Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi (2017)

Franz Werfel 1943’te yayımlanan ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ adlı ünlü romanında, Ermeni tehcirine karşı canları pahasına direnen bir avuç köylünün görkemli hikâyesini anlatmıştı.

Werfel’in romanı, bu süreci belgesel bir üslupla vermesinin yanı sıra, edebi dehası ve kabiliyetiyle de büyük beğeni toplamış ve halen zevkle okunmaya da devam ediyor.

Şimdi de iki İtalyan yazar, Marco Tosatti ve Flavia Amabile, tarihe geçmiş bu efsanevi direnişi bu sefer bizzat tanıkların da anlatımlarından yola çıkarak yeniden kaleme alıyor.

Tarih: 1915…

Yer: Hatay, Antakya’daki Musa Dağ’ın etekleri…

Sıkıntılı ve zorlu günlerin yaşandığı bu tarihte, Ermenilere tehcir emri gelmiştir.

Fakat Musa Dağ’ın eteklerine kurulu altı köy, bu emre itaat etmeyi reddeder.

Onlar, doğup büyüdükleri, atalarının topraklarından gitmek yerine, kalıp direnmeyi ve ne olursa olsun onurlarına sahip çıkmayı tercih eder.

Roman, bu tarihi direnişi, orada bulunmuş isimlerin tanıklıklarından yola çıkarak anlatırken, aynı zamanda bölgede yaşayan Ermenilerin gündelik hayatı, kültürü, ritüelleri, gelenekleri ve birbirleriyle ilişkileri hakkında belgesel niteliğinde ayrıntılar da sunuyor.

  • Künye: Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi, çeviren: Suna Kılıç, Aras Yayıncılık, roman, 176 sayfa

Simon Arakelyan – Ankara Vukuatı: Menfilik Hatıralarım (2017)

1915 sürecinde, Ankara’nın Hıristiyan Ermeni nüfusunun başına neler geldi?

İşte Ankaralı Katolik Ermeni Simon Arakelyan’ın 1915’te yaşadıklarının bir dökümü olan ‘Ankara Vukuatı’, bu sürece dair bilinmeyenleri aydınlatmasıyla önemli bir tanıklık.

1915 yazında Ankaralı Ortodoks Ermeniler katledilir ve Katolik Ermeniler de sıranın kendilerine geldiğini fark eder.

Sonuçta onlar da, gruplar halinde tutuklanmaya başlanır.

O dönemde Reji idaresinde bir memur olan Arakelyan da tutuklananlar arasındadır ve böylece kötü muamele, saldırılar, açlık ve doğa şartlarıyla mücadele edeceği 122 günlük dehşetli yolculuğu başlamış olur.

Arakelyan’ın yolculuğunda ilk durak Tarsus’tur, rotanın devamı ise, yaşam olasılığının sıfıra yakın olduğu Der Zor çölleridir ve kendisi de buraya gitmekten kurtulmak için kaçmaya karar verir.

Şans, Arakelyan’dan yanadır. Zira zorlu bir mücadelenin ardından kaçmayı, kurtulmayı başarır.

İşte bu kitap, bu zorlu yolculuğun ve kaçışın ayrıntılı bir hikâyesi oluşuyla önemli bir tarihi tanıklık.

  • Künye: Simon Arakelyan – Ankara Vukuatı: Menfilik Hatıralarım, editör: Murat Cankara, Aras Yayıncılık, anı, 352 sayfa

Mahir Özkan – Hemşin Öyküleri (2014)

Mahir Özkan’dan, büyük ölçüde yakın çevresinde anlatılanlara ve kendi anılarına dayanan öyküler.

Hemşin Ermenicesi ve Batı Ermeniceyle kaleme alınmış öyküler, aynı zamanda Türkçe çevirileriyle paralel metin şeklinde sunuluyor.

Türkiye’nin yöresel hikâye geleneğinin Hemşin’e özgü örneklerini görmek isteyenlerin de kaçırmak istemeyeceği bir fırsat.

  • Künye: Mahir Özkan – Hemşin Öyküleri, Aras Yayıncılık

Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar (2017)

Kuşkusuz birçok okur Zaven Biberyan’ı, onun başyapıtı olarak kabul edilen ‘Babam Aşkale’ye Gitmedi’ ile bilir.

Yazar söz konusu kitabında, bir ailenin başından geçenler üzerinden İstanbul Ermenileri’nin 1940’lı ve 1950’li yıllardaki yaşamının görkemli bir fotoğrafını çekmişti.

Varlık Vergisi uygulaması altında ezilen bir baba, yaşadığı zorlukları onun yüzüne vuran aile üyeleri ve askerliğini yaptıktan sonra evinde döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamayan, parçalanmış bir karşı karşıya kalan oğul Baret’in yaşadıkları, romanın çerçevesini oluşturuyordu.

Zaven Biberyan’ın eserleri yalnızca karakterleri ve olay örgüleriyle değil, aynı zamanda romanda geçen dönemin toplumsal dokusunu ve siyasi haletiruhiyeyi çok iyi tasvir etmeleriyle de öne çıkar.

Bu tanım, Biberyan’ın elimizdeki ‘Meteliksiz Âşıkları’ için de sonuna kadar geçerli.

Roman iki genç arasında yaşanan aşk ve bu aşkın yansımaları üzerinden 1950’ler Türkiye’sinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Lise son sınıf öğrencisi Sur, uzun yıllara yayılan çabaları neticesinde Ermeni cemaati içinde bir mevki sahibi olmuş babası ve İstanbullu annesiyle yaşadığı hayattan pek de memnun değildir.

Bunun başlıca sebebi, anne-babasının burjuva yaşam biçimleri ve tutuculukları olsa da, ailenin, Sur’un âşık olduğu Norma’nın da çalışıyor olmasını kabul edememesi de etkilidir.

Bu durum, Sur’un bunalıma girmesine ve yoğunlaşan bir öfke krizine girmesine neden olur.

6-7 Eylül saldırıları sonrasında ve 27 Mayıs askeri darbesinin öncesinde geçen roman, dönemin ruh halini yetkin bir şekilde yansıtan usta işi bir hikâye.

Romanın Türkçe çevirisi, yazar Marc Nichanian’ın Zaven Biberyan’ın edebiyatını ve ‘Meteliksiz Âşıklar’ı ele aldığı bir yazısıyla sunuluyor.

  • Künye: Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar, çeviren: Natali Bağdat, Aras Yayıncılık, roman, 224 sayfa

Boğos Piranyan – Aşçının Kitabı (2008)

Boğos Piranyan, 1896’dan 1914’e dek, Merzifon Amerikan Koleji’nde aşçılık yaptı.

Piranyan’ın ilk baskısı 1914 yılında yapılan ‘Aşçının Kitabı’ ise yemek, tatlı ve turşu başlıklı üç bölümde, çorba, bastı, kebap, köfte, pilav, makarna, musakka, tava, dolma, hamur işi, çeşitleme, balık, tatlı, reçel, sos, ezme, şurup, kek, tatlı, reçel, sos, dondurma ve turşu gibi çok sayıda tarif barındırıyor.

Kitap, özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, İstanbul dışındaki yemeklere dair ayrıntılar barındırmasıyla bir kültür hazinesi niteliğinde.

Kitabın sonunda da, Nazan Maksudyan’ın Merzifon Amerikan Koleji’nin tarihçesini veren bir yazısı bulunuyor.

  • Künye: Boğos Piranyan – Aşçının Kitabı, çeviren: Takuhi Tovmasyan, Aras Yayıncılık, yemek, 184 sayfa

Kolektif – İzmir Ermenileri (2017)

İzmir’in Ermenileri hakkında neler biliyoruz?

Neredeyse hiçbir şey!

Onlardan kalan izler, bugün artık tümüyle yitip gitmek üzere.

İşte, Mimar Zakarya Mildanoğlu tarafından derlenen bu kitapta yer alan makaleler, bu izlere farklı yönlerden bakıyor.

Kitapta karşımıza çıkan kimi dikkat çeken konular şöyle:

  • Geç dönem Osmanlı İzmir’inde Ermenilerin toplumsal ilişkileri,
  • İzmir’in Ermeni yapıları ve dokumacılık sanatı,
  • İzmir Ermeni Hastanesi’nin tarihi,
  • Aydın vilayetinde yapılan tehcirler ve katliamlar,
  • İzmir ve çevresindeki Ermeni cemaati,
  • İzmir’de Ermenice basın ve yayın,
  • İzmir’de Ermenilere ait eğitim ve hayır kurumları,
  • İzmir ticaret hayatında Ermeniler,
  • İzmirli bazı tanınmış Ermeniler…

Kitap, bu güzel şehrin ve çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin tarihine, özellikle Ermenilerin orada nasıl yaşadığı çerçevesinden ve yoğunluklu olarak Ermenice kaynaklardan yararlanarak bakan yazıları bir araya getirmesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitabın kapağındaki zeybeğin adı ise, Haçadur Şahinyan.

  • Künye: Kolektif – İzmir Ermenileri, derleyen: Zakarya Mildanoğlu, Aras Yayıncılık, 264 sayfa

Sarkis Seropyan (der.) – Aşiq û Maşûq (2017)‏

Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yahudiler, Lazlar, Çerkesler, Aleviler, Araplar…

Anadolu bunların ve daha pek çok halkın üzerinde yaşadığı ve her halkın kendi güzel rengini verdiği muazzam zenginlikte bir coğrafya.

Elimizdeki kitap da, bu özgün renklerden Kürtler ile Ermenilerin üç masalını, Türkçenin zenginliğiyle buluşturuyor.

Merhum gazeteci ve çevirmen Sarkis Seropyan’ın derleyip Ermeniceden Türkçeye çevirdiği, Anadolu halkları arasındaki kadim bağı ortaya koyan sevda temalı iki Kürt ve bir Ermeni masalı…

‘Siyamanto ve Xıçezare’,

‘Lur da Lur’,

‘Kral Lusig ve Sedev Hovig’.

Bu üç masalın ilki, Kürt halkının sevilen bir aşk hikâyesi.

‘Lur da Lur’, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir Kürt aşk masalı olarak burada yeniden hayat buluyor.

‘Kral Lusig ve Sedev Hovig’ ise, bir soylu ile çoban arasındaki aşkı anlatıyor. Burada çobanın kadın oluşu da, masalı bu türdeki benzerlerinden farklı kılan önemli bir faktör.

Ressam Zeynep Özatalay’ın birbirinden güzel resimleri de kitaba zengin bir boyut katıyor.

  • Künye: Aşiq û Maşûq, derleyen ve çeviren: Sarkis Seropyan, Aras Yayıncılık, masal, 128 sayfa

Anthony Slide – Aurora (2017)

  • AURORA, editör: Anthony Slide, çeviren: Evrim Kaya, Aras Yayıncılık, inceleme, 320 sayfa

aurora

Asıl adı Arşaluys olan ve 1915’te Ermeni tehcirinde halkı yok edildiğinde henüz 14 yaşına basmış Çemişgezekli kız çocuğu Aurora’nın sıra dışı ve can acıtıcı hikâyesi. Aurora o korkunç zamanlarda bir şekilde hayatta kalmayı başarır ve iki yıl sonra Amerika’ya varır. Burada başından geçenleri anlatan Aurora’nın hikâyesi, çok geçmeden Hollywood’daki film yapımcılarının da ilgisini çekmeye başlar. Böylece Aurora, başrolünde kendisinin oynadığı bir filmle yaşadıklarını beyazperdede canlandırır. Fakat bu süreçte, başından geçenleri yeniden hatırlamak gibi büyük bir travmayla da boğuşur. İşte bu kitap, bize Aurora’nın bu trajik hikâyesini anlatıyor. Aurora’nın oynadığı ve gösterime girdiğinde gişe rekorları kırmış film daha sonra ortadan kayboldu. Popüler bir seyirlik haline getirilen Aurora ise unutulup gider ve ilerlemiş yaşında öldüğünde kimsesizler mezarlığına gömülür. Çarpıcı, iz bırakan bir hayat…

Şahan Şahnur – Sessiz Ricat (2016)

  • SESSİZ RİCAT, Şahan Şahnur, çeviren: Maral Aktokmakyan ve Artun Gebenlioğlu, Aras Yayıncılık, roman

sessiz-ricat

İstanbul’dan Paris’e göç eden Ermenilerden Şahnur’un, 1915 ve sonraki yıllarda hayatta kalarak Batı ülkelerine savrulmuş Ermenilerin yaşadıkları derin travmayı çarpıcı ve yenilikçi tarzda işleyen romanı. Roman, Ermenilerin kimliğine yönelik eleştirileri ve dönemine göre cesur sayılabilecek erotizmiyle dikkat çekiyor.

Richard G. Hovannisian – Van (2016)

  • VAN, editör: Richard G. Hovannisian, çeviren: kolektif, Aras Yayıncılık, tarih

van

Ermenilerin Vasburagan dedikleri Van’ın uzun, renkli, çok katmanlı ve trajik hikâyesi. Farklı yazarların yer aldığı kitap, Van’da minyatür sanatı, kilise tarihi, müziği, Krikor Naregatsi gibi ünlü şahsiyetleri ve Van ile Ani Krallıkları arasındaki ilişkiler gibi, Van’ın tarihi ve kültüründe öne çıkan pek çok hususu aydınlatıyor.