Kolektif – Sosyolojinin Öncüleri (2021)

Alman Sosyoloji Cemiyeti’nin 19-22 Ekim 1910’da Frankfurt’ta düzenlenen ilk kongresindeki konuşma ve tartışmalardan harika bir seçki.

Burada Weber’den Tönnies’e, Simmel’den Sombart’a daha sonra sosyolojide birer ekol haline gelecek isimlerin makaleleri yer alıyor.

Almanya’da sosyolojinin hem epistemolojik hem de örgütsel olarak tesis edilmesi için bu kongre bir eşik oluşturur.

Ren nehrinin öte yanında doğmuş bu pozitivist icadın Durkheim ve öğrencileri elinde kat ettiği mesafe 20. yüzyıl başında inkâr edilemez bir atılım teşkil ediyordu.

Georg Simmel, Ferdinand Tönnies, Max Weber, Werner Sombart, Ernst Troeltsch ve Hermann Kantorowicz gibi felsefe, hukuk, ilahiyat gibi alanlardan gelen büyük isimlerin bu sunuşları sosyolojinin katılaşmamış, ufku açık günlerinden bir hatıra olmanın ötesinde, sosyolojinin çağdaş krizlerini aşmak için yürünmemiş yollara işaret fişekleri bırakıyor.

  • Künye: Kolektif – Sosyolojinin Öncüleri: Alman Sosyoloji Cemiyeti’nin İlk Kongresi (1910), çeviren: Özgüç Orhan, Dergah Yayınları, sosyoloji, 302 sayfa, 2021

Jacques Le Goff – Ya Paranı Ya Canını (2021)

 

‘Ya Paranı Ya Canını’, Orta Çağ’ın ekonomik ve dini yaşamı üzerine kısa fakat çok aydınlatıcı bir metin.

Jacques Le Goff, Kilise ve tefeci arasındaki çatışmayı merkeze alarak dönemin ekonomik ve dini yapılarının ruhunu ortaya koyuyor.

Dünyanın önde gelen Orta Çağ uzmanlarından olan ve Türkçeye de çok sayıda kitabı çevrilen Fransız tarihçi Le Goff, burada kapitalizmin ayak seslerine dikkat kesiliyor.

Kapitalizmin doğuşunun büyük ya da küçük anlatılarının arasında konsüllerden kilise kayıtlarına, kıssalardan vaazlara uzanan bir arkeolojik kazıya girişiyor.

Balzac’tan Dickens’a ve Gide’e kapitalist düzeni anlatan her romanda karşımıza çıkan tefeci figürünün öncülü olan; İsa’nın tapınaktan kovduğu murabahacının ve murabahanın izlerini, içinde bulunduğu ekonomik ve dinî yapılar ve pratikler içinde sürüyor.

Murabahayı tamahkârlığın cisimleşmiş hâli olarak reddeden, Tanrı’ya ait zamanı satan bir fiil olarak onu cehenneme mahkûm eden Kilise’nin Orta Çağlar boyunca bu tavrında yaşanan dönüşümleri din ve para ekonomisiyle birlikte okuyor.

Eserlerinde, bir zamanların geçirgen olmayan sınırlarla dolu Orta Çağ tasavvuruna şiddetle karşı çıkan Le Goff, elinizde tuttuğunuz bu küçük kitapta da hukuktan dinî yaşama, ekonomiden kurtuluş tasavvurlarına canlı bir Orta Çağ resmi çiziyor.

“Ya paranı ya canını” diyen Kilise’ye karşı murabahacının nasıl “hem paramı hem canımı” diyebildiğini gösteriyor.

  • Künye: Jacques Le Goff – Ya Paranı Ya Canını: Orta Çağda Ekonomi ve Din, çeviren: Enes Öztürk, Dergah Yayınları, tarih, 109 sayfa, 2021

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Megaralı Theognis Üzerine (2021)

Nietzsche’nin 20 yaşındayken yazdığı doktora tezi nihayet Türkçede.

Nietzsche, Yunan düşüncesinin incelenmesine adanmış kariyerinin başlangıcını oluşturan eserinde, Yunanlı lirik şair Magaralı Theognis’i derinlemesine inceliyor.

Orijinal adı ‘De Theognide Megarensi’, Nietzsche’nin o tarihe dek yaptığı en kapsamlı tahlilini gözler önüne seriyor.

Nietzsche burada, Theognis’in külliyatına ve hayatına dair bütünlükçü bir yaklaşım getiriyor.

Theognis’in yalnızca “anlaşılmaz sözler söyleyen bir şair” olduğu ve eserlerinin de bütünlükten mahrum bir “fragman derlemesi” olduğu şeklindeki yaygın kanının aksine, Nietzsche şairin eserlerinin, hayatının ve altıncı yüzyıl Megara’sındaki siyasi vaziyetin karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesinin tutarlı bir külliyat ortaya koyduğunu göstermek ister.

Theognis’in eserleri ne basit bir “vecizeler ve aforizmalar yığını” olarak tasavvur edilebilir ne de derinliksiz bir pedagoji şeklinde anlaşılmalıdır.

Aksine Nietzsche ‘De Theognide Megarensi’de, net bir ahlak ve siyaset anlayışı ortaya koyuyor.

  • Künye: Friedrich Wilhelm Nietzsche – Megaralı Theognis Üzerine, çeviren: Yunus Emre Ceren, Dergah Yayınları, felsefe, 94 sayfa, 2021

Yuzo Nagata ve Hikari Egawa – Osmanlı’nın Son Döneminde İstanbul’da Tiyatro ve Çevresi (2021)

On dokuzuncu yüzyılın sonunda İstanbul, renkli bir tiyatro çevresine sahipti.

Öyle ki, Paris, Londra, Viyana, Tokyo gibi bir “tiyatro şehri”ydi.

İki Japon araştırmacı, Yuzo Nagata ve Hikari Egawa da, Türkiye modern tiyatro tarihine çok büyük katkıda bulunuyor.

On dokuzuncu yüzyıl sonu İstanbul’unda, Batı’dan alınan tiyatro biçimleriyle geleneksel Türk tiyatrosu biçimlerinin kaynaşarak dinamik bir tiyatro çevresinin oluşturulmuştu.

Nagata ve Egawa da, bu çalışmalarında, 1881-1921 yıllarına ait yüz yetmiş tiyatro afişi ve broşürünü çeşitli tiyatro temsillerinde seyirciye sunulan oyun programlarıyla birlikte değerlendiriyor ve her bir temsilin nasıl bir manzara oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Böylece modern çağ Türk tiyatrosu tarihi araştırmalarına büyük katkı sunan yazarlar, ayrıca Türk tiyatro tarihini hem dünya tiyatro tarihi içine yerleştiriyor, hem de Japon tiyatro tarihiyle bazı noktalarda karşılaştırıp aralarındaki benzerlikleri ortaya koyuyor.

Tiyatro araştırmacılarının ve tiyatro tutkunlarının kitaplığında bulunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Yuzo Nagata ve Hikari Egawa – Bir Kentin Toplumsal Tarihi Açısından Osmanlı’nın Son Döneminde İstanbul’da Tiyatro ve Çevresi, Dergah Yayınları, 210 sayfa, 2021

Kolektif – Durkheim ve Modern Eğitim (2021)

Sosyolojinin dev ismi Durkheim’ın, modern eğitim üzerine de önemli fikirleri var.

Geoffrey Walford ve W. S. F. Pickering’in bu çalışması da, hem Durkheim’ın eğitim üzerine düşüncelerini aydınlatıyor, hem de bunların günümüze nasıl uyarlanabileceğini tartışıyor.

Durkheim akademik yaşamı boyunca eğitim üzerine düşünüp yazdı ve eğitimin kuram-pratik taraflarına, ahlakla kesiştiği alanlara dikkat gösterdi.

Bazı eğitim filozofları Durkheim’ın fikirlerinin modern eğitime uygulanabilir olup olmadığını tartışıyor.

İşte bu kitap, Durkheim’ın modern eğitim düşüncesindeki yerini üç farklı düzeyde ele almasıyla önemli.

Durkheim’ın eğitime dair fikirlerini analiz eden yazarlar, bu fikirleri modern toplum bağlamında tartışıyor, güncel eğitim sorunlarını Durkheimyen çerçevede inceliyor ve Durkheim’ın düşüncelerini modern eğitim kuramıyla ilişkilendiriyor.

  • Künye: Kolektif – Durkheim ve Modern Eğitim, editör: Geoffrey Walford ve W. S. F. Pickering, çeviren: Burak Aydın, Dergah Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa, 2021

 

Clifford Geertz – Kültürlerin Yorumlanması (2020)

Clifford Geertz’in çoğunu efsaneleşmiş 1960’lı yılların başında kaleme aldığı makaleleri bir araya getiren ‘Kültürlerin Yorumlanması’, kültürel antropoloji alanında bugün çağdaş bir klasiktir.

Kültür kavramının insan kavramı üzerindeki etkisi, kültürün gelişimi ile zihnin evrimi arasındaki ilişki, kültürel birer dizge olarak din ve ideoloji, yeni devletlerde ulusçuluk, anlam siyaseti, yeni devletlerin anlaşılmasında antropolojinin kullanımı gibi önemli konuları ele alan Geertz’in asıl katkısı ise, bunu yaparken din, ideoloji, ritüel, devrim, toplumsal değişim gibi geçtiğimiz yüzyılın büyük problematiklerine yeni bakış açıları getirmesi.

Geertz, Java ve Bali’de yürüttüğü alan çalışmalarının neticelerini de barındıran çalışmasında, Bali’de kişi, zaman ve davranış, Balililerin horoz dövüşü gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Wittgenstein, Gilbert Ryle ve Claude Lévi-Strauss’un katkılarıyla da derin bir diyaloga giren ‘Kültürlerin Yorumlanması’, alana ilgi duyanların muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Clifford Geertz – Kültürlerin Yorumlanması, çeviren: Hakan Gür, Dergah Yayınları, sosyoloji, 617 sayfa, 2020

Maurizio Lazzarato – Borçlandırılmış İnsanın İmali (2020)

Bugün her bebek, gözlerini Devlet “Ana”dan miras borçlara açıyor.

Sınıf mücadelesinin şimdi borç etrafında serpilip yoğunlaştığını belirten Maurizio Lazzarato da, Nietzsche, Deleuze, Guattari, Foucault ve Marx’ın fikirleri ışığında, neoliberal sistemin kamu borcuyla tüm toplumu nasıl borçlandırıp esir aldığını ortaya koyuyor.

Dünyanın dizginlerini ele geçirmiş neoliberal iktisada sıkı bir eleştiri olarak okunabilecek kitapta Lazzarato, borç dediğimiz olgunun kapitalist ekonomi için tehdit olmak bir yana, bizzat neoliberal projenin tam merkezinde bulunduğunu belirtiyor.

Lazzarato’ya göre, alacak-borçlu ilişkisi, sömürü ve tahakküm mekanizmalarını çaprazlama şiddetlendiriyor.

Zira bu ilişki, çalışanlar ile işsizler, tüketiciler ile üreticiler, çalışan ve çalışmayan nüfus yahut emekliler arasında hiçbir ayrım yapmıyor.

Bu kesimlerin tümü sermaye karşısında borçlu, suçlu ve sorumluyken, sermaye ise kendini Büyük Alacaklı, Evrensel Alacaklı olarak gösteriyor.

Borç ekonomisini ve onun tabi kılma politikasını kapsayan ve aşan borç ekonomisini analiz etmek için teorik araçlardan, kavramlardan yoksunduk.

‘Borçlandırılmış İnsanın İmali’, tam da bu boşluğu doldurmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Borçlandırılmış İnsanın İmali: Neoliberal Durum Üzerine Deneme, çeviren: Murat Erşen, Dergah Yayınları, siyaset, 143 sayfa, 2020

Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini (2021)

Orta-Doğu ile Asya üzerine ve karşılaştırmalı din tarihi hakkında pek çok çalışmaya imza atmış Jean-Paul Roux’nun önemli eserlerinden biri olan ‘Türklerin ve Moğolların Eski Dini’, Türk ve Moğol toplumlarının Antik dönemde ve Ortaçağ’daki dinleri üzerine ilk monografi.

Roux burada, köken söylencelerinden kozmogonilerine, Şamanizme duydukları inançtan maddi hayatın oluşumuna kadar Türklerin ve Moğolların dinsel anlayışlarının usta işi bir dökümünü yapıyor.

Yazar çalışması için şu ana kadar gün ışığına çıkarılmış bütün yazıtların yanı sıra, Oğuzname, Kutadgu Bilig, Irk Bitig ve benzeri temel kaynaklar ile seyyahların anılarından ve Bazin, Barthold, Harva, Pelliot, Vladimirtsov gibi uzmanların çalışmalarına kadar pek çok kaynaktan yararlanmış.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çeviren: Aykut Kazancıgil, Dergah Yayınları, tarih, 349 sayfa, 2021

Kolektif – Yunan Diyarında Kurban Mutfağı (2020)

Yunanlıların kurban ritüelleri üzerine çok önemli bir inceleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlardan her biri, şimdiye kadar filozofları ve anıtsal yapılarıyla anlatılagelen, çokça idealleştirilmiş Antik Yunan’ı bu sefer gündelik hayatı ve mutfak kültürü içinde ele alıyor.

Kitapta,

  • Eski Yunan’da mutfak pratikleri ve kurban sunma ritüellerini,
  • Hesiodos’un kurucu kurban mitini,
  • Yunan hayvanları bağlamında yenilebilir bedenlerin topolojisini,
  • Antik Yunan kurban ritüellerinde tören, mekân ve imgenin yerini,
  • Modern Yunanistan’da kutsanmış kurban olgusunu,
  • Ve Yunan kurban mutfağında etin paylaşım kuralları gibi pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Yunan kurban kültü hakkında bir bibliyografyayla da zenginleşen kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler de şöyle: Jean-Louis Durand, Marcel Detienne, Jean-Pierre Vernant, Stella Georgoudi, François Hartog ve Jesper Svenbro.

  • Künye: Kolektif – Yunan Diyarında Kurban Mutfağı, editör: Marcel Detienne ve Jean-Pierre Vernant, çeviren: Özgüç Orhan, Dergah Yayınları, tarih, 363 sayfa, 2020

İshak Güven Güvelioğlu – Rize Bibliyografyası (2010)

İshak Güven Gevelioğlu’nun hazırladığı ‘Rize Bibliyografyası’, Doğu Karadeniz’in ucunda, yeşillikle denizin iç içe geçtiği Rize’nin kapsamlı bir bibliyografyasını sunuyor.

Kitaplar, süreli yayınlar, tezler, raporlar, harita ve krokiler, makaleler ve tebliğler ile Rize kaynaklı eserlerden oluşan bibliyografya, Rize üzerine çalışan, araştıran ya da araştıracak olanlara, bugüne kadar yapılmış çalışmaların listesini toplu olarak sunmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bibliyografyanın hazırlanması aşamasında, kütüphanelerin yanı sıra, kişisel arşivlerden de yararlanılmış.

  • Künye: İshak Güven Güvelioğlu – Rize Bibliyografyası, Dergâh Yayınları, bibliyografya, 213 sayfa