Jo Nesbo – Kurtarıcı (2015)

Dedektif Harry Hole, yüz değiştirme ustası azılı bir katilin peşinde!

14 yaşında bir kız tecavüze uğramıştır.

Bu yetmiyormuş gibi, bir konserde ordu mensubu genç bir adam da tam alnından vurulur.

Konser fotoğraflarında kırmızı fularlı bir adam Hole’un dikkatini çeker.

İşin tuhaf yanı, farklı açılardan çekilen fotoğraflarda bu kişi, bambaşka yüzlere bürünmüştür.

  • Künye: Jo Nesbo – Kurtarıcı, çeviren: Dost Körpe, Doğan Kitap

İbrahim Altun – Sıcak (2008)

İbrahim Altun, Abdullah Oğuz tarafından farklı bir bakış açısıyla filme çekilen ‘Sıcak’ta, evlilikleri çözülme aşamasına gelmiş Yusuf ve Meryem’in hikâyesini anlatıyor.

Birlikte tatile çıkan çiftten Meryem, umudunu kaybetmeden, her şeye rağmen kocasını geri alma hayalini kurarken, eşi Yusuf, sevgilisine öfkelendiği için yola çıkmış, fakat verdiği karardan pişman olmuştur.

Çift, boğucu bir sıcakta yol alırken, aynı zamanda kendi zihinlerinde geçmişi ve ilişkilerini de gözden geçirir.

Fakat yolda başlarına gelen kaza, ikisini de büyük bir karabasanın içine itecek, aralarındaki iletişimsizliği düşmanlığa dönüştürecektir.

Olaydan sonra tüm ümidini yitiren Meryem ise, evliliğine, kocasına ve en başta da kendisine başkaldıracaktır.

  • Künye: İbrahim Altun – Sıcak, Doğan Kitap, roman, 288 sayfa

Richard Florida – Yeni Kentsel Kriz (2018)

Bayağı bir zamandır banliyölerin tadını çıkaran şehirli zenginler, görece kısa sürmüş bir moladan sonra yeniden şehir merkezlerine geri döndü.

Bu durumun en büyük kaybedeni, doğal olarak yoksul kesimler.

Zira zenginlerin arzı endam edişiyle birlikte, onlar buralardan birer birer kovuldu.

Richard Florida’nın bu çalışması ise, ağırlıklı olarak bu durumun gelir eşitsizliği ve ayrımcılığı nasıl körüklediğini gözler önüne seriyor.

Yazar, soylulaştırmanın, kentleri homojenleştirdiğini ve özünde farklılıklar barındırmasıyla değer kazanmış ve zenginleşmiş kentlerin şimdi kültürel/toplumsal yoksullaşmayla, çölleşmeyle yüz yüze kaldığını belirtiyor.

Florida’ya bu konuda katılmamak elde değil.

En bariz örnekler olarak Sulukule ve Tarlabaşı’nın nasıl adım adım yok edildiğini ve bu nedenle nasıl bir zenginliği yitirdiğimizi hatırlayalım.

Florida’nın kitabı, son on beş yıl içinde kentlerin yaşadığı büyük dönüşümü (siz bunu yıkım ve çoraklaşma olarak düşünün) ve daha iyi bir şehircilik ile daha iyi bir gelecek için neler yapılması gerektiğini tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Richard Florida – Yeni Kentsel Kriz, çeviren: Derya Nüket Özer, Doğan Kitap, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2018

Altay Cengizer – Adil Hafızanın Işığında (2014)

Osmanlı’dan Dünya devletlerine, Ermeni Tehcirinden Jön Türklere, Birinci Dünya Savaşı’nın galip ve mağluplarının bir hikâyesi.

Bu süreçte rol almış aktörleri yargılamadan, onlara adil bir hafızayla yaklaşmayı amaçlayan Altay Cengizer, Osmanlı’nın savaşa girişi ve yıkılışına sebep olan iç dinamikler ile emperyalist hesapların bundaki payını irdeliyor.

  • Künye: Altay Cengizer – Adil Hafızanın Işığında, Doğan Kitap

Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi (2008)

İnsanlığın belleğinde yer etmiş, artık anonimleşmiş sözler vardır.

İşte Helge Hesse’in elimizdeki keyifli kitabı, bu sözlerin hangi koşullarda, kim tarafından söylendiğini anlatıyor.

Hesse, “Kendini tanı”, “Para kokmaz”, “Amaca giden her yol mubahtır”, “Benim imparatorluğumda güneş hiç batmaz”, “Devrim kendi çocuklarını yer”, “Ama dünya yine de dönüyor”, “Bizden sonra tufan!”, “Mülkiyet hırsızlıktır” ve “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” gibi sözlerin ışığında, okurunu, tarihin tozlu sayfalarında bilgilendirici bir seyahate davet ediyor.

  • Künye: Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen ve Gül Gürtunca, Doğan Kitap, tarih, 324 sayfa

Max Barry – Lexicon (2014)

Telaffuz edeni anında öldüren bir sözcük ve bunu ele geçirmeye çalışan tehlikeli bir örgüt.

Örgütün bu kötü niyetinin önüne geçebilecek yegâne kişiler, sözcüklerin büyüsünü ortaya çıkaran Emily ile Wil’den başkası değildir.

Fakat şimdi Wil, üyelerine dünyaca ünlü şairlerin isimlerini koyan esrarengiz bir örgüt tarafından kaçırılmıştır ve bu yüzden Emily, ne yapıp edip ona ulaşmak zorundadır.

  • Künye: Max Barry – Lexicon, çeviren: Taciser Belge ve Ayşen Anadol, Doğan Kitap

Nedim Gürsel – Yaşar Kemal: Bir Geçiş Dönemi Romancısı (2008)

Nedim Gürsel, ‘Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı’ başlıklı bu kitabında, önde gelen edebiyatçılarımızdan Yaşar Kemal’i yapıtlarında öne çıkan mekân olan Çukurova üzerinden inceliyor.

Çukurova’nın yüz yıl süren kapitalistleşme sürecinin insanı ve doğayı nasıl değiştirdiği ve bunun yazarın yapıtlarına ne şekilde yansıdığı; Kemal’in kimi yapıtlarının çocukluk dünyasıyla otobiyografik ilişkisi ve halk edebiyatımızdaki ağıt geleneğinin Kemal’in ürünlerinde nasıl kullanıldığı kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Kitapta, yazarla yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.

  • Künye: Nedim Gürsel – Yaşar Kemal: Bir Geçiş Dönemi Romancısı, Doğan Kitap, inceleme, 174 sayfa

Can Yücel – Düzünden: Can’dan Yazılar 1 (2008)

Can Yücel’in toplu yazılarının ilk cildini oluşturan ‘Düzünden’, Yücel’in 1967’de Ant dergisinde düzenli olarak başladığı gazete/dergi yazarlığının 1992’ye kadar olan kesitini kapsıyor.

Bu süre, otuz yıllık bir zaman aralığına tekabül eder ki, tüm olumsuzluklar bir yana, Türkiye bu dönemde iki askeri darbe yaşadı.

Yücel bu kötü durumda bile, hapis yatmak dâhil bütün bedelleri ödeyerek şiirinden ve yazılarından vazgeçmedi.

İşte burada bir araya getirilen yazılar, dürüst ve duruşundan ödün vermeyen isimlerden Can Baba’nın zengin külliyatına katkıda bulunuyor.

Sakınmasız eleştiri, politik mizah, fıkra ve yerginin bu usta isminin yazıları, yeni bir baskıyla okurun karşısında.

  • Künye: Can Yücel – Düzünden: Can’dan Yazılar 1, Doğan Kitap, makale, 660 Sayfa

Faruk Bildirici – Serkis Bu Toprakları Sevmişti (2008)

Türkiye siyasetinin önemli isimlerine dair biyografileriyle bildiğimiz Faruk Bildirici, ‘Serkis Bu Toprakları Çok Sevmişti’de, Elazığlı bir Ermeni olan ve geçen sene hayatını kaybeden Serkis Imas’ın hayat macerasını anlatıyor.

Tehcir esnasında ailesinden kırk beş kişiyi kaybeden Imas’ın, kuşkusuz bu topraklara dair söyleyebileceği çok şey var.

Fakat yaşadığı tüm acılara rağmen Imas, kendini hep bu topraklara ait hissetti ve Alman vatandaşı olduktan sonra da, Türkiye’ye ve memleketi Elazîz’e duyduğu özlem azalmadı, aksine gün geçtikçe arttı.

Imas, anılarını ve büyüklerinden duyduklarını on beş deftere kaydetti.

Bu defterler, Bildirici’nin aracılığıyla okura ulaşıyor.

  • Künye: Faruk Bildirici – Serkis Bu Toprakları Sevmişti, Doğan Kitap, biyografi, 166 Sayfa

Christian Jacq – Tutankamon: Son Sır (2008)

Christian Jacq, Türkiyeli okurların yakından izlediği isimlerden.

Jacq ‘Tutankamon: Son Sır’ isimli bu romanında, Tutankamon’un gizlediği hazineyi bulmaya çalışan Amerikalı avukat Mark Wilder’ın başından geçenleri anlatıyor.

Wilder, 1951 yılında “Gerçekten kim olduğunuzu bilmek istiyor musunuz?” cümlesiyle başlayan bir mektupla Mısır’a davet edilir.

Çağrıya uyan Wilder’ın yolu Papaz Pakom’la kesişir.

Papaz, Tutankamon’un son sırrının henüz aydınlığa kavuşamadığını ve bu sırrın da Firavunun özenle gizlediği hazinesi olduğunu açıklar.

Wilder hazineyi bulma görevini üzerine alır.

Fakat hazineyi koruyan büyü, avukatın bu işi başarmasına engel olmaya çalışacaktır.

  • Künye: Christian Jacq – Tutankamon: Son Sır, çeviren: Haldun Bayrı, Doğan Kitap, roman, 309 sayfa