Mustafa Duman – Eril Kültür (2022)

Türk destanları bağlamında hegemonik erkekliğin inşasını ve ataerkilliğin sözlü kültürle ilişkisini ele alan bu kitap, folklorun eleştirel erkeklik çalışmaları içerisindeki yerini belirlemeye çalışıyor.

Anlatma geleneği ve bu geleneğin ürünü olan sözlü edebiyat mahsulleri; mitlerden masallara, destanlardan halk hikâyelerine hangi formda olursa olsun, ait oldukları toplumun dünya görüşünü yansıtır.

Bu nedenle hegemonik erkekliği destanlar üzerinden okumaya çalışmak, aslında toplumsal cinsiyet rollerine yüklenen anlamların üretildiği sözlü kültür gibi canlılığını hiç yitirmeyen bir kanalın işleyişini ortaya koyar ve hegemonik erkekliğin oluştuğu kültürel yapıyı daha iyi kavramamızı sağlar.

Dolayısıyla bu kitap, “erkeklik”in kültür sahasında dünden bugüne nasıl inşa edildiğine ve ne türden dönüşümler geçirdiğine odaklanarak okurunu Türk destanlarına farklı bir pencereden bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Mustafa Duman – Eril Kültür: Destan ve Hegemonik Erkeklik, Kabalcı Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2022

George Herbert Mead – Sosyal Davranışçılık Üzerine (2022)

Amerikan pragmatizminin, sembolik etkileşim teorisinin öncüsü ve sosyal psikolojinin ve psikolojik davranışçılığın güçlü bir eleştirmeni olan George Herbert Mead, çalışmalarında en çok zihnin ve benliğin sosyal etkileşim ve deneyimlerden nasıl ortaya çıktığını kuramlaştırmakla uğraştı.

Konuşmalarımızın aynı zamanda önemli semboller içerdiğini savunan Mead için jestler ve dil, insanların tepkilerini ve düşüncelerini ölçmek, dolayısıyla sosyal etkileşimi ve iletişimi anlamak için çok önemli unsurlar olageldi.

İletişim yoluyla benliğin gelişimine dair özgün bir kurama katkıda bulunan Mead’in kaleminden çıkan çok değerli on altı makalenin çevirileriyle derlenen bu kitap, sosyal bilimler alanına büyük katkıda bulunacak türden.

  • Künye: George Herbert Mead – Sosyal Davranışçılık Üzerine (Seçilmiş Eserler: 1896-1929), çeviren: Huri Güven, Kabalcı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2022

Mona Saba – Zerdüştiliğin Anadolu’daki Yayılımı (2022)

Zerdüştilik, Antik Pers kökenli, dünyanın en eski tek tanrılı dinlerinden biridir.

Yapılan araştırmalar Zerdüştiliğin Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ın inanç sistemlerini etkilediğini göstermiştir.

İranlı dini reformcu Zerdüşt (MÖ 7 – 6. yüzyıllar) geleneksel olarak dinin kurucusu olarak kabul edilir.

Zerdüştilik, “iyi düşünceler, iyi sözler ve iyi davranışlar” yoluyla yaşama fikri etrafında kuruldu.

Zerdüşt, iyi ve kötüyü ahlaki temelde ayıran ilk insan olarak bilinir.

Dinin tanrısı Ahura Mazda’nın düzenine ve dürüstlüğüne göre yaşamak, kişinin eylemleri ve sözleriyle iyi bir yaşam olarak kabul edilir.

Bireyler kendi yollarını seçmekte özgür iradeye sahiptiler.

Zerdüştiliğin kökeni hakkında yakın bir zamana değin bilinmeyenler, bilinenlerden fazlaydı.

2007’de Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te başlayan sistematik arkeolojik kazılarda açığa ­çıkarılan Ateşgede ve İbadethane ile birlikte saptanan Ateş Kültü, ­Kurban Kültü, Su Kültü ve Haoma Kültü ile ilgili bulgular, M.Ö. 5. yüzyıl ortalarında Anadolu’da başlayan ve kurumsallaşan ­Zerdüştiliğin Önasya’daki en önemli kanıtları durumundadır.

  • Künye: Mona Saba – Zerdüştiliğin Anadolu’daki Yayılımı (OIuz Höyük Geç Demir Çağı Bulguları Işığında), çeviren: Tuna Akçay, Kabalcı Yayınları, arkeoloji, 320 sayfa, 2022

Joseph Cambell – Mitsel İmge (2022)

Uzak Asya’dan Hindistan’a, Çin’den Japonya’ya, Eski Doğu’dan Eski Batı’ya, Avrupa’dan Afrika’ya, Hıristiyanlıktan Yahudiliğe ve İslam’a, Filipinler, Endonezya, Mikronezya gibi ada uygarlıklarından İnka, Aztek, Maya gibi Amerika uygarlıklarına kadar dünyanın çeşitli inançlarını imgesel bağlamda inceleyen Joseph Campbell, kitapta ayrıca bu imgelerin kültürel, edebi ve psikolojik yönlerini ele alıyor.

Campbell, düşlerin mitlerle olan ilişkisiyle başlayarak mitolojileri okuryazar ile okuryazar olmayan halk gelenekleri şeklinde iki ayrı gruba ayırıyor.

Etkileri çağlara uzanan mitolojilerin izini metinler ve imgelere odaklanarak sürüyor.

Doğu ve Batı mitolojileri arasındaki rüya ve yaşam yorumlarındaki farklılıkları metin ve imgelere odaklanarak ortaya koyuyor.

Bu farkı izah etmesine rağmen benzerliklerini hem imgesel hem de kültürel anlamda belirtiyor.

Budizm ve Hinduizm inancı gibi Doğu’nun köklü inançlarını derinlemesine anlatırken, bir yandan da okuru Batı’nın genele etki etmiş Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam gibi inançlarının kökenlerine ve farklı yorumlanmalarına sürükleyebiliyor.

“Bütünleşik bir dünya kataloğu” olarak da adlandırılabilecek kitap, Jung’dan Freud’a çeşitli bilim insanlarından ve psikoloji kuramları gibi çok yönlü bilim dallarından da yorumlamalar esnasında faydalanıyor.

Birbirinden karmaşık kültürleri imgesel anlamda karşılaştırması dışında basit bir kültürel yasağın veya övgünün edebi ya da arkeolojik materyal açısından nasıl farklı coğrafyalarda benzer biçimde bulunabildiği uygulamalı olarak gösteriyor.

Mimari öğeleri, cam vitraylarını, ibadet merkezlerini, mağara resimlerini ve de mitoloji veya inançla ilişkili ilkel veya gelişmiş her türlü imgeyi ayrıntılarıyla açıklıyor.

Bir yanda Uzak Doğu’nun inançlarını incelerken, bir anda Afrika kabileleriyle benzerliklerinin görülebildiği kitapta Zeus, Orpheus, Aphrodite, Apollon, Ares, Adonis… Buda, Brahma, Tantra, Vişnu, Krishna… Ra, Nut, Horus, Anubis, Toth… Tlazolteotl, Tezcatlipoca, Quetzalcoatl ve daha nice tanrı ve tanrıçanın anlatısı yer alıyor.

  • Künye: Joseph Cambell – Mitsel İmge, çeviren: Ogün Baştürk ve Yunus Emre Ceren, Kabalcı Yayınları, mitoloji, 592 sayfa, 2022

Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2021)

Modern mimarlık ve şehircilik tarihi üzerine, tam 784 sayfalık muazzam bir çalışma.

Michel Ragon, iki yüzyıllık zaman diliminde, modern şehirciliğin geçirdiği dönüşümler üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.

On üç yıllık bir çalışmanın ürünü olan ‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (1800-1991)’, tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik gibi alanların iç içe girdiği çetrefil bir konuda, yaklaşık iki asırlık bir zaman dilimini kuşatan başarılı bir sentez sunuyor.

Ragon, sanayi devrimi öncesinde bir düzenleme sanatı olan şehirciliğin geçirdiği dönüşümleri, şehirli işçi sınıfının doğuşu ve konut sorunlarını ele alıyor, bunun yanı sıra modern şehirciliğin, sanayi uygarlığıyla birlikte gelen büyüme krizine bir çözüm üretme çabası içerisinde nasıl şekillendiğini anlatıyor.

Mimarlık ile şehirciliğin birbirinden ayrılamayacağı anlayışıyla kaleme alınan kitapta, metal, betonarme gibi yeni yapı malzemelerinin kullanımıyla ortaya çıkan yeni estetik ve mimari yöntemler; Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar; Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımlar proje ve icraatlarıyla birlikte ele alınıyor.

Kronolojik tablolarla, fotoğraflarla ve çizimlerle zenginleştirilmiş eserde Barselona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia’ya gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenlerini, başarıları ve başarısızlıklarıyla birlikte gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Çeyişakar, Kabalcı Yayınları, mimari, 784 sayfa, 2021

Cem Dilçin – Fuzulî’nin Şiiri Üzerine İncelemeler (2010)

Cem Dilçin elimizdeki çalışmasında, Fuzulî’nin şiirini, sanatını, dilini, üslubunu ve nazım tekniğini inceliyor.

Kitabın ilgi çeken yanlarından biri, genellikle edebiyat tarihi, biyografi ya da esere yönelik çalışmalarla sınırlı kalan divan şiiri ve şairleri konulu araştırmaların aksine, Fuzulî’nin şiiri üzerinden, divan şiirinin dönemler açısından taşıdığı özellikleri ve şairlerin buna bağlı olarak geliştirdikleri üslupları ortaya koymasıdır diyebiliriz.

Fuzulî’nin şiirlerinde söz tekrarlarına dayanan bir anlatım özelliği; Fuzulî’nin şiirlerinde ikilemelerin oluşturduğu ses, söz ve anlam düzeni ve Fuzulî’nin Farsça şiirlerinde ikileme, Dilçin’in irdelediği konulardan.

  • Künye: Cem Dilçin – Fuzulî’nin Şiiri Üzerine İncelemeler,  Kabalcı Yayınları, inceleme, 383 sayfa

Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2010)

‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi’, kronolojik bir incelemeyle Barcelona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenini sunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda modern şehirciliğin doğuşu ve şehirli işçi sınıfının ortaya çıkışıyla yaşanan konut sorunlarıyla çalışmasına başlayan Ragon, Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar ile Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımları, projeleri ve icraatlarıyla birlikte ele alıyor.

Tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik alanlarından yararlanan çalışma, görsel malzemeleri ve ayrıntıcı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Aykaç Erginöz, Kabalcı Yayınları, mimari, 780 sayfa

Franklin Lewis – Mevlânâ (2010)

Franklin Lewis ‘Mevlânâ’da, bir hoşgörü ve evrensellik anıtı olan Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin hayatını, öğretisini ve şiirini anlatıyor.

Yazar bir anlamda, hakkında birçok mit, yanlış okumalar ve yanlış betimlemeler bulunan Mevlânâ’yı hem bir insan hem de şair olarak ayrıntılı bir şekilde yeniden inşa ediyor diyebiliriz.

Çalışmasında ilk olarak bir Mevlânâ arka planı oluşturan yazar, Bahâeddin Veled ve Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi gibi Mevlânâ’nın pirlerini; Mevlânâ’nın evlatlarını ve manevi kardeşlerini; Mevlânâ’nın hayatı, öğretisi ve şiirini; İslam dünyasında Mevlânâ ve Mevleviliği ve nihayet, Mevlânâ’nın Dünya’daki etkisini anlatıyor.

  • Künye: Franklin Lewis – Mevlânâ, çeviren: Gül Çağalı Güven ve Hamide Koyukan, Kabalcı Yayınevi, biyografi, 789 sayfa

Ekrem Demirli – İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan (2010)

Ekrem Dumanlı ‘İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan’ başlıklı elimizdeki eserinde, İbnü’l-Arabi ve sonrası İslam tasavvufu geleneğini ele alıyor.

Bu geleneğe gösterilen ilgide ihmal edilen yönün, geleneğin teorik kaynakları olduğunu söyleyen Demirli, geleneğin nasıl bir teorik zeminde ele alınması gerektiğini irdeliyor.

Ağırlıklı olarak Konya, Malatya, Şam, Kayseri, Bursa gibi bölgelerde yaşayan sufilerin görüşleriyle şekillenen belirli bir geleneğin bilgi ve varlık anlayışını ortaya koymayı hedefleyen yazar, yedinci ve on üçüncü yüzyıllarda metafizik düşünce; bilimlerin iç içe girmesi ve tasavvuf; tasavvufi yöntemin esasları; İbnü’l-Arabi ve takipçilerinde varlık sorunu; Vahdet-i Vücûd anlayışının gelişimi ve metafizik düşüncede insan gibi konuları ele alıyor.

Çalışma, İbnü’l-Arabi’nin düşüncelerinden hareketle, İslam tasavvufunu kapsamlı bir gözle değerlendiriyor.

  • Künye: Ekrem Demirli – İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan, Kabalcı Yayınevi, inceleme, 343 sayfa

Frank Herbert – Dune: Tanrı İmparatoru (2010)

Frank Herbert ‘Klasik Dune’un dördüncü kitabında, II. Leto hükümdarlığı zamanında gezegendeki barış döneminde yaşananları hikâye ediyor.

Artık bir çöl gezegeni olmayan Dune’da, kumsolucanları ve Fremenler’in yitmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiştir.

Fakat her ne kadar barış dönemi yaşanıyorsa da, üç bin yıldan uzun hüküm süren II. Leto, zalimliğiyle nam salmış bir tanrıya dönüşmüştür.

Gezegendeki insanların hayatta kalmasının tek yolu olan Altın Yol’un gereklerini yerine getirmeye çalışan hükümdar, hem bir Atreides hem de bir solucandır.

Herbert, imparatorluk takviminin 13.725 yılını gösterdiği zamanda, Dune halkının hayatta kalma çabasını anlatıyor.

  • Künye: Frank Herbert – Dune: Tanrı İmparatoru, çeviren: Dost Körpe, Kabalcı Yayınları, roman, 539 sayfa