Norbert Elias – Almanlar Üzerine İncelemeler (2023)

Monarşiden Weimar’a, Nazi ülkesinden Federal Almanya’ya uzanan bir hikâye; fantasmaların, incitilmiş yaşamların, körkütük sarhoşlukların ve görülmemiş bir barbarlığın damga vurduğu bir yolculuk.

Öğrenci birliklerinin, Freikorp’ların, SS’lerin ve son olarak Marksist gençlerin seyrini değiştireceği bu yolculuk büyük yenilgiler ve bölünmelerle hafızalara kazınacaktır.

Sosyolojinin kuşkusuz en özgün kalemlerinden biri olan Elias’ın başyapıtı ‘Almanlar Üzerine İncelemeler’ muazzam bir kitap.

  • Künye: Norbert Elias – Almanlar Üzerine İncelemeler: 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla İktidar Savaşları ve Habitus Gelişimleri, çeviren: Firuzan Gürbüz Gerhold, Alfa Yayınları, sosyoloji, 512 sayfa, 2023

Nicole A. N. M. van Os – Feminizm Hayırseverlik ve Vatanseverlik (2023)

Nicole van Os’un, ayrıntılı arşiv çalışmaları ve teorik zenginliğiyle oluşturduğu ‘Feminizm, Hayırseverlik ve Vatanseverlik’, Osmanlı döneminin kadın örgütlenmelerine geniş bir yelpazeden yaklaşıyor.

Başlıkta geçen üç kavramı da alt başlıklarla inceleyen van Os, sağlık, imalat, eğitim, yardım dernekleri, tarım, sanayi gibi pek çok alanda, kadınların hangi motivasyonlarla örgütlendiğini ve sisteme karşı taleplerini araştırıyor.

Bu, farklı kurumsal çerçevelerden, farklı motivasyonlarla oluşan bir örgütlenme olsa da sonuçta kadınların hak mücadelesiydi.

Kitaptan bir alıntı:

“23 Temmuz 1908’de Jön Türk Devrimi II. Abdülhamid’in mutlakıyet rejimine son verir…  Sokaklarda sevinç gösterileri yapan insanların arasında Müslümanlar da dahil olmak üzere İstanbullu ve Selanikli kadınlar da vardır. Revu du Monde Musulman’ın haberine göre ‘Kadınlar sokaklarda kırmızı beyaz kurdeleler ve bayraklar sallayarak koşuşturuyor ve haykırıyordu: Yaşasın Vatan! Yaşasın Hürriyet! Yaşasın Millet!’ Hatta bazı gözlemcilere göre peçelerini bir kenara fırlatıp yüzlerini açıyorlardı.”

  • Künye: Nicole A. N. M. van Os – Feminizm Hayırseverlik ve Vatanseverlik: Osmanlı İmparatorluğunda Kadınların Örgütlü Yaşamı, çeviren: Mehmet Murat Kemaloğlu, Alfa Yayınları, feminizm, 616 sayfa, 2023

Douglas A. Howard – Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2023)

1299 yılında Osman Bey tarafından kurulan “Devlet-i Aliyye” Osmanlı, ortaçağdan yakınçağa kadar varlığını sürdürmüş; Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika kıtasına yayılmış büyük bir imparatorluktu.

‘Osmanlı İmparatorluğu Tarihi’, birçok ırktan ve milletten insanı barındıran bir imparatorluğun nasıl kurulduğu, nasıl bir araya geldiği ve dağılışına kadar geçen süreçte neler olduğuna dair bütüncül bir bakış açısı kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriliyor.

Douglas A. Howard, Osmanlı padişahlarının, çeşitli devlet görevlilerinin ve geniş hane halkının rolüne, saray yaşamına, uygulanan mali politikalara değiniyor; hastalık ve felaket dönemlerini, göç ve şiddetin insanlar üzerindeki etkilerini sebep-sonuçlarıyla irdeliyor.

  • Künye: Douglas A. Howard – Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, çeviren: Tanju Günseren, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Ian Stewart – Zarlar Tanrı’yı Oynar mı? (2023)

Yanlış bir inanç vardır: Bir zar attığımızda eğer atış yönü, rüzgâr hızı vs gibi zarı etkileyen bütün fiziksel olguları bilirsek sonucu tahmin edebiliriz.

Bu inanç ne klasik fizikte ne de kuantum fiziğinde temellendirilebilir.

Ama yine de pek çok kişi tarafından gözü kapalı savunulur, çünkü bazı şeyleri kesin olarak bilebileceğimize inanmak isteriz.

Seçimi kimin kazanacağını, borsanın çöküp düşmeyeceğini veya bir şüphelinin kesinlikle suç işleyip işlemediğini öğrenebilmek isteriz.

Oysa bir tesadüfi olayın sonucunu tahmin etmemiz istendiğinde, neredeyse her zaman yanılıyoruz.

Zira belirsizlik hayatın ta kendisidir.

Ian Stewart tarih boyunca olasılık matematiğinin gelişiminin özetini vererek gerek bilebileceğimiz gerekse asla bilemeyeceğimiz şeylere dair şaşırtıcı ve tatmin edici bir anlatı sunuyor.

Kaos teorisine ve kuantum evreninin belirsizliklerine büyüleyici bir bakış…

Schrödinger’in ünlü kedisinin gerçekten ölü mü yoksa canlı mı olduğu ya da Heisenberg’in belirsizlik ilkesinin gerçekten ne kadar belirsiz olduğuyla ilgilenen okurlar, bu kitabı okumalı.

Stewart matematik, kumar ve bilim tarihine yaptığı ilginç gezilerle, kuantum dolaşıklığı ile iletişim arasındaki bağlantıyı araştırıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Zarlar Tanrı’yı Oynar mı?: Belirsizliğin Matematiği, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2023

David W. Brown – Görev (2023)

Şimdiye kadar tasarlanan en iddialı bilim projesi olan, NASA’nın güneş sistemimizdeki bilinen ilk uzaylı yaşamının yüzebileceği Jüpiter ayı Europa’ya yaptığı derin uzay görevinin muhteşem bir anlatımı

David W. Brown, bu görevin arka planı sergiliyor ve bu süreçte kilit oyuncular haline gelen mühendis ve bilim insanlarının hikâyelerini aydınlatıyor.

Bilim insanları Dünya dışındaki ilk okyanus olan Europa’yı keşfettiklerinde iki büyük soruları vardı:

“Yaşanabilir mi?” ve “Oraya nasıl gideceğiz?”

Böylece canlı bir ekibin Jüpiter’in okyanus ayı Europa’ya bir misyon düzenlemek için yirmi yıllık macerası başladı.

Ama bu macerada pek çok engelle karşılaştılar: Mars’a inen robotlar NASA’nın kaynaklarını bitirmişti; Beyaz Saray uzay bütçesini kısmak istiyordu; Kongre astronotları mutlaka bir yere, aya veya Mars’a yollamayı kafasına koymuştu.

Jupiter’in kendisi bile bir engeldi, çünkü Europa’yı titreşen, dalgalanan bir radyasyon kuşağıyla sarmıştı ve bir termonükleer patlama sonrasını andıran bir ortam yaratmıştı.

‘Görev’, Homeros tarzında bir modern uzay keşfinin daha önce hiç anlatılmamış hikayesi ve güneş sisteminin gizemli dış gezegenlerini inceleyen bilim insanlarının muhteşem bir portresi.

  • Künye: David W. Brown – Görev: NASA’nın Uzay Programları ve Projeleri, çeviren: Ulaş Apak, Alfa Yayınları, bilim, 456 sayfa, 2023

Ömer Kamacı – Bilimin Ucunda (2023)

Instagram’ın en büyük bilim hesaplarından olan ‘Bilimin Ucunda’nın en iyi içerikleri bu kitapta bir araya geliyor.

Kitapla, Dünya’nın deli dolu geçmişinde kartopuna döndüğü, volkanlarla cayır cayır yandığı ve bahtsız tiranlar dinozorların makus talihlerine yenildiği zamanlara yolculuk ediyoruz.

Depremlerin yerkabuğunu nasıl şekillendirdiğine bakıp faylarla örülü ülkemizin hareketli jeolojik geçmişine ışık tutan kitapta ayrıca, canlılık ve türleşme konusuna bir ucunun Bağcılar’a, diğer ucunun Natal, Brezilya’ya nasıl uzandığı konusunda aydınlanıyoruz.

Kitap, Dünya’nın ve canlıların nasıl bir etkileşim içinde değiştiği konusunu ise Everest’in zirvesinde deniz kabukları arayarak aydınlatıyor.

‘Bilimin Ucunda’, doğa algımızın bilimsel devrimlerle dolu evrimini temel olgulara değinerek ve teknik dilden arınmış bir şekilde okuyucuyla paylaşıyor.

  • Künye: Ömer Kamacı – Bilimin Ucunda, Alfa Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2023

Serdar Korucu – Türk Basınında Yahudi Mülteciler (2023)

 

Türkiye’nin 1940’lardaki Yahudi mülteci krizine bakışı, dönemin Başbakanı Refik Saydam’ın mecliste sarf ettiği “Türkiye başkaları tarafından arzu edilmiyen insanlar için vatan hizmeti göremez. Bizim tuttuğumuz yol budur” cümlesinde somutlaşır.

Yahudi mülteci gemileri dendiğinde ilk akla gelen, 24 Şubat 1942’de, 769 yolcusuyla Karadeniz’de batırılan Struma olsa da, öncesinde ve sonrasında da irili ufaklı onlarca gemi, soykırımdan kaçan Avrupalı Yahudileri Karadeniz üzerinden, “yasadışı mülteci” olarak Filistin’e götürmek için çıktıkları seferlerde Türkiye karasularında yol alır ve bazen de Türk limanlarına sığınmak zorunda kalır.

Limanlarda beliren her bir gemi, Türk basınında 30’lu yıllardan itibaren yükselişe geçmiş Yahudi-karşıtlığının kendine ifade alanı bulması için bir vesile olur.

Türk limanlarını bir an önce terk etmeye zorlanan ya da Karadeniz’e geri itilen bu gemilerden Salvador ve Mefkûre de, tıpkı Struma gibi yüzlerce Yahudi’ye mezar olacaktır.

Gazeteci ve yazar Serdar Korucu, Yahudi mülteci gemileri üzerine dünya literatürünü ve Türkiye’de yayımlanan gazete ve dergileri tarayarak Türkçedeki en kapsamlı çalışmayı kaleme aldı.

  • Künye: Serdar Korucu – Türk Basınında Yahudi Mülteciler, 1938-1945: “Başkaları Tarafından Arzu Edilmeyen İnsanlar”, Alfa Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2023

Margaret Macmillan – Savaş (2023)

Savaşma içgüdüsü insan doğasında doğuştan olabilir, ancak savaş ve örgütlü şiddet örgütlü toplumla birlikte gelir.

Savaş, insanlığın tarihini, sosyal ve politik kurumlarını, değerlerini ve fikirlerini şekillendirmiştir.

Dilimiz, kamusal alanlarımız, özel anılarımız ve en büyük kültürel hazinelerimizden bazıları savaşın ihtişamını ve sefaletini yansıtıyor.

Savaş rahatsız edici ve zorlu bir konu, çünkü insanlığın hem en aşağılık hem de en asil yönlerini ortaya çıkarıyor.

Margaret MacMillan, savaşın insan toplumunu nasıl etkilediğine ve buna karşılık siyasal örgütlenme, teknoloji veya ideolojilerdeki değişikliklerin de nasıl ve neden savaştığımızı nasıl etkilediğine bakıyor.

‘Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?’ çok tartışılan şu soruları araştırıyor:

  • Savaş ilk ne zaman başladı?
  • İnsan doğası bizi birbirimizle savaşmaya mı mahkûm ediyor?
  • Savaş neden tüm insan etkinliklerinin en örgütlüsü olarak tanımlanıyor?
  • Neden savaşçılar neredeyse her zaman erkektir?

Künye: Margaret Macmillan – Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?, çeviren: Belkıs Dişbudak, Alfa Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2023

Melanie Klein – Sevgi, Suçluluk ve Onarım (2023)

Yirminci yüzyılın başlarında hem psikanalitik kurama yaptığı katkılar hem de çocuk psikanalizi üzerine çığır açan çalışmalarıyla kendine özgü bir yer edinen Melanie Klein, ‘Sevgi, Suçluluk ve Onarım’da çocuklarla yaptığı klinik çalışmaları açıklıyor.

Freud, yetişkinde hâlâ aktif olan çocuğu keşfetti.

Klein ise yetişkindeki ve çocuktaki bebeği keşfetti.

Klein, evrelerden ziyade pozisyonlardan söz eder, çünkü bu terim tam bir örgütlenmeyi, egonun durumunu ve nesne ilişkilerinin, düşlemlerin ve savunmaların doğasını anlatır.

Yaşama yeni bir bakış, yeni bir duruş getirir.

Ruhsal gerçekliklere ilişkin bir farkındalığın başlangıcına işaret eder ve psikotik işleyiş ile psikotik olmayan arasında bir sınır işaretidir.

  • Künye: Melanie Klein – Sevgi, Suçluluk ve Onarım ve Diğer Yazıları 1921-1945, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, psikanaliz, 560 sayfa, 2023

Charles C. Cockell – Astrobiyoloji (2023)

4 milyar yıllık evrimin ürettiği göz kamaştırıcı çeşitlilikteki organizmalar hakkında ufuk açıcı bir inceleme.

Charles C. Cockell, dünya üzerindeki yaşamın yapısı, ilişkileri ve olağanüstü yetenekleri hakkında bizi aydınlatıyor.

Evrenimizdeki kozmik ortam içerisinde yaşamı ele alan ‘Astrobiyoloji’, konuyu hakkını vererek anlatmak için astronomi, biyoloji, kimya, jeoloji, gezegen bilimi, fizik, sosyal bilimler gibi pek çok bilim dalını harmanlıyor.

Standart kozmolojik modele göre, Büyük Patlamayla birlikte birinci kuşak yıldızlar ortaya çıkar ve daha sonra bu yıldızların ölüp patlamasıyla yaşam için gerekli olan elementler evrene saçılır.

Gezegenler yeni yıldızların etrafında oluşmaya başlar.

Bu gezegenlerden bazıları yaşamaya elverişlidir ve en az birinde yaşam ortaya çıkar.

Yaşam, tek hücreli organizmalardan hayvanlara geçiş yaparak büyür ve tüm bu süre boyunca yok oluşlarla zarar görür.

Nihayetinde, uzak yıldızları çevreleyen gezegenleri bulmaya kararlı bir zekâ gelişmeye başlar ve diğer uygarlıkları bulmak üzere işe koyulur.

Ancak şu an diğer gezegenlere gitme olanağımız olmadığı için yaşama dair bildiğimiz tek veri, Dünya’daki yaşamın kendisidir.

İşte bu kitap Dünya üzerindeki bildiğimiz yaşamın yapısı, ilişkileri ve yetenekleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme yaptıktan sonra, bunu kozmik bağlam içerisinde inceliyor.

  • Künye: Charles C. Cockell – Astrobiyoloji: Evrendeki Yaşamı Anlamak, çeviren: Ceren Şeylan ve Çağatay Tarhan, Alfa Yayınları, bilim, 616 sayfa, 2023