Erol Hızarcı – Beyoğlu’nda Son Bahar (2016)

1980’li yıllarda Ankara’dan Beyoğlu’na gelen ve burada sıkı dostluklar kuran bir gencin hikâyesi.

Erol Hızarcı’nın kısmen anılarından derlediği romanı, Dersaadet Bar’da bir araya gelen gençlerin dostluğu, hayalleri, yoksullukları ve kalp kırıklıkları üzerinden yakın dönemin bir panoramasını çiziyor.

Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülümseten bir üslupla.

  • Künye: Erol Hızarcı – Beyoğlu’nda Son Bahar, Destek Yayınları

Reşit Canbeyli – Gece Neden Karanlık? (2016)

Genç okurlar için, bilimin farklı konularını irdeleyen iyi bir rehber.

Hız, zaman, gece, uzay ve galaksiler, elektromanyetik dalgalar, ışık hızının ölçümü, karanlık ve evren gibi merak edilen konular ile bunları araştırmış farklı bilim insanlarının kuramlarını sade bir üslupla açıklayan kitap, Dilem Serbest’in özgün resimleriyle de zenginleşiyor.

  • Künye: Reşit Canbeyli – Gece Neden Karanlık?, Destek Yayınları

Aaron Nommaz – Dona Gracia (2016)

Aaron Nommaz, Kanuni Sultan Süleyman’ın bankerliğini yapmış, dönemin en zengin ve güçlü kadını Dona Gracia’nın hikâyesini anlatıyor.

On altıncı yüzyılda Papa’dan Şarlken’e, krallardan kraliçelere dünyanın en büyük güçleriyle mücadele eden Gracia, bir yandan Hürrem Sultan’la yakın dostluğu sayesinde, öte yanda da Kanuni’ye Avrupa hakkında sunduğu önemli istihbaratla inanılmaz bir güç kazanacaktır.

  • Künye: Aaron Nommaz – Dona Gracia, Destek Yayınları

Tuna Serim – Cem Sultan (2018)

Yalnızca on yedi gün saltanat sürmüş, kısacık hayatı sürgün, esaret ve yalnızlık içinde geçmiş Cem Sultan’ın trajik hayatının hikâyesi.

Tuna Serim’in yerli ve yabancı kaynaklardan yaptığı araştırmalarla ortaya çıkan roman, Cem Sultan’ın inişli çıkışlı yaşamı ekseninde, onun etrafında rol almış tarihi kişiliklere ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönemine ışık tutuyor.

  • Künye: Tuna Serim – Cem Sultan, Destek Yayınları

Barbaros Şansal – Prova Odası (2016)

Moda tasarımcısı ve ülkenin sivri dilli vicdanı Barbaros Şansal’dan, terzilik mesleğine içeriden tutulan bir ayna.

İki erkeğin duygusal çıkmazları üzerinden ilerleyen roman, burjuva sınıfına getirdiği eleştiriler ekseninde hem kentlerin ve kentli insanların değişimini anlatıyor hem de terzilik mesleğinin kaybolan esnafına, tuhafiyecisine, düğmecisine ve astarcısına daha yakından bakmamızı sağlıyor.

  • Künye: Barbaros Şansal – Prova Odası, Destek Yayınları

Taylan Sorgun – Halil Paşa (2010)

Taylan Sorgun ‘Halil Paşa’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Enver Paşa’nın amcası olan, değişik cephelerde savaşmış Halil Paşa’nın anılarını ve bu anılar aracılığıyla, İttihat ve Terakki partisinin bir kesitini sunuyor.

Halil Paşa’nın İttihat ve Terakki’nin güçlü aktörlerinden biri haline gelişi; Makedonya’da yürüttüğü mücadele; Kutülamare ile Bakü’deki başarıları ve Damat Ferit Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Bekirağa Bölüğü Hapishanesi’ne kapatılışı, kitaptaki dikkat çeken anılardan birkaçı.

Halil Paşa’nın anılarının yanı sıra, Sorgun’un yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan belgeleri de ihtiva eden çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan gerilimli bir dönemin panoramasını çiziyor.

  • Künye: Taylan Sorgun – Halil Paşa, Destek Yayınevi, anı, 288 sayfa

Cemal Dindar – Darbeci (2010)

Cemal Dindar ‘Darbeci’de, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren ekibin başındaki Kenan Evren’e ve onun Türkiye’nin siyasî ve toplumsal hayatına bıraktığı mirasa odaklanıyor.

12 Eylül’ün üzerlerine muazzam bir şiddeti boca ettiği 78 Kuşağı’nın kendi deneyimleriyle ilgili anlattıkları, Dindar’ın çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

“Kenan Evren’den beri tek başına ‘iktidar olmuş’ her lider, Kenan Evren’in hayaletini de kendisiyle birlikte taşımıştır. Hepsi kendi uğurlu sayısını toplumun bahtı haline getirmeye çalışıyor.” diyen Dindar, o tarihten bu yana Türkiye’de tanık olunan büyük çürümeyi gözler önüne seriyor ve bu dönemin mirası olarak değerlendirdiği Turgut Özal’ı, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve “Kenan Evren’in sevgili oğulları” olarak tanımladığı Recep İvedikler’i anlatıyor.

12 darbesini 24 Ocak Kararları ile birlikte düşünmeyi öneren Dindar, bu iki anın toplum ruhsallığındaki belirleyiciliği üzerine de düşünüyor.

Dindar bunu yaparken de, Freud’un toplum üzerine yazdıkları ve Lacancı temel tezlerle Türkiye’nin yakın tarihine bakıyor.

Yeni Türkiye’nin önce cezaevlerinde kurulduğunu söyleyen Dindar, Recep İvedik karakteri ile 12 Eylül zindanlarındaki işkenceci profili arasında dolaysız bağlar olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Cemal Dindar – Darbeci, Destek Yayınları, siyaset, 160 sayfa

Hamit İzol – Aşiret ve Öteki Yüzü (2010)

Hamit İzol ‘Aşiret ve Öteki Yüzü’nde, kendi hayatından yola çıkarak aşiret ilişkilerini eleştirel bir gözle değerlendiriyor.

Siverek doğumlu Hamit İzol, aynı zamanda bölgenin en güçlü aşiretlerinden İzollara mensup.

Yazar, Siverek’te doğuşunu, Ankara’daki öğrencilik yıllarını ve yaşamış olduğu aşkları anlatıyor.

Roman bunun yanı sıra, kan davasının kötü sonuçlarını, çok eşliliğin zararlarını, yakın akraba evlilikleri sonucunda özürlü doğan çocukları, töre kurallarından dolayı birbirine kavuşamayan gençleri ve devletin doğuya bakışındaki sorunlu yanları okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Hamit İzol – Aşiret ve Öteki Yüzü, Destek Yayınları, roman, 282 sayfa

Nazire Dedeman – Umut’suz Adalet (2016)

Nazire Dedeman, oğlu Umut henüz 17 yaşındayken cinayete kurban gitmiş bir anne.

Dedeman bu kitabında da, oğlu öldürüldükten sonra akıl almaz olayların yaşandığı dava sürecini, cinayete dair farklı tutumları, belgeleriyle anlatıyor.

Dedeman, oğlunun davasında tanık oldukları nedeniyle büyük hayal kırıklığı yaşamış, fakat her şeye rağmen, adalete olan inancını kaybetmemiş.

  • Künye: Nazire Dedeman – Umut’suz Adalet, hazırlayan: Cem Çağatay, Destek Yayınları

Erhan Altunay – İstanbul’un Pagan Çağı (2019)

Avrasya Boğaz tüp geçit projesi kapsamında Yenikapı’da devam eden çalışmalar sırasında, Tayyip Erdoğan’ın, “Üç beş çanak çömlek Marmaray’ı dört yıl geciktirdi. Yazık değil mi günah değil mi?” dediği Theodosius limanının devamı ortaya çıkarılmıştı.

Peki, Theodosius limanının önemi nedir?

Limanın asıl önemi, neolitik dönem buluntularıyla birlikte İstanbul’un tarihini tam 8 bin 500 yıl geriye götürmesi.

Başka bir deyişle bu kazılardan edinilen bulgularla İstanbul’un ilk çağlarına, yani şehrin Hıristiyanlığın hâkimiyetine kadar geçen sürecine gidebiliyoruz.

İşte Erhan Altunay’ın bu çalışması, Marmaray kazıları sayesinde nasıl muazzam bir kaynağa kavuştuğumuzu gözler önüne sermesiyle çok önemli.

Altunay burada, İstanbul’un pagan çağında neler yaşandığını ve bu kadim şehrin kuruluş efsanesini anlatıyor.

Çalışmayı, İstanbul’un antik tarihi hakkında kaçırılmayacak bir kaynak olarak öneriyoruz.

  • Künye: Erhan Altunay – İstanbul’un Pagan Çağı: Bizans Öncesi İstanbul, Destek Yayınları, arkeoloji, 152 sayfa, 2019