Jacqueline Rose – Anneler (2022)

Jacqueline Rose giriş niteliğindeki bu eserde Batı kültüründe anneliği irdeliyor.

“Miras aldığım bedensel veya zihinsel her tür derdin, hatta miras aldığım hemen her şeyin annemden geldiğini varsaymıştım,” diyen yazar, annelerin kişisel ve politik tüm başarısızlıkların sorumlusu tutulduğuna dikkat çekiyor.

Rose edebiyattan, haberlerden ve geçmişten günümüze yaşam öykülerinden destek alarak Antik Yunan’a dönüyor, daha sonra 1950’lerin feminizmini selamlayarak günümüzde Elena Ferrante’nin “annelerinde” duruyor.

Annelere mal edilen imkânsızlığın ağır yükünün boyutlarını inceliyor: Mülteci anneler suçlu ilan edilir, fakir anneler bencildir; savaşın sembolü yas tutan annedir, ama savaşı protesto eden annelerin sesi kısılır; anneler tüm benliklerini çocuklarına adamalıdır ancak bedenen veya ruhen bundan çok fazla keyif almamalı ya da kamusal alanda sevgi taşkınlıkları göstermemelidir.

Rose çevremizi saran sistematik adaletsizlikten kaçmak için anneleri nasıl günah keçisi ilan ettiğimizi, tüm umut ve arzularımızı onlara yükleyip, aynı zamanda tüm hayal kırıklıklarımız ve başarısızlıklarımızdan da nasıl onları sorumlu tuttuğumuzu ve yine bunları düzeltme görevini nasıl onlardan beklediğimizi gösteriyor.

  • Künye: Jacqueline Rose – Anneler: Sevgi ve Zulüm Üzerine Bir Deneme, çeviren: Ilgın Yıldız, Alfa Yayınları, 208 sayfa, 2022

Noam Chomsky – Medya Gerçeği (2022)

Yıllar önce, zavallı bir kuşun petrole bulanmış, çaresiz görüntüsü karşısında dehşete kapılıp lanetler yağdıracak kadar hassas olduğumuz günlerde, çoğu kadın ve çocuk 100 bine yakın insanın gökyüzünden yağan bombalar altında ölümünü, sıcak odalarımızda kahvemizi yudumlayıp havai fişek gösterileri gibi izlemiştik.

Anlaşılan Guy Debord’’un 1968’’lerde öngördüğü “Gösteri Toplumu” gerçekleşmişti.

11 Eylül saldırısının hemen ardından ABD’nin bir “cezalandırma eylemi” olarak giriştiği Afganistan operasyonu, Şaron’’un bütün pervasızlığıyla Filistin şehirlerini yakıp yıkması ve Arafat’’ı kuşatma altında tutmasının yanı sıra “Irak operasyonu” o günlere hem ne kadar uzak hem de ne kadar yakın olduğumuzu gösterdi.

Bu süreç içinde, medyanın “rızanın üretilmesi”ndeki ve “güdümlü gerçeklik yaratılması”ndaki rolü hiç değişmedi.

Medya daha incelikli yöntemlerle düşmanları şeytanlaştırırken, yandaşlarını melekleştirmekten vazgeçmedi.

Medyanın sermaye ve iktidarla ilişkisi her geçen gün tarafların meşruiyetini daha çok kemiren bir sorun olarak ortaya çıktı.

Noam Chomsky, bu kitabında, medyanın hükümet, sermaye ve elit kesimlerle sıkı fıkı bağları ve çıkar ilişkileri temelinde işleyiş mekanizmasını, özellikle Ortadoğu, Filistin ve Nikaragua’’dan zengin örneklerle gözler önüne sermektedir.

  • Künye: Noam Chomsky – Medya Gerçeği, çeviren: Osman Akınhay ve Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, siyaset, 512 sayfa, 2022

Lars Q. English – Her Şeyin Teorisi Yoktur (2022)

“Bütün, parçaların toplamından daha büyüktür” ve “parçalar sistemleri oluşturmak için etkileşime girdiğinde yeni şeyler meydana gelir” gözlemi genellikle belirme adıyla anılır.

Bu kitabın amacı, modern fiziğin çeşitli dallarındaki fikirlerin ve keşiflerin, belirme hakkındaki düşüncelerimizi nasıl geliştirdiğini ve keskinleştirdiğini göstermek.

Belirme kavramı, indirgeyici olmayan davranışın daha yüksek organizasyon ve karmaşıklık düzeylerinde ortaya çıktığını ifade eder.

Kitapta, kuantum mekaniği, yoğun madde fiziği ile doğrusal olmayan ve istatistiksel fizik alanındaki sohbet turu boyunca, belirmeyle karşımıza çıkan çeşitli nüanslar vurgulanıyor.

Kitap, Belirme kavramının bilimsel anlatımına harika bir giriş.

  • Künye: Lars Q. English – Her Şeyin Teorisi Yoktur: Belirleme Üzerine Fiziksel Bakış Açısı, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 244 sayfa, 2022

Lewis Henry Morgan – Eski Toplum (2022)

‘Eski Toplum’, Darwin’in kitaplarında gönderme yaptığı Marx ve Engels’i etkilemiş, ‘Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’ için esin kaynağı olmuş ufuk açıcı bir çalışmadır.

İnsanlığın tüm serüvenini ve yaşayış biçimlerini kullandıkları aletlerle, ürettikleri kurumlarla, mülkiyet ilişkileriyle, oluşturdukları klan, aile, kabile gibi çeşitli topluluklarla ve daha pek çok parametreyle açıklamaya çalışır.

Evrime ilginin bu hem Marksist hem de Marksist olmayan biçimlerde yeniden canlanması Morgan’a ilginin canlanmasına da yol açtı.

Morgan 1851-1877 yılları arasında Kızılderililerin arasında yaşamış, yaptığı gözlemleri ve araştırmaları kitaplarına konu etmiş ve antropolojinin simge adlarından biri haline geldi.

Morgan, Kızılderililer arasında geçirdiği otuz yıllık deneyimi neticesinde insanlığın yabanıllık, barbarlık ve uygarlık aşamalarından geçtiğini öne sürer ve bu savını sadece Amerika yerlileri ile sınırlamayarak, dünya üzerindeki tüm ilk toplumlarda da aynı aşamaların yaşandığını örnekler.

Morgan’a göre insanlık köken olarak tek ve birdir; ayrı yerlerde, ayrı zamanlarda, aynı yollardan geçmiş; aynı süreçleri tamamlayarak uygarlığın/gelişmenin benzer aşamalarına varmıştır.

Kitaptan bir alıntı:

“Birbirini izleyen çağların toplamı olan bu geçmişin insanlık tarafından nasıl geçirildiğini, eğer mümkünse, öğrenmek hem doğal hem de doğru bir istektir; vahşiler ağır, neredeyse fark edilmez adımlarla ilerleyerek daha yüksek olan barbarlık konumuna nasıl ulaştı; aynı aşamalı ilerlemeyle barbarlar nasıl sonunda uygarlığa ulaştı ve neden diğer kabileler ve uluslar ilerleme yarışında –bazıları uygarlıkta, bazıları barbarlıkta ve diğerleri vahşilikte– geri kaldı. Bu soruların sonunda yanıtlanacağını umarak çok ileri gitmiş olmayız.”

  • Künye: Lewis Henry Morgan – Eski Toplum, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 608 sayfa, 2022

Antony Beevor – İspanya İç Savaşı (2022)

1936 ile 1939 yılları arasında süren İspanya İç Savaşı, bölgesel bağımsızlığa karşı merkeziyetçi devletçilik ve bireyin özgürlüğüne karşı otoriterlik ekseninde modern dönemin en yoğun çatışmalarından biridir.

Çatışmaya katılan yabancı ülkelerle birlikte bu savaş II. Dünya Savaşı’na giden yolun taşlarını döşeyen bir test sahası da oldu.

Seçkin tarihçi Antony Beevor’ın bu kritik savaşı konu alan çalışması, 2005’te İspanya’nın önde gelen gazetelerinden La Vanguardia tarafından yılın en önemli inceleme kitabı ödülünü aldı.

  • Künye: Antony Beevor – İspanya İç Savaşı 1936-1939, çeviren: Onur İşci, Alfa Yayınları, tarih, 680 sayfa, 2022

John Freely – Osmanlı Sarayı (2022)

Bu kitabın konusu Osmanlı İmparatorluğunun tarihi değil; yirmi bir kuşak boyunca otuz altı sultanla bu imparatorluğu yöneten ailenin; yani Osmanlı hanedanlığının öyküsüdür.

Kitaptaki bölümler, bu ailedeki sultanların, onların eşlerinin ve çocuklarının önce Topkapı Sarayında, daha sonra da Boğaz’daki diğer saraylarda, 1923’te imparatorluğun sona erişine dek saltanat süren insanların yaşam öykülerini anlatıyor.

Kitapta, imparatorluğun başlangıç yıllarından çöküşüne kadar geçen olaylar, İstanbul’un fethi, Topkapı Sarayı, Harem’in içyüzü ve Osmanoğullarının bilinmeyen yönleri gözler önüne seriliyor.

Freely şöyle yazıyor:

Günümüzde bu saraylar müzeye dönüştürülmüş olsa da, odalarında bir zamanlar burada yaşayan sultanların varlıkları hâlâ hissediliyor ve sarayın her köşesine sinmiş anılar, Dar-üs Saade’deki [Saadet Evi] çok özel yaşantıları bilenler için, canlanmaya hazır bekliyor.”

  • Künye: John Freely – Osmanlı Sarayı: Osmanlı Sultanlarının İstanbul’daki Özel Hayatları, çeviren: Ayşegül Çetin Tekçe, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2022

Mark Changizi – Görüş Devrimi (2022)

Görme ile ilgili çarpıcı ve eğlenceli ‘Görüş Devrimi’, insan beynini anlamamıza büyük katkıda bulunacak bir kitap.

Yetilerimiz, doğada yaşamımızı sürdürmemizi ve ürememizi sağlamak için milyonlarca yıl içerisinde evrimleşmiştir ve dolayısıyla, tıpkı kâğıdın ne olduğunu bilmeden kâğıt zımbasını anlayamayacağımız gibi, kendisi için evrimleştikleri çevreyi bilmeden onları anlayamayız.

Fizyolojimiz X-ışınlarını bile görebilir, ancak bilincimiz bunu bir kenara atar.

Diğer bir deyişle “süpergüçlerimiz var ama farkında değiliz,” diyor yazar.

Bu kitabın asıl amacı “neden” sorularını yanıtlamak:

  • Neden renkli görüyoruz?
  • Neden gözlerimiz önde?
  • Neden yanılsamalar görüyoruz?
  • Neden harflerin şekilleri böyle?

Changizi, kitabı boyunca açıklamalarını, anlaşılmalarını kolaylaştıracak basit ve etkileyici görme deneyleriyle zenginleştiriyor.

Yazar ayrıca, savlarını aralarında sinirbilim, evrimsel biyoloji, tıp ve dilbilim gibi birçok disiplinden aldığı kanıtlarla destekliyor.

  • Künye: Mark Changizi – Görüş Devrimi: Görme Yetimizle İlgili Bildiğimiz Her Şey, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2022

R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2022)

Yirminci yüzyılda en çok etki yaratmış psikoterapistlerden R. D. Laing’in başyapıtı sayılabilecek ‘Bölünmüş Benlik’ ilk kez yayımlandığı 1960’ta kamuyounda çığır açmış ve deliliği algılama tarzımızı büsbütün değiştirmişti.

Laing, birlikte çalıştığı hastaların vaka incelemeleri üzerinden psikozun tıbbi bir rahatsızlık değil, “bölünmüş bir benliğin,” yani içimizdeki iki persona arasındaki gerilimin sonucu olduğunu iddia etmişti: Bir yanda sahici, özel kimliğimiz, öte yandaysa dünyaya sunduğumuz sahte, “aklı başında” benliğimiz.

Kişisel yabancılaşma sorununu zengin bir varoluşçu mercekten çözümleyen ve hastayı tedavinin yeniden merkezine yerleştiren ‘Bölünmüş Benlik’, psikoterapiyle ilgilenen herkesin başucu kitaplarından biri olmaya devam ediyor.

Yazar, “ruhen rahatsız” kategorisine sorgusuz, alelacele sokulan insanların gerçekte varoluşsal bir kriz yaşadıklarını, Sartre, Heidegger, Kierkegaard gibi felsefeciler yoluyla anlaşılabileceklerini gösteriyor.

Uyum, itaat ve rekabetin normal olmanın koşulları olarak dayatıldığı bir dünyada kendi özgür seçimlerini uygulayacak yer bulamayan birey, diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlikle hareket etmeye, içsel bir benlik geliştirmeye koyulur.

Tehlikeli ve acımasız gerçekliğin erişemediği bu içsel benlik, imkânsız bir amacın, sakat bir projenin peşinden koşar: Bedenle bağını olabildiğince aza indirgemeye çalışır.

‘Bölünmüş Benlik’, incinmiş, hırpalanmış, henüz baş edememiş, atlatamamışların, “iyi çocuk”luktan “kötü çocuk”luğa düşmüşlerin hikâyesini dürüst bir çağrıyla, eleştiri-özeleştiri gerekliliğiyle sunuyor.

  • Künye: R. D. Laing – Bölünmüş Benlik: Akıl Sağlığı ve Delilik Üzerine Varoluşçu Bir Çalışma, çeviren: Ahmet Ergün Akça, Alfa Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa, 2022

Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi (2022)

İletişim alanının önde gelen profesörlerinden, felsefi romanlarıyla da bildiğimiz Arthur Asa Berger’in ‘Kültür Eleştirisi’, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin, deyim yerindeyse, imdadına koşuyor.

Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kavram bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille çok sayıda örnekle anlatılıyor.

Kitabın meramı yazarın şu sözlerinde de ifade buluyor:

“Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya, sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.”

  • Künye: Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi: Kültürel Kavramlara Giriş, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, kültürel çalışmalar, 232 sayfa, 2022

Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı (2022)

Anthony Storr’un en son bulguları ve psikoterapist olarak kendi birikimlerini dikkate alarak tamamen yeniden kaleme aldığı ‘İnsan Yıkıcılığı’, insanlığın kötülük kapasitesini inceliyor.

Kitap saldırganlık, nefret ve zalimlik kapasitemizle alakalı psikolojik ve psikiyatrik bulgular sunuyor.

Storr soykırım, ırksal çatışma ve şiddetin büyük ölçekli diğer dışavurumlarına ışık tutma çabasıyla, bizleri bireysel davranışlardan grup ve ulusların davranışlarına dair kolay çıkarımlar yapmamamız için uyarıyor ve agresif kişilik bozuklukları, sadomazoşizm ve paranoyak hezeyan mekanizmaları üzerine aydınlatıcı tartışmalar açıyor.

İlk kez 1972’de yayımlanan ‘İnsan Yıkıcılığı’, insan ruhunun bazı en karanlık köşelerini aydınlatan bilimsel, kapsamlı bir çalışma.

  • Künye: Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı: Soykırım ve İnsan Zulmünün Kökenleri, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, inceleme, 180 sayfa, 2022