Kolektif – Her Şey Değişmeli! (2021)

Koronavirüs pandemisi, kapitalizmin hayatımızı cehenneme çevirmesi için fırsat oldu.

Çağımızın önde gelen düşünürlerinin katkıda bulunduğu bu derleme ise, bugüne yakışır devrimci bir tutumun nasıl olması gerektiği üzerine kafa yoruyor.

‘Her Şey Değişmeli!’, içinde bulunduğumuz durumun sorumlusu olan finansal kuruluşlar hızla sisteme “format atmak” peşindeyken, daha adil bir dünya için farklı alanlardan alternatif çözüm önerileri getiren isimlerin makalelerine yer veriyor.

Yazarlar, bu anlatıya kendi çözümlerimizle yanıt vermemiz gerektiğini, kapitalizmin “büyük sıfırlama” adını verdiği Truva atını yenmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize.

Katılımcılar, teknolojinin kontrolünü elinde bulunduran az sayıdaki şirketin özelleştirdiği kamusal hayatı, siyaseti geri almak için; sağlık, eğitim, barınma ve emeğin daha az baltalandığı bir dünya için çalışan; bu uğurda benzersiz bir formül bulmaktan ziyade bilgiye dayalı önerilerin paylaşıldığı bir ortak çalışma hedefliyor.

Kitapta,

  • Koronavirüs günlerinde umut ve mizah,
  • Ölümcül bir kombinasyon olarak korona ve neo-faşizm,
  • Dijital sömürgecilik ve covid-19,
  • Kamusal insanın çöküşü 2020,
  • Pandemide enternasyonalizm,
  • Virüs sonrası dünya üzerine öngörüler,
  • Kapitalizm, Covid-19 ve ABD seçimi,
  • Pandemi günlerinde teknoloji,
  • Kapitalizmin ruh sağlığımız üzerindeki etkileri,
  • Borçlar, tırışkadan işler ve siyasi öz-örgütlenme,
  • Covid-1984 ve gözetim kapitalizmi,
  • Para ve borç yaratmaya zemin hazırlayan kârlı yalanlar,
  • Ve uyduruk reçeteler mi, sosyalizm mi? gibi, pek çok önemli konu irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: David Adler, Tarık Ali, Gael Garcia Bernal, Larry Charles, Noam Chomsky, Daniel Ellsberg, Brian Eno, Kenneth Goldsmith, David Graeber, Johann Hari, Maja Kantar, Stephanie Kelton, Stefania Maurizi, Ivana Nenadovic, Maja Pelevic, Vijay Prashad, Angela Richter, Saskia Sassen, Saša Savanovic, Jeremy Scahill, Richard Sennett, John Shipton, Astra Taylor, Ece Temelkuran, Yanis Varoufakis, Roger Waters, Slavoj Žižek ve Shoshana Zuboff.

  • Künye: Kolektif – Her Şey Değişmeli!: Covid-19’un Ardından Dünya, hazırlayan: Renata Ávila ve Srećko Horvat, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

İpek Türeli – İstanbul Açık Şehir (2021)

İpek Türeli, İstanbul’un geçmişinin ve hayallerinin fotoğraflardan filmlere ve tema parklarına nasıl dolaşıma girdiğini derinlemesine tartışıyor.

‘İstanbul Açık Şehir’ bunu da, Haydarpaşa’dan AKM’ye, İstanbul’un görsel temsillerini merkeze alarak yapıyor.

Kent teorisi modernliği alışılagelmiş şekliyle şehre, belirli öznellik biçimlerinin tarihsel olarak ortaya çıkışına ve kültür, sanat ve mimarideki önemli gelişmelerin yükselişine bağlar.

Bu da genellikle on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başlarında Avrupa ve Amerika’nın belli başlı metropollerindeki teknolojik, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin sonucu olarak değerlendirilir.

Buna karşılık, modern dönemde Batılı olmayan şehirlere genellikle Batılılaşma ve gelişme merceğinden bakılır.

Peki “diğer” şehirlerdeki kentsel modernliği nasıl anlamalıyız?

İşte bu kitap, İstanbulluların şehirlerini tartışırken, hayal ederken, inşa ederken ve tüketirken kendilerini nasıl tanımladıklarını inceleyerek kültürel yaratıcılığı vurgulamayı amaçlıyor.

Yazılı basına ve fotoğraflara, filmlere, mimari miras sergilerine ve tema parklarına odaklanan kitap ortak temsil pratikleri aracılığıyla bu popüler tasvirler arasındaki bağlantıları araştırıyor.

Türeli, kentsel modernliğe farklı bir bakış açısı öneren kitabı hakkında şunu söylüyor:

“Şehrin geçmişinin çağrıştırılması yoluyla geleceğinin tanımlanması ve tartışılması hakkındadır bu kitap: Geçmişe ait hayal ve imgeler de, geleceğe dair tahayyüller de, esasen bugüne ait yorumlardır, bugünün endişelerine istinaden üretilirler ve bugünü anlamak için kullanılabilirler. Bu varsayımdan hareketle, bu çalışma ‘İstanbul’un hangi geçmiş(ler)i nasıl dolaşıma giriyor ve yorumlanıyor?’ sorusunu kentin görsel temsilleri üzerinden incelemeyi amaçlıyor.”

‘İstanbul Açık Şehir’, kent araştırmacılarının ve tarihçilerinin, kültür araştırmacılarının, sanat tarihçileri ve antropologların yanı sıra planlamacıların, mimarların ve sanatçıların ilgisini çekecek bir çalışma.

  • Künye: İpek Türeli – İstanbul Açık Şehir: Kentsel Modernitenin Endişelerini Sergilemek, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 256 sayfa, 2021

Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas (2021)

Paleoantropoloji hakkında hiç bilgisi olmayanların da rahatlıkla anlayabilecekleri, başucu niteliğinde bir eser.

Koreli paleoantropolog Sang-Hee Lee, bu heyecan verici kitabında, insanlığın kökenlerine doğru, okurunu keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitapta, aşağıdaki gibi, ufkumuzu genişleten pek çok sorunun yanıtı veriliyor:

  • Tarihin herhangi bir döneminde “yamyam” insan toplulukları var mıydı?
  • Tekeşlilik ve babalık nasıl doğdu?
  • İnsanın alametifarikası olan büyük beyin ve iki ayak üstünde yürüme bize nelere mal oldu?
  • Ete olan düşkünlüğümüz nasıl ortaya çıktı?
  • Farklı bölgelerdeki insanların ten renkleri neden ve nasıl farklılaştı?
  • Uzun ömürlü büyükanneler insan toplumuna neler kattı?
  • Neandertallerle aramızda nasıl bir ilişki vardı?
  • Medeniyetin gelişmesiyle birlikte tıp ve teknolojideki ilerlemeler evrim sürecimizi nasıl etkiledi?

  • Künye: Sang-Hee Lee ve Shin-Young Yoon – İnsan Türleriyle Yakın Temas: Bir Paleoantropoloğun Evrim Halindeki İnsana Dair İncelemeleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2021

Gamze Hakverdi – Vulnus: Kırılganlık Üzerine (2021)

Ankara ve Roma’da yapılan alan araştırmalarına dayanan ‘Vulnus’, çarpıcı kırılganlık hikâyeleri sunuyor.

Gamze Hakverdi’nin çalışmasının en özgün katkısı, popüler psikoloji paradigmasının yaptığı şekilde, kırılganlığı bireysel bir güç yitimi olarak görmek yerine, katılımcıların kırılganlık hikâyelerinin nasıl kolektif psişenin hem bir parçası hem de yansıtıcısı olduğunu anlamaya çalışması.

Hakverdi, kırılganlığı, tekil, biricik ve öznenin kişisel bir sorunu olarak düşünen ve özneye sürekli olarak bu kırılganlığı “yönetmesini” tavsiye eden popüler psikoloji paradigmasına karşı belli bir mesafeyi koruyor ve kırılganlığı, öznenin tekil, biricik ve yönetilebilir bir sorunu olarak görmenin, onun ilişkiselliğini ve kolektif psişenin öznenin kırılganlığının kurucu bir bileşeni olduğu hakikatini inkâr etmenin ya da maskelemenin yollarından biri olduğunu belirtiyor.

Dolayısıyla kitap, kırılganlığın iktidar ilişkilerinden, toplumsal asimetrilerden bağımsız, saf anlatılar olmadığını, bu anlatıların, her zaman asimetrik toplumsal ilişkiler içinde kurulduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Öte yandan kitapta yer alan kırılganlık anlatıları her ne kadar birbirinden farklı coğrafyalara ait olsa da, katılımcıların kırılganlık ve ideale ilişkin anlatılarında birbirlerine benzeyen bir dil olduğu açıkça görülüyor.

  • Künye: Gamze Hakverdi – Vulnus: Kırılganlık Üzerine, Metis Yayınları, anlatı, 152 sayfa, 2021

Lizzie O’Shea – Geleceğin Tarihleri (2021)

 

Dijital teknolojiyi kamu yararına kullanmak mümkün mü, nasıl?

Lizzie O’Shea, dijital alanı demokratikleştirmek için Paris Komünü deneyimi ile Karl Marx, Thomas Paine ve Frantz Fanon’un devrimci fikirlerinin bize nasıl ilham vereceğini tartışıyor.

‘Geleceğin Tarihleri’ bu yönüyle, okurunu dijital çağın pratik ve devrimci olanaklarını keşfetmeye davet eden çok önemli bir çalışma.

O’Shea, hem internetin bugün teknoloji devleri tarafından hangi amaçlarla kullanıldığını irdeliyor, hem de sanal âlemin bizi gözetlemesi, hakkımızda veri toplaması ve bu verilerle yalnızca pazarlamacılığın değil, devletlerin denetim tekniklerinin geliştirilmesi karşısında ne yapabileceğimizi tartışıyor.

Kitapta,

  • Tüketim ekseninde kurulmuş bir internetin hayatımızı nasıl nesneleştirdiği,
  • Güvenliğimizi sağlamak vaadiyle ortaya çıkan dijital gözetimin nasıl olup da güvenliğimiz önündeki en büyük engel haline geldiği,
  • İşbirliğine dayalı dijital teknolojinin özgürleştirici etkileri,
  • Bir kolektif çaba olarak dijital vatandaşlığın ne anlama geldiği,
  • Otomasyonun emeği özgürleştirme konusunda ne gibi potansiyellere sahip olduğu,
  • Ve bunun gibi önemli konular tartışılıyor.

Çalışma, dijital çağ üzerine derinlemesine düşünmek ve daha da önemlisi, kâr hırsından uzak kolektif bir internetin bize nasıl olanaklar sağlayabileceğine yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Lizzie O’Shea – Geleceğin Tarihleri: Ada Lovelace, Tom Paine ve Paris Komünü Bize Dijital Teknoloji Hakkında Ne Öğretebilir?, çeviren: Ayşecan Ay, Metis Yayınları, siyaset, 344 sayfa, 2021

Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021

Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi (2021)

Siyaset, din ve sinema birbirlerini nasıl sorunsallaştırıp yeniden şekillendirir?

Ebru Thwaites Diken, çağdaş Türkiye sinemasından altı örnekten yola çıkarak bu soruya yanıt veriyor.

Siyaset, din ve sinema arasındaki ilişkiye, bu üç alanın ortak kökenleri temelinde odaklanan Diken, bu üç alanı da “gösteri” kavramının tam olarak birbirine bağladığını belirtiyor.

‘Siyaset ve Dinin Gösterisi’, hem siyaset ve dinin sinemasal doğasının kendini gösterme şeklini ortaya koyması, hem de bir sanat formu olarak sinemanın siyasi ve dinsel ifadeler, duyumlar, duygulanımlar ve hakikatler yaratma kapasitesini incelemesiyle dikkat çekiyor.

Kitapta incelenen filmler şöyle:

Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak,

Din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva,

Din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!,

Heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz,

İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği meselesini tartışan The İmam,

Ve bir roman uyarlaması olan ve din ile felsefeyi karşı karşıya getiren Gölgesizler.

  • Künye: Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi: Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine, çeviren: Ayşecan Ay, Metis Yayınları, sinema, 144 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan (2021)

Sağlık ve hastalık konusunda hayvanlardan neler öğrenebiliriz?

Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve hayvan davranışı uzmanı Kathryn Bowers bu muhteşem çalışmalarında, insan sağlığı ve hayvan sağlığı arasında çok enteresan bağlantılar keşfediyor.

Kitap bu bağlamda, kanserden kalp krizine, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan yeme bozukluklarına, ruhsal bozukluklardan kendine zarar vermeye pek çok hastalığı konu ediniyor.

Kitabın yazarlarından Natterson-Horowitz’in yavru bir tamarin maymununa kalp ameliyatı yaptıktan sonra tıbba bakışı tümüyle değişmiş.

Bu süreçten sonra insanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başlayan yazar, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine ikna olmuş.

İşte bu kitap da, tam da böyle bir hedefle kaleme alınmış ve insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan: Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2021

Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm (2021)

Edward Said’ten modern Batı metropolleri ile bu metropollerin denizaşırı toprakları arasındaki ilişkilerin biçimlenişi üzerine eşsiz bir analiz.

Said’in kült yapıtı ‘Şarkiyatçılık’ın devamı olarak da okunabilecek ‘Kültür ve Emperyalizm’, Batı edebiyatı ve emperyalizm arasındaki karşılıklı ilişki üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunu yaparken Conrad, Gide, Camus, Chateaubriand, Flaubert, Goethe, Bronte, Kipling ve Orwell gibi Batılı yazarlara ait birçok eseri merkeze alan Said, emperyal kültüre ait anlatıların kodlarını çözümlüyor, aynı zamanda Batılı emperyal güçlerin her zaman mutlaka bir direnişle karşılaştığı olgusunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çalışma aynı zamanda Fanon, C.L.R. James, Yeats, Chinua Achebe ve Salman Rüşdi gibi yazarlardaki “muhalefet” anlatılarının da izini sürüyor.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Kültür ve Emperyalizm’, bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorgulayıp bu ilişkiyi ortaya çıkarmasıyla, diğer yandan da buna maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini incelemesiyle çok önemli.

  • Künye: Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2021

Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz (2021)

Saffet Murat Tura’nın ilk olarak 1989 yılında yayımlanan bu çalışması, psikanaliz ve bunun iki dev ismi olan Freud ve Lacan konusunda bugün klasikleşmiş bir yapıttır.

Tura burada, psikanalizin serüvenini ustaca izlediği gibi, Freud, Lacan ve diğer büyük isimlerin psikanalize getirdiği katkıları da derinlemesine ele alıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, psikanalitik teorinin kavramları, terapist ve hasta ilişkisi, Lacan’ın Avrupa düşüncesindeki yeri ve dilbilim ve yapısal antropoloji gibi ilgi çekici başka konular da tartışılıyor.

  • Künye: Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz, Metis Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2021