Johann Chapoutot – İtaat Serbest (2023)

Reinhard Höhn, Nazi Almanyası’nda bir komutan ve III. Reich’ı kuran entelektüellerden biriydi.

Almanya’nın mağlubiyetinin ardından birkaç yıl gizlendikten sonra 1950’lerde bir yönetim okulu kurdu.

Ülkenin savaş sonrası liderlerinin büyük çoğunluğu, yani 600.000’in üzerinde yönetici –uzaktan eğitim alan 100.000 kişi buna dahil değildir– bu okulda eğitim gördü ve “insan yönetimi”ni, yani başka bir deyişle hiyerarşik iş organizasyonunu öğrendi.

Buna göre yönetici, belirlenmiş hedefleri elde etmek için hangi yollara başvurulacağını seçmekte özgürdü, ki III. Reich’ı yeniden silahlandırırken, Slav halklarını aç bırakırken ve Yahudi soykırımını gerçekleştirirken takip ettiği yol buydu.

Önde gelen Nazizm uzmanlarından Johann Chapoutot, ‘İtaat Serbest’te “başarı” tanımını sorgularken, günümüz kurumsal yönetim ilkeleri, uygulamaları ile Nazizm arasındaki derin bağlantıları inceliyor.

  • Künye: Johann Chapoutot – İtaat Serbest: Nazizmden Bugüne Yönetim, çeviren: Yurtsay Mıhçıoğlu, Alfa Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2023

Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege (2023)

24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması 8 devlet tarafından imzalandı.

Fakat asıl önemli olan bunlardan 2 tanesiydi: Türkiye ve Yunanistan.

Çünkü Lozan, 1918’de son bulan I. Dünya Savaşı’nı bitirmenin yanı sıra, 1919-22 Türk Kurtuluş Savaşı’nı da bitiren antlaşmaydı ve bu harplerden ikincisi Türkiye ile Yunanistan arasında cereyan etmişti.

Dolayısıyla, her ne kadar 30 Ocak 1923 Lozan Mübadele Sözleşmesi’yle azınlıklar karşılıklı olarak azaltılmış da olsa, kalan azınlıkların hakları, dönemin icaplarına göre Lozan Barış Antlaşması’nın “Azınlıkların Korunması” başlıklı III. Kesiminde koruma altına alındı.

Alındı ama, bu iki devletten ikisi de yaklaşık bir asır arayla (1830 ve 1923) birer ulus-devlet olarak kurulmuşlardı.

Ve ulus-devlet olgusunun 1 numaralı evrensel niteliği, “ulusal homojenlik” sağlamak adı altında azınlıkları ortadan kaldırmak idi.

Her iki ülkenin de karşı tarafın soydaşlarını/dindaşlarını (başka bir deyişle, kendi “farklı” vatandaşlarını) karşılıklı olarak nasıl ezdikleri, “Tencere dibin kara, seninki benden kara” deyimini hatırlatır biçimde bu kitapta anlatılıyor.

Anlatım burada da kalmıyor ve Lozan’ın Gayrimüslimlere ek olarak ayrıca 3 gruba da getirdiği hakları incelerken projektörü Kürtlerin ve Alevilerin üzerine tutuyor.

Lozan sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında bir “Ege dengesi” kurulmuştu.

Kitap bu Ege meselesini de, aynen azınlıklar meselesinde olduğu gibi, karşılaştırmalı ve tamamen tarafsız biçimde ele alıp inceliyor.

Bu tarafsız niteliğiyle de eldeki kitap, bu konudaki (şimdilik) tek kitap olma özelliğini taşıyor.

  • Künye: Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri: Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege, Alfa Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2023

Allan Ropper ve B. D. Burrel – İnsan Beynine Olağandışı Yolculuklar (2023)

Zihin saldırı altındayken bedeni iyileştirmeye çalışmak nasıl bir şey?

Bu kitapta, Dr. Allan Ropper ve Brian Burrell okuyucuyu Harvard Tıp Fakültesinin nöroloji birimindeki perde arkasına götürerek, deneyimli bir teşhis uzmanının yaşamı değiştiren tuhaf hastalıklarla nasıl yüzleştiğini gösteriyor.

Alice Harikalar Diyarında’daki gibi tavşan deliğinden atlayan yazarlar çözümsüz gibi görünen pek çok vakaya tanık oluyorlar.

Bu tür vakaları ele almaya, hayatları sonsuza dek değişebilecek insanlara öğüt vermeye nasıl başlanır?

Beyin hastalığının ahlaki ve tıbbi yönleriyle başa çıkmak için yeni kuşak klinisyenler nasıl eğitilir?

Dr. Ropper ve meslektaşı, okuru yaşamların ve zihinlerin dengede kaldığı nadide bir dünyaya götürerek bu soruları yanıtlıyor.

Beyne ilgi duyanlar, yaşamı tehdit eden hastalıklarla mücadele eden hastalar ve aileleri ile kendileri için gösterilen çabayı takdir edecek potansiyel hastalar, kısacası herkes bu kitabı okumalı.

Beynimizde işlerin nasıl yanlış gidebileceğini anlamamıza yardımcı olacak harika bir katkı…

Hasta beynin içine göz atan kitap, beyin tümörleri, felç, Parkinson, nöbetler ve diğer hastalıkların bizi nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Allan Ropper ve B. D. Burrel – İnsan Beynine Olağandışı Yolculuklar: Tavşan Deliğinden Aşağıya Uzanmak, çeviren: Vedat Semai Bek, Alfa Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2023

Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları (2023)

Bu kitap, Geç Hitit krallıkları incelemeleri konusunda standart oluşturacak nitelikte.

Trevor Bryce, antik Yakındoğu tarihine büyük bir katkı sunuyor.

Bryce’ın ‘Geç Hitit Krallıkları’, antik Yakındoğu tarihi açısından önemli bir eser.

Kitap, Anadolu bölgesinde MÖ 1200-700 yılları arasında hüküm süren Geç Hitit krallıklarının siyasi ve askeri yapılarını ele alıyor.

Bryce, Geç Hititlerin heterojen bir halk grubu olduğunu, dil ve kültür temelinde birleşen şehir devletleri ve küçük krallıklardan oluştuğunu savunuyor.

Bu krallıkların kültürel ve ekonomik yönlerini, dinlerini, sanatlarını ve ticaretlerini de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Ayrıca Geç Hititlerin çevrelerindeki halklarla olan etkileşimlerini de ele alıyor.

Hititler serisinin bu üçüncü kitabıyla Bryce, Anadolu’nun bu kadim halklarının hayatını anlamak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları: Politik ve Askeri Tarih, çeviren: İrem Kutluk, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Richard Marius ve Melvin Page – Tarih Yazımı (2023)

‘Tarih Yazımı’, öğrencilere tarihçiler gibi düşünmeyi ve yazmayı öğretmeyi amaçlayan herhangi bir tarih dersi için ideal bir tamamlayıcı.

Richard Marius ve Melvin Page, çok sade bir üslupla hem tarih yazımının analitiğini inceliyor hem de en güncel araştırma yöntemlerini anlatıyor.

Ayrıca tarih yazınından örnek alıntıları işleyerek bunu pekiştiriyor.

Bu yönüyle uyguladıkları metodoloji, tüm sosyal bilimler araştırmacıları için de kaynak niteliğinde.

  • Künye: Richard Marius ve Melvin Page – Tarih Yazımı: Kısa Bir Rehber, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2023

Betül Çotuksöken – Antropontoloji (2023)

Dünyaya ve bilgiye yönelişin temelinde insan varoluşunun her şeyi belirlediği yadsınamaz.

İnsanın varoluşu ise arada kalmışlıkla karakterize olur.

Dışdünya-düşünme-dil arasındaki ilişkileri inceleyen bir etkinlik olarak felsefe de hiç kuşku yok ki “tarihsel özne”nin, bu arada kalmışlığı yaşayan insanın ürünüdür.

İşin bir de diğer tarafı var: varolanlar dünyası.

Varolanları, var dediğimiz şeyleri yalnızca dışdünya boyutuna sıkıştırmayıp buna dilin ve düşünmenin ürünlerini de eklediğimizde, daha geniş bir perspektife sahip bir ontolojiye (varlıkbilgisine) duyulan ihtiyaç daha da artacaktır.

Uzun yıllardır insan, varlık, bilgi, dil felsefesi ve etiğin temel sorunlarıyla uğraşmakta olan Betül Çotuksöken, bu kitabında işte bu iki ucu bir araya getiren yeni bir kavramla karşımıza çıkıyor: antropontoloji.

Antropontoloji, insanın nasıl bir varlık olduğunu, onun söylemini ya da tarihselliğini ihmal etmeden varlığın bilgisine olan yönelimi ifade eden bir kavram.

Bu bakımdan, felsefi bir bakış açısı olduğu kadar felsefenin temel bir disiplini… Betül Çotuksöken bu kitabıyla insana, bilgiye ve dış dünyaya dair tüm konulara yeni bir gözle bakmayı öneriyor…

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji: Ya Da İnsan-Varlık Bilgisi, Alfa Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2023

Norbert Elias – Almanlar Üzerine İncelemeler (2023)

Monarşiden Weimar’a, Nazi ülkesinden Federal Almanya’ya uzanan bir hikâye; fantasmaların, incitilmiş yaşamların, körkütük sarhoşlukların ve görülmemiş bir barbarlığın damga vurduğu bir yolculuk.

Öğrenci birliklerinin, Freikorp’ların, SS’lerin ve son olarak Marksist gençlerin seyrini değiştireceği bu yolculuk büyük yenilgiler ve bölünmelerle hafızalara kazınacaktır.

Sosyolojinin kuşkusuz en özgün kalemlerinden biri olan Elias’ın başyapıtı ‘Almanlar Üzerine İncelemeler’ muazzam bir kitap.

  • Künye: Norbert Elias – Almanlar Üzerine İncelemeler: 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla İktidar Savaşları ve Habitus Gelişimleri, çeviren: Firuzan Gürbüz Gerhold, Alfa Yayınları, sosyoloji, 512 sayfa, 2023

Nicole A. N. M. van Os – Feminizm Hayırseverlik ve Vatanseverlik (2023)

Nicole van Os’un, ayrıntılı arşiv çalışmaları ve teorik zenginliğiyle oluşturduğu ‘Feminizm, Hayırseverlik ve Vatanseverlik’, Osmanlı döneminin kadın örgütlenmelerine geniş bir yelpazeden yaklaşıyor.

Başlıkta geçen üç kavramı da alt başlıklarla inceleyen van Os, sağlık, imalat, eğitim, yardım dernekleri, tarım, sanayi gibi pek çok alanda, kadınların hangi motivasyonlarla örgütlendiğini ve sisteme karşı taleplerini araştırıyor.

Bu, farklı kurumsal çerçevelerden, farklı motivasyonlarla oluşan bir örgütlenme olsa da sonuçta kadınların hak mücadelesiydi.

Kitaptan bir alıntı:

“23 Temmuz 1908’de Jön Türk Devrimi II. Abdülhamid’in mutlakıyet rejimine son verir…  Sokaklarda sevinç gösterileri yapan insanların arasında Müslümanlar da dahil olmak üzere İstanbullu ve Selanikli kadınlar da vardır. Revu du Monde Musulman’ın haberine göre ‘Kadınlar sokaklarda kırmızı beyaz kurdeleler ve bayraklar sallayarak koşuşturuyor ve haykırıyordu: Yaşasın Vatan! Yaşasın Hürriyet! Yaşasın Millet!’ Hatta bazı gözlemcilere göre peçelerini bir kenara fırlatıp yüzlerini açıyorlardı.”

  • Künye: Nicole A. N. M. van Os – Feminizm Hayırseverlik ve Vatanseverlik: Osmanlı İmparatorluğunda Kadınların Örgütlü Yaşamı, çeviren: Mehmet Murat Kemaloğlu, Alfa Yayınları, feminizm, 616 sayfa, 2023

Douglas A. Howard – Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2023)

1299 yılında Osman Bey tarafından kurulan “Devlet-i Aliyye” Osmanlı, ortaçağdan yakınçağa kadar varlığını sürdürmüş; Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika kıtasına yayılmış büyük bir imparatorluktu.

‘Osmanlı İmparatorluğu Tarihi’, birçok ırktan ve milletten insanı barındıran bir imparatorluğun nasıl kurulduğu, nasıl bir araya geldiği ve dağılışına kadar geçen süreçte neler olduğuna dair bütüncül bir bakış açısı kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriliyor.

Douglas A. Howard, Osmanlı padişahlarının, çeşitli devlet görevlilerinin ve geniş hane halkının rolüne, saray yaşamına, uygulanan mali politikalara değiniyor; hastalık ve felaket dönemlerini, göç ve şiddetin insanlar üzerindeki etkilerini sebep-sonuçlarıyla irdeliyor.

  • Künye: Douglas A. Howard – Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, çeviren: Tanju Günseren, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Ian Stewart – Zarlar Tanrı’yı Oynar mı? (2023)

Yanlış bir inanç vardır: Bir zar attığımızda eğer atış yönü, rüzgâr hızı vs gibi zarı etkileyen bütün fiziksel olguları bilirsek sonucu tahmin edebiliriz.

Bu inanç ne klasik fizikte ne de kuantum fiziğinde temellendirilebilir.

Ama yine de pek çok kişi tarafından gözü kapalı savunulur, çünkü bazı şeyleri kesin olarak bilebileceğimize inanmak isteriz.

Seçimi kimin kazanacağını, borsanın çöküp düşmeyeceğini veya bir şüphelinin kesinlikle suç işleyip işlemediğini öğrenebilmek isteriz.

Oysa bir tesadüfi olayın sonucunu tahmin etmemiz istendiğinde, neredeyse her zaman yanılıyoruz.

Zira belirsizlik hayatın ta kendisidir.

Ian Stewart tarih boyunca olasılık matematiğinin gelişiminin özetini vererek gerek bilebileceğimiz gerekse asla bilemeyeceğimiz şeylere dair şaşırtıcı ve tatmin edici bir anlatı sunuyor.

Kaos teorisine ve kuantum evreninin belirsizliklerine büyüleyici bir bakış…

Schrödinger’in ünlü kedisinin gerçekten ölü mü yoksa canlı mı olduğu ya da Heisenberg’in belirsizlik ilkesinin gerçekten ne kadar belirsiz olduğuyla ilgilenen okurlar, bu kitabı okumalı.

Stewart matematik, kumar ve bilim tarihine yaptığı ilginç gezilerle, kuantum dolaşıklığı ile iletişim arasındaki bağlantıyı araştırıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Zarlar Tanrı’yı Oynar mı?: Belirsizliğin Matematiği, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2023