Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar (2022)

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi’, iki kitaptan oluşan bir film çalışmaları derlemesinin ikinci kitabı.

İlk kitap, ‘Hayatın Taklidi Dünyanın Derdi: Film Çalışmalarında Güncel Yaklaşımlar’dı.

Bu kitaplar, doktora tezi, verdiği dersler, kitap, makale ve çevirileriyle film çalışmalarının ve akademik sinema eğitiminin Türkiye üniversitelerindeki öncü ismi Nilgün Abisel’e armağan olarak tasarlandı.

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, doktora tezinden başlayarak Abisel’in çalışmalarında ağırlıklı bir yeri bulunan Türkiye sinemasına odaklanıyor.

Bu çerçevede kitaptaki yazılar, çeşitli konuları (filmler, yönetmenler, dönemler, vd.) güncel yaklaşımlar üzerinden yenilikçi bir bakışla ele alıyor.

Böylece ‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, tarihten estetiğe, çevre, yaşlı bakımı ve demokrasi gibi başlıklardan sinema eğitimine, ele aldıkları meseleler açısından çeşitlilik içeren yazılar aracılığıyla, yerli sinema üzerine ilginç bir toplam sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Nezih Erdoğan, Rukiye Karadoğan, Kurtuluş Kayalı, Ahmet Gürata, Pembe Behçetoğulları, Funda Şenol Cantek, Ali Karadoğan, Levent Köker, Uygur Kocabaşoğlu, Aysun Akan, Murat İri, Emrah Özen ve Nejat Ulusay.

  • Künye: Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi (Nilgün Abisel’e Armağan 2), derleyen: Nejat Ulusay, Umut Tümay Arslan, Ali Karadoğan ve Pembe Behçetoğulları, Dipnot Yayınları, sinema, 248 sayfa, 2022

Kolektif – İsyan Şiddet Yas (2022)

1990’lar Türkiye tarihi açısından da önemli bir referans noktası.

Bugünlerin şiddet ortamında ise neredeyse temel referans noktası: “90’lara mı dönüyoruz?” sorusu şimdilerde en çok sorulan sorulardan biri. öyle ki, 1970’leri bile toplumsal ve siyasal şiddet bakımından temel referans olmaktan çıkarmış durumda.

Artık şiddet, özellikle de devlet şiddeti denince ilk akla gelen 1990’lar.

Elbette herkesin zihninde tek bir 90’lar yok; farklı çevrelerde farklı farklı anlamlar kazanıyor bu on yıl.

Ana akım medyada toplumsal şiddete, devlet dilinde “terör” yıllarına, Kürtlerin hafızalarında baskı ve zulmün doruk noktasına, zorunlu göç, işkence ve gözaltında kayıplara, insanlık dışı bir şiddet ortamına referans oluşturuyor.

İslâmcı hareketin yükselişiyle görünür olan İrtica-Laiklik gerilimi ile merkez sağ partiler arasındaki çekişmeler; Aleviler, azınlıklar ve Ortadoğu’nun ahvali 90’ları belirgin kılan çizgiler/unsurlar olarak kitapta derinlemesine inceleniyor.

1990’lara hem devlet şiddeti hem de kitle seferberlikleri (mobilizasyonlar) açısından bakan elinizdeki kitap; bir yanda devlet şiddetinin bin bir yüzünü ortaya koyarken, diğer yanda kitlelerin baskıya karşı direnmek ve siyasal karar alma süreçlerine etki etmek için kullandığı eylem repertuarlarına dikkat çekiyor.

  • Künye: Kolektif – İsyan Şiddet Yas: 90’lar Türkiye’sine Bakmak, derleyen: Ayşen Uysal, Dipnot Yayınları, siyaset, 372 sayfa, 2022

Costas Douzinas – Yasanın Arzusu (2022)

Eleştirel hukuk teorisi literatürüne yaptığı katkı bakımından temel kaynak niteliğinde bir kitap.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkaran Costas Douzinas, yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyor.

Klasik Atina ve Roma’da ve 17. Yüzyılın sonuna kadar Ortaçağ’da hukuk çalışması klasik triviumun (gramer, mantık, retorik) ve özellikle retoriğin parçasıydı.

Antik dönemin hatipleri yasanın ruha ilham vermesi ve toplumsal bağı desteklemesi için, onun sadece bir iktidar ve baskı dili olarak değil aynı zamanda adaleti teşvik eden estetik ve ahlaki bir bütün olarak tezahür etmek zorunda olduğunu bilirdi.

Yasanın bu estetik boyutu Homeros’tan erken modern döneme kadar hukuk kaynaklarında aşikardır.

Gelgelelim, bu durum pozitivist hukuk tarafından gizlenmiştir.

Kafka bir arkadaşına mektubunda “hukuk kitapları okumak insana talaş tadı verir” diye yazmıştı.

Hukukla bu kitaplar üzerinden ilişkilenen herkes bu odunsu tadı hissetmiştir.

Elinizdeki kitap hukukun felsefesini ve nomos’u “kalın kafalı” hukuk ders kitaplarının sunumundan kurtarıyor.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkarıyor.

Yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyarak yapıyor bunu.

Adalet ve güzellik arasındaki ilişkiyi vurguluyor; nizamın ve sosyal yeniden üretimin esaslarını taşıyan hukuk dilinin hem aklı ikna etme hem de duygular üzerinde tesir gösterme ödevine dikkat çekiyor.

Adaletin güzel bir dil ve tutkulu bir pratik olabileceğini gösteriyor.

Tüm bunları psikanalitik yaklaşımın verimini katarak bina ediyor.

  • Künye: Costas Douzinas – Yasanın Arzusu: Estetik Etik Piskanaliz, çeviren: Ezgi Duman ve İbrahim Şahin Ateş, Dipnot Yayınları, hukuk, 158 sayfa, 2022

Karin A. Fry – Kafası Karışmışlar İçin Arendt (2022)

Hannah Arendt, yirminci yüzyılın en etkili siyaset kuramcılarından biri olarak kabul ediliyor.

Yazıları bir dereceye kadar anlaşılır olsa da, çalışmalarının muazzam genişliği, onun düşüncesiyle ilk kez karşılaşan okurların özel bir çaba göstermesini gerekli kılar.

‘Kafası Karışmışlar İçin Arendt’, bu son derece önemli siyaset düşünürüne açık, özlü ve anlaşılır bir giriş sunuyor.

Arendt’le ilk kez karşılaşan okurlar için hazırlanan bu kitap, onun kuramı ve en önemli çalışmalarıyla birlikte, düşünceleri hakkındaki başlıca eleştirileri ve tartışmaları da tematik bir düzen ve sistematik bir akış içinde sergileyerek, Arendt’in siyaseti yeni bir biçimde tasavvur etmeye dönük tutarlı bir çerçeve arayışını ortaya koyuyor.

  • Künye: Karin A. Fry – Kafası Karışmışlar İçin Arendt, çeviren: Arif Geniş, Dipnot Yayınları, siyaset, 228 sayfa, 2022

Hüseyin Kırmızı – Ölüm ve Kutsal (2022)

Siyasal bir sorun olarak ölüm nasıl kavranabilir?

Topluluk ile kurucu kökeni arasındaki fark üzerinden yaklaştığımızda sorun kutsal ile ilgili bir soruna dönüşür.

Din ile ölüm arasındaki bağ nerede düğümlenir?

Devletin kutsal ile topluluk ve bununla ilişkili olarak topluluk ile ölüleri arasına girdiği ya da ölülerin işlevine devletin el koyduğu topluluklarda şehitlikten veya kurbandan söz edilebilir mi?

Ya da şehitlik ve kurban bu topluluklarda ölülere savaş açmanın, ölümü anlamsızlaştırmanın araçlarına mı dönüşmüştür?

Bu kitap, ölümü ölümden ibaret kılan bir eğilimi açıklamaya çalışıyor.

Ölümün üzerinden çekip alınan tüm kutsallığı öldürmeye yükleyen bir eğilim.

Hüseyin Kırmızı ölüm ile toplumsal kuruluş arasındaki bağı ve bu bağın IŞİD’in somutlaştırdığı üst- Müslümanlık eğilimi için yarattığı gerilimi ele alıyor.

IŞİD’in bu gerilime karşı geliştirdiği ölüm kurgularını sosyoloji, siyaset felsefesi ve siyasal antropolojinin verimini kullanarak analiz ediyor.

  • Künye: Hüseyin Kırmızı – Ölüm ve Kutsal, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 224 sayfa, 2022

Albert Gabriel – Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler (2022)

Uzun yıllardır Türkçeye çevrilmesi beklenen ama gerçekleşemeyen Diyarbakır ve bölge coğrafyası hakkındaki önemli kaynak eser Albert Gabriel’in gezi kitabı geç de olsa okurla buluşuyor.

Yaşam öyküsü ve çabaları incelendiğinde görülecektir ki; kitabın yazarı; Profesör Gabriel sadece araştırmacı, yazar ve arkeolog olarak değil, aynı zamanda kadim Diyarbekir surlarını yıkımdan, hatta yok olmaktan kurtaran şahsiyettir.

Gabriel’in ‘Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler’ olarak Türkçeye çevirisi yapılıp basılan kitap, Gabriel’e gecikmiş bir vefa ve özür borcu olarak da değerlendirilmelidir.

Kitaptan bir alıntı:

“Benim amacım, bizzat Anadolu’da giriştiğim ve kısmen tamamladığım araştırmayı Fırat’ın ötesine de taşımaktı. Ne var ki Anadolu söz konusu olduğunda elimde ta en başından beri Türk âlimlerin hazırladığı özlü anlatımlar, monografi eskizleri, yazıtlarla ilgili yayınlar ve makaleler vardı.

Yeni kalkıştığım işinse bunun eşiğine yaklaşır bir hali yoktu: Yukarı Mezapotamya’nın abideleri ekseriyetle seyyahların kısacık tariflerinden tanınmaktaydı sadece ve önceden yayınlanmış olan çalışmalar yapıların birinci elden incelenmesine dayanmıyordu. Diyarbekir’deki yazıtlar ve bölgenin çok sayıdaki yazıt metinleri büyük ölçüde yayımlanmamıştı.

İlki Nisan-Mayıs 1932’de, ikincisi aynı yılın Ekim-Kasım’ında olmak üzere iki seyahat gerçekleştirdik. Bu seyahatimiz sırasında, Mardin, Dunaysır (Kızıltepe), Hisn-Kayfâ (Hasankeyf), Dara, Nisibin (Nusaybin), Harran, Urfa, Bitlis, Ahlat, Batman, Harput, Pertek, Malatya şehirlerini ziyaret ettim.”

  • Künye: Albert Gabriel – Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler, çeviren: İdil Çetin, Dipnot Yayınları, arkeoloji, 416 sayfa, 2022

Saime Tuğrul – Yitik Bellek (2022)

Kolektif belleğin temel işlevi nedir?

Nasıl inşa edilir?

Kimlik-bellek ilişkisi kolektif düzeyde nasıl kurgulanır?

“Biz”i inşa ederken içerdenlik ve dışardanlık kriterleri nasıl oluşur ve manipüle edilir?

Kolektif bellek ve kimlik inşasında sürekli devrede olan iktidarın bu ikili bağlantıdaki rolü nedir?

Neden bazı toplumlar için kolektif bellek sadece olumlamalardan oluşan bir hikâyedir?

Neden ortak geçmişe yönelik farklı bir kolektif bellek hikâyesi rahatsız edicidir?

Neden geçmişin negatif eleştirisi “aidiyet” kimliğimize yapılmış bir saldırı olarak algılanır ve neden bu denli kırılgandır?

Öznenin oluşumu doğrudan bellek ile ilişkilidir ama aynı zamanda dışardan kurgulandığından, kim olduğumuz sadece bir yanılsama değil midir?

Belleğin çarpıtmalara bu denli açık olması ve kayganlığı, ben-biz kimliğini nasıl etkiler?

Saime Tuğrul bu çalışmasında, yukarıdaki sorulara yanıt arayarak, kolektif düzeyde bellek, kimlik, belleği çarpıtma ve sorumluluk konularına açıklık getiriyor.

  • Künye: Saime Tuğrul – Yitik Bellek: Yas, Kimlik, Yüzleşme, Dipnot Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2022

Kolektif – Çerkeslerin Geleceği Üzerine Düşünmek (2022)

Günümüz Çerkes sosyolojisi, kültürü, kimliği, politikaları ve gelecek yönelimlerine dair çok değerli makaleler, bu kitapta.

Çerkeslerin 21. yüzyıldaki sorunları ve geleceği üzerine odaklanan iki kitaplık derlemenin bu cildi, Türkiye Çerkeslerinin varoluş sorunlarının, mevcut popülist otoriterleşme eğilimindeki siyasetin sınırlarını aşarak demokrasi mücadelesiyle eklemlenmesinin gerekliliği ve koşulları üzerine bir düşünme çabasını içeriyor.

Kitapta demokratik mücadelenin özneleri olarak kültürel kimlikler, eşit vatandaşlık ve çoğul Çerkeslikler kavramları tartışılarak, radikal demokratik açılımlar için toplumsalın nasıl yeniden inşa edilebileceği tartışılıyor.

Çerkeslerin gelecek güzergahı olarak “nasıl bir demokrasi mücadelesi olmalı” sorusuna cevap aranıyor.

Kitap anadilinde eğitim yasağının eleştirisi ile başlıyor ve kaybolmaya yüz tutan Çerkescenin özelliklerini, dil ve kimlik ilişkisini inceleyen yazılarla devam ediyor.

Yok oluş sürecinin yansımaları diaspora Çerkeslerinin anavatanlarıyla buluşması üzerinden de ele alınıyor.

Diaspora Çerkes kültürünün en önemli göstergelerden birisi olarak müzik ve dansların, Çerkeslerin ortak hafızası ile kimliğinin kurulmasındaki rolü değerlendiriliyor, farklı halkların müzik politikalarıyla karşılaştırarak Çerkes müziğinin geleceği tartışılıyor.

Bu kapsamda kültürün diğer unsurları da unutulmuyor: edebiyatın Çerkeslerin var olma mücadelesindeki öneminin yanı sıra, diasporada yeniden-kimliklenme sorunu ve kentleşmenin asimilasyona etkileri de somut örnekler üzerinden tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Adnan Özveri, Ahmet Asena, Akanda Taştekin, Aydan Çelik, Ayhan Kaya, Ayla Bozkurt-Applebaum, Cem Özdemir, Dinçer Demirkent, E. Fuat Keyman, Emre Başok, Erol Anar (Hatko), Erol Taymaz, Ferhat Kentel, Hakan Eken, Hamit Yüksel, Kadir Dede, Levent Köker, Mehmet Eser, Merih Cemal Taymaz, Murat Bjeduğ, Osman Güdü ve Sevda Alankuş.

  • Künye: Kolektif – Çerkeslerin Geleceği Üzerine Düşünmek: Kültür, Toplum ve Demokrasi, derleyen: Merih Cemal Taymaz ve Sevda Alankuş, Dipnot Yayınları, inceleme, 486 sayfa, 2022

Alex Thomson – Kafası Karışmışlar İçin Adorno (2022)

Theodor Adorno’nun felsefi ve eleştirel eserleri, 20. yüzyılda üretilmiş en zorlu eserler arasındadır.

Alex Thomson da, hem Adorno’yu bilenler hem de konuya yeni giriş yapmak isteyen okurlar için Adorno’nun fikirlerinin şahane bir özetini sunuyor.

Adorno’nun yazı tarzı çoğu zaman çetrefil, nüfuz edilemez ve ürkütücü görünebilir.

Ancak daha da güçlük yaratan şey, ortak duyu saydığımız şeyleri yıkmak ve 20. yüzyıl Avrupa ve Amerika kültüründe baskın gördüğü eğilimlere saldırmak için sıklıkla benimsediği yoldur.

Çalışmaları çoğu zaman çetrefil ve nüfuz edilemez görünür, özellikle de onun yaslandığı felsefe gelenekleri hakkında pek fazla bilgisi olmayanlar için.

Onun ortak duyu saydığımız şeyleri yıkma ve 20. yüzyıl Avrupa ve Amerika kültüründe baskın gördüğü eğilimlere saldırma tarzı okurun önündeki güçlükleri daha da pekiştirir.

İşte ‘Kafası Karışmışlar için Adorno’, Adorno’nun düşüncesine ilişkin, okuru küçük görmeye ya da yanıltmaya yeltenmeyen, teşvik edici ve anlaşılabilir bir açıklama sunuyor.

Hem Adorno’yu henüz tanımayanlar hem de onun çalışmaları hakkında mesafe kat etmek için uğraşanlar, anlaşılır bir tarzda yazılmış, kapsayıcı, özel olarak tam da onun metinlerini okumayı ve anlamayı zorlaştıran meseleler üzerine odaklanmış bu çalışmayı çok değerli bir kaynak olarak görecekler.

Adorno’nun çalışmalarındaki anahtar temalar etrafında düzenlenmiş metin, onun yazılarında estetiğin merkezi konumu, popüler kültür üzerine çokça yanlış anlaşılmış denemeleri ve Adorno’nun felsefesinde özgürlük fikrinin önemi başta olmak üzere, konulara duru ve ufuk açıcı açıklamalar getiriyor.

  • Künye: Alex Thomson – Kafası Karışmışlar İçin Adorno, çeviren: Arif Geniş, Dipnot Yayınları, felsefe, 255 sayfa, 2022

Immanuel Kant – Politik Yazılar (2022)

Büyük filozof Kant’ın politik metinleri, Türkçede ilk defa bir arada ve üstelik yepyeni çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Kitap, Kant’ı bir politika filozofu olarak yeniden keşfetmek için çok iyi fırsat.

Kant’ın bir politika felsefecisi olarak değil de, politika üzerine ikincil önemde yazılar kaleme almış bir filozof olarak kabul edildiği tarihsel süreç geride kaldı.

Kant geçtiğimiz yüzyıl, deyim yerindeyse, bir politika filozofu olarak yeniden keşfedildi.

Bunda en büyük pay, şüphesiz, Kant’ın da içine yerleştirildiği liberal düşünce geleneğinin sözü edilen tarihsel uğraktaki yükselişidir.

Ama milyonlarca insanın yaşamıyla birlikte türümüzün pek çok kuşağının bilgeliğini de alıp götüren iki büyük savaşın ardından Kant’ın hatırlanması da boşuna değildir.

Kitaptan bir alıntı:

“Doğa, insanı savaşlar aracılığıyla, aşırı ve dur durak bilmez savaş hazırlıkları aracılığıyla ve her devletin önünde sonunda, barış halinde bile, ülke içinde hissetmek zorunda olduğu ihtiyaç durumu aracılığıyla, başlangıçta kusurlu girişimlerde bulunmaya ama sonunda sayısız yıkımın, altüst oluşun, hatta güçlerinin bütünüyle tükenmesinin ardından, aklın ona bunca acı tecrübe yaşanmaksızın da söyleyebileceği şeye yöneltir: vahşilerin yasasız durumundan çıkmak ve bir uluslar birliğine katılmak.”

  • Künye: Immanuel Kant – Politik Yazılar, çeviren: Aydın Gelmez, Dipnot Yayınları, siyaset, 190 sayfa, 2022