Renata Salecl — Kabalık Çağı (2026)

Bu kitap, günümüzde giderek sıradanlaşan kabalığı yalnızca bireysel bir davranış bozukluğu olarak değil, neoliberal düzenin ürettiği yeni insan tipinin bir sonucu olarak inceliyor. Renata Salecl’e göre günümüz insanı sürekli rekabet etmeye, kendini geliştirmeye ve görünür olmaya zorlanıyor. Başarı artık yalnızca bir hedef değil, kişinin varlığını kanıtlama biçimi haline geliyor. Bu baskı altında birey, hem kendisine hem de başkalarına karşı acımasızlaşıyor. Empati zayıflarken, kibir, sabırsızlık ve saldırganlık sıradan toplumsal reflekslere dönüşüyor.

‘Kabalık Çağı’ (‘The Age of Rudeness’), neoliberalizmin bireye yüklediği “tam sorumluluk” anlayışını merkeze alıyor. İnsanlar yaşadıkları her başarısızlığı kişisel eksiklik gibi görmeye başlıyor; işsizlikten mutsuzluğa kadar her durum bireyin kendi hatasıymış gibi sunuluyor. Bu yüzden birey sürekli kendini optimize etmeye çalışıyor ama aynı zamanda derin bir yetersizlik hissinden de kurtulamıyor. Salecl, modern insanın içten içe “yerine kolayca başkası konabilir” korkusuyla yaşadığını söylüyor. Bu güvensizlik duygusu ise insanları daha sert, daha rekabetçi ve daha kayıtsız hale getiriyor.

Salecl, sosyal medyanın bu dönüşümü hızlandırdığını da vurguluyor. İnsanlar artık yalnızca yaşamak değil, yaşadıklarını sergilemek zorunda hissediyor. “Ben” merkezli anlatılar çoğaldıkça ortak deneyim fikri aşınıyor. Herkes kendi hikâyesinin markasına dönüşürken başkalarının acıları görünmezleşiyor. Kabalık da tam burada ortaya çıkıyor: Başkasını dinlemeyen, yalnızca kendini ifade etmeye çalışan bir kültür içinde.

Kitap, günümüz siyasetindeki popülist dilin yükselişini de bu bağlamda değerlendiriyor. Salecl’e göre kaba ve saldırgan lider figürleri, yalnızca siyasi tercihlerin sonucu değil; toplumsal hayal kırıklıklarının ve bastırılmış öfkenin dışavurumu. İnsanlar karmaşık sorunlara basit cevaplar veren, hoyratlığı “dürüstlük” gibi sunan figürlere yöneliyor. Böylece kabalık yalnızca bireysel değil, kurumsal ve siyasal bir karakter de kazanıyor.

Buna rağmen kitap tamamen karamsar bir yerde durmuyor. Salecl, insanın başkalarıyla kurduğu bağları yeniden düşünmesi gerektiğini savunuyor. Demokrasi ancak ortak kırılganlıkların fark edilmesiyle yeniden canlanabilir. Empatiyi, dayanışmayı ve eksiklik duygusunu bastırmak yerine kabul etmeyi öneren kitap, modern toplumun ruh hâline dair güçlü bir eleştiri sunarken, insan ilişkilerinin nasıl yeniden kurulabileceğine dair de düşünsel bir alan açıyor.

Renata Salecl — Kabalık Çağı
Çeviren: Bülent Kale • Metis Yayınları
İnceleme• 144 sayfa • 2026

Ana Arzoumanian – İnsan Deposu (2016)

Kitlesel şiddet, halklara ne yapar?

Felaket görmüş, dağılmış, kaybolmuş halkları anlamaya çalışan Ana Arzoumanian, soykırıma uğramış Ermeniler, Boşnaklar ve Yahudiler ile zorla yerlerinden edilmiş mültecilerin sonsuz trajedileri üzerinden kimliklerin inşasını, yıkımı ve yıkımın açtığı yaraların tedavisini tartışıyor.

Arzoumanian, Arjantin’deki Ermeni diasporasının kayıp bedenlerden yola çıkarak semantik olarak yeniden inşa edilişini temel hatları üzerinden takip ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Savaş makinesinin başka bir ekonomisi, başka bir vahşeti, başka bir adaleti vardır. Bu makine sivil hayatları da ele geçirip sahiplenirken, günbegün bu makineyle yaşayan insanların elinde bir tek hatırlamak kalır, yeniden tanımlamak ve yeniden işlemek.”

  • Künye: Ana Arzoumanian – İnsan Deposu, çeviren: Bülent Kale, Aras Yayıncılık, psikanaliz, 176 sayfa, 2016

Horacio Quiroga – Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri (2018)

Modern öykücülüğün Latin Amerika’daki öncülü sayılan Uruguaylı Horacio Quiroga, aynı zamanda tüm zamanların en iyi öykücülerinden biri olarak kabul ediliyor.

Julio Cortázar, Jorge Luis Borges ve Gabriel García Márquez’in yirminci yüzyıl başındaki öncülü sayılan Quiroga’nın bu muhteşem öykülerinde, doğayla ilişkili korku, hastalık, acı ve aşk egemen temalar olarak karşımıza çıkıyor.

Türkçeye ilk kez çevrilen bu öykülere, Arjantinli eleştirmen Abelardo Castillo’nun bir önsözü de eşlik ediyor.

Kitabı, özellikle yazar adayları açısından muhteşem kılan bir diğer husus da, Quiroga’nın öykü sanatı üstüne yazdığı dört denemesini barındırması.

  • Künye: Horacio Quiroga – Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri, çeviren: Bülent Kale, Notos Kitap, öykü, 231 sayfa