Victor Hugo – 93 Devrimi (2023)

Fransa’nın 1793 Devrimi’nden sonraki iç savaş dönemi üzerine eşsiz bir roman.

Victor Hugo, dünya edebiyatına üç ölümsüz karakteri armağan ettiği bu romanında, 1793 Devrimi’ni bir tarihçinin dikkati, bir romancının duyarlılığıyla anlatıyor.

İki yılda Cumhuriyet pek çok şeye tanıklık etti: XVI. Louis’nin idamı, terör, Ulusal Konvansiyonun kurulması ve Vendeé’deki monarşi yanlısı ayaklanma.

Victor Hugo’nun üç kahramanı, soylu ve yaşlı Lanenac, Devrimin romantik vizyonunu özümsemiş yeğeni Gauvain ve Gauvain’in öz babası gibi gördüğü halk adamı Cimourdain bu tarihsel arka planda bir araya geliyor.

93 Devrimi, kendini kanıtlamış, ününün zirvesinde bir yazarın son romanlarından biridir.

İyi ile kötü arasındaki amansız mücadele, ölümsüzlük fikri ve toplumsal endişeler üzerine okuru düşünmeye teşvik eder.

  • Künye: Victor Hugo – 93 Devrimi, çeviren: Ender Bedisel, Alfa Yayınları, roman, 504 sayfa, 2023

Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi (2023)

Orta sınıftan anneler ne kadar özverili olursa olsunlar, her daim kendilerini yetersiz, bir şekilde suçlu hissediyorlar.

Zehra Zeynep Sadıkoğlu, yeni anneliğin sosyokültürel bağlamını irdeliyor.

Sadıkoğlu bunu yaparken de hem kendi kuşağını hem de kendi annesinin de içinde yer aldığı bir önceki kuşağın annelik tecrübelerini kıyaslıyor.

Annelerin uzmanlık bilgisiyle nasıl bir ilişki kurdukları, bu ilişkiyi nasıl anlamlandırdıkları kitabın asıl yanıtını aradığı soru.

  • Künye: Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi: Postmodern Zamanda Anne Olmak, Alfa Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2023

Richard Wagner – Geleceğin Sanat Eseri (2023)

Ünlü Alman opera bestecisi, tiyatro direktörü, müzik teorisyeni ve yazarı Richard Wagner (1813-1883), ‘Geleceğin Sanat Eseri’nde, geliştirdiği “toplam sanat eseri” kavramı çerçevesinde tüm sanat dallarının bir araya geldiği bir sanat eseri kurgular.

Ona göre geçmişte bunun bir örneği de vardır; eski Yunan tragedya geleneği tam da bu fikirle örtüşmektedir.

Yunan sanatının, Yunan dinine ve mistisizmine temelden bağlı olduğunu ve dinin yıkılmasıyla sanatın da bütünlüğünden kopup yozlaşarak “bireysel sanatlara” ayrıldığını ileri süren Wagner’e göre ana sanat dalları, “dans,” “müzik” ve “şiir”dir.

Bu üç sanat artık yeniden birleşmeli ve kusursuz sanat eserini oluşturmalıdır.

İkincil sanatlar olarak kabul ettiği “resim,” “heykeltıraşlık” ve “mimarlık” da bu sanat eserine dekor ve mekân olarak destek vermelidir.

Wagner, “halk” sözcüğünü dilinden düşürmez, ona göre her şeyin en iyisi halktan kaynaklanır.

Operalarında yoğun biçimde halk destanlarını, efsaneleri konu eden Wagner, geleceğin sanat eserinin de halka dayanması gerektiğini savunur.

  • Künye: Richard Wagner – Geleceğin Sanat Eseri, çeviren: Çağatay Ünaltay, Alfa Yayınları, müzik, 220 sayfa, 2023

Nigel Barber – Acımasız Bir Dünyada Merhamet (2023)

İnsan toplulukları ve doğadaki diğer bireyler, gerek kendi tabiatları gerekse de hayatlarını güven içinde sürdürmelerini sağlayacak ortak çıkarlar nedeniyle bir araya gelirler.

Yiyecek içecek kaynaklarına ulaşmak, barınmak, tehlikeler karşısında birbirlerini korumak ve sosyalleşmek başlıca kaygılarını oluşturur.

Bu topluluklardaki ilişkiler yalnızca çıkar odaklı mıdır?

Birlik, aidiyet, utanç, suçluluk hissi de bir çeşit fedakârlık eylemi sayılabilir mi?

Peki, düzenli kan bağışında bulunan, vergilerini ödeyen, zor durumdakilere yardım eden ve vatanını korumak için canından vazgeçen kişilerin olduğu bir toplumda katil doktorlara, pedofil rahiplere, hırsızlara ve beyaz yakalı suçlulara ne demeli?

Sabah erkenden kalkan, kahvaltısını yapan, takım elbisesini giyen ve topluma karışmak üzere sokağa çıkan insanlar bu denli ahlaksız olabiliyorsa kime güveneceğiz?

Nigel Barber ‘Acımasız Bir Dünyada Merhamet: Fedakârlığın Evrimi’nde ilkel toplumlardan günümüze fedakârlık biçimlerini ve evrimini irdeliyor.

Barber, evrimsel psikolojinin açıklayıcı içgörüleri eşliğinde, nezaket konusunda cinsiyet farklılıkları, suçluları ıslah etmede yeni yaklaşımlar, nezaketin sağlıkla bağlantısı ve çevre hareketindeki fedakârlığın siyasi tezahürleri gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

  • Künye: Nigel Barber – Acımasız Bir Dünyada Merhamet: Fedakârlığın Evrimi, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, inceleme, 480 sayfa, 2023

Johann Chapoutot – İtaat Serbest (2023)

Reinhard Höhn, Nazi Almanyası’nda bir komutan ve III. Reich’ı kuran entelektüellerden biriydi.

Almanya’nın mağlubiyetinin ardından birkaç yıl gizlendikten sonra 1950’lerde bir yönetim okulu kurdu.

Ülkenin savaş sonrası liderlerinin büyük çoğunluğu, yani 600.000’in üzerinde yönetici –uzaktan eğitim alan 100.000 kişi buna dahil değildir– bu okulda eğitim gördü ve “insan yönetimi”ni, yani başka bir deyişle hiyerarşik iş organizasyonunu öğrendi.

Buna göre yönetici, belirlenmiş hedefleri elde etmek için hangi yollara başvurulacağını seçmekte özgürdü, ki III. Reich’ı yeniden silahlandırırken, Slav halklarını aç bırakırken ve Yahudi soykırımını gerçekleştirirken takip ettiği yol buydu.

Önde gelen Nazizm uzmanlarından Johann Chapoutot, ‘İtaat Serbest’te “başarı” tanımını sorgularken, günümüz kurumsal yönetim ilkeleri, uygulamaları ile Nazizm arasındaki derin bağlantıları inceliyor.

  • Künye: Johann Chapoutot – İtaat Serbest: Nazizmden Bugüne Yönetim, çeviren: Yurtsay Mıhçıoğlu, Alfa Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2023

Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege (2023)

24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması 8 devlet tarafından imzalandı.

Fakat asıl önemli olan bunlardan 2 tanesiydi: Türkiye ve Yunanistan.

Çünkü Lozan, 1918’de son bulan I. Dünya Savaşı’nı bitirmenin yanı sıra, 1919-22 Türk Kurtuluş Savaşı’nı da bitiren antlaşmaydı ve bu harplerden ikincisi Türkiye ile Yunanistan arasında cereyan etmişti.

Dolayısıyla, her ne kadar 30 Ocak 1923 Lozan Mübadele Sözleşmesi’yle azınlıklar karşılıklı olarak azaltılmış da olsa, kalan azınlıkların hakları, dönemin icaplarına göre Lozan Barış Antlaşması’nın “Azınlıkların Korunması” başlıklı III. Kesiminde koruma altına alındı.

Alındı ama, bu iki devletten ikisi de yaklaşık bir asır arayla (1830 ve 1923) birer ulus-devlet olarak kurulmuşlardı.

Ve ulus-devlet olgusunun 1 numaralı evrensel niteliği, “ulusal homojenlik” sağlamak adı altında azınlıkları ortadan kaldırmak idi.

Her iki ülkenin de karşı tarafın soydaşlarını/dindaşlarını (başka bir deyişle, kendi “farklı” vatandaşlarını) karşılıklı olarak nasıl ezdikleri, “Tencere dibin kara, seninki benden kara” deyimini hatırlatır biçimde bu kitapta anlatılıyor.

Anlatım burada da kalmıyor ve Lozan’ın Gayrimüslimlere ek olarak ayrıca 3 gruba da getirdiği hakları incelerken projektörü Kürtlerin ve Alevilerin üzerine tutuyor.

Lozan sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında bir “Ege dengesi” kurulmuştu.

Kitap bu Ege meselesini de, aynen azınlıklar meselesinde olduğu gibi, karşılaştırmalı ve tamamen tarafsız biçimde ele alıp inceliyor.

Bu tarafsız niteliğiyle de eldeki kitap, bu konudaki (şimdilik) tek kitap olma özelliğini taşıyor.

  • Künye: Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri: Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege, Alfa Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2023

Allan Ropper ve B. D. Burrel – İnsan Beynine Olağandışı Yolculuklar (2023)

Zihin saldırı altındayken bedeni iyileştirmeye çalışmak nasıl bir şey?

Bu kitapta, Dr. Allan Ropper ve Brian Burrell okuyucuyu Harvard Tıp Fakültesinin nöroloji birimindeki perde arkasına götürerek, deneyimli bir teşhis uzmanının yaşamı değiştiren tuhaf hastalıklarla nasıl yüzleştiğini gösteriyor.

Alice Harikalar Diyarında’daki gibi tavşan deliğinden atlayan yazarlar çözümsüz gibi görünen pek çok vakaya tanık oluyorlar.

Bu tür vakaları ele almaya, hayatları sonsuza dek değişebilecek insanlara öğüt vermeye nasıl başlanır?

Beyin hastalığının ahlaki ve tıbbi yönleriyle başa çıkmak için yeni kuşak klinisyenler nasıl eğitilir?

Dr. Ropper ve meslektaşı, okuru yaşamların ve zihinlerin dengede kaldığı nadide bir dünyaya götürerek bu soruları yanıtlıyor.

Beyne ilgi duyanlar, yaşamı tehdit eden hastalıklarla mücadele eden hastalar ve aileleri ile kendileri için gösterilen çabayı takdir edecek potansiyel hastalar, kısacası herkes bu kitabı okumalı.

Beynimizde işlerin nasıl yanlış gidebileceğini anlamamıza yardımcı olacak harika bir katkı…

Hasta beynin içine göz atan kitap, beyin tümörleri, felç, Parkinson, nöbetler ve diğer hastalıkların bizi nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Allan Ropper ve B. D. Burrel – İnsan Beynine Olağandışı Yolculuklar: Tavşan Deliğinden Aşağıya Uzanmak, çeviren: Vedat Semai Bek, Alfa Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2023

Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları (2023)

Bu kitap, Geç Hitit krallıkları incelemeleri konusunda standart oluşturacak nitelikte.

Trevor Bryce, antik Yakındoğu tarihine büyük bir katkı sunuyor.

Bryce’ın ‘Geç Hitit Krallıkları’, antik Yakındoğu tarihi açısından önemli bir eser.

Kitap, Anadolu bölgesinde MÖ 1200-700 yılları arasında hüküm süren Geç Hitit krallıklarının siyasi ve askeri yapılarını ele alıyor.

Bryce, Geç Hititlerin heterojen bir halk grubu olduğunu, dil ve kültür temelinde birleşen şehir devletleri ve küçük krallıklardan oluştuğunu savunuyor.

Bu krallıkların kültürel ve ekonomik yönlerini, dinlerini, sanatlarını ve ticaretlerini de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Ayrıca Geç Hititlerin çevrelerindeki halklarla olan etkileşimlerini de ele alıyor.

Hititler serisinin bu üçüncü kitabıyla Bryce, Anadolu’nun bu kadim halklarının hayatını anlamak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Trevor Bryce – Geç Hitit Krallıkları: Politik ve Askeri Tarih, çeviren: İrem Kutluk, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Richard Marius ve Melvin Page – Tarih Yazımı (2023)

‘Tarih Yazımı’, öğrencilere tarihçiler gibi düşünmeyi ve yazmayı öğretmeyi amaçlayan herhangi bir tarih dersi için ideal bir tamamlayıcı.

Richard Marius ve Melvin Page, çok sade bir üslupla hem tarih yazımının analitiğini inceliyor hem de en güncel araştırma yöntemlerini anlatıyor.

Ayrıca tarih yazınından örnek alıntıları işleyerek bunu pekiştiriyor.

Bu yönüyle uyguladıkları metodoloji, tüm sosyal bilimler araştırmacıları için de kaynak niteliğinde.

  • Künye: Richard Marius ve Melvin Page – Tarih Yazımı: Kısa Bir Rehber, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2023

Betül Çotuksöken – Antropontoloji (2023)

Dünyaya ve bilgiye yönelişin temelinde insan varoluşunun her şeyi belirlediği yadsınamaz.

İnsanın varoluşu ise arada kalmışlıkla karakterize olur.

Dışdünya-düşünme-dil arasındaki ilişkileri inceleyen bir etkinlik olarak felsefe de hiç kuşku yok ki “tarihsel özne”nin, bu arada kalmışlığı yaşayan insanın ürünüdür.

İşin bir de diğer tarafı var: varolanlar dünyası.

Varolanları, var dediğimiz şeyleri yalnızca dışdünya boyutuna sıkıştırmayıp buna dilin ve düşünmenin ürünlerini de eklediğimizde, daha geniş bir perspektife sahip bir ontolojiye (varlıkbilgisine) duyulan ihtiyaç daha da artacaktır.

Uzun yıllardır insan, varlık, bilgi, dil felsefesi ve etiğin temel sorunlarıyla uğraşmakta olan Betül Çotuksöken, bu kitabında işte bu iki ucu bir araya getiren yeni bir kavramla karşımıza çıkıyor: antropontoloji.

Antropontoloji, insanın nasıl bir varlık olduğunu, onun söylemini ya da tarihselliğini ihmal etmeden varlığın bilgisine olan yönelimi ifade eden bir kavram.

Bu bakımdan, felsefi bir bakış açısı olduğu kadar felsefenin temel bir disiplini… Betül Çotuksöken bu kitabıyla insana, bilgiye ve dış dünyaya dair tüm konulara yeni bir gözle bakmayı öneriyor…

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji: Ya Da İnsan-Varlık Bilgisi, Alfa Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2023