Michael Löwy – Ekososyalizm (2015)

Michael Löwy, çevreye yönelik gün geçtikçe artan kapitalist saldırılara karşı nasıl harekete geçebileceğimizin yolları üzerine düşünüyor.

Ekolojik dengenin korunmasının, kapitalist sistemin yayılmacı ve yıkıcı mantığına ters düştüğünü hatırlatan yazar, kapitalizmin sınır tanımayan vahşetine karşı durmak için somut ve çabuk sonuç verecek mücadele yollarının neler olduğunu irdeliyor.

  • Künye: Michael Löwy – Ekososyalizm, çeviren: Hande Turan Abadan, Epos Yayınları

Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla (2018)

Hayat suda başladı ve hayatın devam etmesi de ancak suyun varlığıyla mümkün.

Fakat suyumuz gün geçtikçe elimizden akıp gidiyor.

Son 200 yılda, doğanın milyarlarca yıllık su birikimini sanayi çöpleriyle kirlettik.

Daha da kötüsü, son 25 yılda iklim değişti ve bununla paralel olarak su döngüsü de bozulmaya başladı.

Hava gibi, doğanın ürünü olan ve tüm varlıkların hakkı olan su, artık şişelenip satılır duruma geldi.

Artık suyumuzu, hayatımızı kurtarmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Fakat bundan önce, bunu nasıl yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.

Ekoloji ve tarım alanında yaptığı muazzam çalışmalarla bildiğimiz Abdullah Aysu’nun genç okurlar için kaleme aldığı bu kitabı, hem suyumuzu hem de ekolojik dengeyi nasıl koruyacağımızı açık seçik bir üslupla anlatıyor.

Aysu kitabında, şöyle diyor:

“Ben suyum. Çocuklar ve gençler tarafından barış için kullanılacağımı biliyorum. Ben suyum, tıpkı çocuklar ve gençler gibi geçmişten kalan bir şey değil geleceği simgeleyen bir ümidim.”

  • Künye: Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla, Epos Yayınları, gençlik, ekoloji, 80 sayfa, 2018

Nikolay Buharin – Zamanlar (2018)

Nikolay Buharin, Sovyetler Birliği’ni ortaya çıkaran devrimin önde gelen aktörlerinden biriydi.

Oysa devrim, ilerleyen zamanlarda Buharin’in celladı olacaktı.

Buharin, Sovyetler’de “halk düşmanı” olarak idama mahkûm edildi.

1938’de, 50 yaşındayken kurşuna dizildi.

Otobiyografik yönleri ağır basan romanı ‘Zamanlar’ı ise, cezaevindeki yıllarında yazdı.

Yazar burada, ilk gençlik yıllarına kadar olan hayatını, Rus toplumunun sosyal ve ekonomik özelliklerini anlatıyor.

Buharin’in, kendi adının kısaltması olarak kullandığı Kolya’nın yaşadıklarını hümanist bir üslupla hikâye ettiği romanı, bilhassa o dönemin Rusya’sı hakkında önemli ayrıntı ve betimlemeler barındırmasıyla ilgi çekici.

  • Künye: Nikolay Buharin – Zamanlar, çeviren: Ö. Aydın Süer, Epos Yayınları, roman, 412 sayfa, 2018

Ernesto Laclau – Popülist Akıl Üzerine (2018)

“Toplumsal antagonizmaları ve kolektif kimlikleri kavramlaştırmak çok önemlidir ve ‘sınıf savaşı’ gibi kalıplaşmış, neredeyse anlamsız formüllerin ötesine geçme ihtiyacı, çok zorlayıcıdır.”

Ernesto Laclau’nun şimdi bizde üçüncü baskısına ulaşan ‘Popülist Akıl Üzerine’ adlı bu nitelikli çalışması, daha önce Chantal Mouffe ile birlikte kaleme aldıkları ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ kitabında geliştirdikleri Marksizm ve radikal demokrasi kuramını genişletmeyi amaçlıyor.

Temelde kolektif kimliklerin oluşumunun doğası ve mantığına odaklanan, bu bağlamda “Popülizm hangi toplumsal gerçek ya da durumun ifadesidir?” sorusunun yanıtını arayan Laclau, yaklaşımının, ya grubu,  toplumsal çözümlemenin temel birimi olarak kabul eden ya da bu birimi daha geniş işlevselci veya yapısalcı paradigmalara yerleştirmek suretiyle aşmaya çalışan sosyolojik perspektiflerin tatmin edicilikten uzak olmalarından kaynaklanıp geliştiğini belirtiyor.

Yazar, bu tarz toplumsal işlevselciliklerin öngördüğü mantığın, kimliklerin inşası sırasında devreye giren hareketlerin çeşitliliğini kavrayabilmek için fazlasıyla basit ve tekbiçimli olduğunu söylüyor.

Kitapta,

  • Eşdeğerlik, farklılık mantıkları, boş gösterenler, hegemonya, yüzer göstergeler, toplumsal heterojenlik, temsil ve demokrasi kavramlarını,
  • Popüler kimliklerin ortaya çıkış koşullarını gösteren tarihsel örnekleri,
  • Ve popüler kimliklerin inşasının sınırları gibi konular tartışılıyor.

Kitabın, biz Türkiyeli okurları da çok ilgilendiren bir boyutu var.

Laclau, Kemalizmin/Kemalist Devrim’in, Atatürk’ün Altı Oku’nun uzun sayılabilecek çözümlemelerine girişiyor ve ardından da hem Kemalizmin hem de Arjantin’deki Peronist Hareketin popülizme karşılık gelip gelmediğini tartışıyor.

  • Künye: Ernesto Laclau – Popülist Akıl Üzerine, çeviren: Nur Betül Çelik, Epos Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2018

Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük (2018)

Bugün dünyamız, yalnızca işsizlik ve yoksulluğun artması gibi büyük sorunlarla uğraşmıyor.

Son yıllarda, buna açlık ve beslenme yetersizliği de eklendi ki, bu çok daha geniş bir kesimi etkileyen büyük sorunlardandır.

Yakın zamanda burada, Leandro Vergara-Camus imzalı ‘Toprak ve Özgürlük’ adlı kitabı göstermiştik.

Camus, söz konusu kitabında, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketi kapsamlı bir şekilde karşılaştırmış ve bu iki hareketin küreselleşen bir dünyada bizim için ne gibi mücadele olanakları sunduğunu tartışmıştı.

Abdullah Aysu’nun bu çalışması da, Türkçede MST konusunda yapılmış ilk çalışma olmasıyla büyük öneme haiz.

Kitap, hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanan ve mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme olan MST’yi geniş bir çerçevede ele alıyor.

Aysu, bu hareket üzerinden, doğanın talanına ve bu talana eşlik eden kültürün talanına karşı doğayı nasıl toplumsallaştırabileceğimizi, Brezilya’nın yirmi üç eyaletinde 1,5 milyondan fazla kır yoksuluyla birlikte hareket eden Topraksız Kır İşçileri’nin birebir deneyimlerini izleyerek tartışıyor.

Topraksız Kır İşçileri,

  • Büyük bedeller ödeyerek kurdukları yerleşimler ve kamplarda kendi geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
  • Geçimlerini hayvancılıkla ve meyve-sebze-hububat üreterek sağlamaya çalışıyorlar.
  • Kurdukları üretim ve tüketim kooperatifleriyle sömürü düzeninden kaçınıyorlar.
  • Eğitim kurumları inşa etmişler: Çocukları için kreş, okul açmışlar, gençleri için eğitim merkezleri kurmuşlar.
  • Meslek edindirme kursları açmışlar, organik gıda ve tarım eğitimleri veriyorlar.

Özetle, Topraksız Kır İşçileri Hareketi; doğayı ve insanı serbest sömürü alanı dışına çıkarma mücadelesi veriyor ve bu konuda oldukça da büyük başarı kaydettikleri ortada.

Aysu da, bu başarılı örnekleri tek tek gösteriyor ve bizi de toprağımıza, doğamıza, ekmeğimize ve yaşamımıza sahip çıkmaya davet ediyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük: MST, Topraksız Kır İşçileri, Epos Yayınları, inceleme, 219 sayfa

G. A. Cohen – Kendinin Sahibi Olmak (2018)

“Her insan, kendi hayatını kendi yaptığı seçimler doğrultusunda yaşama hakkına sahiptir-ancak kimseye bıçak çekemez ve zor kullanamaz; bu en önemli haktır, kişinin kendi üzerinde sahip olduğu haklar insanın kendinin-sahibi olma düşüncesini oluşturan haklardır.”

Cohen’in, ‘Kendinin Sahibi Olmak’ adlı bu kitabı, adaletin tam olarak ne olup olmadığı hakkında kapsamlı bir tartışma eşliğinde Marksizmin eşitlik ve özgürlüğe yaklaşımı hakkında iyi bir analiz sunmasıyla önemli.

Kölelik zamanlarında, insan bedeni bey, ağa veya aristokrat gibi köle sahiplerine aitti.

Kapitalizm bu döngüyü değiştirerek, insanın kendi bedeni ve emeği üzerinde kontrole sahip olmasını sağladı.

Kuşkusuz bu, bildiğimiz anlamda bir özgürlükten ziyade, özünde köleliğin biçim değiştirmiş halinden başka bir şey değildir.

Kapitalizm, bir yandan süslü cümleler kurup, öte yandan farklı araçları kullanarak bireyi köleleştirir.

Cohen’in kitabı ise, hem kapitalizmin bu ikiyüzlü özgürlük ve eşitlik anlayışını gözler önüne seriyor, hem de Marksistleri de, kapitalist özgürlüğü sadece kapitalizmin hatalarından yararlanarak eleştirdiklerini savunuyor.

Marksistlerin kendilerine has özgürlük ve eşitlik düşüncesi var mıdır sorusundan yola çıkan Cohen, liberallerle sosyal demokratlar, liberallerle liberteryenler, liberteryenlerle Marksistler ve reel Marksistlerle Marksistlerin kapitalizm ve özgürlüğe bakışlarını ana farklılıklarını merkeze alarak irdeliyor.

Yazar, özgürlük ve eşitlik konusunda Marksistlerin bir anlamda liberteryenler gibi düşündüklerini savunuyor.

Künye: G. A. Cohen – Kendinin Sahibi Olmak: Özgürlük ve Eşitlik, çeviren: Fahri Bakırcı, Epos Yayınları, siyaset, 410 sayfa, 2018

Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek (2018)

Devletin rolü ve niteliği hakkında tartışmalar modern politikaların merkezinde yer alsa da, devletin kendisini tanımlamak zordur, zira devlet kavramı bir dizi tarihsel yoruma tabidir.

Bob Jessop’ın bu kitabı, tam da böylesi bir tarihsel yorum ekseninde devleti anlamaya çalışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta, devletin soy kütüğü, ulus-devlet, devlet formasyonları, devletlerin dönemleştirilmesi, çağdaş devletler ve mevcut devlet yapılarının geleceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitabın devamında ise,

  • Devletin en iyi şekilde; zor kullanma kapasiteleri, kurumsal mahiyeti, sınırları, içsel işleyişleri ve uluslararası sistem içerisindeki egemen konumu üzerinden tanımlanıp tanımlanmayacağı,
  • Devletin sosyal ilişki ya da siyasal eylem yönelimine yardımcı olup olmadığı,
  • Ve devlet ve siyaset, devlet ve hukuk, devlet ve sivil toplum, özel ve kamu, devlet iktidarı ve mikro iktidar ilişkileri arasında ne tür bağların olduğu gibi konular tartışılıyor.

Her yerde olan devleti anlamak, bilmek ve bunu daha iyi yorumlamak için, yaşayan en önemli devlet kuramcılarından biri olan Bob Jessop’ın bu incelemesine muhakkak bakılmalı.

Kitap, Jessop’ın daha önce yayınlanmış ‘Kapitalist Devletin Geleceği’ ve ‘Devlet Teorisi’ adlı kitaplarıyla başladığı üçlemenin son cildi.

  • Künye: Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek, çeviren: Atilla Güney, Epos Yayınları, siyaset, 484 sayfa, 2018