Güçlü Ildız – Beynimiz (2009)

Nöroloji uzmanı Dr. Güçlü Ildız, Türkiye’nin çeşitli illerinde uzman doktor olarak çalıştı.

Ildız, ‘Beynimiz’ başlıklı bu çalışmasında, vücut çalışma sistemlerinin nasıl bozulduğunu ve beynin bu bozulma sürecine olan etkisini irdeliyor; tedavi önerilerini anlaşılabilir bir üslupla sunuyor.

Dolayısıyla, beynin vücut üzerindeki onarıcı ve tahrip edici etkisi, stres altında gelişen hastalıklar ve genel tedavi ilkeleri, Ildız’ın bu kapsamlı çalışmasının asıl çerçevesini oluşturuyor.

Yazar, günümüz tıbbi uygulamalarının, hastalığı anlatmaktan çok, hastalığın yol açtığı sorunlara odaklandığını söylüyor.

Kendisine göre asıl önemli olan husus ise, hastalığın anlaşılmasıdır.

Böylece yazar, “Neden?” sorusundan başlayarak, göz ardı edilen tıbbi gerçekleri anlatıyor; tıbbi jargondan olabildiğince uzak durarak, tedavi konusunda neler yapılabileceğine dair önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Güçlü Ildız – Beynimiz, Doğan Kitap, sağlık, 265 sayfa

Marcel Danesi – Öpüşmenin Tarihi (2015)

Antropoloji profesörünün bakış açısıyla, öpüşmenin popüler kökenlerinden internet çağında öpüşmeye, iki âşığı bir araya getiren en samimi bağın renkli bir tarihi.

Marcel Danesi’nin çalışması, sembol, ritüel ve mitlerin yanı sıra, gerçek ve kurmaca hikâyeler ile filmlerde öpüşmenin nasıl tasvir edildiğini, öpücük imgelerinin ne olduğunu merak edenlere önerilir.

  • Künye: Marcel Danesi – Öpüşmenin Tarihi, çeviren: Özlem Karadağ, Doğan Kitap

Yılmaz Ulusoy – Önemsiyorum Öneriyorum (2009)

Türkiye’nin sayılı işadamlarından Yılmaz Ulusoy’la yapılan uzun soluklu bir söyleşinin ürünü olan ‘Önemsiyorum Öneriyorum’, kendisinin elli yıllık iş ve sosyal dünyasından ayrıntılar sunuyor.

Ulusoy, çocukluğundan beri not tutma alışkanlığı edindiğini söylüyor.

Söyleşiyi gerçekleştiren Nuri Dikeç’in de vurguladığı gibi bu alışkanlık Ulusoy’da, bir fikri beyan ederken notlarından yararlanmasının yanı sıra, görüşlerini belgelere, akademik makale ve raporlara dayandırmak gibi bir özellik de kazandırmış.

Ulusoy’un önemsediklerini, yaşadıklarını, öğrendiklerini ve deneyimlerini barındıran kitap, okuru, birçok konuya uzanan zengin bir sohbete davet ediyor.

  • Künye: Yılmaz Ulusoy – Önemsiyorum Öneriyorum, söyleşi: Nuri Dikeç, Doğan Kitap, söyleşi, 283 sayfa

Vefa Zat – Barmen (2009)

Vefa Zat en çok, rakı kültürü ve İstanbul’un eğlence hayatını konu alan eserleriyle bilinir.

Zat’ın bu kitabıysa, kendisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan 12 Eylül’e uzanan anılarından, kişisel tanıklıklarından oluşuyor.

Zat’ın anıları, Samatya’da, küçük bir esnaf meyhanesinde miço olarak mesleğe başladığı dönemlerden, Hilton’da uzun yıllar süren barmenliğine uzanıyor.

Ayrıca yazarın, Jerry Lewis, Mısır Prensesi Elizabeth, Gönül Yazar, Orhan Boran, İsmet İnönü, Nadir Nadi, Çetin Altan, Benli Belkıs, Louis Armstrong ve Hrant Lusigyan gibi ünlü isimlere dair anıları da kitabı renkli kılan hususlardan biri.

Zat, okura, İstanbul’un gece hayatı ve içki kültürüne dair zengin, renkli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Vefa Zat – Barmen, Doğan Kitap, anı, 238 sayfa

Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı (2018)

Prof. Dr. Doğan Şenocak’ı bilen bilir.

Kendisi çok, çok iyi bir doktordur.

Mesela, sizi muayene etmeden önce, artık bugünün doktorlarında pek göremediğimiz şekilde, iyice bir dinler, kendisinin tabiriyle, “hikâyenizi” öğrenir.

İyi bir dinleyicidir, muayenesi sohbetle, muhabbetle devam eder.

Bu muhabbetin içinde kitaplar vardır, sanat vardır ve hayatı güzel, anlamlı ve estetik kılan başkaca birçok şey daha vardır.

İşte Şenocak’ın, alt başlığı “Ars longa vita brevis…”, yani “Sanat uzun, hayat kısa…” olan bu kitabı da, tam da o güzel muhabbeti yazıya döken, doktorluğun neden yalnızca tıbbi bilgiden ibaret olmadığını, tamı tamına bir sanat olduğunu anlatan bir metin olmasıyla değerli.

Kitabını, tam de kendisine yakışır şekilde Hipokrat’ın özdeyişleriyle harmanlayan Şenocak, tıbbın neden bir sanat olduğunu ve tüm bir yaşamın bu sanatı öğrenmek için neden yetemeyeceğini, kendi doktorluk sürecinden edindiği deneyimlerle zenginleştirerek anlatıyor.

“Doğru doktorluk nasıl olmalı?” sorusunun yanıtını arayan her okurun ve söylemeye bile gerek yok, mesleğini bir sanat olarak icra etmek isteyen her hekimin okuması gereken bir yapıt.

  • Künye: Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı, Doğan Kitap, sağlık, 200 sayfa, 2018

Handan Öztürk – Arumi’nin Rüzgârgülü (2009)

Handan Öztürk bu romanında, toplumsal normlara sırtını dönerek kendi dünyasını keşfe koyulan başkahramanı Meryem’in hikâyesini anlatıyor.

Mezopotamya’nın kadim bir kentinde yaşayan Meryem, Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış bir ailedendir.

Hayal ettiği dünyanın bu olmadığına karar veren Meryem, geleneksel kodları ve sahip olduğu her şeyi tümüyle reddederek, uzun bir yolculuğa çıkar.

Meryem, kendi dünyasının izini sürdüğü bu yolcuğunda, Asya kıtasını kat ederken, aynı zamanda kadınlığını ve cinselliğini de keşfedecektir.

Öztürk’ün kurgusu, Meryem’in kendi cinselliğini ve kadınlığını öğrenme sürecini, başka kadınların dokunaklı öyküleriyle harmanlıyor.

  • Künye: Handan Öztürk – Arumi’nin Rüzgârgülü, Doğan Kitap, roman, 248 sayfa

Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız (2015)

Hernán Rivera Letelier’den, sinema büyüsünün ruhunu ele geçirdiği küçük bir kızın büyülü hikâyesi.

Şili’nin küçük bir kasabasında yaşayan on bir yaşındaki María Margarita’nın, sinema filmlerini orijinal bir üslupla aktarma yeteneği vardır.

Yeni gelen her filme gönderilen Margarita, gördüklerini sıra dışı hayal gücüyle harmanlayarak kasabalılara anlatır.

‘Film Anlatıcısı Kız’, hikâye anlatmak ve hayal gücü üzerine güçlü roman.

  • Künye: Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız, çeviren: Süleyman Doğru, Doğan Kitap

Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi (2009)

Hekimlik kariyeri de bulunan Tess Gerritsen, polisiye-gerilim romanı ‘Kemik Bahçesi’nde, günümüzde bulunan bir kadına ait kafatası üzerinden, 19. yüzyılda korkutucu boyutlara ulaşmış kadavra ticaretini hikâye ediyor.

Adli tabip Maura Isles, Julia Hamill’in Massachusetts’deki evinin bahçesinde bulduğu kadın kafatasının izini sürer.

Bu iz sürüş kendisini, 1830’ların Boston’unda yapılan iki cinayete götürecektir.

Cinayetlerin şüphelisi de, Boston Tıp Okulu’nda okuyan yoksul öğrenci Norris Marshall’dır.

Mezar soyguncusu olan ve kadavra ticareti yapan Marshall ise, katili gören tek tanığın izini sürerek masum olduğunu ispat etmeye çalışacaktır.

  • Künye: Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi, çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk, Doğan Kitap, roman, 327 sayfa

Tuğçe Tatari – Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim (2015)

Son dönemde Kürt sorunuyla ilgili yazılarıyla dikkat çeken Tuğçe Tatari’den, Kürt coğrafyasını baştan sona kat eden, bunu bölgeye, Kürt sorununa, siyasete dair yorumlarla harmanlayan metinler.

“Dokunmadan barışamayız” diyen Tatari’nin gözünden Kandil, Mahmur, Laleş ve Diyarbakır gibi merkezler ile Avrupa’daki Kürt medyası, bu kitapta.

  • Künye: Tuğçe Tatari – Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim, Doğan Kitap

Okay Uludok – 40 Şizofrenden 1 Öykü (2015)

Kendisi de şizofren olan Okay Uludok’tan, olay örgüsünün, karakterinin, dilinin, kısacası tüm bir yollarının şizofreniyle kesiştiği ilginç öyküler.

Uludok, hem bir yazar hem de bir şizofren olarak kendine has hayal gücüyle, kimi zaman trajik kimi zaman gülünçlük dozu yüksek öyküler sunuyor.

Kitap, toplumun ısrarla görmezden geldiği bu önemli olguyu yeniden bilince çıkarmasıyla hem de şizofreninin özgün edebi imkânlarını ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Okay Uludok – 40 Şizofrenden 1 Öykü, Doğan Kitap