R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2022)

Yirminci yüzyılda en çok etki yaratmış psikoterapistlerden R. D. Laing’in başyapıtı sayılabilecek ‘Bölünmüş Benlik’ ilk kez yayımlandığı 1960’ta kamuyounda çığır açmış ve deliliği algılama tarzımızı büsbütün değiştirmişti.

Laing, birlikte çalıştığı hastaların vaka incelemeleri üzerinden psikozun tıbbi bir rahatsızlık değil, “bölünmüş bir benliğin,” yani içimizdeki iki persona arasındaki gerilimin sonucu olduğunu iddia etmişti: Bir yanda sahici, özel kimliğimiz, öte yandaysa dünyaya sunduğumuz sahte, “aklı başında” benliğimiz.

Kişisel yabancılaşma sorununu zengin bir varoluşçu mercekten çözümleyen ve hastayı tedavinin yeniden merkezine yerleştiren ‘Bölünmüş Benlik’, psikoterapiyle ilgilenen herkesin başucu kitaplarından biri olmaya devam ediyor.

Yazar, “ruhen rahatsız” kategorisine sorgusuz, alelacele sokulan insanların gerçekte varoluşsal bir kriz yaşadıklarını, Sartre, Heidegger, Kierkegaard gibi felsefeciler yoluyla anlaşılabileceklerini gösteriyor.

Uyum, itaat ve rekabetin normal olmanın koşulları olarak dayatıldığı bir dünyada kendi özgür seçimlerini uygulayacak yer bulamayan birey, diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlikle hareket etmeye, içsel bir benlik geliştirmeye koyulur.

Tehlikeli ve acımasız gerçekliğin erişemediği bu içsel benlik, imkânsız bir amacın, sakat bir projenin peşinden koşar: Bedenle bağını olabildiğince aza indirgemeye çalışır.

‘Bölünmüş Benlik’, incinmiş, hırpalanmış, henüz baş edememiş, atlatamamışların, “iyi çocuk”luktan “kötü çocuk”luğa düşmüşlerin hikâyesini dürüst bir çağrıyla, eleştiri-özeleştiri gerekliliğiyle sunuyor.

  • Künye: R. D. Laing – Bölünmüş Benlik: Akıl Sağlığı ve Delilik Üzerine Varoluşçu Bir Çalışma, çeviren: Ahmet Ergün Akça, Alfa Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa, 2022

Zbigniew Kotowicz – R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları (2022)

Psikiyatri kurumuna meydan okumuş R. D. Laing’in çalışmaları üzerine harikulade bir eleştirel inceleme.

Zbigniew Kotowicz, aynı zamanda devrim yaratmış kimi anti-psikiyatri denemelerini de kapsamlı şekilde ele alıyor.

1960’lı ve 1970’li yıllarda R. D. Laing’in radikal ve vizyoner fikirleri, tanının bilimsel olarak anlamsız olduğu iddiasıyla psikiyatri kurumuna meydan okudu.

Bu görüşler psikiyatri pratiğindeki düşüncelerde ve deliliğin anlamında bir devrim yarattı.

‘Bölünmüş Benlik’ten ‘Düğümler’e, Laing’in çalışmaları kısa süre içinde hemen herkes tarafından tanınmasını sağladı.

‘R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları’, çağdaş bir perspektiften Laing’in çalışmalarının kapsamlı bir değerlendirmesini sunuyor.

En üretken olduğu on yıla odaklanarak yazar, Laing’in teorik yazılarının gerekçelendirilmiş bir eleştirisini yapıyor ve ilk eserleri üzerinde etkili olan fenomenoloji ve varoluşçuluk ile kişilerarası iletişim çalışmalarına etki eden Amerikan aile etkileşimi araştırmalarını ve Sartre dâhil Laing’in düşüncesine tesir eden etkenlerin izini sürüyor.

Kitap aynı zamanda, deneysel bir terapi topluluğu olan Kingsley Hall’ü, Almanya’daki Sosyalist Hastalar Kolektifi ve İtalya’daki tüm psikiyatri sisteminin yeniden şekillendirilmesi gibi diğer anti-psikiyatri denemelerine paralel olarak ele alıyor.

  • Künye: Zbigniew Kotowicz – R. D. Laing ve Anti-Psikiyatrinin Yolları, çeviren: Beyza Konuk, Albaraka Yayınları, psikiyatri, 172 sayfa, 2022

R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler (2022)

Herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Ronald David Laing psikanaliz ve varoluş felsefesini ustaca harmanladığı ‘Benlik ve Ötekiler’de kişilik sorununa ve “kendiliğin” sosyal ve psikolojik olarak nasıl üretildiğine ilişkin ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Ronald David Laing ‘Benlik ve Ötekiler’de, her bir kişinin, birinin kendine dair yaşantısını nasıl etkilediğinin yollarını ve [aralarındaki] etkileşimin nasıl meydana geldiğini anlamak için bir sosyal sistem ya da insanlar “grubu” içindeki kişileri resmetmeye çalışıyor.

Ona göre, herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Kitap, özellikle evlilik ve aile içlerindeki etkileşim süreçleri üzerine yapılan araştırmaların bir çıktısı niteliğinde.

Bu çerçevede kitap boyunca, Laing’in klinik deneyimleri temelinde çoğunlukla psikoza referans yapılmış.

Kitabın bir diğer amacı, yaşantı ve davranışı tutarlı bir teoride birleştirmektir; zira yazara göre yaşantı ve davranış gerçek hayatta iç içedir.

Ne var ki bu ikisini ayrıştırmaya çalışan kuramsal görüş bu kitabın yazılmasından bu yana devam ediyor.

Laing bu durumu kişiler arasındaki ilişkiyi kişisel açıdan anlamak için kendi döneminde gösterilen nispeten az sayıdaki çabayla tutarlı olmaya çalışmak olarak değerlendiriyor.

  • Künye: R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler, çeviren: Beyza Konuk, Albaraka Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2022

R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2012)

  • BÖLÜNMÜŞ BENLİK, R. D. Laing, çeviren: Ergün Akça, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 212 sayfa

Anti-psikiyatri akımının öncüsü R. D. Laing ‘Bölünmüş Benlik’te, aile ile otoriter, damgalayıcı ve fazlasıyla tıbbî psikiyatrinin dayattığı ve yeniden ürettiği “insan trajedisi”ne varoluşsal/fenomenolojik bir çerçeveden bakıyor. Sağduyu sahibi olmak ile deliliğin göreceli kavramlar olduğunu savunan yazar, uygunluk, itaat, rekabet ve normal olmanın kural olduğu bir ortamda, bireyin özgür seçimlerini uygulayacak bir alan bulamadığını belirtiyor. Sartre, Heidegger ve Kierkegaard gibi isimlerin düşüncelerinden de yararlanan Laing, varoluşsal krizdeki insanın “sahte-benliğinden” nasıl kurtulabileceğini araştırıyor.