Mehmed Uzun – Bir Romanın Hatıra Defteri (2007)

  • BİR ROMANIN HATIRA DEFTERİ, Mehmed Uzun, çeviren: Muhsin Kızılkaya, İthaki Yayınları, günlük, 162 sayfa

bir-romanin-hatira-defteri

Mehmed Uzun, ‘Bir Romanın Hatıra Defteri’nde, Kürtçe yazdığı ‘Hawara Dicleyê’ isimli romanının, gün gün yazılış serüvenini anlatıyor. Günlük, Uzun’un romanın ilk notlarını almaya başladığı 6 Ekim 1998’den, romanının ikinci cildini de tamamladığı 29 Nisan 2003’e kadar devam ediyor. Bu beş yıllık süreyi kapsayan günlükte, yazarın romanına doğru yol alırken yaşadıkları, tanık olduğu olaylar, hayatına girmiş isimler, edebiyatçılar ve kitaplar yer alıyor. Günlüğün en dikkat çekici yönünün, Uzun’un romanını yaratırken yaşadığı kaygılara, sancılara, sorunlara ve sevinçlere yer vermesidir diyebiliriz. Bir romanın yazılma serüvenini merak edenlere önerilir.

Nedret Güvenç – İzmir’de Üç Gün ve Bir Gece (2007)

  • İZMİR’DE ÜÇ GÜN VE BİR GECE, Nedret Güvenç, Agora Kitaplığı, roman, 392 sayfa

izmirde-uc-gun

‘İzmir’de Üç Gün ve Bir Gece’, “Fazla yaşamakla az yaşamak arasındaki acıyı çoğaltmaktan başka ne fark var ki,” diyen başkahramanı şair Mehlika’nın trajik yaşamını hikâye ediyor. Nedret Güvenç, şairlikle başladığı edebiyatta, çok farklı türlerde eserler ortaya koymuş bir isim. Kendisinin bu kurmacası ise, henüz yirmilerindeyken kendini denize bırakarak hayata veda eden Mehlika ile ona acılarını dindirme konusunda yardımcı olmak isteyen genç dergi editörünün etrafında dönüyor. Bu trajik hikâyenin anlatımında, kahramanı Mehlika’nın şairliğinden de kaynaklı olarak, şiirsel bir üslup öne çıkıyor. Hikâyenin gerçek bir olaya dayanmasının da, kurguyu ilgi çekici kıldığını söyleyebiliriz.

İsmail Yılmaz – Türk Tarihinde Dalkavukluk ve İhanetler (2007)

  • TÜRK TARİHİNDE DALKAVUKLUK VE İHANETLER, İsmail Yılmaz, Selis Kitaplar, tarih, 352 sayfa

turk-tarihinde-dalkavukluk

İsmail Yılmaz’ın ‘Türk Tarihinde Dalkavukluk ve İhanetler’ sıkıcı olmayan tarih kitaplarına iyi örneklerden biri. Yılmaz, hep güncel bir konu olagelmiş ve görünürde böyle de devam edecek gibi görünen dalkavukluk ve ihanet gibi iki önemli konuyu ele alıyor. Kitap konuya dokuz bölümde ve Hunlardan Cumhuriyet dönemine uzanarak odaklanıyor. “Bu eser, tarihin kenarında durup, yönetenlerle dalkavuklar arasındaki hastalıklı ilişkileri ibretle seyredenler için yazılmıştır. Yalakaların yağlı elleriyle eserime dokunmasını, dalkavukların maskaralıklarıyla sayfalarımı buruşturmasını istemiyorum” diyen Yılmaz’ın kitabı, tarihte bu yönleriyle nam salmış aktörleri anlatıyor.

Chrissie Gallagher Mundy – Sağlık ve Zindelik İçin Esneme Hareketleri (2007)

  • SAĞLIK VE ZİNDELİK İÇİN ESNEME HAREKETLERİ, Chrissie Gallagher Mundy, çeviren: Murat Aydoğdu, Arkadaş Yayınevi, sağlık, 112 sayfa

saglik-ve-zindelik

Chrissie Gallagher Mundy, ‘Sağlık ve Zindelik İçin Esneme Hareketleri’nde, kasların nasıl çalıştırılması gerektiğiyle ilgili bilgileri ve çeşitli egzersiz tekniklerini sunuyor. Kitapta egzersiz öncesi ve sonrasında esneme; sporda esneme; vücut sağlığı için esneme ve son olarak da günlük rutin esneme teknikleri bölümü bulunuyor. Bunun dışında, evde, işte veya arabada yapılacak egzersizler ile hamilelik dönemlerinde yapılacak egzersiz teknikleri de yer alıyor. Mundy’nin “rekabete dayalı değildir” dediği esneme hareketleri, genç ve yaşlı herkese hitap ettiğinden, ayrıca her yerde de uygulanabilme imkânı sunduğundan önemli.

Ali Işık – Yabancı Dil Nasıl Öğrenilmez? (2007)

  • YABANCI DİL NASIL ÖĞRENİLMEZ?, Ali Işık, Elma Yayınları, kişisel gelişim, 131 sayfa

yabanci-dil-nasil-ogrenilmez

Ali Işık’ın İngilizce öğretmenliği gibi, dil öğrenimi konusunda önemli bir deneyimi var. Yazarın bu çalışması, herhangi bir dilin nasıl öğrenilemeyeceğine odaklanıyor. Işık’a göre önemli olan, yabancı dil edinmek değil, yabancı dili öğrenmektir. Dolayısıyla çalışma, dil öğrenimi konusunda yaşanılan sorunları ve başarı eksikliğinin nedenlerini anlatıp, bunlar için çözüm önerileri sunuyor. Işık, her insanın yüzme gibi, doğuştan yeteneklere sahip olduğunu ve dil öğrenmenin de bu tarz bir yetenek olduğunu savunuyor. Yazarın öğretmenliğinden kaynaklı olarak, çalışmasının hem dil öğrenenlere hem de öğretenlere yararlı bilgiler ve öneriler sunduğunu söyleyebiliriz.

Louis Aragon – Elsa (2007)

  • ELSA, Louis Aragon, çeviren: Bahadır Gülmez, Kırmızı Yayınları, şiir, 171 sayfa

elsa

Louis Aragon’un ‘Elsa’sı, sadece bu ünlü ismin şiirlerinden oluşmuyor. Kitapta Aragon’un, ilham kaynağı Elsa için kaleme aldığı şiirler, ‘Elsa’nın Odası’ başlıklı bir oyun, bir öykü ve yazarın hayatındaki önemli dönemeçleri gösteren bir kronoloji yer alıyor. ‘Siyah Şarkı’ isimli şiirden bir alıntı: “Hüzünlü aşkım acı portakal tadında / Şarkım su setinden rüzgârdan / Rüyalar görerek gelir deniz can vermeye / Karanlık mahalleme // Benim güzel ağustos ayım / Yıldızlar yağdırır gökyüzünden sessiz tepelere / Benim palmiyelerle örülü hayalhanem / Orada gökyüzü masmavi renkte // Benim altından kollarım kırılgan harikalarım / İçimde doğan susuzluğum açlığım / Nöbette duran yüreğim (…)”

Bektaş Tufan Güneş – Gazilik ve Kimlik (2007)

  • GAZİLİK VE KİMLİK, Bektaş Tufan Güneş, Kora Yayın, siyaset, 222 sayfa

gazilik-ve-kimlik

‘Gazilik ve Kimlik’in yazarı Bektaş Tufan Güneş bir asker. Yazarın, hatırlanacağı gibi, anılarından oluşan ‘Elebaşı mı? Çetebaşı mı? Yüzbaşı mı? (Bir Yüzbaşının Anıları)’ isimli bir kitabı yayınlanmıştı. Güneş, yeni çıkan bu kitabında ise, Türkiye’de gazilerin ve şehit yakınlarının sorunlarına, yaşadıkları sıkıntılara değiniyor. Burada yazarın kişisel hikâyesine baktığımızda, kendisinin de iktidarlar ile bizzat sıkıntılar yaşadığını ve çalışmasının da bu yönüyle gerçekçi olduğu söyleyebiliriz. Zira Güneş, 12 Eylül darbesinde istifa ettiğini bildiren bir dilekçe yazmış, hemen ertesinde gözaltına alınmış ve işkenceye maruz kalmıştı. Yazar çalışmasında, ana konunun yanı sıra, kişisel olarak yaşadıklarını da bizimle paylaşıyor.

İsmet Kür – Onuncu Sigara (2007)

  • ONUNCU SİGARA, İsmet Kür, Everest Yayınları, roman, 201 sayfa

onuncu-sigara

İsmet Kür’ün ‘Onuncu Sigara’sı, başkahramanı Yosun’un, 12 Eylül’le kesişen hikâyesini anlatıyor. Anne ve babasının mutsuzluğuna tanık olan Yosun, bu arada kişisel anlamda yaşadığı boşlukları ve acıları da ayrımsamaya başlar. Geçmişine yaptığı yolculukta, babasının bir dönem çok sevdiği Zerrişte’yi keşfeder. Fakat bu yolculuk, aynı zamanda kendisinin, babasının ve Zerrişte’nin 12 Eylül nedeniyle yaşadıkları acıların yeniden hatırlanması anlamına da gelecektir. İsmet Kür’ün romanı böylece, Yosun’un kişisel arayışını anlatırken, bir dönemin acılarını da kayda geçiriyor. Roman bilhassa, anne, kız ve sevgili olarak okurun karşısına çıkan kadın karakterlerin sağlamlığıyla öne çıkıyor.

Erdal Güven – Gazetecilik Zor Zanaat Vesselam! (2007)

  • GAZETECİLİK ZOR ZANAAT VESSELAM!, Erdal Güven, Pegasus Yayınları, anı, 208 sayfa

gazetecilik-zor-zanaat-vesselam

‘Maymun da Ağaçtan Düşer’, ‘Ve Tanrı Keiko’yu Yarattı’, ‘Japonuma Laf  Söyletmem Arkadaş’, ‘Samuray Sam Amca’nın Tahtını İstiyor’ ve ‘Hoşçakal Mayumi’, gazeteci ve yazar Erdal Güven’in daha önce yayınlanmış kitapları. Güven’in bu kitabı da, üniversitenin birinci sınıfında başladığı ve uzun yıllardır sürdürdüğü gazetecilik mesleğine dair anılarından oluşuyor. Bu anılarda, yedi yıl boyunca Hürriyet’in temsilciliğini yaptığı Tokyo; savaş muhabirliği yaptığı Somali; Doğu Anadolu’daki gazetecilik yılları ve İstanbul’da, plazalarda icra ettiği mesleğine dair ayrıntılar bulunuyor. Kitap, hem gazetecilik eğitimi alan öğrencilere hem de bu mesleğin zorluklarına yakından bakmak isteyen okurlara önerilir.

Ümit Kaftancıoğlu – Dönemeç (2007)

  • DÖNEMEÇ, Ümit Kaftancıoğlu, Yalın Ses Yayınları, öykü, 207 sayfa

donemec

On dört öykünün bulunduğu ‘Dönemeç’, yazarı Ümit Kaftancıoğlu’na 1970 TRT Büyük Ödülü’nü kazandırmıştı. Bilindiği gibi, öğretmenlik, folklor araştırmacılığı, televizyon programcılığı ve edebiyat, Kaftancıoğlu’nun hakkını vererek çalıştığı üç alandı. Kitaba adını veren ‘Dönemeç’ isimli öykü, Türkiye’nin ücra bir köşesindeki Cılavuz Köy Enstitüsü’ne ulaşmaya çalışan öğrencilerin yaşadıklarını anlatıyor. Kaftancıoğlu’nun kitaptaki diğer öyküleri de, ağırlıklı olarak köy edebiyatına dâhil edilebilecek, solcu ve toplumcu yönleri ağır basan metinler. 11 Nisan 1980 günü uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Kaftancıoğlu’nun öykülerinin tekrar yayınlanması, her açıdan güzel bir haber.