Esen Çamurdan – Tanzimat Dönemi Türk Tiyatrosu (2015)

Osmanlı’da Batılılaşma çabasının hız kazanarak ülkenin geleceğine yön verdiği Tanzimat dönemindeki tiyatro çalışmalarının keyifle okunacak bir incelemesi.

Bu süreçte üretmiş beş yazarın on altı oyunu üzerinden dönemin tiyatro anlayışını irdeleyen çalışma, böylece Çağdaş Türk tiyatrosunun sorunlarının kökenlerine de iniyor.

  • Künye: Esen Çamurdan – Tanzimat Dönemi Türk Tiyatrosu, Habitus Kitap

Ali Yalçın Göymen – Devrim Fikri Üzerine (2018)

Devrim fikri nasıl ortaya çıkar?

Ali Yalçın Göymen’in bu özenli çalışması, bu ve bununla bağlantılı daha pek çok ufuk açıcı sorunun yanıtını tarihsel bir bakışla arıyor.

Göymen, devrimin tarihin hangi anlarında bir yıldız misali parladığını, hangi anlarında soluklaştığını sorgularken, tarihsel çelişkilerin toplumsal alandaki izdüşümlerini ve bunların daha sonra nasıl güçlü birer kıvılcıma dönüşerek devrimi tetiklediğini gözler önüne seriyor.

Öte yandan Göymen, devrim kavramını, yalnızca tahakküm biçimlerini aşmak şeklinde dar bir çerçevede değil, yabancılaşmayı kırarak özgürleşme yolları ortaya koymak anlamında genişletiyor.

  • Künye: Ali Yalçın Göymen – Devrim Fikri Üzerine, Habitus Kitap, siyaset, 160 sayfa, 2018

Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917 (2018)

Her ne kadar kimileri tarafından epeyi gerilerde kaldı denilse de, 1917 Ekim Devrimi ufkumuzu genişletmeye devam ediyor.

Hele hele kapitalizmin kendi iç çelişkileri ve krizleriyle boğuştuğu, yoksulluğun yığınları esir aldığı, neoliberalizmin azgınlıkta sınır tanımadığı bugün, alternatif bir dünya kurmak yakıcı bir hal almış durumda.

İşte, Ekim Devrimi, bugünün karanlığında devrim ihtimalini hep diri tutmasıyla çok önemlidir ve bu düzen böyle sürdükçe de bu ihtimalin daha da yükseleceği kesindir.

Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy’un elimizdeki önemli çalışması da, Sovyet deneyiminden başlayarak sosyalizmin dünya üzerindeki serüveninin geniş bir analizi eşliğinde 1917 Devrimi’nin bize bıraktığı mirası tartışıyor.

Ekim Devrimi’nin sınıftan kültüre ve devrime, bugün ve gelecekte bizi nasıl besleyeceği konusunda sıkı bir analiz arayanlar kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917: Tarih, Devrim, Kültür, Habitus Kitap, siyaset, 2018

Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak (2018)

Türkiye tiyatrosuna damga vurmuş eski, yeni birçok yazarın kendi olma veya olamama durumuna nasıl yaklaştığını irdeleyen iyi bir çalışma.

Esen Çamurdan, Türkiye tiyatrosuyla ilgili giriştiği her çalışmada, bir biçimde karşısına hep kendi ol(a)mama, başka bir deyişle dayatmacı toplumun bireyi bastırması sorununun çıktığını söylüyor.

Çamurdan, çalışması kapsamında kendi ol(a)mama sorunsalında birleşen yedi çağdaş yazarın on bir yapıtını tartışıyor ve bireysel ve toplumsal/kültürel/ahlaksal/tinsel düzlemde temel bir kendilik sorununa değindiklerini düşündüğü bu oyunların nitelikli bir resmini çiziyor.

Kitap, Türkiye tiyatrosunda bireysel kimlik sorununun nasıl ele alındığını daha iyi kavramak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak: Türk Tiyatrosunda Bireysel Kimlik Sorunu, Habitus Kitap, tiyatro, 128 sayfa, 2018

Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü (2016)

Eril tarihin ısrarla görmezden geldiği kadınların izini süren, onları mahkûm edildikleri karanlıktan çıkaran değerli bir çalışma.

Meral Harmancı McDermott ‘Bastırılanın Geri Dönüşü’nde, Osmanlı’nın son yılları, Tanzimat ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşamış ve bugün neredeyse kimsenin bilmediği feminist kadın oyun yazarlarını anlatıyor.

Kadınların kendi tarihlerini oluşturabilmeleri açısından önemli bir kaynak vazifesi görecek çalışma, ele aldığı kadınları yalnızca üretimleriyle değil, aynı zamanda yaşadıkları çağın kendine has dinamikleri içinde de ele alıyor.

Yalnızca tiyatro çalışmaları alanında değil, feminist çalışmalar, kadın araştırmaları, kadın tarihi açısından da önemli bir kaynak.

  • Künye: Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet, Habitus Kitap, tiyatro, 320 sayfa

Jonathan Coe – Bir Aile Kroniği ya da Küresel Yırtıcının Doymak Bilmez İştahı (2017)

İngiltere’de Thatcherizmin egemenliğini sürdürdüğü, ülkenin Amerika’yla birlikte sömürge kurmak için yürüttüğü yıkıcı siyaseti bir aile hikâyesiyle harmanlayarak anlatan şahane bir roman.

Roman, Winshaw ailesinin 1990’larla, iç ve dış siyasetle ve uluslararası gündemlerle iç içe geçen hayatından enstantaneler sunuyor.

Saddam Hüseyin’in Kuveyt’e girmiş olduğu bu dönemde, aile fertlerine teker teker odaklanan, onların karakterlerini adeta didik didik eden Jonathan Coe, ailenin serencamı üzerinden ülke içinde medya, siyaset, sağlık sisteminin özelleştirilmesi, finans ve gıda alanında yaşanan dönüşümleri ve genel olarak uluslararası gündemi belirleyen olayları kayıt altına alıyor.

Bir döneme, bir aileye ve doymak bilmez, pervasız emperyalist güçlere dair bir hikâye.

  • Künye: Jonathan Coe – Bir Aile Kroniği ya da Küresel Yırtıcının Doymak Bilmez İştahı, çeviren: Gül Çağalı Güven, Habitus Kitap, roman, 512 sayfa

David Frisby ve Derek Sayer – Toplum (2017)

David Frisby, daha önce Türkçede yayımlanan ‘Modernlik Fragmanları’yla hatırlanacaktır.

Frisby o kitabında, Georg Simmel, Siegfried Kracauer ve Walter Benjamin’in düşüncelerinin izinde, modernliğin gündelik hayattaki deneyimlenişini irdelemişti.

Derek Sayer’i ise, ‘Soyutlamanın Şiddeti’yle biliyoruz.

Yazar söz konusu kitabında, Marx’ın toplumsal kuramının eleştirel bir okuması ekseninde tarihsel maddeciliğin analitik temellerini incelemişti.

İki yazar şimdi de, bir zamanlar çağdaş sosyolojide önemli yer tutan “toplum” kavramını ve kavramın geçen zaman içindeki dönüşümünü inceliyor.

Yazarların burada en dikkat çeken tezi, “toplum” kavramının konumu ve içeriği konusunda çağdaş sosyolojide bir fikir birliği mevcut değildir, şeklinde özetlenebilir.

Günümüzde toplum kavramının başat konumunu kaybettiğini belirten yazarlar,  bunun temel nedenlerini irdeledikleri gibi, kavramın tekrar toplum bilimleri alanına dâhil edilmesinin neden önemli olduğunu da tartışıyor.

  • Künye: David Frisby ve Derek Sayer – Toplum, çeviren: Batuhan Bekmen, Habitus Kitap, sosyoloji, 160 sayfa

Marilen Stengel – Yeni Başlayanlar İçin Dünya Edebiyat Tarihi, Cilt 1 (2017)

Dünya edebiyatını M. Ö. 800 yılından 19. yüzyıla değin izleyen keyifli bir çizgili edebiyat tarihi.

Bir dönem edebiyat öğretmenliği de yapmış Marilen Stengel, insanın neden yaşadıklarını anlatma ihtiyacı duyduğunu sorgulayarak kitabına başlıyor ve devamında da,

  • Şarkıların ve ilk yazılı metinlerin ortaya çıkışı,
  • İlk edebi türlerden olan destanların gelişimi,
  • Kâğıdın ve matbaanın icadının edebiyata etkileri,
  • Roman, hikâye ve şiir türlerinin gelişimi ve bu türlerin öncüleri,
  • Edebiyatta belli başlı akımlar,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu ele alıyor.

Yazarların biyografileri ve kimi ilginç, kimi tuhaf hikâyeleriyle de ilgi çeken kitap, Diego Rey’in özgün çizimleriyle zenginleşmiş.

Her edebiyat tutkununun severek okuyacağı bir çizgili kitap.

  • Künye: Marilen Stengel – Yeni Başlayanlar İçin Dünya Edebiyat Tarihi, Cilt 1, çizimler: Diego Rey, çeviren: Burcu Genç, Habitus Kitap, edebiyat inceleme, 176 sayfa

Julia Romp ve Megan Lloyd Davies – Dört Ayaklı Mucize (2014)

‘Dört Ayaklı Mucize’, otizmli bir çocuk ile bir sokak kedisi arasındaki mucizevi dostluğu hikâye ediyor.

Dokuz yaşındaki Georg otizmlidir ve şimdiye kadar hiçbir tedaviye yanıt verememiştir.

Günün birinde Georg’un annesi, açlıktan bitap düşmüş bir sokak kedisini eve getirir.

Kısa bir süre sonra Ben adını koydukları yeni misafir ile Georg arasında sarsılmaz bir bağ kurulur.

Kedi, Georg’un kendiliğinden iletişim kurduğu tek varlık olacak ve ailenin hayatını tümüyle değiştirecektir.

  • Künye: Julia Romp ve Megan Lloyd Davies – Dört Ayaklı Mucize, çeviren: Ayşegül Şah Bozdoğan, Habitus Kitap, roman, 345 sayfa

 

Kerem Karaboğa – Oyunculuk Sanatında Yöntem ve Paradoks (2011)

  • OYUNCULUK SANATINDA YÖNTEM VE PARADOKS, Kerem Karaboğa, Habitus Kitap, tiyatro, 270 sayfa

Kerem Karaboğa, ‘Oyunculuk Sanatında Yöntem ve Paradoks’ta, oyunculuk sanatını etkileyen paradoksal unsurları ve geçtiğimiz yüzyılda tiyatrocuları ve eğitmenleri etkilemiş yöntemler ortaya koyan isimleri inceliyor. Çalışmasına, oyunculuğu kendi başına bir sanatsal disiplin olarak nitelendiren ilk düşünür olan Diderot’nun görüşlerini ele alarak başlayan Karaboğa, buradan, Konstantin Stanislavski, Vsevolod Meyerhold, Bertolt Brecht ve Jerzy Grotowski’den oluşan dört önemli tiyatro adamının oyunculuğa yaklaşımlarına uzanıyor. Kitap bu yolla, oyunculuk yöntemini belirleyen unsurların neler olması gerektiğini ortaya koymayı amaçlıyor.