Terry Eagleton – Akıl, İnanç ve Devrim (2021)

Ne oldu da geleneksel Hıristiyanlık, İncil’in devrimci tavrına ihanet etti?

Terry Eagleton, Tanrı inancı üzerine ufuk açıcı bir tartışma yürüterek bu soruya yanıt arıyor.

Eagleton, ‘Akıl, İnanç ve Devrim’de, bir yandan “batıl inançlı” Tanrı görüşünü yıkıyor, öte yandan da kurumsal Hıristiyanlığa şiddetli bir saldırı başlatıyor.

Kutsal Ruh’tan Ortadoğu’nun yakın tarihine, Aquino’lu Tomas’tan İkiz Kuleler’e kadar uzanan anlatısında din ve siyasete ilişkin düşüncelerini dile getiren Eagleton biliminsanlarını, ilahiyatçıları, ateistleri ve Tanrı tartışmasını anlamaya hevesli okurları din ve inanca dair ezberlerini bozmaya davet ediyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Akıl, İnanç ve Devrim, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, siyaset, 152 sayfa, 2021

Frank M. Snowden – Salgınlar ve Toplum (2021)

Tarih boyunca insanlığı kırıp geçiren pek çok kitlesel salgın yaşandı.

Frank Snowden da, vebadan günümüze yaşanan salgınların toplumu ve tarihi nasıl köklü bir biçimde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Çalışma, söz konusu salgınların hastalıkların yanı sıra tıp bilimini ve halk sağlığını nasıl çarpıcı bir biçimde etkilediğini, bunun yanı sıra sanata, dine, entelektüel tarihe ve savaşa yansımalarını duru bir üslupla ortaya koymasıyla önemli.

Tıbbi tedavinin evrimi, veba literatürü, yoksulluk, çevre ve kitlesel histeri gibi temalara sahip çalışma, çiçek hastalığı, kolera ve tüberküloz gibi hastalıklar hakkında tarihsel bir perspektif sağladığı gibi, HIV/AIDS, SARS, Ebola ve Covid-19 gibi salgınların sonuçlarına odaklanıyor ve dünyanın gelecek nesil hastalıklara hazır olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor.

  • Künye: Frank M. Snowden – Salgınlar ve Toplum: Kara Ölüm’den Günümüze, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, tarih, 752 sayfa, 2021

Zygmunt Bauman – Kültür Teorisinde Eskizler (2021)

Zygmunt Bauman’ın 1968’de ülkesi Polonya’dan sınır dışı edilmesi sürecinde kaybolduğunu sandığı ‘Kültür Teorisinde Eskizler’, düşünürün daha sonraki fikirlerine zemin oluşturan çok önemli bir eser.

Sıkı bir teorik tefekkür olan bu kitabında Bauman, kitle kültürünün durumu, pedagojinin talepleri ve kırsal bölgelerdeki değişimler gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitapta,

  • Kültürel antropolojinin krizini,
  • Yapısalcılıkla sibernetiğin potansiyellerini,
  • Göstergebilimsel kültür teorisini,
  • Göstergebilimin kültür teorisindeki araştırma sorunlarını,
  • Toplumun kültürel ve kültür dışı örgütlenmesini,
  • Toplumların ekonomisi ile kültürleri ve tipolojileri arasındaki girift ilişkiyi,
  • Çağdaş eğitimin problemlerini,
  • Ve kültürün sosyolojik işlevi gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

‘Kültür Teorisinde Eskizler’, gerek tarihi gerekse içinde sunulan fikirlerin değeri bakımından, ayrıca 1960’larda sosyal bilimlerde yaşanan dönüşümlerin çok önemli bir incelemesi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Kültür Teorisinde Eskizler, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 400 sayfa, 2021

David Quammen – Kördüğüm Evrim Ağacı (2021)

Biyolojideki en dudak uçuklatan hikâyelerden biri protein moleküllerindeki zengin çeşitliliktir.

David Quammen’in bu enfes çalışması da, moleküler filogenetikteki son keşiflerden yola çıkarak insanın kimliği ve canlıların evrimi konusunda bize yepyeni bilgiler veriyor.

Kitabın en büyük katkısı, bu keşiflerin evrim anlayışımızı ve yaşamı nasıl değiştirebildiğini bilim tarihinde iz bırakan araştırmacıların yaşamları ve çalışmaları üzerinden anlatması.

Arkeleri keşfeden Carl Woese, endosimbiyotik teorinin mimarı Lynn Margulis ve yatay gen transferinin şaşırtıcı sonuçlarını ortaya koyan Tsutomu Watanabe, bunlardan birkaçı.

Quammen bu isimlerin ortaya koyduğu muazzam katkılardan hareketle, “İnsan birey nedir?” ve “Bu keşifler insanın kimliği, bireyselliği ve tarihine dair bize neler söyleyebilir?” gibi hayati soruların yanıtlarını arıyor.

‘Kördüğüm Evrim Ağacı’, canlılar arası evrimsel bağlantıların atalarımızdan kalma doğası ve her bir organizmanın iç içe geçme derecesi üzerine derinlemesine düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: David Quammen – Kördüğüm Evrim Ağacı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, bilim, 568 sayfa, 2021

Zygmunt Bauman – Sosyoloji Ne İşe Yarar? (2021)

Sosyolojinin kendisi, keşfetmeye çalıştığı toplumsal dünyanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Peki, sosyoloji tam olarak nedir, neden ve nasıl yapılır, neyi başarır?

Zygmunt Bauman’la Ocak 2012 ve Mart 2013 arasında yapılmış dört söyleşiden oluşan bu kitap, sosyologları, bir bilimin değer yargılarından bağımsız teknisyenlerinden ziyade, dünyaya seslenmek için kullanılan bir yöntemin etkin özneleri olarak tanımlamaya teşvik ediyor.

Okurunu, günümüzde ve gelecekte sosyologların neyi, neden, nasıl ve kimler için yaptığı üzerine taze fikirler üretmeye davet eden çalışma, sosyologları Bauman’ın eserlerindeki ahlaki ve politik mesajlara uyarlamayı hedefliyor.

“Sosyolojinin daha geleneksel ve hümanist varyasyonu, kararların derin kaynaklarını faaliyete sokarak, insanlara içinde bulundukları durum hakkında bol miktarda bilgi sağlayarak ve bu sayede tercih özgürlüklerinin sınırlarını genişleterek insan davranışlarını daha az öngörülebilir hale getirmeyi hedefler.” diyen Bauman’a göre, sosyologlar gerektiğinde akıntıya karşı yüzmelidir.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Sosyoloji Ne İşe Yarar?, söyleşi: Michael Hviid Jacobsen ve Keith Tester, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 160 sayfa, 2021

Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş (2021)

12 Eylül 1980 darbesi, bütün olanaklarıyla üzerine gitmesine rağmen işçi hareketini boğamadı.

Bu sayede 1990 kışındaki, ikisi de birbirinden etkili Büyük Madenci Yürüyüşü ve onun öncesinde de 89 Bahar Eylemleri yaşanabildi.

Ve yine bu sayededir ki acımasız neoliberal politikaları uygulamaya koyan ANAP iktidarı, tarihin çöplüğündeki yerini aldı.

İşte Görkem Doğan’ın bu harikulade çalışması da, işçilerin 80’lerdeki bu protesto döngüsünü çok yönlü bir bakışla anlamlandırmasıyla önemli.

Görkem burada,

  • Seksenli yıllardaki işçi hareketinin, işçilerin altmışlı ve yetmişli yıllardaki deneyimlerinden ve hatta kadrolarından nasıl yararlandığını,
  • İşçi hareketinin seksenlerin tam sonuna denk gelen bu yükselişinin ardındaki dinamikleri,
  • Netaş Grevi’nden itibaren ortaya çıkan pek çok küçük grev ve başka işçi eylemlerinden oluşan protesto döngüsünün nasıl adım adım yükseldiğini,
  • Bunun dönemin siyasal süreçleriyle nasıl ilintili olduğunu,
  • Bu kitle seferberliğinin ANAP iktidarının devrilmesine ne gibi katkılarda bulunduğunu,
  • Ve bu hareketin canlılığını doksanlı yılların başından itibaren kamu emekçilerinin sendikalaşma hareketi ve öğrenci hareketine devredişini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Kitap, seksenlerdeki bu protesto döngüsünü irdelediği kadar, bu deneyimden ne gibi dersler çıkarabileceğimiz üzerine de düşünüyor.

  • Künye: M. Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş: Özal’a Karşı Geleneksel Sendikanın Mücadelesi (1986-1991), çeviren: Akın Emre Pilgir, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 325 sayfa, 2021

Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni (2021)

Okurun, sanat tarihinin temel dayanak ve güzergâhlarını daha iyi kavramak için muhakkak okuması gereken temel metinler, bu derlemede.

Diana Newall ve Grant Pooke’un derlediği özenli çalışmada, ilk zamanlardan çağdaş döneme kadar uzanan eserler ve konular üzerine kaleme alınmış elli eleştirel metin yer alıyor.

Bir yandan bizlere bırakılan kültürel mirası sorgulayan, farklı kuşaklardan yazarlara ait bu metinler, aynı zamanda kültürel mirasımıza ve arşivlerimize çoğulcu bir bakış açısıyla yaklaşmamıza olanak sağlıyor.

Sanat tarihine ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir rehber.

  • Künye: Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni, derleyen: Diana Newall ve Grant Pooke, çeviren: Akın Emre Pilgir ve Ercan Tugay Akı, Ayrıntı Yayınları, sanat tarihi, 384 sayfa, 2021

Kolektif – İnsan Hakları, İnsan Haysiyeti ve Kozmopolit İdealler (2016)

İnsan haklarını, insan haysiyeti ve kozmopolitlik kavramlarıyla ilişkilendirerek tartışan makaleler.

Etik normlarla ilişkili bir insan hakları anlayışının imkânları, devlet merkezli insan hakları yaklaşımının sıkıntıları, yeni bir insan hakları savunma hattı kurma ve daha fazlası, burada.

  • Künye: Kolektif – İnsan Hakları, İnsan Haysiyeti ve Kozmopolit İdealler, derleyen: Matthias Lutz-Bachmann ve Amos Nascimento, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları

Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis – Ahlaki Körlük (2020)

Ahlaki körlüğün kökenleri, nedenleri nedir?

Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis’in kaleminden, günümüzün bu en yakıcı sorunu üzerine usta işi bir sorgulama.

Kitap, ahlaki körlüğümüzün nasıl ortaya çıktığı, ne gibi sonuçlara sebep olduğu ve modern insanın kişiliği ve içinde bulunduğu dünya hakkında bize neler söyleyebileceğini çok yönlü bir bakışla sorguluyor.

İki yazar bu bağlamda reklamları, kişisel gelişimci yaşam koçları ile siyasetçilerin söylemlerini, iş insanlarının tutumunu, Facebook yorumlarımızı ve sosyal medya paylaşımlarımızı çok yönlü bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Bunu yaparken modern edebiyattan felsefe klasiklerine sosyolojik bir ağ ören çalışma, bu en yakıcı ve güncel ahlaki sorunumuzu çok yönlü bir perspektifle sorguluyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Leonidas Donskis – Ahlaki Körlük: Akışkan Modernlikte Duyarlılığın Yitimi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 272 sayfa, 2020

Jim Horne – Uykusuzluk (2020)

Günümüzde birçok insan uykusuzluk sorunundan yakınıyor.

Bu sorun da, büyük oranda modern uyanık yaşamın baskılarına atfediliyor ve obezliğin, kalp-damar hastalıklarının ve başka rahatsızlıkların sebeplerinden biri gibi lanse ediliyor.

Yaygın kanıya göre, insan günde en az sekiz saat uyumalıdır.

Jim Horne ise, tam da bu noktada, uyku yoksunluğunun abartıldığını iddia ediyor.

Zira büyük çoğunluğumuz yeterli uyku almaktadır, özellikle yedi saatlik uyku ortalamamızda son yüzyılda pek bir değişiklik olmamıştır.

Dolayısıyla “8 saate ihtiyacımız olduğunu” söyleyen iddialar kuşkuludur; çünkü çoğumuz, daha az saatle mutlu mesut uyumaktayız.

Dahası insanların uyku sürelerindeki doğal farklılıkları bir kenara koyarsak, uykuyu sadece uzunluğuyla değerlendirmek uyku kalitesinin önemini ıskalamaktadır.

Uykusuzluk (insomni) teşhisinin, esas olarak yirminci yüzyıla ait bir uzlaşmanın ürünü olduğunu belirten Horne, büyük oranda yeni hipnotik ilaçların keşfinin bu gelişmenin habercisi olduğunu ve geçmiş yaklaşımların aksine bu sıkıntının zararsız bir “yaşamsal olgudan” ziyade daha “tıbbileşmiş” bir duruma dönüştürülmesine olanak tanıdığını söylüyor.

Günümüz uyku yoksunluğu sorununa “hayatın içinden bir olgu” olarak bakan çalışma, bir başka teziyle de çok dikkat çekiyor.

Horne, kısa uykuyla ölüm oranlarının, obezite, şeker hastalığı ve kalp hastalıkları arasındaki bağlar eleştirel bir şekilde incelendiğinde; bu bağların en iyi ihtimalle sınırlı olduğu, gerçek anlamda sadece geceleri beş saatten az uyuyan kişilerde rastlandığını belirtiyor.

Yazara göre, bu insanların çoğu gerçekten de kronik uyku yoksunluğu çekmektedir, fakat nüfusun yalnızca küçük bir azınlığını oluşturmaktadırlar.

  • Künye: Jim Horne – Uykusuzluk: Günümüz Toplumunda Uyku İhtiyacı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020