Carmen Laforet – Hiç (2007)

  • HİÇ, Carmen Laforet, çeviren: Zerrin Yanıkkaya, Metis Yayınları, roman, 249 sayfa

hic

Carmen Laforet’in, genç yaşta yazdığı ‘Hiç’, İspanyol edebiyatının önemli klasiklerinden biri sayılıyor. On sekiz yaşındaki Andrea, öksüz kaldıktan sonra üniversite eğitimi için köyünden Barselona’ya, zenginliği ve kültürüyle hep gözünü kamaştırmış olan anne tarafından akrabalarının evine gelir. Ancak akrabaları, savaş sırasında servetlerini kaybetmiş, yoksullukla baş etmeye çalışmaktadırlar. Genç kız bir yandan okuldaki zengin öğrenciler arasında bocalarken bir yandan da evde tanık olduğu tuhaflıklarla masumiyetini yitirmeye başlar. Laforet, Andrea’nın sancılı büyüme öyküsünü, Franco rejiminin ilk günlerinin ürkütücülüğü ve karanlığı ekseninde anlatıyor.

Ayşe Çolakoğlu – Kıskaç (2007)

  • KISKAÇ, Ayşe Çolakoğlu, Doğan Kitap, roman, 162 sayfa

kiskac

Alt başlığı ‘Bir İmparatorluğun Sancılı Yılları’ olan ‘Kıskaç’, iki farklı kahramanının gözünden, Osmanlı’nın çöküş yıllarını anlatan bir tarihi roman. Çolakoğlu, 19. yüzyılın ikinci yarısında, Osmanlı İmparatorluğu’nun sancılı yıllarında doğan Tahir ve Ali Bedri Beylerin, Mektebi Sultani’deki öğrencilik yıllarında başlayan ve sonrasında da iç içe geçecek trajik öykülerini anlatıyor. Tahir Bey, okulu bitirdikten hemen sonra Jön Türklere katılacak ve beslediği idealler onu Trablusgarp ve Balkan cephelerine kadar sürükleyecektir. Hayatı zevkleri çerçevesinde gören Ali Bedri Bey ise, Osmanlı’nın yaşadığı çöküşe hiç aldırmadan evi ve Pera’daki eğlence mekânları arasında ömrünü geçirmeye devam edecektir.

Aysel Özakın – Genç Kız ve Ölüm (2007)

  • GENÇ KIZ VE ÖLÜM, Aysel Özakın, Yordam Kitap, roman, 205 sayfa

genc-kiz-ve-olum

‘Genç Kız ve Ölüm’, sol edebiyatın önemli ismi Aysel Özakın’ın, roman içinde roman özellikleriyle öne çıkan bir eseri. Roman, yazar kahramanı Nuray İlkin’in ödül almak için İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı bir yolculuk üzerinden kurgulanır. İlk etapta basit gibi görünen bu yolculuk, kahramanımızın Anadolu kadınının yaşadığı eşitsizliklerle hesaplaşmasını, Cumhuriyet kuşağının idealist öğretmenlerinden olan annesinin yıllar önceki intiharını yeniden anımsamayışını ve kocasıyla ayrılmanın yaşattığı vicdan azabını da beraberinde getirecektir. Romanın öne çıkan bir yanı da, Özakın’ın 1 Mayıs 1977’e dair en iyi romanlardan biri olan ‘Alnında Mavi Kuşlar’ romanına benzer şekilde, dönemin politik atmosferini iyi yansıtması.

Mario Taddei (ed.) – Leonardo’nun Makineleri (2007)

  • LEONARDO’NUN MAKİNELERİ, editör: Mario Taddei ve Edoardo Zanon, metin yazarı: Domenico Laurenza, çeviren: İbrahim Şener, Pegasus Yayınları, bilim, 239 sayfa

leonardonun-makineleri

‘Leonardo’nun Makineleri’, bilim adamı Leonardo da Vinci’nin çizdiği otuza yakın makine taslağının bilgisayara aktarılmış, üç boyutlu halinden oluşuyor. Bu üç boyutlu resimler, her bir mekanizmanın işleyen her parçasını gösteriyor ve makinelerin nasıl çalıştırılacağını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Buluşların içinde ise, insanlı uçma makinelerinden mekanik köprülere, müzik enstrümanlarından tahrip gücü yüksek dairesel tanklara kadar çok sayıda fikir yer alıyor. Da Vinci’nin çizimlerinden yola çıkan kitap, zırhlı araçlar, vinçler ve savaşta kullanılmak üzere tasarlanan makinelerin üç boyutlu halini sunuyor.

Murat Kurt (ed.) – Miracle Kids Picture Dictionary (2007)

  • MIRACLE KIDS PICTURE DICTIONARY, editör: Murat Kurt, MK Yayınları, sözlük, 480 sayfa

miracle-kids-picture-dictionary

‘Miracle Kids Picture Dictionary’, ilköğretim okullarında okuyan öğrenciler için hazırlanan pratik bir resimli sözlük. Alfabeye göre tasarlanmış bu sözlükte, kelimeler ve bu kelimelerin resimleri bulunuyor. Her kelimenin cümle içinde kullanımının da yer aldığı sözlük, renkli ve birinci hamur kâğıt olarak yayımlanmış. Dil öğreniminde resme başvurulması yeni bir durum değil. Fakat bunun Türkçedeki kullanımın çok yaygın olduğunu söylemek zor. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklar için, dil öğrenmede resim kullanımının ne kadar önemli ve öğretici olduğu düşünüldüğünde, Murat Kurt’un editörlüğünü üstlendiği bu sözlüğün oldukça pratik faydalar sağlayacağı açık.

Ayşenur Kolivar ve Leyla Çelik (ed.) – Fadime Kimdir? (2007)

  • FADİME KİMDİR, editör: Ayşenur Kolivar ve Leyla Çelik, Heyamola Yayınları, folklor, 250 sayfa

fadime-kimdir

Fadime, genellikle Karadeniz bölgesine atfedilen fıkraların, Temel figürüyle birlikte olmazsa olmaz karakterlerindendir. Yayınevinin bu çalışması da, çoğu zaman Temel’in karısı ya da kızı karakteriyle karşımıza çıkan Fadime’nin folklorik, sosyolojik ve güncel değerlendirmelerinden oluşuyor. Kitabın en ilgi çeken yönü, Fadime’yi hem coğrafi ve toplumsal koşulların ortaklaştırdığı yönleriyle hem de farklı kültürler ve dillerde ifade edilen kadınlık durumlarının çeşitliliğiyle sunmasıdır diyebiliriz. Hatırlanacağı gibi Heyamola Yayınları tarafından daha önce de ‘Temel Kimdir’ adlı bir çalışma da yayımlanmıştı.

 

Suat Oktay Şenocak – Avrupa’da Mülteci Olmak (2007)

  • AVRUPA’DA MÜLTECİ OLMAK, Suat Oktay Şenocak, Ozan Yayıncılık, siyaset, 231 sayfa

avrupada-multeci-olmak

‘Avrupa’da Mülteci Olmak’ın yazarı Suat Oktay Şenocak bir gazeteci. Kendisinin bu kitabı da, son zamanlarda artık benzerine az rastlanılan, araştırmacı-sorgulamacı gazeteciliğin iyi örneklerinden. Şenocak’ın çalışması, “İltica” ve “Mülteci” kavramlarının izini sürme çabasının bir ürünü. Kendisi, çağdaş demokrasinin önemli kalelerinden olan İsveç’te bir mülteci kampında yaşadı ve kamptaki olaylar ile insanlara dair sosyolojik ve siyasî gözlemlerini bu kitapta bir araya getirdi. Kitap, demokrasi kavramını gerçek anlamda içselleştirmenin, özgürlüklerin ziyadesiyle çeşitlendiği Avrupa coğrafyasında dahi ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.

Selen Korad Birkiye – Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim (2007)

  • ÇAĞDAŞ TİYATRODA KÜLTÜRLERARASI EĞİLİM, Selen Korad Birkiye, De Ki Yayınları, tiyatro, 344 sayfa

cagdas-tiyatroda

Selen Korad Birkiye’nin ‘Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim’ adlı bu çalışması, Peter Brook, Eugenio Barba ve Robert Wilson gibi, 20. yüzyıl tiyatrosunun mihenk taşı üç yönetmenin kültürlerarası çalışmalarını inceleyerek kavramı yerli yerine oturtmayı amaçlıyor. Birkiye bu isimler üzerinden, kültürlerarası tiyatro anlayışının “ölümcül” tiyatro tarzına nasıl bir alternatif getirdiğine, kalıpları kırma konusunda Batılı tiyatro formlarının kullanımının ne gibi imkânlar sunduğuna, bu yaklaşımın makul tiyatroya ulaşmada bir adım olarak düşünülüp düşünülemeyeceğine ve nihayet, tiyatroda evrensel bir dil arayışının ne derece gerçekçi olduğuna odaklanıyor.

İsmet Üzen (haz.) – 1. Dünya Harbinde Sina Cephesi (2007)

  • 1. DÜNYA HARBİNDE SİNA CEPHESİ VE ÇÖL HATIRALARI, hazırlayan: İsmet Üzen, Selis Kitaplar, anı, 252 sayfa

1-dunya-harbinde-sina-cephesi

‘1. Dünya Harbinde Sina Cephesi ve Çöl Hatıraları’, Sina cephesinde ve çölünde görev yapanların hatıra eserlerinden, askerî harekâtların yanında, ağırlıklı olarak da bireysel faaliyetlerle ilgili olanlarına yer veriyor. Seçilen metinler,  Sina çölünde görev yapanların çöl hayatını, üzüntüleri, sevinçleri, cesaretleri, hayal kırıklıkları, mahrumiyetleri, komutanlar arasındaki rekabetleri yorumlayışları çerçevesinden veriliyor.

Hakkı Özkan – Grevden Sonra (2007)

  • GREVDEN SONRA, Hakkı Özkan, Yaba Yayınları, roman, 296 sayfa

grevden-sonra

Hakkı Özkan’ın duru ve sıcak bir Türkçeyle kaleme aldığı ‘Grevden Sonrası’nın ilk baskısı, 1976 yılında Milliyet Yayınları tarafından yapılmıştı. Roman, grevci önderliği yapan ve bu nedenle işsiz kalan Nuri isimli bir basımevi emekçisinin hikâyesini anlatıyor. Grev önderliği sonucu işinden olan Nuri, sonradan başka bir işe girecektir. Fakat hiçbir eyleme katılmak istememesine karşın, koşulların ve çevresinin zorlamasıyla, yine benzer bir duruma itilir. 1999 yılında aramızdan ayrılan Özkan’ın kendisi de yıllarca basın işçisi olarak çalışmıştı. Roman özellikle, bir dönemin basın-yayın merkezi olan Cağaloğlu ve Babıali’ye dair yetkin ve ayrıntılı tasvirleriyle öne çıkıyor.