Simon Winchester – Deli ve Dâhi (2022)

Hazırlıkları 1857’de başlamış Oxford İngilizce Sözlüğü’nün tarihi, cinayet, şizofreni ve savaşla yüklüdür.

Simon Winchester bu harika çalışmasında, başrollerinde Mel Gibson ve Sean Penn’in yer aldığı yakın zamanlı bir filme de konu olmuş sözlüğün olağanüstü hikâyesini anlatıyor.

Oxford İngilizce Sözlüğü’nün başeditörü Dr. James Murray’nin önderliğindeki komite belirli kelimeler için alıntı ve tanım toplarken zaman içinde çalışma yöntemi ve şevkiyle bir gönüllü okur öne çıktı.

On binden fazla tanıma katkıda bulunan ve çalışmaların ilk yıllarında gizemini koruyan bu okur bir Amerikan İç Savaşı gazisi olan, emekli cerrah Dr. W. C. Minor’dı ve işlediği bir cinayet sebebiyle uzun zamandır akıl hastanesinde yatmaktaydı.

Sözlüğün hazırlıkları 1857’de başlamıştı ve o güne kadar girişilen en iddialı çalışmaydı, tamamlandığında İngilizcenin en kapsamlı ilk sözlüğü olacaktı.

Winchester’ın titiz araştırmalar sonucunda kaleme aldığı ‘Deli ve Dâhi’, işte bu devrimci eserin hazırlanışına büyük katkılarda bulunan, çoğu yönden bambaşka ama kelimelere adanmışlığıyla hayli birbirine benzer iki adamın, Dr. James Murray ile Dr. W. C. Minor’ın eksantrik hikâyesini ve sözlükçülüğün meşakkatli dünyasını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Winchester – Deli ve Dâhi: İngilizcenin En Kapsamlı İlk Sözlüğünün Hazırlanışının Çılgın Hikâyesi, çeviren: Füsun Doruker, İthaki Yayınları, tarih, 216 sayfa, 2022

John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor? (2022)

Almanya her ne kadar bizi kıskansa da, iş etiğiyle olsun eşi görülmemiş başarılarıyla olsun dünyanın örnek ülkelerindendir.

İngiliz gazeteci John Kampfner, kendini küllerinden yeniden doğurmuş bu ülkeyi başarılı kılan unsurlara yakından bakıyor.

Herkesin aklında aynı sorular:

  • Almanlar neden daha iyi yapıyor?
  • Önceki yüzyılı iki büyük yenilgi ve hatta bölünmeyle kapatmasına karşın tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir hız ve sağlamlıkla kendini yeniden var eden bu “gizemli” ülkenin sırrı ne olabilir?
  • Omuzlarında geçmişin büyük yükleriyle bu yaralı toplum tüm dünyada yükselen salgın, iklim krizi ve savaş gibi muazzam tehlikeler karşısında ne hissediyor ve çözümü nerede arıyor?

‘Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?’, çokkültürlü yapısı, umut vadeden start-upları, şaşkınlık yaratan iş etiği ve kendine has çözümler üretme kapasitesiyle 20. yüzyılın en çalkantılı ülkelerinden Almanya’yı objektif, samimi ve adil bir değerlendirmeden geçiriyor.

Kampfner Avrupa’nın kalbindeki bu başarılı ülkede herkesin merak ettiği cevapların peşine düşüyor.

Kitap, yaşamakta olduğumuz bu milliyetçilik, aydınlanma karşıtlığı ve korku çağında Almanya’nın dünyaya kazandırabileceği daha pek çok şeyin olabileceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?: Gelişmiş Bir Ülkeden Notlar, çeviren: Nermin Mollaoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2022

Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto (2022)

‘Komünist Manifesto’nun zengin bir yeni baskısını arayanları bu tarafa alalım.

Bu edisyona, Marx ve Engels’in, eserin farklı baskıları için yazdıkları önsözler ile Tarık Ali ve aktivist Michael Roberts’ın eleştirel makaleleri de eşlik ediyor.

“Bir dehanın berraklığı ve ihtişamıyla yazılan bu eser, yepyeni bir dünya görüşünü, tutarlı materyalizmi ve sosyal yaşamı ana hatlarıyla ortaya koyuyor.”  – Vladimir Lenin

İlk olarak 1848 yılında Avrupa’daki devrimler öncesinde yayımlanan ‘Komünist Manifesto’, Marx ve Engels tarafından hararetli entelektüel paylaşımlar neticesinde geliştirilmiş tutarlı ve öngörülü fikriyatın bir sonucu.

Tarihsel materyalizmin prensiplerini formüle eden eser, işgücünün zenginlik getireceğini ve bu sebepten de kapitalizmin sömürücü ve özgürlüğe karşı ahlak dışı bir yaklaşım olduğunu öne sürüyor.

Eldeki edisyonda, ‘Komünist Manifesto’nun yanı sıra, sonraki tarihlerde çeşitli dillerde yapılan baskılara Marx ve Engels tarafından yazılan önsözleri ile çağımızın önde gelen Marksist yazarlarından Tarık Ali’nin sunumu ve aktivist yazar Michael Roberts’ın eleştirel makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto, çeviren: Levent Konca, İthaki Yayınları, siyaset, 2022

Jimmy Burns – Kızıllar (2021)

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihi ve kökleri üzerine kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Tüm hayatını İspanyol tarihi ve futboluna adamış Jimmy Burns, futbolun bütün İspanyol halkını nasıl bir araya getirdiğini anlatıyor.

İspanya… Futbol kültüründen daha fazlası…

İspanyol futbolu her zaman saygıdeğer bir kültüre sahipti.

Ama milenyum sonrasında hem başta Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Sevilla olmak üzere kulüplerin hem de milli takımın geldiği nokta, onları bir süreliğine sahanın tek hâkimi yaptı.

Spor gazetecisi Burns ‘Kızıllar’la futbolun İspanya’yı nasıl bir araya getirdiğini ve İspanyol oyun tarzının dünyanın dört bir yanındaki taraftarların kalbini nasıl kazandığını göstermek için futbol tarihini araştırıyor.

Kitap boyunca Franco yıllarından günümüze kadar ilginç anekdotlar; Cruyff, Guardiola, Aragonés, del Bosque, Messi gibi figürler; Barcelona ve Real Madrid arasındaki destansı mücadelenin ülke futbolunu ve günlük hayatı nasıl etkilediğine dair detaylar titizlikle inceleniyor.

Yaklaşık 150 yıllık İspanyol futbolunun tarihini, köklerini, siyasetini, boğa güreşiyle bağlantılarını ve hatta ‘Don Quijote’yle ortak kültürel mirasını eşsizce bir araya getiren Burns, konu üzerine şimdiye dek yazılmış en kapsamlı kitaba imza atıyor.

  • Künye: Jimmy Burns – Kızıllar: İspanyol Futbolunun Dünyayı Fethi, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, futbol, 328 sayfa, 2021

Hunter S. Thompson – Cehennem Melekleri (2021)

 

Bir zamanlar Amerika’yı kasıp kavurmuş motosiklet çeteleri üzerine harika bir belgesel.

Gonzo gazeteciliğin kurucusu Hunter S. Thompson, altmışların ortasında neredeyse iki yıl boyunca beraber yaşadığı motosiklet çetelerinin anarşist ruhunu yerinde gözlemlemiş.

‘Las Vegas’ta Korku ve Nefret’ ile ‘Rom Günlükleri’nin efsanevi yazarı, karşı kültür ikonu Thompson, ‘Cehennem Melekleri’nde, The New York Times Book Review’un tanımladığı şekilde “hiçbirimizin yüzleşmeye cesaret edemeyeceği” bir dünyanın içinden izlenimlerini anlatıyor.

Thompson altmışların ortasında neredeyse iki yıl boyunca beraber yaşadığı, birlikte yollara düştüğü, tartışmalı hayatlarına şahit olduğu Meleklerin anarşist ruhunu bizzat, yerinde gözlemledi.

Amerikan medyası ve siyasetine bodoslama giren, geleneksel toplumu “tehdit eden” bu klanın üyelerinin ve işledikleri korkunç suçların yüceltilmeden, tüm gerçekliğiyle anlatıldığı ‘Cehennem Melekleri’ bir ülkeyi afallatıp korkutan asi motosiklet çetesinin yaşam tarzına dair en cesur kayıtlarından biri.

  • Künye: Hunter S. Thompson – Cehennem Melekleri:  Kanunsuz Motosiklet Çetelerinin Tuhaf ve Korkunç Efsanesi, çeviren: Taylan Taftaf, İthaki Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2021

Kolektif – Edward Said’le Yeniden Başlamak (2021)

Edward Said’i yeni ve özgün bir bakışla yorumlayan usta işi makaleler bu derlemede.

Kitap, Said’i şarkiyatçılık, sürgün, entelektüel, müzik, hegemonya, ideoloji, Madun Çalışmaları ve postkolonyalizm gibi perspektiflerden tartışıyor.

Türkiye’de Said imajları Said gerçekliğini çoktan geride bırakmış ve kendi alanında bağımsız bir krallık kurmuştur.

Manipülatif geleneksel otoriteler eliyle konunun kültür savaşının içine çekilmesi vaziyeti daha da kötüleştirmiştir.

Uzun sözün kısası, Said’i yorumlamak hiçbir zaman saf yorum/kuram meselesi olmamıştır.

İşte bu kitap da, Said’le yeniden başlamak amacıyla; şarkiyatçılığa ek olarak, sürgün, entelektüel, müzik ve coğrafyadan eleştirel dünyevilik, söylem, hegemonya ve ideoloji sorunlarına, Madun Çalışmaları ve postkolonyalizm gibi ekollerle ilişkisine, Said düşüncesinin imkânlarını farklı veçheleriyle hatırlatıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mete Akbaba, Güneş Ayas, Tuncay Birkan, Yücel Bulut, Esra Can, Tuğba Ekinci, Yusuf Ekinci, Umut Kaya, Rumeysa Köktaş, Fırat Mollaer, Özge Özkoç, R. Radhakrishnan ve Pınar Yurdadön.

  • Künye: Kolektif – Edward Said’le Yeniden Başlamak: Entelektüel-Sürgün ve Şarkiyatçılık, editör: Fırat Mollaer, İthaki Yayınları, inceleme, 528 sayfa, 2021

Eric Jager – Son Düello (2021)

Ridley Scott’ın ‘Son Düello’ filmine ilham kaynağı olmuş büyük bir tarihsel olayın arka planı.

Eric Jager, İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te gerçekleşen büyük düellonun gerilimli ve kanlı hikâyesini anlatıyor.

İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te büyük bir düello gerçekleşti.

Bir tarafta tecavüze uğradığını iddia eden bir leydi ve bu iddianın haklılığı için dövüşecek olan eşi Şövalye Jean de Carrouges, diğer tarafta ise masum olduğunda direten şüpheli Jacques Le Gris.

Kralın da aralarında bulunduğu kalabalık bir seyirci kitlesi önünde zırhları, silahları ve iddialarıyla karşı karşıya gelen dövüşçüler ise adalet sisteminde büyük değişikliğe yol açacak bir olayın içinde olduklarından habersizdiler.

Son derece karmaşık bir sosyal düzende adaleti, parlamento ve kral onayıyla girişecekleri ölümüne bir düello yoluyla arayan bu üç karakterin hikâyesi gerçek bir suç anlatısı olmanın yanında ortaçağ Fransa’sında derebeylik sistemi üzerine de özgün bir bakış içeriyor.

Ortaçağ edebiyatı üzerinde uzman Profesör Jager elyazmaları ve sahadaki titiz araştırmalarına dayanan eseriyle bu son düelloyu, dövüşçüleri ve onları bu noktaya getiren olaylar zincirini eksiksiz bir değerlendirme ve kurguyla okura sunuyor.

  • Künye: Eric Jager – Son Düello: Ortaçağ Fransa’sında Suç, Skandal ve Düelloyla Yargının Gerçek Hikâyesi, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2021

Jessica Bruder – Göçebeler Diyarı (2021)

Amerika’da bugün çoğunluğu eski beyaz yakalı ve göçebe ihtiyar Amerikalılardan oluşan sezonluk bir işçi kesimi var.

Jessica Bruder, kamplarda yaşayıp kapitalist bir kıyamette hayatta kalmaya çalışan bu insanların dünyasına iniyor.

Hem Kuzey Dakota’nın şekerpancarı tarlalarında hasada katılan hem de Amazon.com’un Teksas’taki işçi kamplarında ürünlerin barkodlarını tarayan yeni bir emekçi türü var artık:

İşverenlerin hoşuna gidecek kadar düşük masraflı, çoğunluğu eski beyaz yakalı, göçebe ihtiyar Amerikalılardan oluşan bir işçi kabilesi.

Büyük Durgunluk’un görünmez kurbanları olan bu insanların emeklilik güvenceleri yeterli değil, çoğu ipotek borcuna sahip.

On binlercesi, karavanlarıyla, kamyonetleriyle, günbegün büyüyen bir göçebe topluluğunu oluşturuyorlar.

Bu kitabın yazımı süresince aylarca kamplarda yaşayan ve odağına aldığı asıl kahramanıyla, eskiden kamyon şoförlüğü, kokteyl garsonluğu, müteahhitlik, sigortacılık, köpek kulübesi temizlikçiliği yapan Linda May’le tanışan Jessica Bruder sezonluk işlerde çalışanların arasında, kapitalist bir kıyamette hayatta kalmaya çabalayanları anlatıyor.

Oscar kazanmış Nomadland filmine ilham veren ‘Göçebeler Diyarı’, “evsiz” değil, “evi olmayanların” gerçek hikâyesi.

  • Künye: Jessica Bruder – Göçebeler Diyarı: Yirmi Birinci Yüzyılda Amerika’da Hayatta Kalmak, çeviren: Burcu Denizci, İthaki Yayınları, belgesel, 272 sayfa, 2021

John Biguenet – Sessizlik (2021)

Bu zamanda sessizliği elde etmek büyük nimet, muazzam bir lüks.

John Biguenet bu ufuk açıcı çalışmasında, sessizlik hakkında zengin ve renkli bir tartışmayla karşımızda.

Biguenet, 21. yüzyılda bize daha da yabancılaşmış bir kavram olan “Sessizlik” hakkında derinlemesine düşünüyor.

Kitap, yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki; sessiz okuma sırasında neler olup bittiği; sahne sanatları, müzik ve sessizlik arasındaki ilişki; cinsiyetçi ya da politik susturma; sırlar ve sessizlik; internet ve ifşa gibi temalar etrafında gezinerek sessizliği elde etmenin pek de kolay olmadığını gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzde sessizlik en gözde tüketim maddelerininkine rakip fiyatlarla alınıp satılan ticari bir meta haline geldi. Jane Austen Mansfield Park’ta, ‘Sessizliğin lüksünü tadalım’ diye yazar. Maalesef bu lüksün fiyatı her geçen gün tüketicilerin çoğunun gücünü aşacak şekilde artıyor.”

  • Künye: John Biguenet – Sessizlik, çeviren: Bihter Sabanoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2021

Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü (2021)

“İnsan, kendine zarar veren tek hayvandır. Ölüm dürtüsü tüm bunları temsil eder.”

Bu derlemede bir araya getirilen usta işi makaleler, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik bir bakışla inceliyor.

İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde 2019 yılının Aralık ayında 13. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin gözden geçirilmiş hallerinin bir araya getirildiği kitap, dünyamızın ve insanlık durumunun güncel manzarasını yakından ilgilendiren bir konuyu, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik incelemenin konusu haline getiriyor.

Kitapta, bireysel ve kitlesel alanda yıkıcılığın ve saldırganlığın çeşitli görünümlerinin kökensel izi sürüldüğü gibi, klinik alanda ölüm dürtüsü kavramının yararlılığının tartışıldığı zengin içerikte metinler de yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yücel Yılmaz, Gökhan Oral, Yeşim Korkut, Rossella Valdré, Aslı Kuruoğlu, Aslı Day, Aleksander Dimitrijevic, Sibel Mercan, Yeşim Can, Özay Özdemir, Nuray Türksoy, David Bell, Murat Gülsoy, Mine Özgüroğlu, Ayla Yazıcı ve Işın Sayın Tamerk.

  • Künye: Kolektif – Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü, derleyen: Yücel Yılmaz, İthaki Yayınları, psikoloji, 272 sayfa, 2021