Sigrid Nunez – Daima Susan (2021)

Susan Sontag hakkında kısa, ama oldukça dokunaklı ve samimi bir biyografi.

Sontag’ın asistanlığını yapmış Nunez, bir süre sonra yazarın oğlu David’le sevgili olmuş, hatta üçü, sıra dışı bir yakınlık kurarak aynı evde yaşamaya başlamışlardı.

Bu kitap, Sontag’ı, insanlara bir şeyler öğretmekten sınırsız keyif alan ve üstelik bunu ahlaki bir görev olarak benimseyen; kültürel ve entelektüel tutkularıyla etrafındakilerde derin izler bırakan bir usta olarak resmediyor.

Nunez, kimi zaman çevresindekilere acı veren zorlu bir karakter olsa da Sontag’ın özgün has karakteriyle olduğu kadar ona yazarlığa dair öğrettikleriyle kendisi üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Sigrid Nunez – Daima Susan: Bir Susan Sontag Biyografisi, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Kafka Kitap, biyografi, 88 sayfa, 2021

Michael Ende – Ayıcık ile Hayvanlar (2016)

Tüyleri yıpranmış oyuncak ayı Yıkanabilir’in hayatla imtihanı.

Günün birinde pervasız bir sinek gelip Yıkanabilir’e dünyadaki varlık sebebini sorar.

Kahramanımız bu soruya yanıt veremez ve yardım almak için diğer hayvanlara başvurur.

Dünyadaki her canlının kendine has bir ruhunun olduğunu anlatan sıcacık bir hikâye.

  • Künye: Michael Ende – Ayıcık ile Hayvanlar, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi

Iva Procházková – Çıplaklar (2014)

Çıplaklık her yaş için tabu olmakla birlikte, yeniyetmelik dönemi, toplumsal değer yargılarının bu konuda devreye girdiği ilk alandır.

Iva Procházková bu gençlik romanında, yeniyetmelerin hem bedenlerinin gerçekleriyle tanışmaya hem de toplumun bu konudaki algılarıyla yüzleşmeye başladığı bu dönemi, beş Berlinli gencin büyüme serüveni üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Iva Procházková – Çıplaklar, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, ON8 Kitap

Ingo Schulze – Adam ile Evelyn (2009)

Alman yazar Ingo Schulze imzalı ‘Adam ile Evelyn’, farklı ruhlara sahip karakterleri üzerinden, birbiriyle kıyasıya çatışan dünyaları resmediyor.

1989 yazının Doğu Avrupa’sında başlayan romanın başkahramanları, terzilik yapan Adam ile sevgilisi Evelyn’dir.

Adam, Demir Perde’nin ardından hayatından şikâyet etmeden yaşarken, Evelyn ise üniversite eğitimi almak için perdenin arkasını görmek istemektedir.

Günün birinde Evelyn, Adam’ı bir müşterisiyle uygunsuz vaziyette yakaladıktan sonra, ilişkisini keserek, iki arkadaşıyla Macaristan’a doğru bir yolculuğa çıkar.

Roman, üç arkadaşı takip eden Adam’ın, yabancısı olduğu bir dünyada başına gelen trajikomik olayları hikâye ediyor.

  • Künye: Ingo Schulze – Adam ile Evelyn, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Pupa Yayınları, roman, 320 sayfa

David Wagner – Hayat (2015)

Karaciğer nakli için bekleyen bir adamın hastalıkla yaşamak, hastanedeki günlük yaşantı, korku ve yalnızlık arasında gidip gelen hikâyesi.

David Wagner’ın hikâyesi ilk etapta can sıkıcı bir konuyu işlese de, yazarın ironik bir üslupla hayat üzerine düşünmesi ve umudu hep diri tutuşuyla, ilgimizi sürekli canlı tutabiliyor.

  • Künye: David Wagner – Hayat, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Everest Yayınları

John Cheever – Falconer Hapishanesi (2018)

Yakın zamanda bizde ‘Bullet Park’ı yayımlanan büyük Amerikan öykücülerinden John Cheever’dan bir başyapıt daha.

Romanın başkahramanı, uyuşturucu bağımlısı olan Profesör Ezekiel Farragut, kardeşini öldürmekten on yıl hapse mahkûm olmuştur.

Cheever’ın, romanlarında önemli yer tutan banliyöden ayrıldığı ‘Falconer Hapishanesi’, Farragut’un yaşadığı varoluşsal krizi adım adım izleyerek muazzam bir insanlık durumu hikâyesine uzanıyor.

Bir yandan eşinin acı veren ziyaretleri, öte yandan hapishane yaşamının tekdüzeliği, beri yandan acımasız hafızası, Farragut’u çıldırmanın eşiğine getirir.

Bu ağır yükün altında kahramanımız, insanlığını korumak ve cezasının çekmek için olağanüstü çaba sarf edecektir.

‘Falconer Hapishanesi’, insanın özgürlük özlemi hakkında görkemli bir tragedya.

  • Künye: John Cheever – Falconer Hapishanesi, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, roman, 192 sayfa, 2018