Trevor Bryce – Hattuşili (2025)

Hattusili’nin yaşamı, Hitit İmparatorluğu’nun hem kırılganlığını hem de yeniden doğuş gücünü gösteriyor. Trevor Bryce, prens olarak başladığı yolculuğun onu nasıl imparatorluğun kaderini belirleyen bir figüre dönüştürdüğünü anlatıyor. Hattusili, genç yaşından itibaren siyasetin sert dengeleriyle yüzleşiyor ve ailesi içindeki rekabet onu güç arayışına doğru itiyor. Bu dönemde sergilediği kararlılık, ileride kuracağı düzenin ilk işaretlerini veriyor.

‘Hattuşili: İmparatorluğu Ele Geçiren Hitit Prensi’ (‘Hattusili, the Hittite Prince Who Stole an Empire: Partner and Rival of Ramesses the Great’), Hattuşili’nin askeri dehasını öne çıkarıyor. Kuzeydeki kabilelerle yürüttüğü mücadeleler, Suriye’deki hakimiyet yarışı ve özellikle Kadeş çevresindeki güç oyunları onun nasıl stratejik bir lider olduğunu gösteriyor. Bryce, bu mücadeleleri aktarırken Hattuşili’nin düşmanlarını yenmekten çok onları kontrol etmeye odaklandığını belirtiyor. Bu yaklaşım, onun imparatorluğu genişletirken aynı zamanda içerideki istikrarı da sağlamasını mümkün kılıyor.

Eserde en çarpıcı bölümlerden biri, Hattuşili ile II. Ramses arasındaki karmaşık ilişkiyi ele alıyor. İki hükümdar rakip olarak sahneye çıkıyor ancak zamanla diplomatik bir denge kuruyor. Kadeş Savaşı sonrası imzalanan antlaşma, dönemin uluslararası ilişkileri açısından büyük önem taşıyor ve Bryce bunu iki karakterin kişisel hırsları üzerinden yorumluyor.

Son bölümde Hattuşili’nin kendi ailesi içinde yaşadığı iktidar mücadelesi ve yeğeniyle olan çekişmesi anlatılıyor. Bu çatışma, onun hem gücünün hem de kırılganlığının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Bryce, Hattuşili’nin siyasi zekasının yanında insani yanını da ortaya koyuyor ve onun tarihte bıraktığı izleri derinlikli bir biçimde aktarıyor. Ayrıca kitap, dönemin kültürel atmosferini ve saraydaki güç dengelerini açıkça aktarıyor. Hattuşili’nin kararlarının yalnızca askeri değil toplumsal sonuçlar da doğurduğunu gösteriyor.

  • Künye: Trevor Bryce – Hattuşili: İmparatorluğu Ele Geçiren Hitit Prensi, çeviren: Gökhan Aydın, Kabalcı Yayınları, tarih, 357 sayfa, 2025

Bronislaw Malinowski, Robert Briffault – Dünden Bugüne Evlilik (2025)

Bu kitap, antropoloji alanındaki iki önemli figür olan Bronislaw Malinowski ve Robert Briffault arasındaki bir fikir ayrılığını yakalayan önemli bir antropolojik eserdir. ‘Dünden Bugüne Evlilik’ (‘Marriage: Past and Present. A Debate Between Robert Briffault and Bronislaw Malinowski’), evliliğin doğası ve kökenleri hakkında bir tartışma sunar. Anlaşmazlıkları, özellikle “ilkel” toplumlarda evliliğin evrensel bir kurum olup olmadığı sorusu üzerine odaklanır.

Bronislaw Malinowski çekirdek ailenin evrenselliğini ve babanın çocuk yetiştirmedeki önemini vurguladı. Evliliğin tüm insan toplumlarında bulunan temel bir kurum olduğunu, ebeveynliği meşrulaştırmaya ve aileyi istikrarlı bir sosyal birim olarak kurmaya hizmet ettiğini savundu. Trobriand adalarındaki saha çalışması teorilerini büyük ölçüde etkiledi. Robert Briffault ise en eski insan toplumlarının ana soylu olduğunu ve anne-çocuk bağının temel sosyal birim olduğunu savundu. Babanın rolünün başlangıçta marjinal olduğuna ve resmi bir kurum olarak evliliğin nispeten geç geliştiğine inanıyordu. “Anneler” adlı eseri teorilerinin köşe taşıdır.

Tartışma, antropolojide evliliğin kökenleri ve işlevleri hakkındaki farklı teorik bakış açılarını vurgular. Farklı kültürlerde aile, akrabalık ve sosyal organizasyonun doğası hakkında önemli soruları gündeme getirir. Eser, insan sosyal davranışı hakkında temel konuları ele aldığı için bugün hala geçerliliğini koruyor. O dönemde antropolojik alandaki düşünce değişimini gösteriyor.

Özetle, kitap, insan sosyal yaşamının temel bir yönü hakkında iki etkili bilim insanının zıt görüşler sunduğu antropolojik düşüncede çok önemli bir anı yakalar.

Kitap, Türkiye’de ilk kez yayımlanıyor.

  • Künye: Bronislaw Malinowski, Robert Briffault – Dünden Bugüne Evlilik, çeviren: Gökhan Aydın, Kabalcı Yayınları, antropoloji, 96 sayfa, 2025

Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu (2017)

Feodalizmden kapitalizme geçişi sağlayan ekonomik ve politik dinamikler nelerdi?

Henry Heller’in elimizdeki oylumlu çalışması, hem kapitalizmin ortaya çıkışı hem de geleceği hakkında önemli değerlendirme ve saptamalar barındırıyor.

Heller’in, kapitalizmin kökenini, doğasını ve sürdürülebilirliğini sorgularken, bunun hakkındaki tarihsel kanıtlara eleştirel bir şekilde yaklaşması, çalışmayı zenginleştiren hususlardan.

Heller, en başta, hep söylenegeldiği gibi, kapitalizmin yalnızca ekonomik bir sistem olmadığını politik yönleri de oldukça başat bir oluşum olduğunu savunuyor.

Yazar, kapitalizmin ilk ortaya çıkışından gelişimine ve şimdiki haline uzanıyor ve özellikle bugün içinde bulunduğu çıkmazlara bakıldığında, kapitalizmin geleceğinin her zamankinden daha çok tehlikede olduğunu belirtiyor.

Heller’in burada sunduğu tezlerin, son zamanlarda yoğun karşılık gören Marksist iktisatçı Robert Brenner’ın tezlerine destek sunan mahiyette olduğunu da özellikle belirtelim.

  • Künye: Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gökhan Aydın, Doruk Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2017