Graham Greene – Kiralık Tabanca (2009)

Graham Greene ‘Kiralık Tabanca’da, okurları, hayatı boyunca dışlanmış, toplumun eşiğinde yaşamış bir kiralık katil olan Raven’ın dünyasına davet ediyor.

Raven’ın, kimliğini açıklamayan patronundan gelen emirler sonucu Savunma Bakanı’nı öldürmesi üzerine Avrupa’da işler karışır.

Kendisinin tek derdiyse, ödemenin ne zaman yapılacağıdır.

Fakat parası çalıntı banknotlarla ödenen Raven, bu aldatılmanın intikamını almak için kollarını sıvar.

Raven, gizemli patronunun kimliğini açığa çıkarmaya çalışırken, kendisi gibi kat kat korkutucu ve çok daha tehlikeli kişilerle amansız bir kovalamaca yaşayacaktır.

  • Künye: Graham Greene – Kiralık Tabanca, çeviren: Yiğit Değer Bengi, Everest Yayınları, roman, 272 sayfa

Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık (2009)

‘Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık’ta Erendiz Atasü, edebiyatın rehberliğinde, kadın bedenini ve yaşamını sorguluyor.

Atasü’nün, 1990’lardan bugüne, Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli üniversitelerde ve edebiyat kongrelerinde yaptığı sunumlardan, okuduğu ve etkilendiği kitaplar üzerine kaleme aldığı yazılardan derlenen kitapta yer alan birçok metin, beden, beden/bilinç izleklerini işliyor.

Kitabın ikinci izleği de, insanın zaman ve mekânla ilişkisi. Atasü’nün denemeleri, ataerkilliğin sorgulanması konusunda özgün bir bakış açısı sunuyor.

Denemelerin bunun yanı sıra, Atasü’nün, yerli ve yabancı edebiyat eserlerine yaptığı zengin atıflarla da dikkat çektini söyleyelim.

  • Künye: Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık, Everest Yayınları, deneme, 243 sayfa

Bejan Matur – Kader Denizi (2015)

Bugünün en önemli sorunlarından olan mültecilik olgusunun bir şairin dünyasından görünümü.

“Bugünün anlatacağı yok

Ne kelime

Ne sessizlik,

Çürümek de anlatamaz artık.

Yukarıda bir göz

Bakıyor bize,

İnceltiyor kanatlarını

Ölüm meleğinin.” diyen Bejan Matur, göçün acıyla örülü yollarını, köklerden koparılmayı, hiçliği ve ölümü resmediyor.

  • Künye: Bejan Matur – Kader Denizi, Everest Yayınları

Abdullah Hussein – Yorgun Nesiller (2009)

Abdullah Hussein ‘Yorgun Nesiller’ romanında, Naim karakterinin yaşadıklarından hareketle, Hindistan’ın özgürlüğüne, Pakistan’ın kuruluşuna giden trajik dönemin portresini sunuyor.

Fakir bir çiftçinin oğlu olarak dünyaya gelen Naim, tüm engellere rağmen, zengin toprak ağasının kızı Azra’yla evlenir.

Fakat ülkenin içinde bulunduğu kötü durum, bu mutluluğa gölge düşürür.

Sömürge altında yaşayan Hint halkının karşı karşıya kaldığı haksızlıkları kabullenemeyen Naim, özgürlükçü hareketlere katılır.

Fakat büyük mücadelelerden sonra kazanılan özgürlük, beklenen eşitliği getirmez.

Zira Naim ve Azra’nın Müslüman ailesi Hindistan’ı, yeni kurulan Pakistan için terk etmek zorundadır.

  • Künye: Abdullah Hussein – Yorgun Nesiller, çeviren: Zehra Savan, Everest Yayınları, roman, 454 sayfa

Roni Margulies – Sen Kalk da Ben Yatam (2015)

Roni Margulies’ten, resmi ideolojiyi eleştiren, Kemalistlerin aşırılıklarını alaya alan metinler.

Kitap hem yazarın Taraf gazetesindeki konuyla ilgili kimi yazılarının yeniden düzenlenmiş hallerini hem de kendisinin yıllardır yaptığı Kemalist tören, büst ve heykeller ile bu törenlere katılmış çocuklara ait fotoğrafları bir araya getiriyor.

  • Künye: Roni Margulies – Sen Kalk da Ben Yatam, Everest Yayınları

Işık Öğütçü – Orhan Kemal’in Babası Abdülkadir Kemali Bey’in Anıları (2009)

Yazar Orhan Kemal’in babası olan Abdülkadir Kemali Bey’in elimizdeki anıları, torunu Işık Öğütçü tarafından hazırlandı.

Abdülkadir Kemali Bey, bugün pek çok kaynakta karşımıza çıkan olaylara tanıklık etmiş, bu olayların içindeki kişilerle tanışmış, onlarla yakın ilişkiler kurmuş ve mücadeleye katılmış bir isim.

Kendisini özgün kılan hususların başında, sadece fikir üretmekle yetinmemesi, aynı zamanda düşüncelerini eylemlerinde gerçekleştirebilmesidir diyebiliriz.

Bir imparatorluğun çözülüşünden yeni bir devletin doğuşuna tanıklık eden Abdülkadir Kemali Bey’in anıları, Türkiye yakın tarihi açısından değerli bir kaynak.

  • Künye: Işık Öğütçü – Orhan Kemal’in Babası Abdülkadir Kemali Bey’in Anıları, Everest Yayınları, anı, 307 sayfa

David Wagner – Hayat (2015)

Karaciğer nakli için bekleyen bir adamın hastalıkla yaşamak, hastanedeki günlük yaşantı, korku ve yalnızlık arasında gidip gelen hikâyesi.

David Wagner’ın hikâyesi ilk etapta can sıkıcı bir konuyu işlese de, yazarın ironik bir üslupla hayat üzerine düşünmesi ve umudu hep diri tutuşuyla, ilgimizi sürekli canlı tutabiliyor.

  • Künye: David Wagner – Hayat, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Everest Yayınları

Torsten Krol – Callisto (2009)

Avustralyalı edebiyatçı Torsten Krol ‘Callisto’da, milliyetçilik, kültürler çatışması gibi günümüzün sıkıntılı konularının, kasabalı bir Amerikalının dünyasındaki yansımalarını hikâye ediyor.

Arabası yolda bozulan Odell Deefus, bir bardak su almak için bir eve girer ve evin sahibi Dean ile tanışır.

Kaza sonucu Dean’i öldüren Deefus, hemen ardından Dean’in de, teyzesini öldürüp onu derin dondurucuda sakladığını öğrenir.

Evde bulunan Müslümanlık konulu kitaplar ve bir politikacıya sarf edilen nahoş sözlerle birleşince, olay iyice içinden çıkılmaz hale gelecektir.

Kısa sürede işin içine FBI ve medya da dahil olmaya başlayınca, kabak trajikomik bir şekilde Deefus’un başına patlayacaktır.

  • Künye: Torsten Krol – Callisto, çeviren: İmge Tan, Everest Yayınları, roman, 441 sayfa

Aysu Erinç – Çocukluğumun Öyküsü (2009)

Aysu Erinç ‘Çocukluğumun Öyküsü’ isimli elimizdeki eserinde, Rusya, Almanya ve Türkiye üçgeninde savrulan bir aileyi anlatıyor.

Berlin’de doğan Erinç, 1946’da ailesiyle birlikte Türkiye’ye döndü.

Anneyle babanın Rusya’sı, Nazi Almanya’sında, Berlin’de geçen çocukluk, okul hayatı, 2. Dünya Savaşı cehenneminde yaşananlar ve dünyanın farklı ülkelerinin farklı şehirlerinde tanık olunan değişik kültürler, Erinç’in derinlikli anlatımında okurun karşısına çıkan konulardan birkaçı.

Kazan asıllı bir ailenin önce Almanya’ya sonra Türkiye’ye uzanan yolculuğunu anlatan Erinç, savaş yıllarının trajedisini, sığınaklarda geçmesine rağmen her zaman özlenen çocukluğunu, gidilen her ülkede hissedilen yabancı olma burukluğunu ve ailesiyle beraber ayakta kalabilmek için gösterdikleri olağanüstü çabayı akıcı bir dille anlatıyor.

Erinç’in anıları, acılı bir dönemin tanıklığı olarak da okunabilir.

  • Künye: Aysu Erinç – Çocukluğumun Öyküsü: Rusya, Almanya, Türkiye Üçgeninde Savrulan Bir Aile, Everest Yayınları, anı, 248 sayfa

Rebecca West – Askerin Dönüşü (2018)

Feminist ve sosyalist yazar Rebecca West’ten, Birinci Dünya Savaşı zamanlarında geçen ve aşka bambaşka bir pencereden bakan sıra dışı bir roman.

Yaşadığı büyük travma sonrasında Chris cepheden geri döner.

Chris ne yazık ki hafızasını kaybetmiştir ve son on beş yılını hiç hatırlayamamaktadır.

Chris’in döndüğü dünyada onu üç kadın beklemektedir.

Varlığını hiç hatırlamadığı güzeller güzeli eşi Kitty, ona gizliden büyük aşk beslemiş kuzeni Jenny ve on beş yıl önceki sevgilisi yoksul Margaret.

Chris, doğal olarak şimdiki eşi Kitty’i değil, yıllar önceki sevgilisi Margaret’i hatırlamaktadır.

Öte yandan Kitty, Chris’in sıradan bir kadın olan Margaret’e yaklaşmasını asla kabullenemez.

Jenny ise, bütün olup bitenleri ne yapacağını bilemez halde izlemektedir.

Bir süre sonra Kitty ve Jenny, gerçek sevginin ne olduğu konusunda Margaret’ten çok şey öğreneceklerdir.

‘Askerin Dönüşü’, savaş hakkında bir roman olsa da, savaşın tahribatını erkeklerin maruz kaldığı yıkımdan ziyade, onları evde bekleyen kadınların yaşadıkları üzerinden vermesiyle muazzam bir hikâye.

Dokunaklı olduğu kadar gerçekçi oluşuyla da öne çıkan roman aşk, evlilik ve kıskançlık temaları üzerinden ilerlese de, dönemin sosyal rollerini, sınıf ilişkilerini ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük dönüşüm geçirmiş dünyayı da sorguluyor.

  • Künye: Rebecca West – Askerin Dönüşü, çeviren: Işılar Kür, Everest Yayınları, roman, 125 sayfa, 2018