Orhan Şevki – Gölge Adam (2009)

Orhan Şevki, Türkiye popüler müziğinin yakın tarihine tanıklık etmiş önde gelen isimlerden.

Şevki’yi önemli kılan hususlardan biri, 60, 70 ve 80’li yılların popüler müzik dünyasının içinde yer almış olması.

Örneğin Sezen Aksu, Cem Karaca, İlhan İrem, Nazan Şoray, Barış Manço, Kayahan, Nilüfer ve Yeliz, Orhan Şevki’nin menajerliğini yaptığı müzisyenlerden birkaçı.

Şevki’nin ‘Gölge Adam’ başlıklı elimizdeki kitabı, o dönem popüler müzik dünyasında yaşananları canlı bir biçimde okurlara sunuyor.

Kitapta, magazin dünyasında yaşananlar kadar, Türkiye yakın tarihinin sosyal, siyasî ve ekonomik süreçleri irdeleniyor; bu süreçlerin magazin dünyasındaki yansımaları tahlil ediliyor.

  • Künye: Orhan Şevki – Gölge Adam: Bir Menajerin Anıları, Heyamola Yayınları, anı, 680 sayfa

Adil Baktıaya – Osmanlı Suriyesi’nde Arapçılığın Doğuşu (2009)

Adil Baktıaya ‘Osmanlı Suriyesi’nde Arapçılığın Doğuşu’nda, Suriye’de 19. yüzyıl ortalarında yaşanan ve genellikle “Nahda” kavramıyla tanımlanan edebi ve kültürel uyanışı ortaya çıkaran sosyoekonomik etkenleri ortaya koymayı amaçlıyor.

Kitabın ilk bölümü, 19. yüzyılda Suriye’de Batı nüfusunun artışını ve 19. yüzyılın teknolojik gelişmelerinin Suriye’deki etkilerini ele alıyor.

İkinci bölüm, Suriyelilerin siyasî yönelişlerini belirleyen tarihsel dönüm noktalarına odaklanıyor.

Baktıaya, çalışmasının son bölümünde ise, basım, yayın, dil, edebiyat gibi alanlarda yaşanan gelişmeleri ele alıyor, ardından Nahda içinde beliren siyasi eğilimleri ortaya koyuyor.

  • Künye: Adil Baktıaya – Osmanlı Suriyesi’nde Arapçılığın Doğuşu: Sosyo-Ekonomik Değişim ve Siyasi Düşünce, Bengi Yayınları, tarih, 432 sayfa

Gleb Şulpyakov – Sinan’ın Kitabı (2009)

Gleb Şulpyakov’un iç içe geçen kurgulardan oluşan ‘Sinan’ın Kitabı’ isimli romanı, 16. yüzyıl Osmanlı döneminden günümüz Türkiye’sine uzanarak Mimar Sinan’ın macerasını anlatıyor.

Sinan konulu ilk Rusça roman olarak kabul edilen esrinde Şulpyakov, Mimar Sinan’ın yaşamı ve eserlerini kurgusunun merkezine yerleştirirken, aynı zamanda 16. yüzyıl Osmanlı dönemi, İstanbul’un fethi, bugünün Türkiye’si gibi birbirinden farklı dönemlere de uzanıyor.

Roman, yetkin olay örgüsü kadar, eseri için başta İstanbul olmak üzere Kayseri, Manisa ve Edirne’ye yolculuklar yapmış genç bir Rus yazarının, Türkiye’ye dair ilginç gözlemlerini barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Gleb Şulpyakov – Sinan’ın Kitabı, çeviren: Kayhan Yükseler, Gürer Yayınları, roman, 256 sayfa

Ömer Naci Soykan – Sanat Sosyolojisi (2009)

Ömer Naci Soykan tarafından derlenen ‘Sanat Sosyolojisi’, müzikten dansa, resimden sinemaya ve endüstri tasarımına kadar, çeşitli sanatları ele alıyor; onları Türkiye ve dünyadaki örnekleriyle toplumbilimsel açıdan inceliyor.

İki bölümden oluşan kitabında Soykan ilk olarak, kuramsal bir çerçeve çiziyor ve ardından, müzik sosyolojisi, fotoğraf sosyolojisi, mimarlık sosyolojisi, tiyatro sosyolojisi, sinema sosyolojisi ve endüstri tasarımı sosyolojisi gibi, özel sanat sosyolojilerini kuramsal ve uygulamalı bir biçimde ele alıyor. Soykan, sanat sosyolojisi ile ilgili problem alanlarını betimliyor ve bunun sanata uygulanmasında kullanılacak yöntemleri anlatıyor.

  • Künye: Ömer Naci Soykan – Sanat Sosyolojisi, Dönence Yayınları, sosyoloji, 222 sayfa

Serap Gökalp – Kulak Misafiri (2009)

‘Astak Kum Saatinde Akarken’, öyküleri ödüller kazanmış Serap Gökalp’in ilk kitabıydı.

Gökalp’in, öyküsünü zenginleştirmeye devam ettiği ‘Kulak Misafiri’ isimli elimizdeki kitabı ise, yazarın on sekiz eserini bir araya getiriyor.

Bu öykülerde, kentlerde yitip giden insanlar, kadın erkek ilişkilerindeki güzellikler ve çıkmazlar, taşranın kendine has zamanı ve duygusu gibi temalar okurun karşısına çıkıyor.

Gökalp’in öykülerini özgün kılan yönlerden birinin de, farklı karakterlerin dünyaları arasında kurduğu köprülerdir diyebiliriz.

Zira yazar, bir öyküsünde başvurduğu çağrışımları, konusu ve karakterleri farklı başka bir öyküsünde, yeniden okurun karşısına çıkarıyor.

  • Künye: Serap Gökalp – Kulak Misafiri, Pupa Yayınları, öykü, 174 sayfa

Sevda Çiçekoğlu – 49’unda Aşk (2009)

Sevda Çiçekoğlu’nun yaşadıklarından hareketle kaleme aldığı ’49’unda Aşk’ isimli elimizdeki roman, biri Türk diğeri Belçikalı iki insan arasında yaşanan bir aşkı hikâye ediyor.

Çiçekoğlu, hayatının 49 yılı içinde, sadece dört ay kendisi için yaşadığını ve toplumsal baskıya boyun eğerek yaşamanın büyük bir yanlışlık olduğunu söylüyor.

Toplumun kendilerine sunduğu hayatlar yaşayan iki insan; biri iki çocuklu ve bekar Sevda, diğeri de evli ve çocuklu Boris arasında, önüne geçilemez bir aşk yaşanır.

Dört ay süren bu aşk, her iki insan için de, hem acıları hem de sevinçleriyle hayatlarının dönüm noktası olacaktır.

Çiçekoğlu’nun günlüklerine dayanan roman, mutluluk dolu dört ayın hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Sevda Çiçekoğlu – 49’unda Aşk, Som Kitap, roman, 251 sayfa

İzzet Sedes – Bir Dönem Babıâli ve Avrupa Konseyi (2009)

Mehmet Rauf’un torunu olan İzzet Sedes, bir dönem Babıâli’de gazetecilik yapmasının yanı sıra, Avrupa Konseyi’nde basın sözcülüğü ve protokol müdürlüğü de yapmış.

İşte elimizdeki kitap, İzzet Sedes’in Babıâli’deki gazeteciliği ve Avrupa Konseyi’ndeki görevleri esnasında yaşadıklarına dair anılarından oluşuyor.

Kitabı ilgi çekici kılan başlıca unsur, Sedes’in içinde yer aldığı tarihi olayları anlatırken, aynı zamanda Türkiye yakın tarihine dair önemli bir tanıklık da sunmasıdır denebilir.

Türkiye gazeteciliğinin dönüm noktalarından, Avrupa Konseyi’nde tanık olunan olaylara kadar birçok ilgi çekici konu, Sedes’in renkli anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: İzzet Sedes – Bir Dönem Babıâli ve Avrupa Konseyi, Toroslu Kitaplığı, anı, 148 sayfa

Mehmet Asaf Kaleoğlu – İbrişimden İnce (2009)

‘İbrişimden İnce’, Mehmet Asaf Kaleoğlu’nun derlediği Gaziantep deyimlerinden oluşuyor.

Deyimler, meşhur sözler, atasözleri, tekerlemeler, bilmeceler gibi kalıplaşmış sözler, dil değerleri arasında ayrı bir öneme sahip.

Kaleoğlu, değişik zamanlarda yaptığı derlemelerde, kalıplaşmış sözleri, kullanıldıkları bağlamdan koparmadan, kaynak kişilerin sözdizimlerine ve konuşmalarının doğal akışına müdahale etmeden sunuyor.

Kitapta, çalışmaya temel alınan Gaziantep yöresine özgü sözler, söz sanatları da göz önünde bulundurularak, gereken yerlerde yerel ağızla yazılmış.

Kaleoğlu ayrıca, derlenen her sözün açıklamasını veriyor; sözleri ana kaynaklara başvurarak karşılaştırıyor.

  • Künye: Mehmet Asaf Kaleoğlu – İbrişimden İnce, Simurg Yayınları, derleme, 99 sayfa

Osho – Aydınlanmanın ABC’si (2009)

Kelimelerin kullanılmasında dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Osho, ‘Aydınlanmanın ABC’si’ başlıklı elimizdeki sözlüğünde, gündelik hayatta kullanılan birçok kavramı, kendi spiritüel anlayışıyla harmanlayarak sunuyor.

Osho’nun kitabında, hırs, öfke, keder, endişe, kabullenme, bağlanma, değişim, can sıkıntısı, kapitalizm, ekoloji, evrim, varoluş, zihin, bilgi, adalet ve özgürlük gibi, farklı alanlardan çok sayıda kelime yer alıyor.

“Aydınlanma, kişiliğinizin bilinçsiz sınırlarının farkına varma, bu sınırlardan kurtulma sürecidir. Kendi orijinal yüzünüzü keşfetmekten başka bir şey değildir.” diyen Osho, aydınlanma için, iç dünyanın keşfedilmesi gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Osho – Aydınlanmanın ABC’si, çeviren: Derya Demiray, Omega Yayınları, sözlük, 248 sayfa

Bob Jessop – Kapitalist Devletin Geleceği (2009)

Bob Jessop ‘Kapitalist Devletin Geleceği’nde, kapitalizmi ve kapitalist devlet yönetimini ayrıntılı bir analize tabi tutuyor.

Çağdaş kapitalizmin ekonomik kategorilerini tahlil eden Jessop, devletin biçim ve işlevlerinin farklı boyutlarına odaklanıyor.

Savaş sonrası devlet biçimi, Atlantik Fordizminin düzenlenmesinde anahtar bir rolü olan Keynesci ulusal refah devleti anlayışı, post-Fordist birikim rejiminin doğası, refah devletinin yeniden tasarlanması, krizlere tepki olarak kapitalist devlet tipinin yeniden ölçeklendirilmesi, yeni rekabet biçimleri ve kapitalist sistemi başarısızlığa götüren süreçler, Jessop’un irdelediği konulardan birkaçı.

  • Künye: Bob Jessop – Kapitalist Devletin Geleceği, çeviren: Ahmet Özcan, Epos Yayınları, siyaset, 462 sayfa