Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi (2020)

‘Proust Bir Sinirbilimciydi’, sanatçıların olağanüstü sezgilerine methiye niteliğinde bir eser.

Jonah Lehrer, yeni bir baskıyla yayımlanan çalışmasında, sanat tarihine damga vurmuş sekiz isim üzerinden, sanatçıların bilim alanında kanıtlanmış olguları bilimcilerden önce sezgileriyle öngörmelerini ve bunun sanatçının kendine has yaratıcı gücüyle nasıl ilişkili olduğunu anlatıyor.

Yazar, Marcel Proust’tan Paul Cézanne’a, Auguste Escoffier’den İgor Stravinski’ye, Virginia Woolf’tan Gertrude Stein’a sekiz yazar ve sanatçının insan deneyimlerine nasıl baktığını ve bunları nasıl yorumladıklarını irdeliyor.

Lehrer’e göre Proust’un romanları belleğimizin, Cézanne’ın resimleri görme duyumuzun, Stravinski’nin müziği işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışları dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinleri de zihnimizin çalışma ilkelerini doğru bir şekilde önceden ortaya koymuşlardır.

Lehrer, bunu yaparken de sanatla bilim arasındaki katı işbölümüne de karşı çıkıyor ve bunu aşmanın bir yolu olarak da “dördüncü kültür” yaklaşımını öneriyor.

Lehrer’e göre, sahip olduğumuz iki kültürün alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor ve daha da önemlisi beşeri bilimler pozitif bilimlerle bağ kurmalıdır.

  • Künye: Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine (2020)

Edebi eser okuması, analizi sevenler Ferit Burak Aydar’ın bu güzel çalışmasını sevecektir.

‘Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine’, Shakespeare’in ölümsüz yapıtı ‘Hamlet’in hayat hakkında bize neler söyleyebileceği üzerine iyi bir sorgulama.

Aydar bunu yaparken, hem eserin farklı versiyonlarını karşılaştırmayı ihmal etmiyor hem de bu ölümsüz yapıtı tarihsel ve politik anlamlarıyla birlikte yorumluyor.

Aydar, incelemesinin merkezine de iki temayı yerleştiriyor:

Bunlardan ilki, bir kahraman olarak Hamlet’in “sürünceme”si, ikincisi de Ophelia’nın erkek egemen toplum tarafından delirtilip ölmesi.

Aydar’ın kitabını zengin kılan başka bir husus ise, ‘Hamlet’ üzerine yapılmış yorumlarla da hesaplaşması.

  • Künye: Ferit Burak Aydar – Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine: Hamlet ve Sürünceme, Sel Yayıncılık, inceleme, 216 sayfa, 2020

Talal Asad – Seküler Çeviriler (2020)

“Seküler olan” ile “dini olan” çerçevesindeki söylemleri keşfetmenin en iyi yollarından biri de dildir.

Bu kitabın yazarı Talal Asad ise, bu iki farklı yaşam tarzını anlamak için, bunların dilin pratiklere nasıl kök saldığı ve bu pratiklerini bize ne söylediği üzerine antropolojik bir perspektifle düşünüyor.

Asad, sekülarizmin liberal demokratik devletlerin bağlı olduğu varsayılan soyut bir eşitlik ve özgürlük ilkesinden ibaret olmayıp, örneğin hissetme, düşünme ve konuşma tarzları gibi, birtakım duyarlılıklara da sahip olduğunu belirtiyor.

Asar bu bağlamda, farklı siyasi, ahlaki ve epistemolojik dünyaların dilsel olarak birbirine çevrilebilirliğinin olanaklarını; seküler dilin, dinsel dili kendine çevirmedeki başarısını/başarısızlığını ve “Sekülerliğin dili” ile “dinsel dil”in farklı dünyalarını tartışmaya açıyor.

Asad bunu yaparken de ulus-devletten modern benliğe ve akla zengin bir kavramsal alana ve Wittgenstein’dan Benjamin’e, Gazâlî’den Roman Jacobson’a pek çok ismin düşüncelerine uzanıyor.

  • Künye: Talal Asad – Seküler Çeviriler: Ulus-Devlet, Modern Benlik ve Hesapçı Akıl, çeviren: Ferit Burak Aydar, Vakıfbank Kültür Yayınları, antropoloji, 256 sayfa, 2020

Gérard Genette – Anlatının Söylemi (2020)

Fransız eleştirmen ve edebiyat teorisyeni Gérard Genette, geliştirdiği “anlatı yöntembilimi” ile dünya çapında bilinen bir isim.

Genette’nin bu konudaki fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyduğu eldeki kitabı ise, temel olarak anlatı teriminin en yaygın anlamına, yani kendisinin tabiriyle anlatının söylemine odaklanıyor.

“Olay-Zaman-Anlatı’’ kavram bütünlüğünü odaklanma olarak tanımlayan Genette, anlatı söylemi analizinin, daima ilişkilerin incelenmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Yazar, buradan yola çıkarak bir yandan söylem ile naklettiği olayların ilişkisini (ikinci anlamıyla anlatı), diğer yandan aynı söylem ile onu üreten edim arasındaki gerçek

(Homeros) ya da kurmaca (Ulysses) ilişkiyi (üçüncü anlamıyla anlatı) irdeliyor.

Kitabın en güzel taraflarından biri de, bu derinlemesine incelemeyi Marcel Proust’un ‘Kayıp Zamanın İzinde’ eserini merkeze alarak yapması.

Genette, ‘Kayıp Zamanın İzinde’yi, genel bir anlatının ya da roman anlatısının, otobiyografik anlatının ya da herhangi başka bir sınıf, tür ve çeşitte anlatının basit bir örneği gibi ele almıyor.

Yazara göre ‘Kayıp Zamanın İzinde’, evrensel bileşenlerden mürekkeptir, ama bunları özel bir sentezde, kendine özgü bir bütünlükte bir araya getirmiştir.

Genette bu eşsiz eseri, mecazlar, anakroni, odaklanma, paralipsis ve yinelemeli şeklinde adlandırdığı kavramlarla tartışıyor.

  • Künye: Gérard Genette – Anlatının Söylemi: Yöntem Hakkında Bir Deneme, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2020

Ian Woodward – Maddi Kültürü Anlamak (2016)

Yaşamlarımıza nesnelerle sayısız karşılaşma damga vuruyor.

Bu kitap da, nesneler, metalar, insanlar, tüketim ve sembolleştirme hakkındaki klasik ve çağdaş araştırmaları inceleyip sentezleyerek çağdaş maddi kültür alanını hem teorik hem de sosyolojik ve psikolojik bağlamlarda bir daha gözden geçiriyor.

  • Künye: Ian Woodward – Maddi Kültürü Anlamak, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları

Patricia Springborg – Batı Cumhuriyetçiliği ve Şark Hükümdarı (2020)

Patricia Springborg’tan, Batı siyasal ve kültürel cumhuriyetçiliğinin ve Şarki despotluk geleneğinin dolambaçlı tarihsel yapılanması üzerine dört dörtlük bir inceleme.

Batı kavramının nasıl oluştuğunu ve şarkiyatçılığın kökenlerini sorgulayarak çalışmasına başlayan Springborg, Doğu ile Batı arasındaki bir zamanlar belli belirsiz olan siyasi sınırın ne zaman ve neden belirgin hale geldiğini ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Antik Yunan’dan Rönesans’a kadar uzanan döneme odaklanan yazar, demokrasinin Batı’ya despotluğun da Şark’a ait olgular olarak nasıl kodlanmaya başladığını irdeliyor.

Batı kimliğinin temelleri üzerine verili kabulleri sorgulamasıyla özellikle dikkat çekebilecek kitap, bu bağlamda hem temel Batılı metinleri hem de geleneksel siyaset kuramı yöntemlerine sıkı eleştiriler getiriyor.

Yunan polisi’nin Batı’dan ziyade Doğu’nun bir mahsulü olduğunu da savunan Springborg Batı siyaset tarihinin merkezine şehir devletlerini değil, krallığı koyuyor.

Yazarın antik Yunan ve Roma’yı yerine ise, Mısır ve Mezopotamya’yı koyuyor.

  • Künye: Patricia Springborg – Batı Cumhuriyetçiliği ve Şark Hükümdarı, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 392 sayfa, 2020

Terry Eagleton – Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru (2020)

 

Walter Benjamin, geliştirdiği eleştirel felsefesiyle bize yol göstermeye devam ediyor.

Peki, bu eleştirinin temelindeki siyasi ve felsefi zemin nasıl işler?

Ve daha da önemlisi bu eleştiri bugün devrimci bir siyasetle nasıl ilişkilendirilebilir?

İşte Terry Eagleton’ın bu tartışması, Benjamin’in düşüncesini devrimci bir eleştirinin imkânları bağlamında adeta en küçük parçalarına kadar ayırmasıyla dikkat çekiyor.

Eagleton ilk olarak, devrimci eleştirinin bugün içinde bulunduğu çıkmazın geniş bir fotoğrafını çekerek çalışmasına başlıyor.

Yazar ardından, Benjamin’in eleştiriye dair ortaya koyduğu düşünceleri derinlemesine irdeliyor ve bu düşüncelerin devrimci siyasetle nasıl ilişkilendirilebileceğini tartışıyor.

Eagleton bunu yaparken de, barok ve alegori, aura ve meta, tarih, gelenek, devrim, Marksist eleştiri, retorik, metinsellik, Marksizm, yapısöküm, karnaval ve komedi bağlamında Bakhtin ve Brecht gibi pek çok konu ve kavramı yeniden tartışmaya açıyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru, çeviren: Ferit Burak Aydar, Sel Yayıncılık, felsefe, 231 sayfa, 2020

Jonah Lehrer – Hayal Et (2020)

Antik Yunan’dan bu yana insanlar muhayyilenin diğer biliş türlerinden ayrı olduğunu varsaymışlardı.

Oysa en son bilimsel araştırmalar bu varsayımın yanlış olduğunu öne sürüyor.

Başka bir deyişle yaratıcılık, öbür dünyaya ait bir şey ya da sanatçılara, mucitlere ve diğer “yaratıcı tipler”e özgü bir süreç olarak görülmemelidir.

İşte Jonah Lehrer’in ‘Hayal Et’i, insan zihninin nihayetinde, işleyiş sisteminin ayrılmaz bir parçası olan yaratıcı bir itkiye sahip olduğunu, bir fikrin ilham dediğimiz anlık patlamalardan ziyade, çok daha farklı faktörlerin devrede olduğu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Lehrer bunu yaparken de, çalışmasını Procter and Gamble da Swiffer’ın icat edilişinden Bob Dylan’ın şarkı sözü yazarlığındaki sıra dışı bir döneme, şairlerin uyuşturucu bağımlılıklarının yaratıcılıkları üzerindeki etkilerinden Manhattan’da bir kimyacı gibi düşünen bir barmene, Elizabeth döneminde eğitim sistemindeki dönüşümün yaratıcılıkta nasıl bir patlamaya vesile olduğundan tümüyle yeni sörf teknikleri geliştirmesiyle dünya çapında ün kazanan otistik bir sörfçüye ve Shakespeare’in yaşadığı dönemin yazarlığı üzerindeki etkilere kadar pek çok çarpıcı örnekle zenginleştiriyor

Daha önce burada ‘Karar Anı’ kitabına da yer verdiğimiz Lehrer’in bu çalışması,  yaratıcılığın nasıl işlediğini gözler önüne serdiği gibi, kişisel olarak kendi yaratıcılığımızı nasıl geliştirebileceğimiz konusunda fikir vermesiyle de önemli.

  • Künye: Jonah Lehrer – Hayal Et: Yaratıcılığın Sırrı Nedir?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Ralph Fox – Roman ve Halk (2019)

Lenin ve Cengiz Han biyografileri ile de bilinen İngiliz gazeteci, romancı ve tarihçi Ralph Winston Fox, 1936’da İspanya İç Savaşı’nda faşizme karşı savaşırken öldürüldü.

Yazarın 36 yıllık kısacık hayatına sığdırdığı ‘Roman ve Halk’da, geniş bir Marksist analiz eşliğinde İngiliz romanını irdeliyor.

Fox bu kısa fakat etkileyici edebiyat eleştirisinde, Marksizm ve edebiyat, hakikat ve gerçeklik, roman ve gerçeklik, epik olarak roman, Victoria Çağı’nda romanda yaşanan dönüşüm, romanda kahramanın ölümü ve sosyalist gerçekçilik gibi konuları irdeliyor.

İngiliz edebiyatını Sigmund Freud’un derinden etkilediğini söyleyen Fox, Freudcu yöntemin mümkün kıldığı birey analizinin İngiliz romanının başarısında önemli bir payı olduğunu belirtiyor.

Fakat yazara göre bu durum, aynı zamanda İngiliz romanını bir entelektüel iflasın eşiğine de getirmiştir.

  • Künye: Ralph Fox – Roman ve Halk, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, edebiyat eleştirisi, 128 sayfa, 2019

Jonah Lehrer – Karar Ânı (2019)

Gerçekten hep söylenegeldiği gibi, mantıklı ve düşünüp taşınarak mı karar veririz?

Kararlar alırken seçenekleri bilinçli bir şekilde tahlil edip artılarla eksileri dikkatli bir şekilde tartar mıyız?

Başka bir deyişle, mantıklı ve düşünüp taşınarak hareket eden canlılar mıyız?

Bu sorulara hayır yanıtını veren sinirbilimci Jonah Lehrer’in bu kitabı, hem karar alma sürecimizi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de beynimizin gerçek potansiyellerini kullanarak nasıl daha iyi kararlar alabileceğimizi anlatıyor.

Lehrer, karar alma sürecinde beynin içinde neler olup bittiğini, evrenin bildiğimiz kısmındaki en alengirli nesne olan insan zihninin, ne yapacağına nasıl karar verdiğini masaya yatırıyor ve bunu yaparken de, uçak pilotlarını, NFL oyun kurucularını, dizi yönetmenlerini, poker oyuncularını, profesyonel yatırımcıları, seri katilleri ve onların günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.

Lehrer, zihnin gerçekte sınırları ve kusurları bulunan güçlü bir biyolojik makine olduğunu söylüyor.

Bu kitap da, bu makinenin nasıl işlediği ve ondan nasıl en fazla verim alacağımız konusunda bize altın değerinde bilgiler veriyor.

  • Künye: Jonah Lehrer – Karar Ânı: Beynimiz Karar Vermemizi Nasıl Sağlıyor?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2019