Lennard J. Davis – Obsesyon (2021)

Obsesyonun izini Rönesans döneminin şeytan girmesinden modernite ile obsesyon arasındaki ilişkiye uzanarak izleyen enfes bir kitap.

Lennard Davis kapsamlı çalışmasında, obsesif aşk ve obsesyon ile sanat arasındaki ilişki gibi çok ilginç konuları da tartışıyor.

Davis burada, obsesyonun izini Rönesans kültüründe hâkim olan posesyon (yani şeytan girmesi) ile sürmeye başlıyor ve bunun obsesyonla ilişkisini inceliyor.

Obsesyonun kökeninin ardından obsesyonun tarihsel sürecini histeri, buharlar, melankoli, hipokondriyle incelemeye başlıyor ve akabinde delilik kategorilerini genel olarak ele alır ve buna ilişkin örnekler sunuyor.

Yazar, bu tarihsel yolculuğun devamında edebiyata geniş bir yer ayırır.

Merak ile obsesyon arasındaki ilişkiyi ve monomaniyi inceliyor.

Cinsellik, aşk ve obsesyon üçgenine geniş bir yer ayıran Davis, yaşadığımız yüzyıla yaklaşırken de obsesyon ile resim, heykel gibi görsel sanatlar arasındaki ilişkiye odaklanıyor ve tüm bunları da biyokültürel bir çerçevede ele alıyor.

Davis, daha çok 19. ve 21. yüzyıllar arasını mercek altına alıyor, zira modernite ile obsesyon arasında büyük bir ilişki olduğu kanısı bu çalışmaya yön veriyor: “Modernite öyle bir dönem olarak görülmektedir ki, normal olmak bir nevi deli olmakla, özellikle de obsesif olmakla örtüşen bir şey olarak tanımlanır.”

  • Künye: Lennard J. Davis – Geçmişten Günümüze Obsesyon, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, psikoloji, 387 sayfa, 2021