Sandro Mezzadra, Brett Neilson — Geri Kalanı ve Batı (2026)

Sandro Mezzadra ve Brett Neilson bu eserlerinde Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan çokkutuplu dünya düzenini, klasik Doğu-Batı karşıtlığının ötesine geçen yeni bir kapitalizm ve iktidar analiziyle inceliyor. Kitap, küresel sistemde yaşanan dönüşümlerin yalnızca devletler arasındaki güç dengelerini değiştirmediğini; sermayenin hareket biçimlerini, emek süreçlerini, sınır rejimlerini, uluslararası ilişkileri ve siyasal mücadeleleri de yeniden şekillendirdiğini savunuyor. Yazarlar, günümüz dünyasını anlamak için tek merkezli ya da ulus-devlet odaklı açıklamaların yetersiz kaldığını ileri sürerek kapitalizmin farklı coğrafyalarda birbirine bağlanan çok katmanlı yapısını çözümlemeye çalışıyor.

Çalışmanın merkezinde, “Batı” ile onun dışında kalan “geri kalan dünya” arasındaki ilişkinin artık eski hiyerarşik kalıplarla açıklanamayacağı düşüncesi yer alıyor. Çin, Hindistan, Körfez ülkeleri ve diğer yükselen güçlerin küresel ekonomide üstlendikleri roller, sermaye akışlarının yön değiştirmesi ve yeni jeopolitik rekabetler, kapitalizmin çokkutuplu bir evreye girdiğini gösteriyor. Ancak yazarlar, bu değişimin Batı’nın gerilemesi ya da yeni güçlerin basit yükselişi biçiminde okunmasına karşı çıkıyor; bunun yerine farklı iktidar merkezlerinin birbirine bağımlı olduğu karmaşık bir dünya düzeninin oluştuğunu öne sürüyor.

‘Geri Kalanı ve Batı: Çokkutuplu Bir Dünyada Sermaye ve İktidar’ (‘The Rest and the West: Capital and Power in a Multipolar World’), bu dönüşümü pandemi, savaş rejimleri, finansallaşma, platform ekonomileri ve küresel lojistik ağları gibi süreçler üzerinden inceliyor. Özellikle dijital platformların üretim ve dolaşım üzerindeki etkisi, finans sermayesinin ekonomik ve siyasal kararları belirleme gücü ile tedarik zincirlerinin küresel ölçekte kazandığı stratejik önem ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Böylece kapitalizmin yalnızca fabrikalarda değil, veri akışlarından ulaştırma koridorlarına kadar uzanan çok geniş bir alanda yeniden örgütlendiği gösteriliyor.

Mezzadra ile Neilson, sermayedeki bu dönüşümlerin emek dünyasını da kökten değiştirdiğini savunuyor. Güvencesiz çalışma biçimleri, göçmen emeği, dijital emek, bakım emeği ve farklı üretim rejimleri arasındaki bağlantıları analiz ederek işçi sınıfının artık tek tip bir özne olarak düşünülemeyeceğini ileri sürüyor. Emek mücadelelerinin de ulusal sınırları aşan, farklı toplumsal deneyimleri bir araya getiren yeni örgütlenme biçimleri geliştirdiğini vurguluyor. Böylece sınıf mücadelesini feminist, ırkçılık karşıtı, çevreci ve sömürgecilik karşıtı hareketlerle birlikte değerlendiren daha geniş bir siyasal çerçeve öneriyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, çokkutuplu dünyanın yalnızca yeni güç rekabetleri yaratan bir düzen olmadığını, aynı zamanda özgürlük ve eşitlik mücadeleleri için yeni imkânlar da sunduğunu göstermesi oluyor. Yazarlar, sermaye ilişkilerinin toplumsal yaşamın her alanına nüfuz ettiği koşullarda bile alternatif öznelliklerin ve dayanışma biçimlerinin gelişebileceğini savunuyor. Bu nedenle eser, farklı mücadeleleri ortak bir politik bileşim içinde buluşturacak yeni bir enternasyonalizm fikrini tartışmaya açıyor. Küresel kapitalizmin güncel dönüşümlerini ekonomi politik, siyaset kuramı ve toplumsal hareketler perspektiflerini bir araya getirerek değerlendiren çalışma, çağdaş kapitalizmin yapısını ve ona karşı geliştirilebilecek alternatif siyasal ufukları anlamak isteyenler için önemli bir kuramsal kaynak niteliği taşıyor.

Sandro Mezzadra, Brett Neilson — Geri Kalanı ve Batı: Çokkutuplu Bir Dünyada Sermaye ve İktidar
Çeviren: Münevver Çelik • Otonom Yayıncılık
Siyaset • 304 sayfa • 2026