Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri (2010)

Jan Devletoğlu’nun, bir gazetede yazı dizisi olarak başlayan ‘İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri’ adlı çalışması, Türkiye’nin darbeli yıllarını Birleşik Krallık Devlet Arşivleri’nde kendine nasıl yer bulduğunu izliyor.

Kitap, İngiliz devlet arşivlerinde bulunan belgelerdeki darbe olasılığıyla ilgili ilginç gözlem ve yorumları sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta yer alan ve Devletoğlu’nun “12 Eylül’ün arşivlerdeki ayak sesleri” dediği belgeler, Cumhuriyet tarihinin son açık darbesinin 1975 yılından başlayarak ağır ağır nasıl yaklaştığını, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri, Doğan Kitap, inceleme, 306 sayfa

Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler (2010)

Hilmi Köksal Alişanoğlu, ilk baskısı 2005’te yapılan ‘Netekim! 12 Eylül’le Geldiler’de, darbe sonrası dönemde yaşadığı trajikomik olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Alişanoğlu, 1980’in mart ayında İstanbul Sarıyer’ de bir gecekonduda sol örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

Kendisi cezaevindeyken 12 Eylül darbesi gerçekleşti. İşkence gören Alişanoğlu, idamla yargılandı.

Yazar, bu süreçte yaşadıklarını mizahi bir dille elimizdeki kitabında kaleme getiriyor.

Darbenin gadrine uğrayanların anlatımları, genel olarak trajik bir üslup taşır. Alişanoğlu’nun tanıklığını farklı ve özgün kılan başlıca husus ise, “acıyı bal eylemesi”dir diyebiliriz.

  • Künye: Hilmi Köksal Alişanoğlu – Netekim! 12 Eylül’de Geldiler, Apollon Yayıncılık, anı, 312 sayfa

Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar (2010)

Sendikacı Fevzi Karadeniz ‘Yaralı Zamanlar’da, Türkiye’nin 1968’den sonraki hızlı, gerilimli zamanlarına dair tanıklığını anlatıyor.

DİSK-Teknik İş İstanbul Şube Başkanlığı, Bank-Sen GYK üyeliği ve aynı sendikanın iki yıl Doğu-Güneydoğu bölge temsilciliği görevlerinde bulunan Karadeniz, 12 Eylül öncesi ve sonrasında kısa süre tutuklu kalmıştı.

Diyarbakır, Lice ve Van’da yapılan mitinglerde yaptığı Türkçe-Kürtçe konuşmalar nedeniyle gıyabında yargılanan Karadeniz, 1983’ün sonunda yurtdışına kaçmıştı.

Uzun yıllar muhalif hareketin içinde bulunarak bedel ödemiş Karadeniz, görüp geçirdiklerini okurlarıyla paylaşırken, Türkiye’nin çalkantılı yakın tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar, Belge Yayınları, anı, 360 sayfa

Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2010)

12 Eylül darbesiyle beraber, Türkiye sol hareketi içinde bulunan birçok kişi cezaevlerine hapsedilmiş; kaçabilenlerin büyük bir kısmı Avrupa’ya giderken, bir kısmı da Suriye üzerinden Lübnan’a geçmişti.

Lübnan’a gidenler, İsrail’in Filistin’e saldırısına ve Sabra-Şatilla katliamına tanık olacaktı.

İşte ’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın bu süre zarfında tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Hem acımasız 12 Eylül darbesini hem Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatan kitap, iyi bir tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 327 sayfa

Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar (2010)

yasanmamis anilar son matbaa.cdr

Mehmet Tepebaşı ‘Yaşanmamış Sayılan Anılar’da, yirmi yaşındayken 12 Eylül’ün baskısından bunalarak, büyük umutlarla yurt dışına çıkışını, sonra umutlarının nasıl bir hayal kırıklığına dönüştüğünü anlatıyor.

Solun geleneksel tavrı olan susmayı ve yazma işini başkalarına bırakmasını eleştiren Tepebaşı, anılarını anlatma nedeni olarak, bu dönemin bazıları tarafından “yaşanmamış yıllar” denilerek unutulmaya terk edilmesini gösteriyor.

12 Eylül darbesinin hemen ertesinde, bir şeyler yapmak için harekete geçen gençlerin Suriye’de kurduğu kamp; kamptaki tartışmalar ve hesaplaşmalar; Filistin hareketiyle ilişkiler, umutlar ve hayal kırıklıkları, Tepebaşı’nın anılarının omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Mehmet Tepebaşı – Yaşanmamış Sayılan Anılar, Dipnot Yayınları, anı, 361 sayfa

Emil Galip Sandalcı – Akla Kara (2010)

‘Akla Kara’, Emil Galip Sandalcı’nın, aynı zamanda kurucusu olduğu Demokrat gazetesinde 1 Ocak 1980 ile 12 Eylül 1980 zaman aralığında kaleme aldığı köşe yazılarını bir araya getiriyor.

Yayın hayatı yaklaşık dokuz ay süren ve 12 Eylül darbesinin ardından kapatılan Demokrat gazetesi, sıkı muhalefetiyle, basın tarihimizde önemli bir yere sahip.

Sandalcı’nın burada yayımlanan yazıları, düşük yoğunluklu bir iç savaşın hüküm sürdüğü 1980 yılının, bir anlamda gayrı resmi tarihinin tanıklığını yapıyor.

Yazıların büyük çoğunluğu devrimci, demokrat ve yurtseverlere yönelik faşizan saldırılarını ve insan hakları mağdurlarını konu ediniyor.

  • Künye: Emil Galip Sandalcı – Akla Kara, hazırlayan: Recep S. Tatar, Su Yayınları, siyaset, 400 sayfa

Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak (2019)

12 Eylül darbesinin militarist baskıları ve korkunç işkenceleri, birçok insanın doğup büyüdüğü ülkelerini terk etmesine neden oldu.

‘Hiçbir Şey Aynı Olmayacak’ da, o dönemde Türkiye’den gitmek zorunda kalmış olanların muhasebelerine yer vermesiyle hem çok iyi bir sözlü tarih çalışması hem de önemli bir tanıklık.

Yaklaşık beş yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitap, iki yazarın daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Keşke Bir Öpüp Koklasaydım’ ile başlayan 12 Eylül 1980 Darbesi hafıza çalışmalarının devamı niteliğinde.

Darbe döneminde ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış siyasi mültecileri konu edinen araştırmanın çatısını Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Belçika, Fransa, Danimarka, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi mülteci olarak yaşayan veya bir dönem yaşamış mücadele insanlarıyla yapılmış sözlü tarih görüşmeleri oluşturuyor.

Kırkı aşan görüşmenin içinden yirmi iki tanesi bu kitapta yer alıyor.

Buradaki tanıklıkları ilginç kılan başka bir boyut daha var:

Bu hikâyeler, her bireyin izlediği yolun, o yolları kat ederken aldığı kararların, tecrübe ettiği yeni yaşamların ve bugün durdukları yerden geçmişe bakışın neden toptancı analizlere kurban edilemeyeceğinin de ipuçlarına gösteriyor.

  • Künye: Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak: Siyasi Mülteciler 12 Eylül Darbesi’ni Anlatıyor, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 544 sayfa, 2019

Cemal Dindar – Darbeci (2010)

Cemal Dindar ‘Darbeci’de, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren ekibin başındaki Kenan Evren’e ve onun Türkiye’nin siyasî ve toplumsal hayatına bıraktığı mirasa odaklanıyor.

12 Eylül’ün üzerlerine muazzam bir şiddeti boca ettiği 78 Kuşağı’nın kendi deneyimleriyle ilgili anlattıkları, Dindar’ın çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

“Kenan Evren’den beri tek başına ‘iktidar olmuş’ her lider, Kenan Evren’in hayaletini de kendisiyle birlikte taşımıştır. Hepsi kendi uğurlu sayısını toplumun bahtı haline getirmeye çalışıyor.” diyen Dindar, o tarihten bu yana Türkiye’de tanık olunan büyük çürümeyi gözler önüne seriyor ve bu dönemin mirası olarak değerlendirdiği Turgut Özal’ı, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve “Kenan Evren’in sevgili oğulları” olarak tanımladığı Recep İvedikler’i anlatıyor.

12 darbesini 24 Ocak Kararları ile birlikte düşünmeyi öneren Dindar, bu iki anın toplum ruhsallığındaki belirleyiciliği üzerine de düşünüyor.

Dindar bunu yaparken de, Freud’un toplum üzerine yazdıkları ve Lacancı temel tezlerle Türkiye’nin yakın tarihine bakıyor.

Yeni Türkiye’nin önce cezaevlerinde kurulduğunu söyleyen Dindar, Recep İvedik karakteri ile 12 Eylül zindanlarındaki işkenceci profili arasında dolaysız bağlar olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Cemal Dindar – Darbeci, Destek Yayınları, siyaset, 160 sayfa

Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1 (2009)

Canan Koç ve Yıldırım Koç, ‘KESK Tarihi’nin elimizdeki birinci cildinde, 12 Eylül darbesinden sonra başlayan memurların sendikalaşma çabalarından, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) kurulduğu 1985-1995 zaman aralığını inceliyor.

Türkiye’de kamu çalışanlarının sınıfsal konumu ve hukuki statüleriyle kitaplarına başlayan yazarlar, kamu çalışanlarının örgütlülük geçmişini; 1980-1990 zarfında, kamu çalışanları sendikalarının kurulması öncesindeki gelişmeleri; KESK’in kurulmasından önceki kamu çalışanları sendikalarını ve nihayet, KESK’in kuruluşunu anlatıyor.

Yazarlar, inceledikleri dönemi, kronolojik bir hiyerarşi çerçevesinde, zamanın da ruhunu yansıtan bir biçimde ele alıyor.

‘Risk Alanlar, Yolu Açanlar’ alt başlıklı bu cilt, 17-18 Haziran’da Kızılay İşgali’ni gerçekleştiren on binleri meydanda bir araya getirmeyi başaranların öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1, Epos Yayınları, siyaset, 604 sayfa

Bülent Ruscuklu – Demokrat Parti’den 12 Eylül’e (2008)

Eski MİT mensubu Bülent Ruscuklu, ‘Demokrat Parti’den 12 Eylül’e’ isimli bu kitabında, Türkiye yakın tarihinin sancılı bir dönemine odaklanıyor.

Kitapta, darbe kararının nasıl alındığı ve nasıl uygulamaya konduğu, 11 Temmuz olarak belirlenen harekât tarihinin neden ertelendiği, MİT’in darbelerden haberinin olup olmadığı ve darbenin Amerika’nın talimatıyla mı yapılıp yapılmadığı gibi soruların yanıtları aranıyor.

Ruscuklu, darbeyi ilk öğrenenin bir sivil olduğunu; Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün babası Emin Paksüt’ün, darbeyi bizzat Kenan Evren’den öğrenen kişi olduğunu iddia ediyor.

darbenin yapılacağının bilinip bilinmediği.

  • Künye: Bülent Ruscuklu – Demokrat Parti’den 12 Eylül’e, Alfa Yayınları, siyaset, 466 sayfa