Berk Esen, Şebnem Gümüşçü, Hakan Yavuzyılmaz – Türkiye’nin Yeni Rejimi (2023)

Berk Esen, Şebnem Gümüşçü ve Hakan Yavuzyılmaz, bütün dünyadaki demokrasiden uzaklaşma eğiliminin bir parçası olan Türkiye’nin otoriterleşme deneyimini rekabetçi otoriterlik kavramıyla analiz ediyorlar.

Yargının ve yasamanın yürütmenin yörüngesine girdiği, düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığı, muhalefetin baskı altına alındığı, medyanın muhalefetten olabildiğince “temizlenip” iktidar propagandasının bütün mecraları kapladığı bir ortamda, seçim, demokrasinin tek soluk borusu haline geliyor, bu rejimde.

Ancak bütün siyasal oyun alanı gibi seçimlerin de “tek kale maça” göre düzenlenmiş gayri adil yapısı, bu imkânı da tıkıyor.

2023 seçimlerini, rekabetçi otoriterliğin sürdürülebilirliğinin sınanması bakımından kritik bir deneyim olarak alan yazarlar, bu rejimde muhalefetin konumunu ve perspektiflerini de tartışıyorlar.

‘Türkiye’nin Yeni Rejimi: Rekabetçi Otoriterlik’in sorusu, şu: Rekabetçi otoriterlik, Türkiye için son durak mı?

Kitapta, Türkiye’nin kusurlu bir demokrasiden rekabetçi otoriter bir rejime geçtiği temel tezi üzerinden bu rejim tipinin temel dinamikleri ile Türkiye’nin içinden geçtiği otoriterleşme sürecinin detaylı bir analizi yapılıyor.

Çalışma, bu süreçlerde yaşanan dönüşümlerin kronolojik bir izleğini sunmakla yetinmiyor aynı zamanda bu dönüşümlerin Türkiye’de rejim değişikliğini nasıl ortaya çıkarttığının bir analizini de sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, ideolojisi veya çıkarları nasıl tanımlanırsa tanımlansın, son kertede iktidara seçim yoluyla gelmiş ve iktidarda sandık yoluyla kalmıştır… Bu nedenle, meşruiyetini rejimin rekabetçi unsurlarından alır. Seçimle elde ettiği gücü ise devleti siyasallaştırmak, hesap verme alanını daraltmak ve oyun alanını kendi lehine eşitsiz hale getirmek için kullanır.”

  • Künye: Berk Esen, Şebnem Gümüşçü, Hakan Yavuzyılmaz – Türkiye’nin Yeni Rejimi: Rekabetçi Otoriterlik, İletişim Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2023

Kolektif – Post-Post-Kemalizm (2022)

Demokratikleşme ve otoriterleşme sorunlarını salt Kemalizme indirgeyen post-Kemalist paradigma, günümüz Türkiye’sini anlamaya yetiyor mu?

Bu kitapta bir araya gelen yazılar, bu soruya ufuk açıcı yanıtlar veriyor.

Post-Kemalizm kavramı, modern Türkiye analizinde tek parti dönemini ülkenin bütün temel problemlerinin “anası” olarak gören eleştirel yaklaşımı özetliyor.

“Kemalizm”le tanımlanan bu deneyimi sorgulayarak aşmayı, demokratikleşmenin anahtarı olarak gören yönelimleri tanımlıyor.

Post-post-Kemalist paradigma ise, “tek parti döneminin büyüsünün bozulmasını” sağlayan bu eleştirel birikimin, 2000’lerin seyri içinde “bir ortodoksinin yerine başka bir ortodoksiyi koyma” eğilimini doğurduğu tespitinden yola çıkıyor.

Bu nedenle, eleştirinin eleştirisini yaparak bir adım daha atmayı öneriyor.

1908-1945 arası dönemine sıkışmadan, sonraki dönemlerin alt üst edici siyasal ve toplumsal gelişmelerinin hakkını veren; demokratikleşmenin ve otoriterliğin salt Kemalizm’e indirgenen sorunlarının başka kaynaklarına da mercek tutan bir analizin yolunu açmaya çalışıyor.

‘Post-Post-Kemalizm’, konuyu hem siyaset bilimi, kadın çalışmaları, dış politika ve tek parti dönemi çalışmaları bağlamında sosyal bilim disiplinleri açısından; hem liberal söylem, kültür politikası, laiklik, vesayet eleştirisi, İslâm ve siyasal partiler bağlamında tematik olarak ele alan makalelerden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: İlker Aytürk, Berk Esen, Sencer Ayata, Tanıl Bora, Zana Çitak, Ersin Kalaycıoğlu, Berrin Koyuncu-Lorasdağı, Yüksel Taşkın, İlhan Uzgel ve Şebnem Yardımcı Geyikçi.

  • Künye: Kolektif – Post-Post-Kemalizm: Türkiye Çalışmalarında Yeni Arayışlar, derleyen: İlker Aytürk ve Berk Esen, İletişim Yayınları, inceleme, 486 sayfa, 2022