savaşı yıllarında, en önemli iletişim kanallarının radyo ve basın olduğu düşünüldüğünde, radyonun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Küçük, radyoculukta kırk yıllık deneyime sahip. Kendisinin anılarında, Eski İstanbul Radyosu ile Harbiye’deki Radyoevi’nin kırk yıllık süre içinde nasıl bir değişime uğradıkları, dönemin sanatçılarına dair anılar ile o dönemde Ankara ve İstanbul radyoları arasındaki farklar anlatılıyor.