Çetin Balanuye – Spinoza (2023)

Spinoza adı son yıllarda hem akademik çevrelerde hem de felsefeye merak duyan genel okurlar arasında giderek daha sık duyuluyor.

Üstelik bu ilgi belli bir coğrafyaya özgü değil; Avrupa’da olduğu kadar okyanusun öte yakasında, Latin Amerika’da olduğu ölçüde Uzakdoğu’da da Spinoza üzerine yazılanların sayısındaki artış dikkat çekiyor.

Bir anlamda, bu eşsiz filozofa karşı hem yaşarken hem de ölümünden sonra uzunca bir süre devam eden peşin hükümlü ilgisizlikten dolayı bağışlanma diliyor gibiyiz.

Spinoza felsefesi ilk karşılaşmada pek çok okuru tedirgin edebilen bazı özelliklere sahiptir; orjinal eserlerin dili ya geometri soyutluğu ya da metafizik bir uzaklık içerdiği için çoğu zaman ilk denemede okunup anlaşılacak türde akıcı yapıtların filozofu değildir Spinoza.

Bununla birlikte, küçük bir yardım alarak ve makul bir dikkat göstererek okunduğunda bu büyük sistem kendini serbestçe açacak, okurla güçlü bir bağ kurmayı başaracaktır.

‘Spinoza: Bir Hakikat İfadesi’nin temel amacı bu küçük yardımı sağlamak.

Ahmet İnam, bu kitap hakkında şöyle diyor:

“Spinoza gibi felsefe tarihinin çetin ceviz bir filozofunu oldukça temiz bir Türkçeyle, çok geniş bir ufuk içinde dile getiren, üzerinde oldukça yoğun çalışılmış bir kitapla karşı karşıyayız. Spinoza’yı bu denli kapsamlı anlatan bu çalışma, ülkemizin felsefe sevdalılarının çıkabilecekleri felsefe yolculuklarında önemli bir yol arkadaşı olacaktır.”

  • Künye: Çetin Balanuye – Spinoza: Bir Hakikat İfadesi, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2023

Adam Phillips – Değişmeyi İstemek Üzerine (2023)

Psikanalitik teorinin önemli isimlerinden Adam Phillips’in ‘Değişmeyi İstemek Üzerine’ adlı kitabı, hayatlarımızı değiştirmeye yönelik evrensel dürtüyü odağına alıyor.

Değişimle ilgili eğilimlerimizi, değişmeyi isterken gerçekte ne yönde değiştiğimizi, ne ölçüde istediğimiz yönde değişebileceğimizi keşfe çıkan iyi bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Daima değişiyoruz ve değişme şeklimizi seçmek, hatta tasarlamak istiyoruz. Değişim, siyaset veya terapi yoluyla, din veya spor yoluyla, üretkenlik veya büyüme yoluyla, ilişkiler veya ilişkilerden uzak durma yoluyla, sanat veya bilim yoluyla aranabilir. Değişimin bir arzu nesnesi olduğu aşikârdır, gerçi asıl istenen değişim, tercih edilen yönde gerçekleşecek bir değişimdir. Hayatlarımızın sürekli ileriye doğru giden bir hikâye olmasını istiyoruz. Ancak değişim, belirsiz bir arzu nesnesi olarak büyüleyici olduğu kadar dehşet verici de olabilir.

Kendimiz için isteyebileceğimiz değişim türlerini nasıl keşfedeceğiz? Ve eğer mümkünse, bu mevcut değişim biçimlerini diğer insanların bizi ikna etmeye hevesli olduğu değişimlerden nasıl ayırabiliriz?”

  • Künye: Adam Phillips – Değişmeyi İstemek Üzerine, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2023

Charles Darwin – Beagle Yolculuğu (2023)

Güney Amerika (Brezilya, Arjantin, Şili, Peru, Ekvator…), Galapagos Takımadaları, Havai, Yeni Zelenda, Avustralya gibi dünyanın birçok bölgesini dolaşarak bitki ve hayvanları toplamak, onları değerlendirerek gözlemlerini teorik bir çerçeveye oturtmak 22 yaşındaki Charles Darwin’in temel amacıydı.

Bugünün koşullarında kolaymış gibi görünen bu gezi, o günlerde büyük bir özveri gerektiriyordu.

Beş yıl süren bu gezi sırasında genç Darwin deniz tutması dahil bir dizi hastalığa katlanmak zorunda kalmıştı.

Bir yanda daha önce görmediği olağanüstü canlılarla tanışıp onları Doğa Tarihi Müzesi’nin en önemli koleksiyonu olarak derlerken, diğer yanda İspanyol işgalcilerin yerli halklar üzerindeki baskı ve katliamlarına, köleliğin iğrenç yüzüne tanık olur.

Darwin’in eserleri Türkçede ilk kez bir arada basılıyor.

Ayrıntı Yayınları, iki Pulitzer ödüllü Edward O. Wilson’un derleyerek illüstrasyonlarla zenginleştirdiği ‘Beagle Yolculuğu’ndan (1845) sonra ‘Türlerin Kökeni’ (1859), ‘İnsanın Türeyişi’ (1871) ve ‘İnsan ve Hayvanlarda Duyuların İfadesi’ (1872) kitaplarını da yayımlayarak külliyatı tamamlayıp tek bir kutu içinde okurlarla buluşturacak.

Ölümünden 123 yıl sonra büyük bilim insanına, Charles Darwin’in anısına saygıyla.

  • Künye: Charles Darwin – Beagle Yolculuğu, çeviren: Çağatay Turhan, Ozan Karakaş ve Şeyma Eren, Ayrıntı Yayınları, bilim, 400 sayfa, 2023

Donald Kalsched – Travma ve Ruh (2023)

Travmanın ruhumuz, maneviyatımız üzerindeki etkisi üzerine muhakkak okunması gereken bir eser.

Donald Kalsched’in burada klasik psikanalitik yazarların yanı sıra çağdaş sinirbilimin içgörüleriyle Jung düşüncesini birbirine bağlaması kitabın asıl özgünlüğü.

Kalsched bu kitabında psikanalitik yakınlıkta ortaya çıkan mistik ve ruhsal anları incelemeye alıyor.

Klinik örnekler, terapi diyalogları ve rüyalar üzerinden terapinin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor.

Travmadan sağ çıkanlar aracılığıyla, analiz edene de sıradan düzenin dışında, aydınlık ve karanlığın buluştuğu “başka bir dünya”nın kapıları aralanıyor.

Kalsched bu mito-şiirsel dünyanın, Freud’un öne sürdüğü gibi yaşamın acı gerçekleriyle mücadelemizin ürünü olan bir savunma mekanizması değil, aksine insan deneyiminin süregelen gerçekliği olduğunu savunuyor: İyileşme sürecinin bizzat merkezinde yer alan ve başka zamanlarda da tuhaf bir şekilde ona direnen bir gizem.

Bu kitap, psikanalitik çalışmanın gizemini yeniden ortaya çıkarma çabasının ürünü.

Sıradan hastaların ve sıradan psikoterapistlerin birlikte çalışarak insan ruhunun gerçekliğine ve psişenin derinliklerine bakışlarını ve deneyim aracılığıyla değişme hikâyelerini anlatıyor.

‘Travma ve Ruh’, “psişik” yönelimi olanlar da dahil, psikoterapistler, psikanalistler, analitik psikologlar ve dışavurumcu sanat terapistleri için özellikle merak uyandırıcı olacaktır.

  • Künye: Donald Kalsched – Travma ve Ruh, çeviren: Ali Oğuz Bozkurt, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 512 sayfa, 2023

Angeliki Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Dünyası (2023)

1204: Haçlılar Konstantinopolis’i ele geçirir; 1453: Şehir, Türklere teslim olur.

‘Bizans Dünyası’nın bu üçüncü ve son cildi işte bu iki önemli tarih aralığını kapsıyor.

Doğu Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, ileri üssü Trabzon ve komşuları Sırplar ve Bulgarların yanı sıra, IV. Haçlı Seferi sonucunda topraklarına yerleşen Latinler ile birlikte yeniden biçimleniyor.

Parçalanmış toprakların tarihi Türkler de dahil tüm bileşenleriyle anlatılıyor.

Bu dönemde küçük bir devlete dönüşen XII. yüzyılın eski büyük gücünün, önce Anadolu’da sonra da Kuzey Yunanistan’da topraklarını kaybetmesine ve 1373’ten itibaren Osmanlı sultanına tabi hale gelmesine tanıklık ediyoruz.

Konstantinopolis ve Peloponez’e indirgenmiş olan bu devletin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, çoğu bertaraf edilen Haçlı Seferlerinden çok, sultanın iradesine ve Cenova ile Venedik’in çıkar amaçlı desteklerine bağlı kalmıştır.

İmparatorlar tarafından Lyon (1274) ve Floransa’da (1439) onaylanan Ortodoks ve Latin Kiliselerinin Birliği, Ortodoksların çoğunluğu tarafından reddedilmiş, hiçbir etkisi olmamıştır.

Patriğin otoritesi kesin olarak imparatorunkini yenmiştir. Ancak devletin, Kara Veba ve toplumsal gerilimleri de beraberinde getiren XIV. yüzyıl ekonomik durgunluğuyla iyiden iyiye zayıflaması, bazılarının refahıyla çelişiyordu.

Zira tuhaf bir şekilde Bizans, Batı’nın ekonomik, sanatsal ve kültürel gelişimine katılmıştı.

Hatta bu gelişimi sağlamıştır: Teknikleri (ipek, cam) oraya nakledilmiş, entelektüelleri Grek mirasını yeniden keşfetmekle kalmamış, hümanistlere de aktarmış ve sanatçıları, Trecento İtalyan resmini etkilemiştir.

Bununla birlikte, IV. Haçlı Seferi’nin travması bütünleşmeyi engellemiştir.

Angeliki Laiou (1941-2008), Harvard Üniversitesi profesörü, tanınmış tarihçi, Bizans toplumu ve ekonomisi uzmanıdır.

Ölümü nedeniyle başladığı bu cildi tamamlayamamış, derleme CNRS’te emekli araştırma direktörü, iktisat ve para tarihçisi, birçok eser sahibi Cécile Morrisson’a emanet edildi.

Ele alınan ülkeler konusunda yetkin dokuz faklı yazar (Bulgar, Fransız, Yunanlı ve Sırp) bu esere katkıda bulundu.

  • Künye: Angeliki Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Dünyası: Bizans İmparatorluğu ve Komşuları (1204-1453), çeviren: Aslı Bilge, Ayrıntı Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2023

Iris Murdoch – Sartre (2023)

Jean-Paul Sartre’ı anlamak, içinde yaşadığımız çağa ilişkin önemli bir şeyi anlamak demektir.

Filozof, politikacı, roman yazarı olarak Sartre, derinden derine çağdaş bir kimsedir ve çağdaş olduğunun da farkındadır; çağımızın üslûbu vardır onda.

Çalışmalarının tümüne göz attığımızda, bu üslûbun Avrupa ahlak felsefesinin, metafiziğinin ve politikasının doğal bir ürünü ve sonucu olduğunu kavrarız.

Başka bir yazarda gizli kalabilen bağlantılar, Sartre’ın eserinin açık-seçikliğinde kendilerini oldukları gibi gösterirler.

Düşüncesiyle eylemini durmadan yenilenen ama belirli bir yönde ilerleyen bir sentez içinde kaynaştırmak ister Sartre.

Uyandırdığı büyük ilginin kaynağını, kavranması hayli güç felsefi düşüncelerinden çok bu düşüncelerden kaynak alan edebiyat ürünlerinde ve eyleminde gerçekleştirdiği külyutmaz ve eleştirici tutumda, yürekli ve içten davranışta aramak gerekir.

Sartre’ın romanları ve felsefesi üzerine derinlikli bir analiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Sartre, Hegel-sonrası üç düşünce akımının kavşak noktasında bulunan bir düşünürdür. Bu üç düşünce akımı şunlardır: Marksizm, Varoluşçuluk ve Fenomenoloji. Sartre, bu üç akımın her birinin etkisini duymuş ve üç akımı da etkilemiştir.”

  • Künye: Iris Murdoch – Sartre: Romantik Rasyonalist, çeviren: Selahattin Hilav, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2023

Cynthia Miller-Idriss – Anavatanda Nefret (2023)

ABD başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde aşırılıkçı akımlar kendilerine milyonlarca taraftar buluyor.

Komplo teorilerinden, beyaz üstünlüğüne dair tezlerden, göçmen karşıtlığından beslenen nefret suçları ve şiddet vakaları günbegün artıyor.

Hal böyle olunca aşırılıkçı akımların insanları nasıl etkilediği, hangi mecraları kullanarak toplumda yaygınlaştığı konusu ise çok önemli bir araştırma konusu haline geliyor.

Cynthia Miller-Idriss nefretin üretildiği fiziksel ve sanal alanlara merceğini doğrultuyor ve “Aşırı sağcılar nerede taraftar topluyor?” “Gençler günlük yaşamlarında aşırılıkçı mesajlarla ne zaman karşılaşıyor?” gibi sorulara cevaplar arıyor.

Özellikle toplumların marjlarındaki gençlerin çeşitli ortamlarda nasıl hedef alındığını analiz ediyor ve radikalleşmeye giden yolun ergenlik ve yetişkinlik boyunca aşırı sağcı ortamlara girip çıkmakla oluşan bir süreç olduğunu gösteriyor.

‘Anavatanda Nefret’, yarının aşırı sağcı milliyetçilerinin üniversite kampüslerinden karma dövüş sanatları salonlarına, giyim mağazalarından çevrimiçi oyun sohbet odalarına ve YouTube yemek kanallarına kadar farklı mecralarda nasıl bir araya geldiğini gözler önüne seren ufuk açıcı bir çalışma. Kitap okurları yalnızca günümüz aşırı sağının gençleri cezbettiği ve tuzağa düşürdüğü ana akım mekânlara ve alanlara götürmekle kalmıyor aynı zamanda aşırılıkçı radikalleşmeyle mücadelede kullanabileceğimiz yenilikçi stratejileri de ortaya koyuyor.

  • Künye: Cynthia Miller-Idriss – Anavatanda Nefret: Yeni Küresel Aşırı Sağ, çeviren: Behzat Hıroğlu, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2023

Tim Jackson – Büyüme Sonrası (2023)

Kapitalizm çöküyor.

Daha fazla şey elde etmek için sürdürülen amansız arayış, iklim felaketine, sosyal eşitsizliğe ve finansal istikrarsızlığa yol açıyor.

Bu da bizi küresel bir salgında hazırlıksız bıraktı.

Tim Jackson’ın iddialı ve kışkırtıcı kitabı, bize kapitalizmin ötesinde, anlam ve ilişkiler yaratma arayışının kâr ve iktidar arayışına baskın geleceği bir dünyayı tahayyül etme cesareti veriyor.

‘Büyüme Sonrası’, sistem değişikliği için yazılmış bir manifesto olduğu kadar insanlığın içinde bulunduğu açmazlar üzerine derin tartışmaların da fitilini tutuşturacak bir girişim.

Değişimin orta yerinde bile büyümeye saplanıp kalmış haldeyiz.

‘Büyüme Sonrası’, bu saplantı sona erdiğinde olabilecek şeyler hakkında bir düşünme şekli.

Bizi toplumsal ilerlemenin yeni hudutlarını keşfetmeye davet ediyor.

Haritası çıkarılmamış toprakların olduğu bir yöne, bolluğun dolarla ölçülmediği ve tatminin amansızca maddi servet biriktirerek elde edilmediği keşfedilmemiş topraklara işaret ediyor.

  • Künye: Tim Jackson – Büyüme Sonrası: Kapitalizmden Sonra Yaşam, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2023

Madelon Sprengnether – Freud’un Yası (2023)

Freud’un yaslarının kuramını nasıl etkilediğine dair çok önemli bir çalışma.

‘Freud’un Yası’, yirminci yüzyıl boyunca psikanalitik teori ve uygulamalardaki değişimleri keşfetmenin temeli olarak Freud’un yas deneyimlerini ve teorilerini çözümlüyor.

Yirminci yüzyılın başlarındaki modernist Freud yerini 21. yüzyılın postmodern Freud’una bıraktı.

Madelon Sprengnether, Freud’un hayatındaki başlıca biyografik vakaların önemli bir yorumunu sunuyor ve bunu yaparken Freud’un erken yaştaki kayıplarının yasını tutamamasının yas teorilerini nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Bu durumun ardıllarına ödipal öncesi çalışmalar alanını açarak nesne ilişkileri, öznelerarası ve karşıaktarım teorileri, Lacancı analiz ve travma teorisi gibi bir dizi yeni psikanalitik teoriye imkân sağladığını ileri sürüyor.

Bu yaklaşımların çoğu, yasın ego gelişimi süreci için kritik olduğu şeklindeki formülasyon konusunda farklı yönlerden gelip bir noktada bulunuyor.

İşte bu argüman aracılığıyla Sprengnether de, modernizmden postmodernizme, yani ustalık vurgusundan kırılganlığa, dikeyden yatay anlam oluşturma sistemlerine ve kelimelerle temsil edilebilen alandan sözel olmayan alana geçişin izini sürüyor.

‘Freud’un Yası’, Freud’un yasla kendi mücadelesini keşfederek, onu donmuş idealleştirmeden kurtarırken ve çalışmalarının yirmi birinci yüzyılda taşıdığı önemi gösterirken, bizim de onun yasını tutmamıza imkân tanıyor.

‘Freud’un Yası’, psikanaliz, edebiyat ve feminizm tartışmalarına önemli bir müdahale.

Önde gelen bir edebi ve akademik şahsiyetin çeyrek asırlık dikkatli ve derin düşüncesinin ürünü olan kitap, yas motifi aracılığıyla psikanaliz ile toplumsal sorunlar arasındaki ilişkiye dair çok güzel yazılmış bir dizi analiz sağlıyor.

Sprengnether bu kitapta, yakınlık ve kayıpla ilgili Freudcu ve post-Freudcu teorileri yeniden düşünmeye yönelik hassas ve sürükleyici bir deneyim sunuyor.

  • Künye: Madelon Sprengnether – Freud’un Yası, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2023

Adam Phillips – İlgi Arayışı (2023)

Her şey, neyi ilgi çekici bulduğumuza bağlıdır (tabii eğer ilgi çekici bulduğumuz bir şey varsa) neyi ilgi çekici bulmak üzere eğitildiğimize ve teşvik edildiğimize, ayrıca kendimize rağmen kendimizi neyle ilgilenir halde bulduğumuza bağlıdır.

İki anlamda da -yalnızca çocukken değil, hayatlarımız boyunca- kısmen dikkat çekme arayışındayız, bunun nedeni de ilgiyi ne için istediğimizin ve neye ilgi göstermek istediğimizin her zaman net olmamasıdır: Kendimizde ve kendimiz dışında neyin ilgiye muhtaç olduğu ve aradığımız ilgiyi bulduğumuzda bunun ne gibi sonuçlar doğurmasını umduğumuz konusu belirsizlikler içerir.

Adam Phillips ilgi çekici bulduğumuz şeylerin, dikkat çekme arayışımızın kimliğimizi ve yaşamlarımızı nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

İlginin, utanç duygusuyla, benlikle ve dikkat dağınıklığıyla arasındaki bağlantılara ışık tutuyor.

Yönlendirdiğimiz veya yönlendirmediğimiz ilgimizin kim olduğumuza veya kim olmadığımıza dair neler söylediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Adam Phillips – İlgi Arayışı, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 128 sayfa, 2023