Kolektif – Bitlis ve Muş editör (2016)

Bitlis ve Muş’un Ermeni geleneğindeki adları, Pağeş ve Daron’du.

Ermeni tarihinin birer zengin mirası olarak kabul edilen bu yerlerin coğrafi ve tarihi arka planı, erken Hıristiyan ve ortaçağ tarihleri, sanata ve mimariye katkıları ve Türklerin egemenliğine girişlerinden sonraki durumları, kitabın öne çıkan konuları.

  • Künye: Kolektif – Bitlis ve Muş editör: Richard G. Hovannisian, çeviren: Zülal Kılıç, Aras Yayıncılık

Ayhan Aktar – Ermeni Evine Figan Kuruldu (2020)

 

“İşte yıkdırdılar barakamızı

Dingleyen olmadı efğanımızı

Bulamaz iken ekmegimizi

Bir daha kırdılar dallarımızı.”

‘Ermeni Evine Figan Kuruldu’, 1915’te Ermenilerin yaşadıklarını şu ana kadar üzerinde hiç çalışılmamış bir pencereden ele alıyor.

Ayhan Aktar, Anadolu Ermenilerinin yaşadığı tehcir, sürgün, toplu şiddet ve kitlesel katliamların etkilerini, halk sanatçıları tarafından söylenmiş destanlarda izliyor.

Kitapta, soykırımdan sağ kalan ve Halep yöresinde hayata tutunan âşıkların Ermeni harfleriyle Türkçe olarak basılmış destanları yer alıyor.

Bu destanların asıl önemi, hem yazarlarının 1915 ve sonrasında birey olarak deneyimlerini, hem de farklı yönleriyle soykırım-sonrası yaşantının temel meselelerini ortaya koymaları.

Destanlar bir anlamda sağ kalanların hikâyesini, uğradıkları ayrımcılığı, tehcir sonrasında yeni bir hayat kurmaya çalışırlarken neler yaşadıklarını anlatırken, bir yandan da onların başlarına gelenleri hangi ruh halleriyle karşıladıklarını, dünyayı ve çevrelerinde olan bitenleri nasıl algıladıklarını gösteriyor.

Kitapta yer alan bazı destanlar ölümcül tehcir yürüyüşünü, bazıları Antep, Urfa, Maraş gibi şehirlerde daha sonra yaşanan çatışmaları anlatırken, kimileri de Ermenilere yeni bir yurt olan Halep’teki yaşamın zorluklarını ya da modernleşen hayatla birlikte gelen moda ve dans gibi “acayiplikler” etrafında yaşanan toplumsal gerilimleri ele alıyor.

Aktar, tüm bu malzemeyi ve ilgili arka planı usta işi bir tarihçilikle bir mücevher gibi işleyerek sunuyor.

  • Künye: Ayhan Aktar – Ermeni Evine Figan Kuruldu: 1915 Destanları ve Halep, Aras Yayıncılık, tarih, 264 sayfa, 2020

Kolektif – Yok Hükmünde (2016)

Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişilik ve temsil sorunu Türkiye’de çözülmemiş bir sorun olarak kalmaya devam ediyor.

İşte bu sorunları farklı yönleriyle ve hem tarihsel hem de güncel örnekleriyle ele alan metinler, birçok yazarın katkıda bulunduğu eldeki kitapta bir araya getirilmiş.

Burada, Osmanlı döneminde cemaat nizamnamelerinden Ermeni, Süryani, Yahudi gibi cemaatlerin boğuştuğu tüzel kişilik sorununa. tapu işlemlerinde yaşanan sıkıntılardan dünyadan örneklerle dini azınlıkların yasal statülerine kadar pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Yok Hükmünde, editör: Rober Koptaş ve Bülent Usta, Aras Yayıncılık

Ana Arzoumanian – İnsan Deposu (2016)

Kitlesel şiddet, halklara ne yapar?

Felaket görmüş, dağılmış, kaybolmuş halkları anlamaya çalışan Ana Arzoumanian, soykırıma uğramış Ermeniler, Boşnaklar ve Yahudiler ile zorla yerlerinden edilmiş mültecilerin sonsuz trajedileri üzerinden kimliklerin inşasını, yıkımı ve yıkımın açtığı yaraların tedavisini tartışıyor.

Arzoumanian, Arjantin’deki Ermeni diasporasının kayıp bedenlerden yola çıkarak semantik olarak yeniden inşa edilişini temel hatları üzerinden takip ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Savaş makinesinin başka bir ekonomisi, başka bir vahşeti, başka bir adaleti vardır. Bu makine sivil hayatları da ele geçirip sahiplenirken, günbegün bu makineyle yaşayan insanların elinde bir tek hatırlamak kalır, yeniden tanımlamak ve yeniden işlemek.”

  • Künye: Ana Arzoumanian – İnsan Deposu, çeviren: Bülent Kale, Aras Yayıncılık, psikanaliz, 176 sayfa, 2016

Silva Özyerli – Amida’nın Sofrası (2019)

‘Amida’nın Sofrası’, Diyarbakır Ermenilerinin mutfak ve yemek kültürleri hakkında çok değerli bir çalışma.

Kendisi de doğma büyüme Diyarbakırlı olan Silva Özyerli, şehrin mutfak kültüründen pek çok örneği bizimle paylaşırken, aynı zamanda bu yemeklerin Diyarbakırlı Ermenilerin gündelik ve toplumsal hayatlarındaki izlerini de keyifle okunacak bilgiler, anekdotlar ve hikâyelerle harmanlayarak anlatıyor.

Yazar, burada, aile geçmişinden, eski kuşak Diyarbakırlılarla yaptığı görüşmelerden, bilhassa Ermenice yazılı kaynaklardan yaptığı araştırmalardan yararlanarak, bugün bazıları yaygın olarak bilinse de, önemli kısmı yok olmaya yüz tutmuş veya değişip dönüşmüş, bir kısmı ise tamamen unutulmuş yemekleri eskiden pişirildikleri halleriyle gün yüzüne çıkarıyor.

Özyerli’nin, aile tarihinde iz bırakmış acı tatlı olaylarla harmanlayarak geliştirdiği anlatım tarzı, Diyarbakır ve çevresinin yüz yılı aşkın tarihine alternatif bir bakışın taşıdığı imkânlara işaret ettiği için ayrıca önemli.

Dolmalardan üsküre kebaplarına, kavurmalardan perdeli ciğerlere, bastırmalardan duvaklı pilavlara pek çok tarif, burada.

  • Künye: Silva Özyerli – Amida’nın Sofrası: Yemekli Diyarbakır Tarihi, Aras Yayıncılık, yemek, 272 sayfa, 2019

Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü (2019)

Batı ülkelerinde Ekim Devrimi’nin tarihi yazımı, olayları neredeyse tamamen Petrograd ve Moskova ekseninde ele alarak 1917-1918’deki geniş tabloyu görmezden gelir.

Oysa Bakü örneğine bakıldığında, bazı merkezlerde devrimin izlediği yol Petrograd’da yaşanılandan oldukça farklı bir çizgide gelişmişti.

İşte Ronald Grigory Suny’nin bizde yeniden basılan, ilk kez 1972’de yayımlanmış elimizdeki çalışması, Rus İmparatorluğu’nun Hazar limanı, petrol başkenti Bakü’de devrimin ilk bir buçuk yılına yakından bir göz atarak bu dengesizliği gidermesiyle büyük önem arz ediyor.

Bilindiği gibi, Rus, Müslüman, Ermeni gibi farklı etnik gruplardan emekçilerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir petrol ve işçi kenti olan Bakü’de Bolşevik önder Isdepan Şahumyan önderliğinde, Paris Komünü’nden esinlenerek ilan edilen bir Komün kurulmuştu.

Suny’nin de gözler önüne serdiği gibi, Bakü’nün kendine özgü durumu, sınıf ve ulus savaşımının birlikte yaşanması, daha iyi bilinen merkezi Rusya’ya dayandırılan genellemelerin doğrulanması için çok yararlı bir kaynak oluşturuyor.

Suny’nin çalışması, Bakü Komünü’nün devrim tarihi içinde nasıl çok hayati bir durak olduğunu ortaya koyduğu gibi, bu deneyimi enine boyuna izleyerek Sovyet Devrimi’nin bütünlüğüne katkıda bulunuyor.

Kitap, Bakü Komünü’nün hangi çelişkilerle malul olduğunu, kentteki işçi hareketinin kendine has karakterinin ne olduğunu ve kentin nasıl olup da işçi hareketi için önemli bir merkez haline dönüştüğünü ve Komün’ün başarılarını ve karşılaştığı sorunları kapsamlı bir şekilde izliyor.

  • Künye: Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü, çeviren: Kudret Emiroğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 368 sayfa, 2019

Hraç Norşen – Çileli Ağavni (2009)

Hraç Norşen ‘Çileli Ağavni’de, çocukluğu boyunca babaannesi Ağavni Norşen’den duyduğu aile hikâyelerini anlatıyor.

Ağavni Norşen’in genç kızlığından yaşlılığa uzanan hayatını anlatan yazar, böylece aile tarihinin de bir dökümünü yapmış oluyor.

Babaannesinin anlattıklarını ilk dinlediğinde küçücük bir çocuk olduğunu söyleyen Norşen, babaannesinin hayat hikâyesini, Sivas Suşehri’ne bağlı olan köyü Pürk’ü, ailesinin hiç tanımadığı fertlerine dair hatıralarını ve her birinin yaşadığı acı olayları aktarıyor.

Norşen’in kaleme aldığı anlatı, Ağavni Norşen’in çileli hayatı üzerinden, Ermenilerin bu topraklarda maruz kaldıkları baskıyı kayda geçirirken Türkiye yakın tarihine ışık tutuyor.

  • Künye: Hraç Norşen – Çileli Ağavni, Aras Yayıncılık, anlatı, 251 sayfa

Mıgırdiç Margosyan – Zurna (2009)

Mıgırdiç Margosyan, ‘Gâvur Mahallesi’, ‘Söyle Margos Nerelisen?’, ‘Biletimiz İstanbul’a Kesildi’ ve ‘Tespih Taneleri’ isimli eserleriyle Türkiye’nin sevilen yazarlarından.

‘Zurna’ isimli elimizdeki eser ise, Margosyan’ın 1996-1999 yılları arasında Agos gazetesinde yayımlanan makalelerinden yapılmış bir seçki.

Margosyan, hiciv yönü ağır basan yazılarında, bir Ermeni olarak tanık olduklarını okurlarıyla paylaşıyor.

Çocukluğunun geçtiği Diyarbakır; Diyarbakır Surp Giragos Kilisesi’nin yıkık harabeleri arasına sığınmış Lüsye Baco’nun trajik hayatı; Türkiye’deki gayrimüslimlerin maruz kaldığı baskılar; anadilin önemi ve vazgeçilmezliği; Erzurum Yakutiye beldesindeki tarihi Ermeni kilisenin camiye çevrilmesi; vakıf malları konusunda yaşanan sıkıntılar ve Türkçeyle ilgili birçok çalışma yapmış A. Dilaçar, ya da gerçek adıyla Agop Martanyan, Margosyan’ın yazılarında işlenen konulardan birkaçı.

  • Künye: Mıgırdiç Margosyan – Zurna, Aras Yayıncılık, deneme, 231 sayfa

Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi? (2015)

1902 Tekirdağ doğumlu Apraham Kasapyan, 1972’de İstanbul’da hayatını kaybetti.

Bu kitap, 1915’te ailesi ve akrabalarıyla birlikte ölüme gönderilen Kasapyan’ın o yıllara dair tanıklığını barındırıyor.

1915’ten sonra on yıllarca süren bir suskunluk duvarının ardında yaşayan Türkiye Ermeni toplumundan bir bireyin kaleminden kan donduran, gerçek bir survivor anlatısı.

Ermenilerin bu topraklarda yaşadıklarının boyutlarını gözler önüne seren, yürek yakan hikâyeler…

  • Künye: Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi?, çeviren: Öjeni Höllüksever, Aras Yayıncılık, anı, 128 sayfa, 2015

Ronald Grigor Suny – Ararat’a Bakmak (2015)

Modern Ermeni tarihine farklı açılardan bakan önemli bir çalışma.

Yazar, Ermenilerin ilk ortaya çıkışından bugüne tüm tarihlerini, bir siyasi yapı oluşturma çabası olarak ele alıyor.

Rus-Ermeni ilişkileri, Ermeni devrimci hareketinin doğuşu, Soykırım gibi konularda aydınlanmak için sağlam bir kaynak.

  • Künye: Ronald Grigor Suny – Ararat’a Bakmak, çeviren: Ebru Kılıç, Aras Yayıncılık, tarih, 408 sayfa, 2015