Per Petterson – At Çalmaya Gidiyoruz (2008)‏

  • AT ÇALMAYA GİDİYORUZ, Per Petterson, çeviren: Deniz Canefe, Metis Yayınları, roman, 214 sayfa

Norveçli edebiyatçı Per Petterson, ‘At Çalmaya Gidiyoruz’da, hayatının yaşlılık dönemlerine varmış Trond karakterinin geçmişiyle yüzleşmesini, tabiri caizse “günah çıkarmasını” hikâye ediyor. 67 yaşına gelen Trond, kenti ardında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Fakat bu esnada, uzun yıllardır geçmişinde kaldığını zannettiği tesadüfler yeniden karşısına çıkar. Trond’un henüz on beş yaşındayken başına gelen bu ilginç tesadüfler, o zaman olduğu gibi şimdi de hayatını alt üst edecektir. Roman yayınlanmasının hemen ertesinde, Norveç Kitapçılar Ödülü ile Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü’nü kazandı. Kitap çevrildiği diğer dillerde de beğeniyle karşılanmıştı.

 

Kolektif – Yaşamak Eşittir Yazmak (2008)

  • YAŞAMAK EŞİTTİR YAZMAK: GÜRSEL AYTAÇ KİTABI, yayına hazırlayan: Yıldız Ecevit, M. Osman Toklu ve Sevil Onaran, Hece Yayınları, inceleme, 344 sayfa

Alman edebiyatı profesörü Gürsel Aytaç, Türkiye yazınına çeviri, inceleme, eleştiri ve tanıtım yazıları gibi, birbirinden oldukça farklı alanlara katkıda bulunmuş, değerli bir araştırmacı. Önemli bir çabanın ürünü olan, ‘Yaşamak Eşittir Yazmak: Gürsel Aytaç Kitabı’, Aytaç için kaleme alınmış çok sayıda yazı ile kendisiyle yapılmış bir söyleşiden oluşuyor. İlk gençlik yıllarında başladığı yazılarını, sonraları da aksatmadan sürdüren Aytaç, Türkiye edebiyatına onlarca kaynak kitap sundu. Bu çalışma, Aytaç’ı, bir edebiyat bilimci, eleştirmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi ve bir insan olarak ele alıp değerlendiriyor.

 

Peter Ackroyd – Troya’nın Düşüşü (2008)‏

  • TROYA’NIN DÜŞÜŞÜ, Peter Ackroyd, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 207 sayfa

Peter Ackroyd ‘Troya’nın Düşüşü’nde, hayalperest kahramanı Heinrich Obermann’ın hikâyesini anlatıyor. Ackroyd’un Obermann karakteri, bir zamanlar Türkiye’ye gelerek Ege kıyılarındaki Hisarlık’ta arkeolojik kazılar yapan Alman arkeolog Heinrich Schliemann’ın ta kendisidir. 1860’ların sonunda, Homeros’un İlyada’da anlattığı Troya’nın Hisarlık olduğuna inanan Schliemann, bunu ispatlamak için Troya’da kazılara başladı. Schliemann aslında tam bir hayalperestti. Zira tezinin doğruluğunu kanıtlamak için kimi zaman aşırıya da kaçarak bilimsel olmayan yollara başvurmaktan çekinmemişti. İşte roman, Obermann karakteri üzerinden, Schliemann’ın ünlü hikâyesine yeniden hayat veriyor.

 

Magda Szabó – Iza’nın Şarkısı (2008)

  • IZA’NIN ŞARKISI, Magda Szabó, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Yayınları, roman, 240 sayfa

Magda Szabó ‘Iza’nın Şarkısı’nda, kahramanları Bayan Szöcs ve kızı Iza arasındaki ilişki üzerinden çetrefilli kuşak çatışmasını hikâye ediyor. Bayan Szöcs, kocası öldükten sonra Budapeşte’de yaşayan kızı Iza’nın beraber yaşama teklifini kabul eder. Evini, kasabasını, geçmişini geride bırakan Szöcs, tek bir ayrıntısı bile geçmişine ait olmayan bu “yeni” hayatında, gün geçtikçe yabancılaşmaya, kabuğuna çekilmeye başlar. Modern çağa bir türlü adapte olamayan Szöcs, günün birinde tekrar kökenlerine dönmeye, unutamadığı geçmişine gitmeye karar verir. Szabó, kadının köklerine duyduğu özlemi, kızı ile yaşadığı kuşak çatışması ekseninde, sahici bir üslupla resmediyor.

 

Stan Lauryssens – Dali ve Ben (2008)

  • DALİ VE BEN: SÜRREALİST BİR HAYAT, Stan Lauryssens, çeviren: Baysan Bayar, APRIL Yayıncılık, anlatı, 296 sayfa

Stan Lauryssens ‘Dali ve Ben: Sürrealist Bir Hayat’ isimli bu kitabında, yakın tarihin ünlü simalarıyla olan maceralarını anlatıyor. Belçikalı sanat eserleri komisyoncusu Lauryssens bu işini icra ederken, yolu Salvador Dali, Andy Warhol, Beatles grubu üyeleri, Frank Sinatra, Pablo Picasso ve Elvis Presley gibi birçok meşhur isimle kesişiyor. Lauryssens’in kitabı, Dali başta olmak üzere, bu ünlü şahısların pek bilinmeyen özelliklerini, onlarla nasıl tanıştığını, nasıl bir ilişki kurduğunu ve bu isimlerle yaşadığı maceraları anlatıyor. Lauryssens’in bu deneyimlerini eğlenceli ve akıcı bir dille tasvir ettiğini de belirtelim.

 

Mehmet Murat Somer – Buse Cinayeti (2008)

  • BUSE CİNAYETİ, Mehmet Murat Somer, Merkez Kitaplar, roman, 207 sayfa

Mehmet Murat Somer’in ikinci romanı olan ‘Buse Cinayeti’, aşk-siyaset-şantaj üçgenindeki ilişkileri hikâye ediyor. Gündüzleri bilgisayar programcılığı yapan, geceleri de bir travesti kulübü işleten Burçak, bir gün, çalışanlarından Buse’nin öldürüldüğünü öğrenir. Bu cinayetin peşine düşen Burçak, öldürülen Buse, ya da eski adıyla Kız Fevzi’nin oldukça karmaşık ilişkiler içinde olduğunu öğrenir. Büyük bir siyasi partinin önde gelen isimlerinden olan bir erkekle aşk yaşayan Buse, bu nedenle öldürülmüştür gibi görünmektedir. Onu öldürenlerin asıl amacı ise, siyasetçiye şantaj yapmaktır. Somer’in ‘Peygamber Cinayetleri’nden hatırlanacak isimsiz dedektifi burada yeniden karşımıza çıkacak ve cinayetin ardındaki gizleri çözmeye çalışacaktır.

 

Hakan Karadaş – Düşünüyorum Öyleyse Sınavdan Kaç Alırım? (2008)

  • DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE SINAVDAN KAÇ ALIRIM?, Hakan Karadaş, Carpe Diem Yayınları, felsefe, 171 sayfa

Hakan Karadaş, genç okurlar için kaleme aldığı ‘Düşünüyorum. Öyleyse Sınavdan Kaç Alırım?’da, ünlü filozofların, fizikçilerin üzerinde kafa yorduğu bazı temel felsefe kavramları ile ilgili değerlendirmelerini sunuyor. “Bizler hiçbir kitaba sığmayacak kadar büyük, BBC belgeselleriyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir mucizenin içindeyiz aslında. Adına hayat denen bir mucize bu,” diyen Karadaş’ın seçtiği metinlerin de, soyut ve kuru bilgiler olmaktan öte, hayatla olabildiğince iç içe metinler olmasının, kitabı daha eğlenceli ve zevkli kıldığını belirtelim.

Erol Göka – Hayata ve Aşka (2008)‏

  • HAYATA VE AŞKA… Erol Göka, Aşina Kitaplar, deneme, 254 sayfa

‘Hayata ve Aşka’, psikiyatrist Erol Göka’nın, insanın ruh ve düşünce dünyasına odaklanan denemelerinden oluşuyor. Hayatın anlamının olup olmadığı, aşırı bilginin zararları, marka anlayışının yarattığı kimlik krizi, neden gençlere düşman olunduğu, âşık olunup olunmadığının nasıl anlaşılacağı, evliliğin insana aykırı olup olmadığı, internet ilişkileri ve aşkları, kitapta yer alan ve aşk ile hayata odaklanan çok sayıdaki konudan birkaçı. Ruh dünyasının dönüşüme uğradığını ve birçok okura ulaşmak istediğini söyleyen Göka, kitabının, bu yeni ruh halinin ürünü olduğunu söylüyor.

Kolektif – Türkiye’de Kapitalizmin Güncel Sorunları (2008)

  • TÜRKİYE’DE KAPİTALİZMİN GÜNCEL SORUNLARI, hazırlayan: Fuat Ercan, Tolga Tören, Seçil Paçacı, Özlem Taştan, Mim Sertaç Tümtaş ve Özlem Tezcek, Dipnot Yayınları, siyaset, 416 sayfa

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ‘Türkiye’de Kapitalizmin Güncel Sorunları’, ülkedeki kapitalist toplumsal ilişkileri farklı yönleriyle tartışıyor. Emek süreçlerinde taşeronluk anlayışının nasıl bir mücadele pratiğine dönüştürülebileceği; kapitalizmin yerel dinamiklerle birleşerek yarattığı toplumsal dönüşüm süreçleri; özelleştirmenin toplumsal cinsiyet açısından ne anlama geldiği; tarımın küreselleşmesi ve Türkiye’deki tarım reformu; genişleyen AB’de, emek piyasalarının ve istihdam politikalarının dönüşümü; sermayenin uluslararasılaşması sürecinde finans sermayesinin yeniden yapılanması; Türkiye’nin yapısal dönüşümü sürecinde banka reformu ve iç burjuvazinin 1960’tan günümüze gelişimi, kitapta ele alınan önemli konulardan sadece birkaçı.

Kemal Kurak – Pierre Loti (2008)

  • PİERRE LOTİ, Kemal Kurak, Elips Yayınları, biyografi, 169 sayfa

Kemal Kurak, Türkiye’de sevilen simalardan olan Fransız yazar Pierre Loti’nin hayat hikâyesini anlatıyor. Loti’nin Türkiye’de çok sevilmesi boşuna değil. Kendisi her daim Türkiye taraftarı olmuş, bir dönem yaşadığı İstanbul’a duyduğu hayranlık da, eserlerinde kendine çokça yer bulmuştur. Fransız ordusunda subay olan Loti, İstanbul’a ilk kez 1876 yılında ve Osmanlı yaşam biçiminden çok etkilendi. Bunu eserlerine de yansıtan Loti’nin ‘Aziyadé’ romanı da, burada yaşadığı bir aşkı hikâye eder. Loti, eserlerinde Doğu’yu sürekli işlediği gibi, Osmanlı’yı sürekli savunduğu için Batı dünyasında da dışlanmıştı. İşte Kurak’ın çalışması, bu kendine has ismin sıra dışı hayatının ayrıntılarına inmesiyle ilgi çekiyor. Kurak, Loti’nin hayat hikâyesini sunduğu gibi, kendisi hakkında dile getirilen iddiaları da bir araya getirip yanıtlıyor.