Peter Hudis – Fanon: Barikatların Filozofu (2020)

“Biz… artık nefes alamadığımız için de isyan ediyoruz.”

Frantz Fanon bu sözü, Amerika’da siyahilere yönelik uygulanagelen protestolarda gündeme gelen bir slogan olmasından çok önce, 1960’ların başında söylemişti.

Peter Hudis’in eldeki kitabı da, Fanon’un hayatı ve mücadelesi üzerine dört dörtlük bir çalışma.

Hudis, Fanon’un hayatını ve çalışmalarını eleştirel bir bakışla izlemekle kalmıyor, aynı zamanda Fanon’un yazdıklarının günümüzde ırkçılık ve onun doğurduğu yabancılaşmaya nasıl güçlü yanıtlar verdiğini de gözler önüne seriyor.

Fanon, kendi döneminin toplumsal mücadeleleri içerisinde yeni bir insanlık uğruna bıkmadan usanmadan çabaladığı için yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden biriydi.

Hudis’in çalışması ise, Fanon’un mevcut momente özgürleştirici bir alternatif geliştirme çabasının yeniden canlanmasına yardımcı olup olamayacağını tartışmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Peter Hudis – Fanon: Barikatların Filozofu, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, biyografi, 216 sayfa, 2020

Kolektif – Kolektif Hafıza Kitabı (2020)

Kolektif hafıza son yıllarda en çok gündeme gelen kavramlardan.

Peki, kolektif hafıza tam olarak ne anlama geliyor.

İşte bu usta işi derleme de, kavramın anlamını ve kökenini çok yönlü bir bakışla ortaya koymasıyla büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, öncüler ve klasiklerden çağdaş çalışmalara, kolektif hafızayı konu edinen eski ve yeni çalışmaları çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Alana giriş yapmak isteyen her okurun muhakkak edinmesi gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Kolektif Hafıza Kitabı, derleyen: Jeffrey K. Olick, Vered Vinitzky-Seroussi ve Daniel Levy, çeviren: Zehra Can, Ümit Keskin ve Tarık Özbek, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 363 sayfa, 2020

Gayatri Chakravorty Spivak – Madun Konuşabilir mi? (2020)

Madun ne zaman konuşabilir, kendini ne zaman ifade edebilir?

Gayatri Chakravorty Spivak, çağdaş siyaset kuramında bugün klasik haline gelmiş bu makalesinde, bu sorunun yanıtını arıyor.

Bu metninde, madunların konuşabilmelerinin önündeki çeşitli engelleri ifşa eden Spivak’a göre direniş için, konuşabilmek için belli bir kuramsal arka plan yahut geçerlileştirme mekanizmaları gereklidir.

Zira düşünüre göre, bu mekanizmaların yokluğunda madunun sesi indirgenmiş, asimile edilmiştir olarak kalacaktır.

Kitabın bir özgünlüğü de, Spivak’ın kitaba adını veren makalesini yıllar sonra yeniden gözden geçirdiği başka bir yazısına da yer vermesi.

Spivak bu ikinci metninde ise, ‘Madun Konuşabilir mi?’ makalesine yönelik eleştirilere yanıt veriyor, aynı zamanda söz konusu makaledeki kimi tezlerini de güncelliyor.

  • Künye: Gayatri Chakravorty Spivak – Madun Konuşabilir mi?, çeviren: Emre Koyuncu, Dipnot Yayınları, siyaset, 130 sayfa, 2020

Ayhan Yalçınkaya – Aleviler de Bildiri-r (2020)

Alevi aktör ve kurumlarının yayımladığı bildirilerden yola çıkarak Alevilerdeki devlet tahayyülünü eleştirel bir gözle irdeleyen, özgün bir çalışma.

Kitabın yazarı Ayhan Yalçınkaya, Alevi aktörlerin devletle ilişkilerini yakın tarih bağlamında araştırdığı kitabında, bildiri yayınlayan Alevi aktörlerin devletin büyüklüğü ve yüceliğini baştan veri olarak saydıklarını, bunun nedeninin de kendi siyasallıklarından vazgeçmeleri olduğunu söylüyor.

Bunu yaparken 1963 tarihli İstanbul ve Ankara Üniversiteli Alevi gençlerin bildirgesinden 2004 tarihli ABF basın açıklamasına pek çok bildiriyi ele alan Yalçınkaya, Alevilerin devlet tahayyüllerinin ne olduğunu ve bu tahayyüllerdeki yanılsamaları tartışmaya açıyor.

  • Künye: Ayhan Yalçınkaya – Aleviler de Bildiri-r: Alevi Bildirilerinde Devlete Kaçış, Dipnot Yayınları, siyaset, 384 sayfa, 2020

Sylvia Walby – Patriyarka Kuramı (2016)

Kadınların günümüz toplumlarında nasıl ezildiklerine ilişkin açıklamaları bütünlüklü olarak gözden geçiren bir çalışma.

Konuyu ücretli emek, ev işi, kültür, cinsellik, şiddet ve devlet bağlamında irdeleyen kitap, cinsiyet ilişkilerinde son dönemde meydana gelen değişimleri analiz etmesiyle de önemli.

  • Künye: Sylvia Walby – Patriyarka Kuramı, çeviren: Hülya Osmanağaoğlu, Dipnot Yayınları

Kolektif – Sessiz Rivayetler: Anarko-feminizm Kitabı (2020)

“Ütopyayı gerçek kılmak” üzere yola çıkmış anarko-feminizm hakkında hem klasik hem de güncel metinler barındıran bir derleme arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

Manifestolar, metinler ve makalelerden oluşan ‘Sessiz Rivayetler’, Emma Goldman’dan Caty Levin’e, Bolivyalı feminist grup Mujeres Creando’dan silahlı mücadele grubu Rote Zora’ya farklı coğrafyalardan pek çok anarko-feminist hareketin katkılarını bir araya getiriyor.

Burada, kesişimsellik, anarşizm ve kadın hareketi, queer feminizm, sınıf ve feminizm, örgütlenme sorunları, anarşizm ve feminizm arasındaki bağlantı gibi, feminizmin gündemindeki konular ve kuramsal tartışmalar da yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Emma Goldman, Roxanne Dunbar-Ortiz, Lynne Farrow, Peggy Kornegger, Sally Darity, J. Rogue, Abbey Volcano, Marian Leighton, Voltairine De Cleyre, Carol Ehrlich, Jo Freeman, Charlotte Wilson ve Alice Nutter.

  • Künye: Kolektif – Sessiz Rivayetler: Anarko-feminizm Kitabı, çeviren: Zeliha Burcu Acar, Dipnot Yayınları, feminizm, 264 sayfa, 2020

Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih (2020)

Gülnur Acar Savran’ın bu aralar temin edilemeyen ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Beden, Emek, Tarih’ adlı bu eseri, özellikle yapısalcılık sonrası dönemde ortaya çıkan yaklaşımların feminist teori ve politika üzerinde kurduğu hegemonik etkiyle hesaplaşmasıyla önemli.

Kitap esas olarak, kamusal/özel, eşitlik/farklılık, evrensel/yerel, üretim/yeniden üretim, değişim değeri/kullanım değeri gibi ikiliklerin aşılması için nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor.

Savran, hegemonik paradigmadaki bu ikiliklerin Aydınlanma düşüncesinin özgül yapısından kaynaklanan ikili karşıtlıklar olarak kavramlaştırıldığını ve bunların, salt söylemsel, ideolojik ya da pratik olarak kurulmuş düşünsel kurgular olduğunu belirtiyor.

Diyalektik kavrayış çerçevesinde, bu ikiliklerin zemininde patriarkal ve kapitalist ilişkiler evreninin yer aldığını gözler önüne seren Savran, bu ikilikleri aşmanın, onların ötesine geçmekle, ancak bu ikilikleri besleyen toplumsal evrenin sınırlarının dışına çıkmakla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Kadınların ev emeğinin özgül niteliği, özel/kamusal ikiliğinin –Türkiye toplumunda hüküm sürmekte olan patriarka türünün özgüllüklerinden kaynaklanan– melez yapısı, feminist politikanın ayırıcı özelliklerinden birisi olan özel alanın politikasının sınırları ve imkânları kitap boyunca teorik bir irdelemenin temelini oluşturuyor.

“Kadın-erkek eşitliği mi, kadınların özgül kimliğinin olumlanması mı” tartışmasına da müdahil olan Savran, cinsel yönelimle ilgili biyolojist yaklaşımların ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ikiliğiyle ilgili inşacı teorilerin çıkmazlarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin, Dipnot Yayınları, feminizm, 376 sayfa, 2020

Ali Efdal Özkul – Kıbrıs’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi (2010)

Ali Efdal Özkul ‘Kıbrıs’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi’nde, şeriyye sicillerinden yola çıkarak, stratejik önemi nedeniyle tarih boyunca paylaşılamamış Kıbrıs adasının 1726-1750 arasındaki tarihini sunuyor.

Kıbrıs adasının tarihçesiyle kitabına başlayan Özkul, çalışmasının ilk bölümünde, Osmanlı fethi öncesi Kıbrıs’ı, Osmanlı devletinin Kıbrıs’ta kurduğu idari düzeni, Kıbrıs Ortodoks kilisesine verilen hakları, Kıbrıs Ermeni murahhaslığını ve Kıbrıs adasındaki yabancı devletlerin konsolosları ve tercümanlarını ele alıyor.

Kapsamlı çalışmanın ikinci bölümü, aile yapısı, evlenme, boşanma, veraset, ölüm, nafaka, Müslümanlar ve gayrimüslimler arasındaki ilişkiler gibi adanın sosyal hayatını işliyor.

Kitabın son bölmünde ise, adanın ekonomik yapısını oluşturan vergi, cizye, mülk satışları, ticari faaliyetler, esnaf teşkilatı, ziraat ve hayvancılık gibi konulara odaklanılıyor.

  • Künye: Ali Efdal Özkul – Kıbrıs’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi, Dipnot Yayınları, tarih, 471 sayfa

Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936 (2010)

Umumî Müfettişler’in 1936’da gerçekleştirdikleri toplantının tutanaklarından oluşan elimizdeki çalışma, dönemin Türkiye’sinin siyasal, sosyolojik, demografik, ekonomik, ve sosyal bir fotoğrafını ortaya koymasıyla çok önemli.

Zira bu tutanaklar, iktidarın gözüyle doğu, güneydoğu bölgesinin ve Kürt sorununun nasıl değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Kürtlerin aslında Türk olduğu tezinin ısrarla savunulduğu tutanaklarda, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Urfa, Van, Muş ve Bitlis’in nüfus rakamları veriliyor; Kürt nüfusun sürratle artmakta olduğuna dikkat çekiliyor ve Kürtlüğün dış etkenlerle, Ermenilik ve Hıristiyanlıkla örtüştüğü iddia ediliyor.

  • Künye: Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936, yayına hazırlayan: M. Bülent Varlık, Dipnot Yayınları, tarih, 384 sayfa

Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar (2010)

yasanmamis anilar son matbaa.cdr

Mehmet Tepebaşı ‘Yaşanmamış Sayılan Anılar’da, yirmi yaşındayken 12 Eylül’ün baskısından bunalarak, büyük umutlarla yurt dışına çıkışını, sonra umutlarının nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünü anlatıyor.

Solun geleneksel tavrı olan susmayı ve yazma işini başkalarına bırakmasını eleştiren Tepebaşı, anılarını anlatma nedeni olarak, bu dönemin bazıları tarafından “yaşanmamış yıllar” denilerek unutulmaya terk edilmesini gösteriyor.

12 Eylül darbesinin hemen ertesinde, bir şeyler yapmak için harekete geçen gençlerin Suriye’de kurduğu kamp; kamptaki tartışmalar ve hesaplaşmalar; Filistin hareketiyle ilişkiler, umutlar ve hayal kırıklıkları, Tepebaşı’nın anılarının omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar, Dipnot Yayınları, anı, 361 sayfa