Simon Kuper – Futbol Asla Sadece Futbol Değildir (2022)

Futbol devrimleri başlattığı gibi diktatörleri de iktidarda tutabilir.

Simon Kuper’ın neredeyse bir dünya turu yaparak futbolun politika ve çeşitli kültürlerle ilişkisini araştırdığı ödüllü kitabı ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’, bir kısmın “güzel oyun” dediği, geri kalanların ise şöhretine anlam veremediği futbol tutkusuna olan bakışı değiştirdi ve tüm dünyada en çok okunan futbol kitaplarından biri oldu.

Güney Afrika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Almanya’ya yirmi iki ülkeyi gezerek dünyanın en popüler sporunun bu ülkelerdeki kültürel ve politik etkisini inceleyen Kuper’ın birçok futbolcuyla, siyasetçiyle ve tabii ki taraftar grubuyla görüşerek kaleme aldığı ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’, ilginç detayları, perde arkasından bilgileriyle, bir futbol kitabından daha fazlası.

  • Künye: Simon Kuper – Futbol Asla Sadece Futbol Değildir, çeviren: Sinan Gürtunca, İthaki Yayınları, futbol, 2022

David Grann – Dolunay Katilleri (2022)

Yaşam alanı azar azar küçültülen Osage halkı 1920’lerde büyük bir servete kavuştu.

Kendilerine bırakılan toprakların altında petrol keşfedilmişti.

Artık lüks otomobillerle geziyor, malikâneler inşa ediyor ve çocuklarını eğitim için Avrupa’ya gönderiyorlardı.

Derken birileri Osage’leri teker teker öldürmeye başladı.

Tüm bu cinayet ağının merkezindeyse Mollie Burkhart ve ailesi vardı.

Mollie’nin kız kardeşinin öldürülmesiyle başlayan cinayetler zincirinde akrabaları vuruldu ve zehirlendi.

Birçok özel dedektifin çözmeye çalıştığı bu kördüğümün nereye kadar gittiğini ortaya çıkarmaksa o dönem yeni kurulan FBI’ın sorumluluğuna düştü.

FBI’ın efsanevi direktörü J. Edgar Hoover’ın eski Teksas Korucusu Tom White’ın yardımını istediği soruşturma hem Amerika’nın en tartışmalı devlet kurumunun ülkedeki yerini sağlamlaştıracak hem de soğukkanlılıkla yürütülen kanlı bir komployu ortaya çıkaracaktı.

David Grann’in, soruşturma belgeleri, birinci ağızdan tarihi kayıtlar, verilen ifadeler ve edinilen yeni kanıtları yıllarca inceleyerek kaleme aldığı, Martin Scorsese tarafından sinemaya da uyarlanan ‘Dolunay Katilleri’, hakiki bir Vahşi Batı kâbusu, petrol kadar kara bir polisiye anlatısı.

  • Künye: David Grann – Dolunay Katilleri: Osage Cinayetleri ve FBI’ın Doğuşu, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2022

Zafer Doğan – Yakın Tarihimizde Garip Olaylar (2022)

Akademisyen ve yazar Zafer Doğan ‘Yakın Tarihimizde Garip Olaylar’da cumhuriyetin ilanından 2000’li yıllara değin uzanan bir süreçteki pek bilinmeyen bir dizi olayı aktarıyor.

İsmet İnönü’den Tansu Çiller’e birçok siyasetçinin geri planda kalmış hikâyeleri yanında Süleymaniye Camisi’ne mahya asan komünistler vakası, Babıâli gazetelerinin ofislerinden dedikodular ya da Yeşilçam ve futbol camiasından anekdotlarla birçok unutulmuş kişi ve olayı hatırlamamıza yardımcı olan bu eser yakın tarihimizin gölgede kalmış köşelerine ışık tutuyor.

Anaakım tarih anlatısının dışına çıkabilmek adına eğlenceli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Zafer Doğan – Yakın Tarihimizde Garip Olaylar, İthaki Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2022

Georgiy A. Astahov – Saltanattan Demokratik Türkiye’ye (2022)

Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesi için son derece kritik yıllar olan 1922-23 arasında Sovyet diplomatik kadrosunun bir üyesi olarak Ankara’da bulunan Georgiy A. Astahov, Sovyetler Birliği’nde yayımlanan Yeni Doğu dergisi için bu hareketli döneme dair izlenimlerini kaleme aldı.

Astahov’un 1936 yılında ‘Saltanattan Demokratik Türkiye’ye’ başlığı altında bir araya getirilen makaleleri, savaşın taraflarına ve henüz oldukça genç bağımsızlık hareketinin hedef ve kazanımlarına dair çok yakından bir gözlemin eseri.

Bu kitap Sovyetler’in Türkiye’deki toplumsal hareket ve iktidara olan bakışını sergilemesi açısından da ilgi çekici bir örnek.

Astahov’un özellikle cumhuriyetin ilan edilmesinin hemen öncesinde Anadolu ve Ankara’daki sınıfsal yapılanmaya dair yorumları ve yerinde takip ettiği İzmir İktisat Kongresi hakkındaki gözlemleri, genç cumhuriyette emekçi sınıfların durumu üzerine değerli birçok bilgi ve fikir içeriyor.

Bunun yanında Topal Osman Vakası, saltanatın kaldırılması, meclisteki ideolojik ayrışma ve Türkiye’deki komünist hareketin durumu da bu makalelerde kendilerine yer buluyor.

  • Künye: Georgiy A. Astahov – Saltanattan Demokratik Türkiye’ye: Kemalizm Tarihinin Ana Hatları, çeviren: Hazal Yalın, İthaki Yayınları, siyaset, 176 sayfa, 2022

Zora Neale Hurston – Baraka (2022)

Atlantik köle ticareti üzerine eşsiz bir tanıklık.

Zora Neale Hurston, bu ticaretinhayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis ile köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra görüşerek bu kitabı ortaya çıkarmış.

Ateizmiyle, siyah-beyaz toplumsal bütünleşmesine dair görüşleriyle ayrıksı bir isim olan Zora Neale Hurston’ın genç bir antropologken Alabama’da görüştüğü, Atlantik Köle Ticareti’nin hayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra, o dönem maruz kaldığı zulmü sakin sakin anlattı.

Hurston, tüm dinlediklerini, Cudjo’nun aksanına bile dokunmadan bire bir kaydetti, böylece İç Savaş’ın sonuna kadar boyunduruk altında geçen bir hayata ve siyahların son köle gemisi Clotilda ile okyanusu aşmadan önce Afrika’daki yaşamlarına dair yeri ikame edilemeyecek bir eser çıkardı ortaya.

Hayattayken Harlem Rönesansı’nın kilit yazarlarından olsa da yapıtları görmezden gelinen, ancak Alice Walker’ın 70’lerdeki bir makalesinden sonra değeri bilinmeye başlanan Hurston’ın yenen şeftaliler ve karpuz eşliğinde Cudjo Lewis’ten dinlediği Afrika’da geçen çocukluk anıları ve folklorik hikâyelerin, köle ticaretinin kan dondurucu gerçeklerinin, emansipasyon sonrası özgürlüğün ne anlama geldiğinin tarihten silinmemesini sağladığı eseri ‘Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi’, zincirlerinden yıllar sonra kurtulan, sarsıcı bir hayatın anlatısı.

  • Künye: Zora Neale Hurston – Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikayesi, çeviren: Özge Onan, İthaki Yayınları, tarih, 168 sayfa, 2022

C. Cengiz Çevik – Seneca’nın Doğa Felsefesi (2022)

Seneca’ya göre insan doğanın kalbine inerse Tanrı’yı bilmeye başlar ve bu sayede ruhu da yücelir.

Cengiz Çevik, hem Seneca’nın doğa felsefesi hem Stoacı felsefe hem de Roma felsefesi üzerine önemli bir çalışmayla karşımızda.

Seneca felsefe konulu eserlerinde bir ahlak filozofu olarak karşımıza çıkar, insanın ve toplumun açmazlarını gözler önüne serip çözüm önerileri sunduğu için, onun aynı zamanda bir yaşam rehberi olduğunu da söyleyebiliriz.

Öz ifadeyle mutlu yaşamın nasıl gerçekleşebileceğini gösteren Seneca ‘Doğa Araştırmaları’ (Naturales Quaestiones) adlı eserinde de, doğa olaylarını mutlu, huzurlu ve erdemli yaşamı hedefleyen ahlak duyuşuyla irdeler.

Seneca ‘Naturales Quaestiones’te insanları doğayı bilmeye çağırır, ona göre, doğa ilk bakışta görülmeyecek olan kutsallığını, sadece araştırmayla ve tefekkürle varılabilecek olan bağrına saklamıştır, o hâlde insan zihnen doğanın kalbine vardığında Tanrı’yı bilmeye başlar, bu, insanı insanlığının da üzerine çıkararak değerli kılan, yani ruhunu yücelten bir çabadır.

Daha önce Cicero’dan ‘Devlet Üzerine’ çevirisini ve ‘Roma’da Siyaset ve Felsefe (Cumhuriyet Dönemi)’ isimli kitapları da yayımlanmış C. Cengiz Çevik’in bu yeni çalışması, felsefe, Roma felsefesi, ahlak felsefesi ve doğa bilimleri konularını takip eden okurların ilgisini ziyadesiyle çekecek nitelikte.

  • Künye: C. Cengiz Çevik – Seneca’nın Doğa Felsefesi: Stoacı Doğa Araştırmaları Üzerine Bir İnceleme, İthaki Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2022

Simon Winchester – Deli ve Dâhi (2022)

Hazırlıkları 1857’de başlamış Oxford İngilizce Sözlüğü’nün tarihi, cinayet, şizofreni ve savaşla yüklüdür.

Simon Winchester bu harika çalışmasında, başrollerinde Mel Gibson ve Sean Penn’in yer aldığı yakın zamanlı bir filme de konu olmuş sözlüğün olağanüstü hikâyesini anlatıyor.

Oxford İngilizce Sözlüğü’nün başeditörü Dr. James Murray’nin önderliğindeki komite belirli kelimeler için alıntı ve tanım toplarken zaman içinde çalışma yöntemi ve şevkiyle bir gönüllü okur öne çıktı.

On binden fazla tanıma katkıda bulunan ve çalışmaların ilk yıllarında gizemini koruyan bu okur bir Amerikan İç Savaşı gazisi olan, emekli cerrah Dr. W. C. Minor’dı ve işlediği bir cinayet sebebiyle uzun zamandır akıl hastanesinde yatmaktaydı.

Sözlüğün hazırlıkları 1857’de başlamıştı ve o güne kadar girişilen en iddialı çalışmaydı, tamamlandığında İngilizcenin en kapsamlı ilk sözlüğü olacaktı.

Winchester’ın titiz araştırmalar sonucunda kaleme aldığı ‘Deli ve Dâhi’, işte bu devrimci eserin hazırlanışına büyük katkılarda bulunan, çoğu yönden bambaşka ama kelimelere adanmışlığıyla hayli birbirine benzer iki adamın, Dr. James Murray ile Dr. W. C. Minor’ın eksantrik hikâyesini ve sözlükçülüğün meşakkatli dünyasını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Winchester – Deli ve Dâhi: İngilizcenin En Kapsamlı İlk Sözlüğünün Hazırlanışının Çılgın Hikâyesi, çeviren: Füsun Doruker, İthaki Yayınları, tarih, 216 sayfa, 2022

John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor? (2022)

Almanya her ne kadar bizi kıskansa da, iş etiğiyle olsun eşi görülmemiş başarılarıyla olsun dünyanın örnek ülkelerindendir.

İngiliz gazeteci John Kampfner, kendini küllerinden yeniden doğurmuş bu ülkeyi başarılı kılan unsurlara yakından bakıyor.

Herkesin aklında aynı sorular:

  • Almanlar neden daha iyi yapıyor?
  • Önceki yüzyılı iki büyük yenilgi ve hatta bölünmeyle kapatmasına karşın tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir hız ve sağlamlıkla kendini yeniden var eden bu “gizemli” ülkenin sırrı ne olabilir?
  • Omuzlarında geçmişin büyük yükleriyle bu yaralı toplum tüm dünyada yükselen salgın, iklim krizi ve savaş gibi muazzam tehlikeler karşısında ne hissediyor ve çözümü nerede arıyor?

‘Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?’, çokkültürlü yapısı, umut vadeden start-upları, şaşkınlık yaratan iş etiği ve kendine has çözümler üretme kapasitesiyle 20. yüzyılın en çalkantılı ülkelerinden Almanya’yı objektif, samimi ve adil bir değerlendirmeden geçiriyor.

Kampfner Avrupa’nın kalbindeki bu başarılı ülkede herkesin merak ettiği cevapların peşine düşüyor.

Kitap, yaşamakta olduğumuz bu milliyetçilik, aydınlanma karşıtlığı ve korku çağında Almanya’nın dünyaya kazandırabileceği daha pek çok şeyin olabileceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?: Gelişmiş Bir Ülkeden Notlar, çeviren: Nermin Mollaoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2022

Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto (2022)

‘Komünist Manifesto’nun zengin bir yeni baskısını arayanları bu tarafa alalım.

Bu edisyona, Marx ve Engels’in, eserin farklı baskıları için yazdıkları önsözler ile Tarık Ali ve aktivist Michael Roberts’ın eleştirel makaleleri de eşlik ediyor.

“Bir dehanın berraklığı ve ihtişamıyla yazılan bu eser, yepyeni bir dünya görüşünü, tutarlı materyalizmi ve sosyal yaşamı ana hatlarıyla ortaya koyuyor.”  – Vladimir Lenin

İlk olarak 1848 yılında Avrupa’daki devrimler öncesinde yayımlanan ‘Komünist Manifesto’, Marx ve Engels tarafından hararetli entelektüel paylaşımlar neticesinde geliştirilmiş tutarlı ve öngörülü fikriyatın bir sonucu.

Tarihsel materyalizmin prensiplerini formüle eden eser, işgücünün zenginlik getireceğini ve bu sebepten de kapitalizmin sömürücü ve özgürlüğe karşı ahlak dışı bir yaklaşım olduğunu öne sürüyor.

Eldeki edisyonda, ‘Komünist Manifesto’nun yanı sıra, sonraki tarihlerde çeşitli dillerde yapılan baskılara Marx ve Engels tarafından yazılan önsözleri ile çağımızın önde gelen Marksist yazarlarından Tarık Ali’nin sunumu ve aktivist yazar Michael Roberts’ın eleştirel makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto, çeviren: Levent Konca, İthaki Yayınları, siyaset, 2022

Jimmy Burns – Kızıllar (2021)

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihi ve kökleri üzerine kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Tüm hayatını İspanyol tarihi ve futboluna adamış Jimmy Burns, futbolun bütün İspanyol halkını nasıl bir araya getirdiğini anlatıyor.

İspanya… Futbol kültüründen daha fazlası…

İspanyol futbolu her zaman saygıdeğer bir kültüre sahipti.

Ama milenyum sonrasında hem başta Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Sevilla olmak üzere kulüplerin hem de milli takımın geldiği nokta, onları bir süreliğine sahanın tek hâkimi yaptı.

Spor gazetecisi Burns ‘Kızıllar’la futbolun İspanya’yı nasıl bir araya getirdiğini ve İspanyol oyun tarzının dünyanın dört bir yanındaki taraftarların kalbini nasıl kazandığını göstermek için futbol tarihini araştırıyor.

Kitap boyunca Franco yıllarından günümüze kadar ilginç anekdotlar; Cruyff, Guardiola, Aragonés, del Bosque, Messi gibi figürler; Barcelona ve Real Madrid arasındaki destansı mücadelenin ülke futbolunu ve günlük hayatı nasıl etkilediğine dair detaylar titizlikle inceleniyor.

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihini, köklerini, siyasetini, boğa güreşiyle bağlantılarını ve hatta ‘Don Quijote’yle ortak kültürel mirasını eşsizce bir araya getiren Burns, konu üzerine şimdiye dek yazılmış en kapsamlı kitaba imza atıyor.

  • Künye: Jimmy Burns – Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, futbol, 328 sayfa, 2021