Özgür Velioğlu – Kötülüğe Yenik Düşen Türk Sineması (2017)

Toplumları en iyi yansıtan sanat araçlarından olan sinema, kötülükle nasıl bir ilişki içinde?

Özgür Velioğlu’nun bu ilgi çekici çalışması, Türkiye sinemasını merkeze alarak söz konusu sorunun yanıtını arıyor.

Kötülük konusu, felsefenin, psikolojinin ve sosyolojinin uzun tarihinde sıklıkla üzerine eğildiği olgulardan.

Velioğlu da, öncelikle bu alanların kötülüğe nasıl baktığını ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek kitabına başlıyor.

Kitabı özgün kılan hususların başında ise, kötülüğü saf bir bireysel sorun olarak ele almayıp, bizzat geç kapitalizmin beslediği ve toplumları terbiye etmek için başvurduğu bir olgu olarak gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Ardından, Türkiye’de son dönemde yaşanan sosyo-ekonomik ve siyasi gelişmelerin toplumda kötülük algısını nasıl biçimlendirdiğini irdeleyen Velioğlu, bu bağlamda kötülüğün ülke sinemasındaki görünümlerini de üç film üzerinden irdeliyor.

Bu filmler ise, Yavuz Turgul’un Eşkıya’sı, Mustafa Altıoklar’ın Ağır Roman’ı ve yine Yavuz Turgul’a ait Gönül Yarası.

Kitap, hem kötülüğün söz konusu filmlerde nasıl sıradanlaştırıldığını hem de toplumun değişen kötülük algısını gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Özgür Velioğlu – Kötülüğe Yenik Düşen Türk Sineması, Agora Kitaplığı, sinema, 288 sayfa

William L. Cleveland – Modern Ortadoğu Tarihi (2008)

William L. Cleveland’ın, ‘Modern Ortadoğu Tarihi’, alanında en kapsamlı ve en çok referans gösterilen kaynaklardan biri.

Çalışmasına, 7. yüzyılda İslamiyet’in doğuşunu anlatmakla başlayan Cleveland, kitabında genel olarak 18. yüzyılın sonlarından günümüze kadar, bu coğrafyanın tanık olduğu önemli gelişmeleri anlatıyor.

Kitap böylece, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Mısır’da gerçekleştirilen reformlardan Batı Emperyalizminin egemenliğine ve İran Devrimi’nden Körfez Savaşı’na uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor.

Kitap, öğrenciler ile konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurlara hitap edecek nitelikte.

  • Künye: William L. Cleveland – Modern Ortadoğu Tarihi, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, tarih, 634 sayfa

Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş (2008)

Usta sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, ‘Sinema Sanatına Giriş’i, sinema konusunda, gerek öğrenciler ve gerekse bu alanla henüz yeni yeni ilgilenmeye başlayan okurlar için, kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde.

Özön’ün temel konuları ayrıntıcı bir bakışla işleyen çalışması, sinemanın yüzyıllık tarihinden edindiği deneyimleri ve bir sanat olarak sinemanın temel öğelerini anlatıyor.

Kitapta, sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, türleri ve film okuma gibi, sinemaya dair akla gelebilecek birçok konu yer alıyor.

Özön’ün çalışmasının sonunda, sinema alanına özgü kavramların açıklamalarına yer veren bir sözlük de bulunuyor.

  • Künye: Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş, Agora Kitaplığı, sinema, 308 sayfa

Jacqueline van Maarsen – “Benim Adım Anne Frank” (2008)

Jacqueline van Maarsen’in adı, Anne Frank’ın günlüğünde Joop olarak geçer.

Kendisi de Yahudi olan Maarsen, 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere uygulanan eziyeti bizzat gördü ve yaşadı.

Yazarın ‘Benim Adım Anne Frank’ isimli bu kitabı da, 1941 yılında Yahudi Lisesi’nde okurken Anne Frank’la tanışmasına ve bundan sonraki döneme dair anılarından oluşuyor.

Maarsen ile Anne Frank arasında, Anne Frank’ın gizlenmesinden bir yıl önce çok yakın bir ilişki kurulmuştu.

Kitap, babası Hollandalı bir Yahudi, annesi Fransız bir Katolik olan Maarsen’in, çocukluğuna ve ailesine dair anlatımları ile Anne Frank’a dair anılarından, fotoğraflarından ve kendisine göndermiş olduğu kartlardan oluşuyor.

  • Künye: Jacqueline van Maarsen – “ Benim Adım Anne Frank”, çeviren: Burak Sengir, Agora Kitaplığı, anı, 206 sayfa

Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema (2008)

Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo, ‘Cadde-i Kebir’de Sinema’ isimli bu çalışmasında, sinemanın doğuşundan itibaren önce Osmanlı, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasındaki macerasını, Türkiye’de sinemanın ilk durağı olan Beyoğlu üzerinden izliyor.

Filmciler, dış alımcılar, yerli film yapımcıları ve sinema izleyicileri, bu sunumda okurun karşısına çıkacak başlıca aktörler.

Scognamillo, çalışmasında, ağırlıklı payı neden Beyoğlu’na verdiğini de, “Türkiye’ye sinema, ister yerli, ister yabancı olsun, komutlarını, emirlerini Beyoğlu’ndan alıyor ve her zaman almıştır. Ölçüyü Beyoğlu saptıyor, hasılatları Beyoğlu yönlendiriyor,” cümlesiyle açıklıyor.

  • Künye: Giovanni Scognamillo – Cadde-i Kebir’de Sinema, Agora Kitaplığı, sinema, 211 sayfa

Tarık Ali – Karayip Korsanları (2008)

Tarık Ali’nin ‘Umut Ekseni’ alt başlıklı ‘Karayip Korsanları’, yazarın Castro, Chavez ve Morales ile şekillenen Güney Amerika’ya dair yazılarından oluşmakta.

Son altı yılı aşkın bir zamandır Venezüella ve Brezilya’da defalarca bulunan Ali, yine bu dönemde, Arjantin ekonomisinin dağılmasına da tanıklık etti.

“Latin Amerika’ya yaptığım bu yolculuklar beni, hâlâ umutlu olmak için ortada elle tutulur bir sebep bulunduğuna inandırdı,” diyen Ali, neo-liberal kapitalizme karşı, Güney Amerika’da, aşağıdan yükselen bir alternatif bulunduğunu gözler önüne seriyor.

Latin Amerika’da yaşanan siyasal alternatife ve bu alternatifi yaşatan liderlere daha yakından bakmak için şahane bir fırsat.

  • Künye: Tarık Ali – Karayip Korsanları, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, siyaset, 274 sayfa

Halit Erdem Oksaçan – Sultanlar Devrinde Oğlanlar (2014)

Halit Erdem Oksaçan, daha önce yayımlanan ‘Eşcinselliğin Toplumsal Tarihi’nde, eşcinsellik ve oğlancılığı sınıfsal ve toplumsal açıdan irdelemişti.

Yazar yeni incelemesinde eşcinsellik ve oğlancılık olgusunu daha çok kültürel niteliğine vurgu yaparak ele alıyor.

Oksaçan, Osmanlı’da eşcinselliğin Bizans geleneği ve İran’ın (Pers) baskın olduğu Ortadoğu geleneği gibi iki ana kaynaktan beslendiğini belirtiyor.

Kitap, saray ve toplum hayatında eşcinselliği, sultanlar ve mahbupları, oğlan peşinde koşan eşkıyaları, şairler ve oğlanları, son dönem Osmanlı toplumunda eşcinselliği ve Osmanlı aydınlarının gözüyle eşcinselliği araştırıyor.

  • Künye: Halit Erdem Oksaçan – Sultanlar Devrinde Oğlanlar, Agora Kitaplığı, tarih, 221 sayfa

Vladimir İ. Lenin – Emperyalist Ekonomizm (2014)

 

Vladimir İ. Lenin’in ‘Emperyalist Ekonomizm’i, Kürt sorunu gibi çözülmemiş bir ulusal sorunla boğuşagelen Türkiye gibi ülkeler açısından önemli bir tartışma platformu sunuyor.

Kitabın arka planında, savaş sırasında yurt dışında bulunan parti gruplarından biri olan Buharin-Piyatakov grubunun tartışmalı bir konu olan “ulusların kaderlerini kendilerinin tayin hakkı” (UKKTH) sorunu ve emperyalizm konusunda farklı bir tutum alması bulunuyor.

Kitap aynı zamanda, Lenin’in sürgün yıllarının ürünü olan ‘Ulusların Kendi Kaderlerini Kendilerinin Tayin Hakkı’ ve ‘Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması’ kitaplarının da tamamlayıcısı.

  • Künye: Vladimir İ. Lenin – Emperyalist Ekonomizm, çeviren: Ferit Burak Aydar, Agora Kitaplığı, siyaset, 90 sayfa

Osman Akınhay (der.) – Mesele 2007 Söyleşileri (2008)

  • MESELE 2007 SÖYLEŞİLERİ, derleyen: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, söyleşi, 321 sayfa

Aylık kitap dergisi Mesele, ocak ayı itibariyle birinci yılını doldurdu. ‘Mesele 2007 Söyleşileri’, bu bir yıllık dönemde dergide yayınlanan söyleşilerin bir derlemesinden oluşuyor. ‘Pan Kapitalizm Çağında Sol Bir Dil Aramak’ başlığıyla yayınlanan söyleşiler, derginin vitrinini oluşturan ana röportajların, edebiyat, siyaset ve kültür söyleşileri şeklinde bölümlenerek kitaplaştırılmasından oluştu. Dergide röportaj yapılan isimler şöyle: Ahmet Oktay, Nurdan Gürbilek, Şükrü Argın, Sina Akyol, Selim Temo, Taha Parla, Masis Kürkçügil, Haldun Gülalp, Tanıl Bora, Michael Hardt, Terry Eagleton, Ragıp Zarakolu, Saffet Murat Tura, İskender Savaşır ve Taner Öngür.

 

Hüseyin Aykol – Haber Basınından İslamcı Medyaya (2008)

  • HABER BASININDAN İSLAMCI MEDYAYA, Hüseyin Aykol, Agora Kitaplığı, 139 sayfa

Hüseyin Aykol’un ‘Haber Basınından İslamcı Medyaya’ isimli bu çalışması, Türkiye medyasının iktidarla nasıl bir bağ kurduğunu analiz etmeye çalışıyor. Otuz yılı aşkın bir zamandır gazetecilik mesleğini icra eden Aykol, Türkiye’de medyanın nereye gitmekte olduğuyla yakından ilgilenen, muhalif bir gazeteci. “Bazı holdinglerin sahip olduğu yüksek tirajlı gazeteler, dünyaya kendi çıkarları açısından baktıkları için, olup biteni objektif olarak vermezler. Hatta biraz da mevcut iktidarlara yaranmak için bol bol yalan yanlış haber ya da makale yayınlamaktan çekinmezler,” diyen Aykol, Türkiye medyasının 12 Eylül darbesinden günümüze uzanan ekonomik-politik yapısını deşifre ediyor.