Lev Nikolayeviç Tolstoy – İvan İlyiç’in Ölümü (2014)

  • İVAN İLYİÇ’İN ÖLÜMÜ, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Mehmet Özgül, Notos Kitap, roman, 128 sayfa

Büyük yazar Tolstoy’un en önemli romanlarından olan ‘İvan İlyiç’in Ölümü’, insanoğlunun ölümle olan trajik ilişkisini destansı bir üslupla hikâye ediyor. Romanın başkahramanı İvan İlyiç, hayatı boyunca tek bir kere dahi başkaldırmamış; insanın kurulu düzenini bozmaktan, adetlere aykırı davranmaktan ölesiye korkmuş, toplum nazarında “saygınlık” kazanmayı biricik amacı bellemiş, zavallı bir insandır. Fakat bir gün, ölüm meleği İlyiç’in kapısını çalar. Bu vesileyle dönüp geçmişine bakan İlyiç, sersemlik ve dehşet içinde kurallara sıkı sıkıya bağlı, bencilce yaşadığını fark edecek, yaşarken hiç ayırdına varamadığı hakikatlerle acı bir biçimde yüzleşecektir.

İsmail Ersevim – Freud ve Psikanalizin Temel İlkeleri (2008)

  • FREUD VE PSİKANALİZİN TEMEL İLKELERİ, İsmail Ersevim, Assos Yayınları, psikanaliz, 568 sayfa

Psikiyatrist İsmail Ersevim, ‘Freud ve Psikanalizin Temel İlkeleri’nde, hem Sigmund Freud’u ve öncüsü olduğu psikanalizi ayrıntılı bir bakışla ele alıyor. Kitapta, Freud’un yaşadığı devrin kültür merkezi olan Viyana’da, Mesmerizm, Charcot, hipnoz, çok kişiliklilik, rüya analizlerinde yeni yöntemler gibi, tıp dünyasının başlıca eğilimleri anlatılıyor. Ersevim buna ek olarak, Freud’dan sonraki kuramsal gelişmeleri, o zamanın tıp dünyasında, savunma mekanizmalarına nasıl bakıldığını, nörozların ve psikozların dinamiklerinin nasıl ele alındığını ve paranoya ile cinsel sapıklıkların hangi ölçütlerle yorumlandığını, vaka örnekleri de vererek anlatıyor. Kitabın bütününe baktığımızda, gerek Freud’un psikanaliz alanındaki üretimlerine ve gerekse de psikanalizin daha sonraki gelişim dinamiklerine dair önemli ayrıntılar barındırdığı söyleyebiliriz.

Eddi Anter – Kabile (2014)

  • KABİLE, Eddi Anter, Destek Yayınları, kişisel gelişim, 231 sayfa

Eddi Anter ‘Kabile’de, sürüden ayrılıp farklılığını yaratmanın önemini anlatıyor. Günümüz bireyinin, kendini kalabalıkların içinde yalnız hissettiğini söyleyen Anter, bu durumu “Zihinsel yalnızlık” olarak tanımlıyor. Yazar, farklılığının ayırdında olan bireyin ise, bu yalnızlık duygusunu yaşamayacağını, zira bu yönüyle kabileden ayrıldığını belirtiyor. Kitap, önyargıların, aşırı beklentilerin ve alışkanlıkların dezavantajlarının nasıl aşılabileceğine odaklanıyor.

Amy Plum – Onun İçin Öl (2014)

  • ONUN İÇİN ÖL, Amy Plum, çeviren: Esra Çakıruylası, Akılçelen Kitaplar, roman, 95 sayfa

Amy Plum, arkadaşının âşık olduğu kadına tutulan, sıra dışı güçlere sahip Jules Marchenoir’nin hikâyesini anlatıyor. Marchenoir, ölümle karşı karşıya gelen insanların hayatını kurtarmaktadır. Bunu yaparken, onların yerine ölmekte, daha sonra yeniden dirilmektedir. Hayatı boyunca kadınlarla yalnızca gelip geçici ilişkiler kurmakla yetinmiş Marchenoir, günün birinde Paris sokaklarında Kate Mercier’yle karşılaşır. Genç kadına âşık olan kahramanımız, Mercier’nin aslında en yakın arkadaşı Vincent’e tutulduğunu öğrenir. Marchenoir, dostuna sadık kalmak ile hayatını değiştiren bu aşka sahip çıkmak arasında kararsızdır.

Delal Arya – Mühürlerin Muhafızı (2014)

  • MÜHÜRLERİN MUHAFIZI, Delal Arya, resimleyen: Sedat Girgin, Can Yayınları, çocuk, 200 sayfa

‘Mühürlerin Muhafızı’, Delal Arya’nın beğeni toplayan fantastik serisi ‘Pera Günlükleri’nin üçüncü kitabı. Daha önceki macerada Pera Palas Oteli’ndeki bir sırrı çözmüş ikizler Ran ile Lusin, şimdi de İstanbul’a musallat olan bir deniz canavarıyla karşı karşıyadır. Bu yetmezmiş gibi, şehri koruyan mühürler de tuhaf bir şekilde kırılmıştır. İkizler bu garipliklerin üstesinden gelmeye çalışırken, kendilerini fantastik bir dünyada, maceralı olayların göbeğinde bulacaktır.

Ceyhun Yılmaz – Yalnızsam Düzelt (2014)

  • YALNIZSAM DÜZELT, Ceyhun Yılmaz, Parantez Yayınları,  deneme, 213 sayfa

‘Yalnızsam Düzelt’, komedyen Ceyhun Yılmaz’ın 2009’un Ekim ayından 2012’nin sonuna kadar izleyicileriyle paylaştığı tweetlerden oluşuyor. Tweetlerin konusunu, Yılmaz’ın aşka, hayata, insana, zamana, gelip geçiciliğe, kadınlara ve şiire dair fikirleri oluşturuyor. Tweetlerden bazı örnekler: “Kaybetmeye alışınca, / Kazanmayı sevemiyor gönül.”, “İlk soruyu kendine sorar insan. / Ve kimsenin cevabına ‘bunun için’ inanmaz.”, “Aşk’a hürmeti olmayanın / Merhametine inanmam.”

Fadik Sevin Atasoy – Fadik ve Kırmızı Bavul (2014)

  • FADİK VE KIRMIZI BAVUL, Fadik Sevin Atasoy, Artemis Yayınları, roman, 253 sayfa

Fadik Sevin Atasoy, Türkiye’de oynadığı dizileri yakın zamanda bırakarak kendini dünyayı yeniden keşfetmeye adadı. Bir süredir yurtdışında bazı projeler yürüten Atasoy, yolculuklarından ilhamını alan romanında, gerçekle hayalin iç içe geçtiği bir kurgu sunuyor. Topkapı Sarayı’nda geçen bir hırsızlık hikâyesiyle açılan ve kırmızı bir bavulun da bir karakter olarak hikâyeye dâhil olduğu roman, farklı coğrafyalardan insan hikâyeleri, yolculuklarda yaşanmış kimi ilginç olayları barındırıyor.

Will Self – Şemsiye (2014)

  • ŞEMSİYE, Will Self, çeviren: Sıla Okur, Sel Yayıncılık, roman, 369 sayfa

İngiliz yazar Will Self ‘Şemsiye’de, sonu gelmeyen ruhsal sorunlarla boğuşan bir hasta ile onu iyileştirmek için yıllarını harcayan bir doktorun başından geçenleri anlatıyor. İşçi sınıfından gelen Audrey Death, kötü bir çocukluk yaşamıştır. Günün birinde gerçeklikle ilişkisi tümüyle kopan Death, burada bulunan Friern hastanesine kaldırılır. Bu hastanede görev yapmakta olan psikiyatrist Zack Busner, Death’in yardımına koşar. Busner, hastanede yerleşmiş kimi uygulamaları sorgulayarak farklı bir tedavi yöntemi izlemeye başlar. Fakat işi zorlu kılan asıl husus, geçmişinde büyük yıkımlar yaşamış Busner’in ruh sağlığının pek yerinde olmayışıdır.

Hasan Cüneyt Bozkurt – Sözcükten Resimler (2014)

  • SÖZCÜKTEN RESİMLER, Hasan Cüneyt Bozkurt, Gün Yayınları, roman, 192 sayfa

Hasan Cüneyt Bozkurt ‘Sözcükten Resimler’de, başkahramanı ressam Kadir’in, sözcüklerin ve resmin büyüsüne kapılıp düşle gerçek arasında gidip gelişini anlatıyor. Kadir, bir iddiayı gerçekleştirmek için roman yazmaya karar verir. Bu, yazı ile resim sanatı arasında benzerlikler olduğu iddiasıdır ve Kadir de, görselliği ön planda olan, her bölümünü bir tablo olarak tasarladığı, farklı anlatım biçimlerinden yararlandığı bir roman yazmaya başlar. Fakat bir süre sonra Kadir, yazdığı esere dışarıdan bakamamaya, gerçekle kurmaca olanı karıştırmaya başlar. Adeta kendi kazdığı kuyuya düşen kahramanımız, buradan kurtulmanın bir yolunu bulmalıdır.

Habib Bektaş – Kaybolmasınlar Diye (2014)

  • KAYBOLMASINLAR DİYE, Habib Bektaş, Delidolu Yayınları, öykü, 104 sayfa

Sinemaya da uyarlanan ‘Gölge Kokusu’ romanıyla bildiğimiz Habib Bektaş ‘Kaybolmasınlar Diye’de, kısa öykü türünde eserlerini sunuyor. Yazar tematik bir bağlam üzerine inşa ettiği kitabının ilk bölümünde, insan ilişkileri, varoluş, yazma eylemi, okuma edimi gibi konuları işlerken, ikinci bölümde de, doğaya, çocukluğa dair imgelere yoğunlaşmış. Bektaş, kitaba adını veren öyküsünde, bir hastanede yolu kesişen bir yazar ile bir çocuk arasında yaşananları anlatıyor. Yazar, her çocuk gibi ağzından çıkan sözü tartıp biçmeyen bu zeki kız çocuğunun sorduğu sorular aracılığıyla, yazmanın ve yaşamın anlamı üzerine düşünmeye başlayacaktır.